an observer tracking developments in 🇹🇷 | strong osmanlı heritage | firm believer in Pax Turco 🍎: the successor of Pax Ottomanica | a staunch anti-racist!
Bolu’da yaşanan ve hepimizin yüreğini yakan yangın felaketini bizzat yerinde müşahede etmiş birisi olarak söylüyorum:
1-Bolu Belediyesine ait itfaiye ekipleri olay yerine yangın ihbarından 1 saati aşkın süre sonrasında ulaşmıştır.
2-Otelde mahsur kalan insanların çoğu aradan geçen 1 saatlik sürenin ardından kendi çabalarıyla kurtulmaya çalışmıştır. Bu sürede bazı insanlar yangının ilk anlarında otelin normal merdivenlerinden dışarı çıkarken, kimisi de pencerelerden sarkıttıkları ip ya da birbirine bağladıkları çarşaflarla kurtulmuştur. Ne yazık ki bazıları camlardan atlamıştır.
3-Otelin hiçbir yerine yangın merdiveni yoktu, başlayan yangını söndürecek sistemin de bulunmadığı her yerden görülüyordu.
4-Olay yerine ilk gelen ekip sırasıyla Jandarma (ilk 10 dk içerisinde), Afad (35 dk içerisinde), Ambulanslar (45-50 dk içerisinde) olmuştur.
5-İçişleri Bakanı Sayın Ali Yerlikaya, yangının başladığı an sayılabilecek 3.43’te gelişmelerden benim telefonumla haberdar olmuş ve Bolu Valisine bölgeye intikal talimatı vermiştir.
6-İtfaiye ekiplerinden çok önce bölgeye ulaşan Jandarma Arama Kurtarma ekipleri kahramanca mücadele vermiş ve çok sayıdaki insanı teleskopik merdivenlerle tahliye etmiştir.
7-Yangının çıkış noktası, otelin dağ yamacına bakan tarafta sol alt bölümde başlamıştır. Bu alan en yoğun olarak alev ve dumanların yükseldiği bölgeydi.
8-Saat 4.40’da otele gelen Bolu Belediyesi itfaiye ekipleri, ancak bu vaktin ardından bölgede çalışmalara başlamıştır. Bu sürede Bolu Belediye Başkanı da ne yazık ki alanda değildi. (İtfaiyenin otele 48dkda gittiği bilgisi bizzat gözlemlerim itibarıyla doğru değildir! Çünkü ihbar, yangın 3.30 civarı görülür görülmez yapılmıştır.)
Bunları nereden biliyorum?
Yakınlarım o oteldeydi ve bizzat kendim de haberini alınca bölgeye çok yakın bir mahaldeyken gittim, herşeyi yaşadım, gözlerimle gördüm, kurtarma faaliyetlerine katıldım.
Başta İçişleri Bakanımız Sayın Ali Yerlikaya ve Bolu Valimiz Sayın Abdülaziz Aydın ile telefonla sürekli haberleştim. Kendilerine ilk bilgiyi veren de benim.
Yakınlarımı ve tatil için otelde bulunduğunu anladığımız çok sayıdaki küçük çocuklar ile mahsur kalanları danışmanlarımla beraber çevreden bulduğumuz teleskopik merdivenlerle bizzat tahliye edilmesini ve kurtarılmalarını da yine biz sağladık. Bunları yaparken biz de dumandan etkilendik ve hatta vücudumuzun çeşitli yerlerinden yaralandık.
Keşke hepsine yetişebilseydik, keşke hepsini kurtarabilseydik…
Acımız çok büyük ama bunu da elbette milletçe atlatacağız.
Bu yangından belki daha çok insan kurtarılabilirdi. Ama Bolu Belediyesi itfaiyesi ne yazık ki çok geç kaldı. Üstelik Bolu merkeze yangın alanı yaklaşık 30-35 km olmasına rağmen…
O yüzden Bolu Belediye Başkanı martavalı bıraksın, hiç değilse hayatını kaybeden insanların aziz hatıralarına hürmeten önce kendi sorumluluk sahasındaki isimleri, ihmalleri sebebiyle yine kendisi soruştursun, hukuk önünde de sorumlu olduğunu unutmadan vereceği hesaba bakarak, yetki kimdeydi tartışması yapmasın. Hiç günahı ve kusuru yokmuş gibi ekranlarda endam göstermesin. Bu iş görevini bırakıp sosyal medyada lüzumsuz işlere burnunu sokmaya benzemez.
