Binlerce yıllık kültürü temsil eden Antakya'da doğmuş, büyümüş birisi olarak acımı, üzüntümü paylaşanlara teşekkür ediyorum. Yaşam yeniden kurulacak ve o zaman da deprem bölgelerindeki insanlarımızın maddi, manevi, psikolojik desteklerinize ihtiyacı olacak. Dayanışmaya devam...
Şu fotoğraf çok gündem oldu. Hikâyesini anlatayım:
Tartışmaların ardından İBB davası araya gitti ve herkes salonda çıktı, çıkartıldı. Gülseren annenin orada öylece tek başına ve uzaklara bakarak oturduğunu fark ettim.
Koca salonda sadece bir anne...
Ve bu anı ölümsüzleştirdim.
Birçok yer isimsiz öylece alıp kullansa da bir annenin her gün kilometrelerce yol gelerek verdiği o mücadeleyi duyurmak her şeye bedel.
Sayın ahalimiz, dün Silivri’de çok ağır şeyler yaşandı. Mahkeme heyeti 9 Temmuz’da duruşmayı bitireceğim diye ateş saçtı.
15 aydır tutuklu olan Ekrem Başkan’ın ifadesini ve dolayısıyla savunma hakkını kısıtlıyor, sorgu sırasını değiştiriyor.
Davanın Ekrem Başkan’dan sonra en çok suçlanan isimlerinden ve dinlenecek son tutuklu olan Fatih Keleş’in sorgusunu 10 Ağustos’ta başlayacak olan 2. celseye atıyor (Bu son derece marjinal bir durum).
Öyle ki Ekrem Başkan’ın “9 Temmuz’da değil de 14 Temmuz’da bitirirseniz hepimiz ve avukatlarımız hazırladığımız savunmalarımızı yapabileceğiz” demesine ve 5 gün gibi kısacık bir süre talep etmesine rağmen Heyet -asla anlayamadığımız bir şekilde- 9 Temmuz’da bitireceğim diye adeta gözü dönmüşçesine Ekrem Başkan dahil bir kısım meslektaşımızı, milletvekillerimizi ve izleyicileri duruşmadan men etti.
Bizler de duruşmayı terk ettik. Bir avuç insan dışında.
Bunun üzerine, Murat Ongun’un avukatının kalan savunması dinlenmedi, kesildi, sıradaki tutuklu alındı, onun da tansiyonu 19’a çıktı hastaneye kaldırıldı, ardından bir sonraki tutukluya geçildi.
Şimdi hepimiz kara kara düşünüyoruz; kalan son 1 tutukluyu dinlemeyecek kadar, 15 aydır bugünü bekleyen 2500 yılla yargılanan tutsaklarımızın hepi topu 2’şer 3’er günlük savunmalarını bile dinlemeyecek kadar, savunma haklarını ellerinden alacak kadar, savunmanın bütünlüğünü paramparça edecek kadar ne oldu?
9 Temmuz’dan sonra ne olacak?
Deniz Göktaş’ı hepimiz çok seviyoruz, yaşadıkları, her birimize yaşatılan her haksızlık kadar bizleri etkiledi fakat dikkati azıcık da Silivri’ye çevirmenizi rica etsem ayıp etmiş olur muyum?
Çünkü çoğunlukla farkında olmasak da fırtınanın gözündeyiz fakat en zifiri kısmına henüz girmedik. Bunu yazmaktaki amacım ise olan bitene dair farkındalığı uyandırmaktan ibarettir.
Sivas Katliamı’nın 33 yıllık öyküsü
• Devletin gözü önünde Madımak Oteli ateşe verildi; 33 aydın ve 2 otel çalışanı olmak üzere 35 kişi katledildi.
• Otelin önünde yaklaşık 15 bin kişi vardı. Buna karşın yalnızca 124 kişi yargılandı, 33 sanık ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası aldı.
• Sanıkların avukatlığını yapan birçok isim daha sonra AKP’den milletvekili oldu.
• Son iki dava zamanaşımı nedeniyle düştü.
• Katliam, “insanlığa karşı suç” olarak kabul edilmedi.
• Firari sanıklar yıllarca yakalanamadı; bu süreçte askere giden, evlenenler bile oldu.
• Cezaevindeki iki hükümlüyü Cumhurbaşkanı Erdoğan affetti.
• 17 katliam hükümlüsü, Anayasa Mahkemesi kararları doğrultusunda tahliye edildi.
• Aynı Anayasa Mahkemesi, katliam mağdurlarının bireysel başvurusunu 12 yıldır karara bağlamadı.
33 yıl geçti. Sivas’taki yangın hâlâ sönmedi. Çünkü adalet sağlanmadı. Unutmadık, unutturmayacağız.
⚠️ Akrabalarını üniversiteye dolduran rektör, padişah gibi ferman yayınladı!
“İnancım gereği yaptım! Emrimdir, gidip tebrik edin!”
👉🏻 Şırnak Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Abdurrahim Alkış, üniversiteyi "inancının gereği" akrabaları ile doldurduğunu söyledi:
• Bu üniversite her anlamda bitmişti; ben yeniden hayat verdim.
• Neredeyse her fakülteyi ben yeniledim, onardım ve ayağa kaldırdım. Kampüsün çevre düzenlemesini ben yaptırdım.
• Üniversitemize yeni bir sistem odasını bile ben kurdurdum. Her sene çok sayıda sempozyum düzenledim.
• Sadece bununla da kalmadım; üniversitemizin görünür yüzü olan anlamsız, köhnemiş ve saçma amblemini ben değiştirdim, yenisini oluşturdum ve yürürlüğe soktum.
• Üniversitenin sloganını bile ben belirledim.
