Sizler, bizim gibi düşünenlerin sadece bir kişiye, insan bedenine taptığımızı sandığınız için 10 Kasım’da, demokrasinin, özgürlüğün, insanca yaşama hakkının, seçme ve seçilme iradesinin bittiğini sandınz. Fikirler ve ruhlar hiçbir zaman ölmez. Bedeni toprakta, ruhu içimizde! 1283
CIA'in Türk kökenli mensubu Ruzi Nazar bir toplantıda konuşuyordu:
"Kürdistan'ı kurmak istiyorsak, Kürtleri kışkırtmak en kolay iş! Zor olan, Türkleri uyutacak birilerini bulmaktır! Bize iki adam lazım; biri dindar Müslümanları uyutacak, diğeri milliyetçilere ninni söyleyecek."
Bir gazeteci; "Peki, Atatürkçü solcuları ne yapacaksınız?" diye sorar.
Ruzi Nazar, kendinden emin cevap verir:
"Türk solu vatansever mi, devrimci mi olacağına karar verene kadar biz Kürdistan'ı çoktan kurarız!"
Kimse kimseyi aldatmasın. Batı desteği ve koruması altındaki “kürt devleti”, açıkça bir “Sevr” modelidir.
Uğur MUMCU
“Kürt seçmen”, “Türk seçmen”, “Alevi seçmen”, “Sünni seçmen” gibi ifadeleri sabit siyasal kategorilermiş gibi kullanan özcü söylemler, modern yurttaşlık düşüncesinin ve (beğenmedikleri) ulus-devlet kabullerinin dahi gerisinde bir yerde duruyor.
Kabileler hâlinde mi yaşıyoruz?
İnsanların bireysel dertleri, sınıfsal çıkarları, ekonomik kaygıları, özgürlük talepleri, birbirinden farklı hayat tasavvurları yok mu?
Çerçeve yasa hakkında muhalif çevrelerde çok farklı analizler yapıldı. Bunlar arasında sık tekrarlanan ve oldukça temelsiz bulduğum birkaç tezden bahsetmek istiyorum. Bu argümanlar yasayı desteklemek, Özel'in pozisyonunu savunmak ve siyasi partilerin tercihlerine idealist gerekçeler bulmak için kullanılıyor. Ama sonuçta, öyle ya da böyle, iktidarın planını kabul ettirme işlevi görüyorlar.
1. "Çerçeve yasa çok sorunlu ama hayır dersek iktidar propagandası yüzünden Kürtler bize oy vermez."
HAYIR. Doğru aday ve kampanyayla, özellikle büyükşehirlerde Kürt seçmenin desteğini muhalefet alabilir. Ayrıca süreci yürüten Kürt aktörlerin, siz evet deseniz bile, seçim zamanı sizi desteklemesinin hiçbir garantisi yok. Kazanımlarını korumak için iktidara giderek daha bağımlı hale geliyorlar.
Daha önemlisi, muhalefet iktidar propagandasından korkarak oy kullanırsa yarın başka konularda da aynı baskıyla iktidarın çizdiği sınırlar içinde hareket etmek zorunda kalır. Yeni Parti başarılı olacaksa, iktidar propagandası aşılmasını öğrenmeli.
2. "Yasa sorunlu ama destek verip süreci barış ve demokratikleşme yönünde itelim."
HAYIR. Türkiye'deki otoriterleşmeyi yaratan aktörlerle bu yasayı gündeme getirenler aynı. Otoriterleşme, iktidar elitlerinden bağımsız olarak ,gelişen bir doğa olayı değil. Dolayısıyla iktidar değişmeden, iktidarın hazırladığı bu yasanın kendi başına demokratikleşme getirmesini beklemek gerçekçi değil.
Aynı argüman komisyona katılım için de söylenmişti. CHP komisyona girdi ama geçen bir yılda demokratikleşme olmadı; aksine çok daha ağır baskılarla karşılaştı.
3. "İki yıldır devam eden süreç bir devlet projesidir. Özel ve İmamoğlu da destek vermek zorunda; yoksa iktidara gelemezler."
HAYIR. Artık iktidardaki elitlerden özerk hareket eden bir devlet aygıtı yok. Olsaydı yargı ve bürokrasi muhalefeti bu ölçüde sistematik baskı altında tutamazdı.
Süreci yürüten aktörler zaten iktidar değişmesin diye bu hamleleri yapıyor ve muhalefetin iktidara gelmesini engellemeye çalışıyor. Dolayısıyla onlarla kurulacak bir uzlaşının muhalefetin önünü açacağını düşünmek gerçekçi değil.
4. "Yasaya hayır demek sağcılıktır, Kürt düşmanlığıdır."
HAYIR. Yasayı zaten sağcı bir iktidar hazırladı. Hukuken ve siyaseten ne kadar sorunlu olduğunu söyleyen çok sayıda solcu hukukçu, akademisyen ve gazeteci var. Kürt seçmende de sürece ilişkin iddia edildiği ölçüde büyük bir heyecan görünmüyor.
Nitekim aylardır sürecin çok popüler olduğunu gösteren anketler paylaşan bazı araştırmacılar, referandum önerisine ilk karşı çıkanlar arasında yer aldı.
