Bizim için değerli olup başkalarının onayına sunduğumuz şeyler…
sonunda normalimiz oluyor.
Bakıyoruz ki onların direnci kırılmış…
olan biten onlar için artık sıradan.
Mücadelemiz onların alışkanlığına dönüşüyor,
ve bizim heveslerimiz, duygularımız yavaş yavaş ölüyor.
Aynı ilişki biçimiyle daha çok sevilmek istiyoruz. Aynı kendini değersizleştiren iç sesle daha özgüvenli görünmek istiyoruz.Aynı kontrol ihtiyacıyla daha özgür yaşamak istiyoruz. Aynı korkuyla daha cesur kararlar almak istiyoruz. Aynı ona ihtiyacıyla daha bağımsız olmak istiyoruz
Çünkü bazı bazen yeni bir hayat istemiyoruz, eski tarif daha güzel sonuç versin istiyoruz. Aynı şeyi farklı şekillerde yapmaya mı devam mı ediyoruz ve farklı sonuçlar bekliyoruz.
Bedenin hala aynı cevabı veriyor, zihnin hala aynı yorumu üretiyor, duygun hala aynı hikayeye bağlanıyor, davranışların hala aynı sonucu davet ediyor ve sen bunu hala kader sanıyorsun.
Bir ilişkiden çıkıyoruz ama o ilişkideki eski benliğimizden çıkamıyoruz,bir şehirden çıkıyoruz ama o şehirdeki eski konumlaşımızdan çıkamıyoruz. Bir aile evinden çıkıyoruz ama içindeki eski rolümüzden çıkamıyoruz.Bir işi bırakıyoruz iş hayatındaki eski değer, korku vb. yanımızda
Yeni ana eski kayıtla girdiğimizde, yeni anın özgünlüğünü kaçıyoruz. Ve aslında hayat bize yeni bir ihtimal getirirken biz onu eski hayatımızın tekrarlayan sahnelerine çeviriyoruz.