Açlık sınırı: 35.750 TL
Asgari ücret: 28.075 TL
En düşük emekli maaşı: 23.552 TL
Uçuyoruz, kaçıyoruz, şahlanıyoruz…
Kim tutar bizi…
Bu arada;
Milletvekili maaşı: 310.332 TL
Emekli milletvekili maaşı: 201.677 TL
E-BÜLTEN HAZİRAN AYI SAYISI YAYINLANDI
TMMOB Metalurji ve Malzeme Mühendisleri Odası olarak her ay çıkarttığımız ve odamızın faaliyetleri hakkında detaylı bilgilerin yer aldığı Haziran ayı E-bültenimiz yayınlandı!
Bundan 33 yıl önce Sivas'ta katledilen aydın, sanatçı ve yurttaşlarımızı saygı ve özlemle anıyoruz.
Gerici karanlığa karşı laikliği, eşitliği, özgürlüğü ve kardeşliği savunmaya devam edeceğiz.
#2Temmuz1993#unutMADIMAKlımda
“Bu iki kitap; bir babanın özlemi, bir annenin fedakarlığı ve bir ailenin birbirine tutunma çabasıdır.”
Pınar ve Ramazan Gülten, Maya ve tüm çocuklar için umudun hikâyesini özlemle kaleme alıyor.
https://t.co/bbntEMNqrb
“Bugün bu mahrumiyetin içinde elimden gelen tek şey, kızıma 2 masal kitabı hediye etmek oldu. Biz, birlikte yaşayamadığımız anıları unutulmasın diye masallara dönüştürmek zorunda kaldık.”
https://t.co/HNTVuIO3sl
Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 49. Dönem Olağan Genel Kurulu 5-6 Haziran 2026 tarihlerinde Kocatepe Kültür Merkezi'nde gerçekleştirildi. 7 Mayıs Pazar günü ise TMMOB Yönetim Kurulu, Onur Kurulu ve Denetleme Kurulu üyelikleri için seçimler yapıldı.
https://t.co/uUmyC1KFyG
KK yıllarca birlikte çalıştığı insanlara…
• Zamanında içimize sızmış FETÖ terör örgütü ajanlarını farkedemediğim için sizden özür diliyorum
• Hakkınızı helal edin ve beni affedin.
Biz bu tavrı nerden anımsıyoruz!
Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 47. Dönem Çalışma Raporu 30 Mayıs 2026 tarihinde yayımlandı. Çalışma Raporu, TMMOB'nin Haziran 2024 - Mayıs 2026 tarihleri arasında gerçekleştirdiği çalışmaları kapsamaktadır.
https://t.co/9OlbGxFmMw
TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz, Gezi Direnişinin 13. yıldönümü dolayısıyla 30 Mayıs 2026 tarihinde bir basın açıklaması yaptı.
https://t.co/0d5kmweWUN
Yandaş kanallar KK’nu desteklemek için yarışa girmişler… “Bay Kemal”den, “Kemal Bey”e…
İnsan bir düşünür; “yandaşlar beni destekliyorsa bende bir sorun olmalı…”
Bugün halkın seçme ve seçilme hakkına karşı ağır bir saldırı daha yaşandı.
Bu ülkenin ana muhalefet partisine, Cumhuriyet’in kurucu partisine zor kullanarak girenler, partinin delegelerinin iradesini çiğnemeye çalışmaktadır.
Yaşananlar herhangi bir parti içi mesele değil; halk iradesine ve demokratik siyasetin kendisine yönelik açık bir müdahaledir.
Yerel seçimlerde ortaya çıkan halk iradesini hazmedemeyenler; önce seçilmiş belediye başkanlarını, siyasetçileri ve muhalif toplumsal kesimleri siyasallaştırılmış yargı operasyonlarıyla hedef almış, kendileri dışındaki siyasi partileri fiilen etkisiz hale getirmeye yönelmiştir.
Cumhuriyet Halk Partisi’ne dönük “mutlak butlan” davası ve bugün parti binasına emniyet güçleri eliyle zorla girilmesi, Türkiye’de demokratik siyaset alanını bütünüyle tasfiye etmeye dönük daha büyük bir kuşatmanın parçasıdır.
Türkiye demokrasisine yönelik bu ağır müdahalenin planlayıcılarını, uygulayıcılarını ve işbirlikçilerini bu halk unutmayacaktır. Parti binalarını ele geçirerek halkın iktidara karşı büyüyen itirazını bastırmaya çalışanlar bilmelidir ki; rüzgâr ekenler fırtına biçecektir.
Bu halkı yoksullaştıranlar, işçiden ve emekçiden alıp sermayeyi büyütenler, halktan değil emperyalist merkezlerden aldığı destekle ayakta kalmaya çalışanlar şunu bilmelidir: Örgütlü bir halktan daha büyük bir güç yoktur.
Bizler emek ve meslek örgütleri olarak; bedeli ne olursa olsun demokrasi, halk iradesi ve adaletin yanında olmaya devam edeceğiz.
Başta emek örgütleri olmak üzere tüm demokrasi güçlerini ve bu ülkenin geleceğine sahip çıkmak isteyen herkesi; halklar ve emekçiler üzerinde her geçen gün daha da ağırlaşan bu kuşatmaya karşı ortak mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz.
Demokrasi, Adalet ve Barış ancak yan yana durarak, birlikte mücadele ederek kazanılacaktır.
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi’ne ve yurttaşlara yönelik polis müdahalesi asla kabul edilemez.
Demokratik siyaset alanının; siyasallaşmış yargı kararları, baskı politikaları ve kolluk müdahaleleri aracılığıyla dizayn edilmeye çalışılması, hukuk devletini ve toplumsal barışı ağır biçimde zedelemektedir.