5. "Kendisi evet deyip partisini serbest bırakan Özgür Özel büyük bir stratejik hamle yaptı. Şimdi iki tarafın da desteğini alacak."
HAYIR. İki tarafın da desteğini kaybetmesi daha olası. Böylesine önemli bir konuda günlerce net bir pozisyon alınamamasının ardından Özel'in evet, grubun çoğunluğunun ise hayır demesi iki başlı bir görüntü yarattı. "Tabanın sesini dinleyin" denilen milletvekilleri hayır diyorsa, doğal olarak, siz kimin sesini dinliyorsunuz sorusu ortaya çıkıyor.
Üstelik Özel'in evet oyu iktidar medyasında neredeyse gündem bile olmadı. Parti, anayasaya aykırı bulduğu için komisyonda önerge verdiği ve görüş aldığı hukukçuların ciddi biçimde eleştirdiği bir yasaya Meclis'te destek vermiş oldu.
Ortaya 2016 dokunulmazlık krizinden çok farklı olmayan bir tablo çıktı. Kılıçdaroğlu örneğinde olduğu gibi, Özel'in taban desteği ve siyasi meşruiyeti darbe aldı. Bundan sonra bu yasa kapsamında yaşanacak her olumsuzluk da dönüp kendisine yönelik bir eleştiriye dönüşecek.
@ismailsaymaz Ne yapalim Ismail ? Tek tek gidip Ozgur Ozele yanlis yaptigini mi anlatalim ? O zaman mi ikna olursun? Buradan yaziyoruz caydirici degilse secim gunu ulusalcilarin kulaklarini cok cinlatirsiniz
Sen öleceksin, aradan bir asır geçecek. Mezarına, vatanı birlikte kurtardığın köylünün torunu gelecek. Bağlılığın gücünü bir destanla değil sessiz, sözsüz, sade bir bakışla, bir duruşla ıspat edecek.
Butlanci “bayağılığı” gundeme dusen her olayla daha da netlesiyor. Ana hesap adını “Baskasi adina utanmak” diye degistirseler hic siritmaz. O nedenle mutekabiliyeti de dusunerek muhataplik kesinlikle azalmali.
@yenipartiyiz@ozgurozeliletsm@eczozgurozel@eczburhan@ZeynelEmre_
CHP ve Kılıçdaroğlu muhabbetini biraz kessek diyorum. Konuşmaya değmeyecek kadar hazin bir durumda kaldılar. Kalanlar ya işbirlikçi ya da ümitsiz kariyerist. Yeni Parti kuruldu. Varlığı bile direnişin adı oldu. Memleket için ciddi bir umut. Halk çok zor durumda. Naçizane, toplumsal muhalefeti parti içi muhabbetle daha fazla meşgul etmek saygısızlık gibi geliyor bana. Önümüze bakalım arkaya değil.
@gamzeilgezdi Ilgezdi ailesinden ahlak nasihati da almadik demeyiz :) utanacak olsaniz bende de cok nasihat var ama iflah olmazsiniz. Saniyorsunuz ki kimse anlamiyor olani biteni. Siz sac tarayansiniz. Gunu geldiginde hakettiginiz tokadi yiyeceginizden supheniz olmasin.
@r_zelyut Ben Chp’den yanayim demek iyi niyetle aciklanirsa saplanti; kotu niyetle aciklanirsa kanunsuzluga goz yummaktir. Konu parti degil ulkenin ve halkin icinde bulundugu durumdur. Insanlari aptal yerine koyan bu aciklamalari yapanlari kimse ciddiye almasin. Tarih her seyi not ediyor.
Ben Chp’den yanayim demek iyi niyetle aciklanirsa saplanti; kotu niyetle aciklanirsa kanunsuzluga goz yummaktir. Konu parti degil ulkenin ve halkin icinde bulundugu durumdur. Insanlari aptal yerine koyan bu aciklamalari yapanlari kimse ciddiye almasin. Tarih her seyi not ediyor.
Adana Belediye Başkanı Zeydan Karalar aradı.
Kendisiyle ilgili iletime çok üzüldüğünü söyledi.
"Ben kimsenin yanında değilim; CHP'nin yanındayım" dedi.
Sayın Karalar'a; Türkiye'nin AKP yönetimi eliyle Orta Çağ'a sürüklendiğini; demokrasinin tehlike altında olduğunu anımsattıktan sonra:
"Sayın Başkan; CHP'ye yapılan operasyonlara ne diyorsun?" diye sordum. Cevabı:
"Kabul etmek mümkün mü?"
"Butlan yönetimi için ne düşünüyorsunuz?" diye sordum. Bu konuda pek renk vermedi ve:
"Ben bütün gücümle partinin kurultaya gitmesi için çalışıyorum. 55 yıldır CHP için mücadele ediyorum." dedi.
Ve, "Sizin kitaplarınızı okuyan birisi olarak bu eleştiriler beni yaraladı; hak etmedim!" diye sitemini yineledi.
Ve mümkünse iletiyi kaldırmamı istedi.
Sayın Karalar'a bunu yapamayacağımı ama cevap hakkına saygı olarak söylediklerini özetle yayımlayacağımı söyledim.
"Siz bilirsiniz!" dedi.
Kendisine, nezaketi için teşekkür ediyorum ama kararı Adana halkı verecektir.