Bu kesite bakınca önce kahkahayla gülüyorum, gerçekten çok komik ve durmaksızın izleyebiliyrosun, sonra ise aklıma şu soru düşüyor:
insanı asıl güldüren şey komiklik mi,
yoksa adaletsizliğin sahneye konması mı?
Kızma Kazan tarzı bu şakalar,
insanın psikolojik sınırlarını zorluyor ve “hakkaniyet” duygusunu bir laboratuvara çeviriyor;
para atılıyor ama asıl ölçülen refleks değil, sabır.
Gülmemizin nedeni dayının yenilmesi değil,
sistemin kasten eğri kurulduğunu fark ettiğimiz an.
Bu tür şakalar, komediyi bir ayna gibi kullanıyor:
��fke mi erdem,
yoksa öfkeyi yutmak mı?
Belki de en komik olan, stüdyoda para kazanmak için kızmamaya çalışırken gerçek hayatta aynı oyunun içinde olduğumuzu unutmamız.
İzledikten sonra gülmek bitmiyor, çünkü insan kendine şunu soruyor: Ben o masada olsaydım, parayı mı tutardım yoksa sunucunun hakkını- ağzının payını- vereceğim adaleti mi?
Koca koca markalar reklamlarında mağazalarında yapay zeka müziği kullanıyor sanki çok önemli bir çağı yakalamaymış gibi. Bu kadar vizyonsuzluk, emek hırsızlığı görmedim. Müzik dijitale geçtikten sonra ancak bu kadar ucuzlatılabilirdi. Yazık hepinize!