Hele hele mahkeme kurmuş edasıyla Halk Tv gibi bir yayın organı üzerinden ahlaksızca yayın yaparak algı oluşturmaya kalkan İsmail Saymaz başta olmak üzere, mesleğinden ziyade militanlık yapan sözde gazeteciler de şayet kendilerinde kaldıysa biraz olsun vicdanlarıyla hareket etsinler! Adamlığınızı geçiyorum, siz nasıl insanlarsınız?
Yazıktır, günahtır, ayıptır…
Not: Fotoğraf bizzat Jandarma ile beraber bizim gerçekleştirdiğimiz kurtarma anlarına aittir.
⭕️ Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın bu belgeden haberi var mı?
⭕️ "Kartalkaya yetki alanım değil" diyen Bolu Belediyesi yanan otelin restoranına "yangın yeterlilik belgesi" vermiş...
⭕️ Üstelik yangından 19 gün önce
⭕️ Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan, yangından sadece birkaç saat sonra kameraların karşısına geçip “belediyenin sorumluluğu yok, tüm yetki bakanlıkta” diyerek sorumluluğu üstünden atmaya çalıştı...
⭕️ Ardından 2007 tarihli Bolu Belediyesi’nin yanan otele verdiği yangın yeterlilik belgesinin ortaya çıkması sonrasında da Bakan Mehmet Nuri Ersoy'a hakaret içeren ifadelerle yangın bölgesinin belediye kontrolünde olmadığını iddia ederek, Bolu Belediyesi İtfaiyesi’nin Kartalkaya Bölgesi’nde yetkili olmadığını söyledi.
⭕️ Tanju Özcan’ın başkanlığını yaptığı Bolu Belediyesi’nin yangından birkaç gün önce Kartalkaya Bölgesi’ndeki bir tesis için yangın yeterlilik belgesi verdiği ortaya çıktı.
⭕️ Üstelik belgenin altındaki imza da İtfaiye müdürlüğünün de bağlı olduğu, Tanju Özcan’ın dayı oğlu Sedat Gülener’e ait.
⭕️ Bolu Belediyesi Başkanlığı İtfaiye müdürlüğü tarafından oluşturulan belge, bir firmanın 24 Aralık 2024 tarihli başvurusuna cevaben hazırlanmış. Belgede, Kartalkaya Bölgesi’nde açılmak istenen bir restoran için itfaiyenin onay verdiği görülüyor.
⭕️ Başvurusu Bolu Belediyesi İtfaiyesi tarafından onaylanan firmanın adresi kayıtlarda “Grand Kartal Otel No.2/1 Gökpınar Yaylası yolu Kartalkaya Bolu” olarak görülüyor.
⭕️ Yani belediye itfaiyesi tarafından onay verilen tesis, yangın olayının yaşandığı Grand Kartal Otel içerisinde…
⭕️ Bilindiği gibi, görgü tanıklarını ifadesine göre yangın otel içindeki bir restoranda başlamıştı.
Hatası, ihmali olan kimse başka turizm işletmecileri, belediye veya bakanlık yetkilileri cezasını çeksin. Bizim derdimiz somut gerçekleri ortaya çıkarmak.
İşte belgesi👇🏻
#bolukartalkaya
#Bolu
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdülkadir Uraloğlu hiç eğip bükmeden söyledi:
— Suriye ile deniz yetki alanı anlaşması yapacağız.
Bu cümle tüm Yunanistan’ı çalkalamaya yetti. Libya ile yaptığımız anlaşma dengelerini şaşırtmıştı.
Suriye’yi duyan 🇬🇷’da panik tavan yapmış durumda.👇🏽
Oh, dear Türkiye, you have always been a source of inspiration, a light of humanity, & a symbol of loyalty. You have always stood by your brothers & sisters. Oh, dear Türkiye
We ask for nothing from you, oh, dear Türkiye, but to see you thrive in prosperity, peace, and strength
My Alawite mother-in-law in Latakia, #Syria explained to me that HTS soldiers calmed down the large demonstration in Latakia, protesting the burning 🔥 of Khasibi’s mausoleum, by chanting with the demonstrators.
