Zamanın bir anını bile doğaya uygun geçir ve memnuniyetle ayrıl yaşamdan; tıpkı onu yaratan toprağa ve yetiştiren ağaca şükranlarını sunmak için olgunlaşınca yere düşen bir zeytin tanesi gibi.
Seni en sonunda sadakati ihmale, saygıyı bırakmaya, bir şeylerden nefret etmeye, kuşku duymaya, lanet okumaya bir şeyleri yapıyormuş gibi görünmeye, duvarların ve perdelerin arkasında kalması gereken şeyleri arzulamaya zorlayacak uğraşları asla kendine faydalı sayarak yüceltme.
Biri arkadaşını gömdü, sonra gömeni de bir diğeri, onu gömen üçüncüyü de birileri gömdü, hem de kısacık bir sürede oldu hepsi. Sözün özü, insani olan her şeyin önemsiz ve kısa ömürlü olduğunu idrak et, dün ufacık bir mukus olanlar, yarın bir mumya veya küle dönüşecekler.
Sana imkansız gözüken şeyleri de yap. Çünkü sol el, yeterince alıştırma yapmadığı için çoğu işte yararsız görünür; oysa birazcık alıştırmayla dizginleri sağ elden daha sağlam kavrar.
Bırak dışarıdan meydana gelecek herhangi bir hadiseden etkilenen etkilensin. Hatta dileyen yakınsın. Ben başıma gelenin kötü bir şey olmadığını düşünürsem ondan bana zarar gelmez. Böyle düşünmek de benim elimdedir.
İraden haricinde gerçekleşen bir şeye iyi veya kötü dersen, kötü şeyler olduğunda veya iyi şeyler olmadığında tanrıları suçlaman, bunların sebebi olan veya sebebi saydığın kişilerden nefret etmen kaçınılmazdır; yaptığımız pek çok hata da böyle şeylere değer vermemiz yüzündendir.
İşlerini ağırdan alma; sözlerinde bulanık, düşüncelerinde kararsız olma. Ruhun her seferinde ne kendi içine kapansın, ne de dışarıya taşsın; sen de yaşamında yalnızca işle meşgul olma.
Ne talihsizim ki bu benim başıma geldi.” Hayır talihsiz değilsin, “Bu benim başıma geldiği için talihliyim, zira bana hiçbir zarar vermedi ve şu andaki, ya da gelecekteki yaşamım için de korkmuyorum.” demeli.
Ünden hoşlanan kişi, kendi mutluluğunu başkalarının coşkusunda arar; zevkten hoşlanan kişi kendi eğilimlerinde; bilge insansa, kendi davranışlarında bulur mutluluğunu.