Fenerbahçe: “Futbolcumuz Kerem Aktürkoğlu’nun bugün gerçekleştirilen son tetkiklerinde herhangi bir olumsuz bulguya rastlanmamıştır.
Genel sağlık durumu iyi olan oyuncumuzun, yapılan kontrollerin ardından bu akşam hastaneden taburcu edilmesine karar verilmiştir.”
Şirket sahibi:
“Yıl içinde 5 tane lüks araç aldım, şirketin üzerine kaydettim, hepsini gider gösterdim.”
Devlet:
“Harika bir yatırım, vergiden düşüyorum.”
Sen:
“İşe gidip gelebilmek için akbil doldurdum, bir de yırtılan ayakkabımın yerine yenisini aldım.”
Devlet:
“Beni ilgilendiren bir lüks göremedim, KDV ve ÖTV'sini tam ödedin değil mi?”
Sen:
“Ama onlar benim temel ih—”
Devlet:
“Gelecek ayki zamlı tarifeye şimdiden hazırlan.”
"biz, ey sürgünlerin nâzım'ı derken
tutkulu, sevecen ve yalnız
bir türkünün kekiğinden tüterken
der ki, böyle yazılır sevdamız
hüzün ki en çok yakışandır bize
belki de en çok anladığımız"
nâzım hikmet
[15 Ocak 1902, Selanik — 03 Haziran 1963, Moskova, SSCB]
"Halkı pasif, itaatkâr ve tepkisiz tutmanın en iyi yolu; dikkatlerini önemli gerçeklerden uzaklaştırıp, ilgilerini spor, magazin ve eğlenceyle uyuşturmaktır."
—Noam Chomsky
fâtih'te yoksul bir gramofon çalıyor
eski zamanlardan bir cuma çalıyor
durup köşe başında deliksiz dinlesem
sana kullanılmamış bir gök getirsem
haftalar ellerimde ufalanıyor
attilâ ilhan
Carl Jung'un bu sözünü sevdim.
“Dünya, yaşanmamış hayatlarının etkilerinden muzdarip insanlarla dolu. Acımasız, eleştirel veya katı hale geliyorlar; bunun nedeni dünyanın onlara acımasız davranması değil, kendi içsel potansiyellerine ihanet etmeleridir. Hiç sanat yapmayan sanatçı, sanat yapanlara karşı alaycı olur. Aşkı göze almayan aşık, romantizmi alaya alır. Hiçbir felsefeye bağlı kalmayan düşünür, inancın kendisine alay eder. Ve yine de, hepsi acı çekiyor, çünkü derinlerde biliyorlar: alay ettikleri hayat, yaşamaları gereken hayattır.”