40 yılı aşkın bir birikim ve “En yüce değer, bilgi; en üstün hizmet, insana hizmettir” düsturu ile çalışmamızın üzerinden; her bir yılına on yılların emeğini, heyecanını ve üretimini sığdırmaya çalıştığımız tam 10 yıl geçti.
Bilimle, dayanışmayla ve insanlığa hizmet anlayışıyla büyüyen yolculuğumuzda nice başarılara birlikte yürümek dileğiyle…
İVEK’in 10. yılı kutlu olsun.
“…sadelik, berraklık getirir; berraklık ise güç. Bu düşünce yalnızca estetik veya pratik alanlarla sınırlı değildir; insanın iç dünyasında da geçerlidir.”
Tayfun Gümüş: "Bazen bir şeyi güzelleştirmek için ona yeni parçalar ekleriz: Bir cümleye daha fazla kelime, bir mekâna daha fazla eşya, bir projeye daha fazla özellik… Oysa fark etmeden, her ekleme özden bir parça koparır. Fazlalık, çoğu zaman anlamın düşmanıdır.
Bir heykeltıraşı düşünün. Mermeri yontarken aslında yeni bir şey eklemez; aksine, gereksiz olanı çıkarır. Sanat eseri, eksiltilerek ortaya çıkar.
Hayat da böyledir. Öz, zaten vardır. Biz onu çoğu zaman gereksiz eklemelerle örtbas ederiz.
Bir konuşmada gereğinden fazla sözcük kullanmak, anlatmak istediğimizin etkisini zayıflatır. İş dünyasında ise gereksiz süreçler, karmaşık sistemler ve abartılmış hedefler; verimliliği artırmak yerine çoğu zaman düşürür. Çünkü sadelik, berraklık getirir; berraklık ise güç.
Bu düşünce yalnızca estetik veya pratik alanlarla sınırlı değildir; insanın iç dünyasında da geçerlidir. Zihnimiz de tıpkı bir oda gibi dolup taşabilir. Gereksiz kaygılar, başkalarının beklentileri, geçmişin yükleri… Hepsi üst üste eklendikçe, insan kendine ait olan sesi duyamaz hale gelir. Oysa gerçek dinginlik, yeni şeyler eklemekle değil; fazlalıkları bırakmakla mümkündür." @tyfngmss
https://t.co/t7RhYpKeJk
İnsan ruhen çok derinlikli bir varlıktır.Öz itibariyle kendini şu kısa hayatta muvakkaten değil, mütemadiyen tatmin edecek şeyleri arzular. Geçip giden lezzeti çok tercih etmese de aslında çoğu zaman onun peşinde koşar durur. Oysa ki hayat kısa gayret et, affet, sabret ve şükret!
Tayfun Gümüş: "İnsan iradesinin kuvveti, onu hem en değerli hem de en tehlikeli kılan şeydir. İrade sayesinde birey kendi sınırlarını aşar, kendi kaderine yön verir. Ancak aynı irade, ölçüsüzce kullanıldığında insanın özünü gölgede bırakabilir."@tyfngmss
https://t.co/BCe8QX8ivs
“Dahası inanç, huzur yolculuğunda güçlü bir sığınaktır. Allah’a yönelerek, yüklerimizi O’na teslim etmek, kontrol etme takıntısını hafifletir. Çünkü teslimiyet, “Ben elimden geleni yaptım, gerisi Senin takdirin” diyebilmenin ferahlığını getirir.”
"Fazla Düşünmekten Sakinliğe", Tayfun Gümüş: "Endişe, çoğu zaman kontrol edemeyeceğimiz şeylere takılmaktan beslenir. 'Ya kötü bir şey olursa?' düşüncesi, zihni tetikte tutar ama bedeni ve ruhu yorar. Olumsuz düşünce alışkanlığı ise bu döngüyü güçlendirir, kişi bilinçsizce hep en kötüsünü düşünür ve buna karşı savunma mekanizmaları kurar. Oysa gerçek huzur, bu senaryoları bırakabilmekten geçer.
Duanın en güçlü yanı, yalnızca bir istek değil, aynı zamanda bir yön tayini olmasıdır. “Yerine huzur, sakinlik, mutluluk koy” demek, boşalan zihinsel alanı iyi ve yapıcı düşüncelerle doldurmaya niyet etmektir. Bu noktada üç adım öne çıkar: Zihninizin olumsuz düşünceye kaydığını fark etmek ve kontrol edemeyeceğiniz şeyleri zihninizden nazikçe salıvermek boşalan alanı minnet, umut ve güven duygularıyla doldurmak." @tyfngmss
https://t.co/EUWDoF9kfH
"Fazla Düşünmekten Sakinliğe", Tayfun Gümüş: "Endişe, çoğu zaman kontrol edemeyeceğimiz şeylere takılmaktan beslenir. 'Ya kötü bir şey olursa?' düşüncesi, zihni tetikte tutar ama bedeni ve ruhu yorar. Olumsuz düşünce alışkanlığı ise bu döngüyü güçlendirir, kişi bilinçsizce hep en kötüsünü düşünür ve buna karşı savunma mekanizmaları kurar. Oysa gerçek huzur, bu senaryoları bırakabilmekten geçer.