Türkiye’nin ihtiyacı baskı, kutuplaştırma ve hukuksuzluk değil; eşitliğin, özgürlüğün, adaletin ve halk iradesinin esas alındığı demokratik bir toplumsal düzendir.
TMMOB olarak demokrasiyi, halk iradesini ve toplumsal adaleti savunmaya; hukuksuzluğa ve antidemokratik uygulamalara karşı mücadele etmeye devam edeceğiz. @herkesicinCHP
TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Emin KORAMAZ beraberindeki TMMOB heyeti, Cumhuriyet Halk Partisi Kurultayı’na ilişkin “mutlak butlan” kararı üzerine Cumhuriyet Halk Partisi’ne 22 Mayıs 2026 tarihinde dayanışma ziyaretinde bulunarak CHP Genel Başkanı Özgür ÖZEL ile görüştü ve gündeme dair görüşlerini paylaştı.
https://t.co/vOnfoyZoht
Bugün sorun sadece CHP’nin sorunu olarak mı değerlendirilmeli?
Merak ediyorum ve öğrenmek istiyorum…
Bu ülkede hangi kurumun kararı gerçekten son karardır, geçerlidir?
Kurultaylarda, seçimlerde son karar YSK’ya ait değil midir?
YSK’nın sorun yok dediği kurultayda, YSK’nın kararının anlamı yok mu ?
O zaman, seçim güvenliği ne olur?
Misal, geriye dönüp 2015 yılında herhangi bir partinin kurultayında şu olmuştur, geçersizdir denilebilir mi 2035 yılında?
Bunun sınırı, duru, durağı nedir?
Hangi geçmiş seçim, kurultay gerçekten kesinleşmiştir?
Öte yandan; Anayasa Mahkemesi’nin ve AİHM’in uygulanmadığı hep söylenen Demirtaş ve Can Atalay kararları yok mu?
Anayasa Mahkemesi en üst, kararı tartışılmayan ve bağlayıcı mahkeme değil midir?
AİHM’e bağlı değil miyiz?
Konu CHP’den öte, sistem meselesi değil midir?
Bugün CHP olur, yarın başka parti, başka isimler…
Bizim güvencemiz ne?
Bu sorunu sadece bir partinin sorunu olarak görmek ne kadar doğru?
Hepimiz aynı yolda gidiyoruz…
Sadece arabalarımız farklı…
Birimizin arabası kırmızı, diğerinin beyaz…
Birimizin sedan, birimizin minibüs…
Ama yol çökerse hiçbirimizin arabasının anlamı kalmaz diye düşünemez miyiz?
Peki, yol nereye gidiyor?
Yol…
Evimize…
İşimize…
Okula…
Dövize, enflasyona…
Alım gücümüze, maaşımıza…
Emekliye, öğrenciye, yatırımcıya, esnafa…
Adalete gidiyor diyebilir miyiz?
Hukuk, adelet yol gibidir…
Herkesi eşit şekilde taşır, taşımalıdır.
Yol zarar görürse bir süre herkes kendi arabasında güvende, huzurlu olduğunu zannedebilir…
Fakat sonunda herkes etkilenmez mi?
Yol hepimizin yolu değil mi?
DEMOKRATİK ANAYASAL DÜZENE VE HALK İRADESİNE YARGI ELİYLE MÜDAHALE KABUL EDİLEMEZ
Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurultay iradesine yönelik verilen “mutlak butlan” kararı, yalnızca bir siyasi partinin iç işleyişine ilişkin teknik bir hukuk meselesi değildir. Söz konusu karar; hukuk devleti ilkesi, demokratik siyasal yaşam, hukuki güvenlik ve halk iradesi bakımından son derece ağır sonuçlar doğurma potansiyeline sahiptir.
Anayasa’nın 68. maddesi uyarınca siyasi partiler demokratik hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır. Seçim kurullarının denetiminden geçerek oluşmuş kurultay iradesinin, yıllar sonra “mutlak butlan” kavramı genişletilerek tartışmaya açılması; seçme ve seçilme hakkını, demokratik meşruiyeti ve hukuk güvenliği ilkesini zedelemektedir.
Demokratik süreçlerin ve seçimlerin yıllar sonra yargısal müdahalelerle tartışmalı hale getirilmesi; yalnızca bir siyasi partiyi değil, çok partili demokratik yaşamın bütününü ve anayasal düzeni etkileyebilecek ciddi bir tehlike oluşturmaktadır.
Seçimlerin yönetimi ve denetimi Anayasa gereği münhasıran Yüksek Seçim Kurulu’nun yetkisindedir. Seçim kurullarının denetiminden geçerek kesinleşmiş siyasal iradenin, sonradan adli yargı eliyle hükümsüz hale getirilmeye çalışılması; anayasal kurumlar arasındaki görev dağılımını, hukuk güvenliği ilkesini ve demokratik meşruiyeti zedeleme riski taşımaktadır.
Yargının görevi siyasal alanı dizayn etmek değil; hukukun üstünlüğünü, temel hak ve özgürlükleri ve demokratik anayasal düzeni korumaktır. Mahkemelerin siyasal rekabeti doğrudan etkileyebilecek kararlarında çok daha yüksek bir anayasal hassasiyetle hareket etmesi zorunludur.
Bizler, aşağıda imzası bulunan barolar olarak; hukukun üstünlüğünü, demokratik siyasal yaşamı, seçme ve seçilme hakkını ve halk iradesinin meşruiyetini savunmaya devam edeceğimizi, yargının siyasal alanı şekillendirme aracına dönüştürülmesine karşı hukuk çerçevesinde mücadelemizi sürdüreceğimizi kamuoyuna saygıyla bildiririz.