• Akademik ve idari kadro sayımız yetersizdi; bunu gördüm, YÖK’teki ve Cumhurbaşkanlığı’ndaki ağırlığımı ve etkimi kullanarak üniversitemize her sene çok sayıda kadro tahsisi yaptırdım.
• Bu kadrolara, atanmaya layık gördüğüm yüzlerce kişinin atamasını yaptım.
• Bu süreçte benim Rektörlük irademe karşı gelip bana dik başlılık eden başıbozukların hepsini YÖK Başkanımız Erol Özvar ve YÖK Başkanvekilimiz Metin Topçuoğlu ile görüşerek, durumu anlatarak, desteklerini alarak tek tek üniversiteden attım.
• Bunları yaparken, ülkemizde hiçbir kıymet-i harbiyesi olmayan, işe yaramaz, ahmak ve dinsiz-imansız azınlık bir güruhun yayın organı olan ODA TV, Halk TV, Yeniçağ, Sözcü gibi marjinal medya gruplarının ve bunların taşeronluğunu yapan bizim cenahtaki avanak medyanın hakkımda yaptığı haberleri çokta dikkate almadım.
• Rektörünüz olarak az zamanda çok büyük işler yaptım. Bunu emrim altında çalışan hiç kimse inkâr edemez.
• Bugüne kadar her mücadeleyi kazanmış Rektörünüz olarak üzülerek öğrendim ki; çok sevdiğim kız kardeşim Halime’min kızı, biricik yeğenim Gülizar Artuç'u İlahiyat Fakültesi’nde doktor öğretim üyesi kadrosuna atamamdan;
• Amcaoğlum Emrullah Alkıç’ı Müftülükten üniversitemize naklen geçirerek Fakülte Sekreterliği görevine yükseltmemden ve ardından Genel Sekreter Yardımcılığı görevine getirmemden;
• Sır küpüm ve yakın dostum Mesut Bayra ’ı MEB’de öğretmen iken üniversitemize geçirerek İdil Meslek Yüksekokulu Müdürü ve Hukuk Müşaviri görevlerine atamamdan bazı haddini bilmez ahmaklar rahatsız olmuş.
• Tabii bu fitneyi yayanlar inançsız oldukları için, akrabaya sahip çıkmanın, yakın çevresine destek olmanın ve güvendiğin insanları yönetici pozisyona getirip bihakkın görev yapmalarını sağlamanın bizim inancımız gereği olduğunu bilmezler.
• Bu fitneciler, Cuma namazlarına gitmedikleri için her Cuma günü akrabaya yardım etmenin inancımız gereği olduğunu bilemezler.
• Akrabalarıma ve dostlarıma yardım etmek benim inancım gereğidir ve Rektörlük hakkımdır.
• Dirayetli bir Rektör olarak, irademle yapılan bu atamalardan rahatsız olup arkamdan dedikodu yapanları, kurduğum bu kusursuz düzeni tartışmaya açmaya çalışanları da tek tek tespit ettim.
• Yakın zamanda onların da hakkından gelip bu üniversitede barındırmayacağım, göreceksiniz.
• Bu üniversitede Rektörlük makamının otoritesini, kurduğum düzeni ve irademi yıpratmaya çalışan hiç kimseye acımadım, acımam.
• Bu gerçeği bugüne kadar kadro açıp, atamasını yapıp, cübbesini giydirdiğim kişilerden anlamanız gerekiyordu; fakat ben bir kez daha anlamayanlara göstermek istiyorum.
• Bu üniversitede, Rektörüne sadakatle şereflenenlerin akademide önünü açıyorum, ödüllendiriyorum ve hak ettikleri yerlere gelmelerini sağlıyorum.
• Bu hakikati, bugün çıktığımız Öğretim Üyesi ilanıyla bir kez daha görmenizi istiyorum.
• Bugün Resmi Gazete'de ilan ettiğimiz kadrolara aşağıda belirttiğim güvenime mazhar olan, Rektörüne sadakatte ve bağlılıkta kusur etmeyen kişileri atamaya karar verdim.
• En yakın zamanda bu arkadaşlarımızın da atamasını yapıp cübbelerini bizzat ben giydireceğim.
• Emrimdir; siz de şimdiden bu arkadaşlarımızı ziyaret edip tebrik edin. (Fatih Ergin - Yeniçağ)
🇹🇷Filenin Efeleri'ne dair Neslihan Demir:
"Uzun yıllardır aynı salonlarda, aynı emeği veren ama çoğu zaman daha az konuşulan bir takım vardı: Filenin Efeleri.
Belki her maçı kazanmadılar. Ama her turnuvada biraz daha büyüdüler. Polonya karşısında ortaya koydukları mücadele, Arjantin galibiyeti ve her geçen gün yükselen oyunları gösteriyor ki Türk voleybolunun hikâyesi artık sadece tek bir takımdan ibaret değil.
Filenin Sultanları bu ülkeye hayal kurmayı öğretti.
Şimdi Filenin Efeleri de o hayalin erkek voleybolundaki karşılığını yazıyor.
Onları sadece kazandıklarında değil, inşa ettikleri bu yolculuk için de alkışlamak gerekiyor.
Çünkü voleybol kazandığında, kazanan hepimiz oluyoruz.
Tebrikler Filenin Efeleri. Yolunuz açık, tribünleriniz her geçen gün daha da kalabalık olsun. 🇹🇷🏐"
NATO Zirvesi gözaltılarında tutuklamaya sevk gerekçesi ibretlik!
"Türkiye'nin terörle anılan bir ülke olması gayreti içerisinde terör eylemleri gerçekleştirebilecekleri..."
Somut suçlama ne, somut kanıtlar hangileri, hiçbiri belli değil.