She was full of praise for the HTS men, who have been doing the right thing, in her opinion. She is critical of the Alawite demonstrators.
Other Alawite friends lament that there is no Alawite leadership and believe that Alawites must find a voice and stand up for their needs. Assad destroyed any Alawite leaders as surely as he destroyed Sunni leaders or those from other Syrian communities.
Suriye’li bir çocuk ülkesine dönüyor…Öğretmenimize helal olsun… ve arkadaşları çocuklarımıza da..
Artık bu çocuk daima TR’yi ve ardaşlarını hayırla hatırlayacak.. Bu paha biçilmez…
“In the past, citizens were treated like trash.”
Syrian woman expresses surprise at the smooth process and respectful treatment she experienced at the Foreign Ministry under Syria’s new government, highlighting the stark contrast with the past.
Turkey has become the center of peace once again!
Somalia and Ethiopia signed a joint declaration in Ankara.
Less than a week after the overthrow of the Assad regime in Syria, two African countries, which were on the brink of war with each other and about 6,500 kilometers away from Turkey, shook hands and made peace in the capital Ankara with the initiatives of President Erdoğan.
Karadağ asıllı, Japonya doğumlu, Türk Pasaportlu Ümit Özdağ isimli şahıs :
"Hiç kimse dönmüyor arkadaşlar. Halka yalan söylüyorlar." Yalanını atarak halkı kin ve nefrete sürüklüyor.
Ümit Özdağ isimli provokatör derhal tutuklanmalıdır !
Haydi şimdi birisi çıksın ve bana CHP mezhepçilik yapmıyor desin. Soldaki, CHP Hatay milletvekili Mehmet Güzelmansur'un dün yayınladığı video. Suriye'deki Alevi nüfusun bir güvenlik koridoru açılarak Türkiye'ye getirilmesini istiyor. Kesinlikle katıldığım ve son derece de insani bir istek.
İnsani olmayan ise sağdaki 2023 tarihli videoda söyledikleri. Söz konusu Sünni Suriyeliler olduğunda tek çözümün Esad rejimine davul zurnayla teslim edilmeleri olduğunu söylüyor CHP milletvekili. Sünni Suriyelilerin Esad'ın insafına bırakılmasında bir sıkıntı görmüyor, ekonomik yükten, demografik yapının bozulduğundan bahsediyor. Söz konusu Alevi Suriyeliler olduğunda ise bu kaygıları bir anda ortadan kalkıyor. Akrabalık ilişkilerinden, insanlıktan, hoşgörüden bahsetmeye başlıyor. İşte bu mezhepçiliktir ve CHP bu ülkedeki mezhepçiliğin merkezidir.
Buyrun CHP'nin aynı durumdaki farklı mezheplere olan tutumu.
@mguzelmansurchp
📹Suriye'de Deyr Ez Zor halkı bölgeden PKK/YPG'nin ayrılmasını isterken Şam yönetiminin bölgeye müdahale etmesi talebinde bulundu.
📹 While the people of Deir Ez-Zor in Syria want PKK/YPG to leave the region, they demanded that Damascus administration intervene in the region.
🔞📸 Allah seninde, seni destekleyeninde, senden medet umanında, sana bir güzel söyleyeninde, sana bir bardak su vereninde bin türlü belasını versin Beşar Esad.
Cehennem ateşinde yanın inşallah.
📸 Sednaya Cezaevinde bulunan cesetler
"Şam’ın altında işkenceler yapılırken üstünde bazıları eğleniyormuş…" Buna Suriye'de savaş yok, Suriye'de sosyal hayat var, SURİYE'DE SAKLANAN GERÇEKLER diye servis eden her şey güllük gülistanlık diyenlerde dahil ! Asıl saklanan gerçek Esad zindanlarında... Utanın ‼️
Bu vesile ile Suriye istihbaratı tarafından organize edilen ve 53 vatandaşımızın hayatını kaybettiği Reyhanlı saldırısını hatırlatmakta fayda var.
Bu terör eyleminin sanıkları Suriye rejiminin Türkiye’den intikam almak için bu saldırıyı planladığını itiraf etmişti.