Çınarım gitti, gölgesiz kaldım. Arkamdaki dağ yıkıldı, büyümek zorunda kaldım. Oysa babam halleder ne kıymetli bir hismiş. Seni çok seviyorum babam. Gittiğin yerde yanağına kondurduğum öpücükler her an seninle olsun. Yattığın yer incitmesin..
Benim babam sizleri bir yerlere götürecek olduğunda benzini önceden alırdı sizle benzinliğe girip beklentide hissetmeyin diye. Biz ise babamdan sonra yana yakıla kardeşimi arabayla hastaneye yetiştirecek allah kulu aradık. İşte mesele bu. Şimdi bana gelip çatık kaşımı sormayın.
Kaldırım rampa önlerine ya da geçişi engelleyecek yerlere park etmeyin arabanızı çok sevgili çok sövdüğüm yurdum insanı. Üşenmeyip şikayet ediyorum. Sonra ceza yiyorsunuz. Yazık paranıza 😎
Kimse her şeyin düzeleceğine inanmakla daha ne kadar dayanabileceğini sorgulamak arasında bir yerde yaşamanın ne kadar yorucu olduğundan bahsetmiyor.
Aynı gün içinde hem umutlu hem de yenik hissetmek, çok tuhaf bir araf.