Duanın en güçlü yanı, yalnızca bir istek değil, aynı zamanda bir yön tayini olmasıdır. “Yerine huzur, sakinlik, mutluluk koy” demek, boşalan zihinsel alanı iyi ve yapıcı düşüncelerle doldurmaya niyet etmektir. Bu noktada üç adım öne çıkar: Zihninizin olumsuz düşünceye kaydığını fark etmek ve kontrol edemeyeceğiniz şeyleri zihninizden nazikçe salıvermek boşalan alanı minnet, umut ve güven duygularıyla doldurmak." @tyfngmss
https://t.co/EUWDoF9kfH
Yolun Ağırlığı: Düşmek, Yükselmek ve Varoluş Sanatı, Tayfun Gümüş: "İnsan olmak, bir sanat işidir. Teslimiyetle boyanmış bir sabır, kararlılıkla oyulmuş bir emek ve içe doğru büyüyen bir dikkat ister. Bu yüzden Fromm, “olma sanatı” der. Sahici olmak, sosyal maskelerin ötesine geçmeyi, Jung’un uyardığı gibi, net ve pürüzsüz yollardan sapmayı gerektirir. Çünkü gerçek dönüşüm, belirsizliğin içinde, düşüşlerin gölgesinde filizlenir.
Düşmenin utanç değil, bilgelik olduğunu kabul etmek… Yükselişi yalnızca sonuçta değil, sürecin kendisinde aramak… Ve başkalarının kalıplarını değil, kendi iç pusulamızı takip etmek… İşte o zaman, “kendimize ait” bir hayatta, gerçekten var olabiliriz." @tyfngmss
https://t.co/XuIr09ahuV
Farklılıkların Zenginliği ve İnsan Değerinin Evrenselliği, Tayfun Gümüş:
"İnsan onuruna saygı, evrensel bir etik değer olarak kabul edilmelidir. Bir toplumun gerçek medeniyet seviyesi, en zayıf, en azınlıkta kalan veya en farklı olan bireyine nasıl davrandığıyla ölçülür. Bu yüzden, birlikte yaşama kültürünü güçlendirmek, bireyler olarak birbirimize saygıyla yaklaşmak ve farklılıklarımızı birer zenginlik olarak görmek, sadece bireysel değil, toplumsal bir sorumluluktur.
Elhasıl farklılıklarla var olmak hem insanî hem Rabbanîdir.
Farklı inançlara, kültürlere veya dünya görüşlerine sahip olmak; bir insanı diğerinden üstün ya da aşağı yapmaz. Tam tersine, bu çeşitlilik, insanlığın entelektüel ve kültürel gelişimine büyük katkılar sunar. İnsanlık, bilimde, sanatta, felsefede ve edebiyatta ancak farklı görüşlerin bir araya gelip tartışıldığı ve birbirini beslediği ortamlar sayesinde ilerlemiştir.
...
Dünyamızda barışın, huzurun ve anlayışın hâkim olması için farklılıkları bir ayrışma sebebi olarak görmek yerine, bunları birer öğrenme fırsatı olarak değerlendirmeliyiz. Okumak, kendimizi geliştirmek, empati yapmak ve insana saygı duymak, farklılıklarla birlikte yaşamanın temel taşlarını oluşturur.
Gerçek zenginlik, herkesin aynı olduğu bir dünyada değil, herkesin kendi benzersizliği içinde değer gördüğü bir dünyada mümkündür. Ve bu dünya, ancak biz onu inşa etmeye gönüllü olduğumuzda var olabilir." @tyfngmss
https://t.co/40RFmV0tvF
"...utanmıyor musun
sadece daha fazla
para, şan ve şöhret
peşinde koşup
anlayış gücüyle, hakikatle ve
ruhun kusursuzlaştırılmasıyla
hiç ilgilenmemekten,
bunlara hiç kafa yormamaktan?"
— Sokrates
.
[Platon: "Sokrates'in Savunması",
çev. E. Gören, 29d-e]
Ancak buna rağmen “Fazla fedakarlığın, fazla vefasızlık getirebileceğinin” muhtemel olduğu da hatırdan hiç dûr edilmemelidir. Böyle bir durum nevzuhur olduğunda ise vefasızlığa maruz kalınan ortamdan veda vakti gelmiş demektir.
Başarılı olmak için gereken altın kural kanaatimce “ben yapmazsam yapan olmaz” ilkesi ile her işte sanki tek kendi varmış ve o olmasa iş ortada kalacakmış gibi bir mesuliyetle hareket ederek aşkın bir performans ortaya koymaktır. ‘Sorunlu insan’ değil ‘sorumlu insan’ olmak lazım.
Çünkü gerçek liderlik, başkalarına da sorumluluk bilinci aşılamak ve onların da en iyisini ortaya koymalarını sağlamaktır. Neticede, sorumluluk bilinciyle hareket eden kişi, hem kendi hayatında hem de içinde bulunduğu toplulukta fevkalade bir fark yaratır.
Dünya hayatı oldukça kısa, hakikat ise pek sarih! Kâinatta sevilmeyi hakeden, kelimenin tam anlamıyla mutlak sevilebilecek yegâne varlık Cenab-ı Allah’tır; yoksa para değil, makam mansıp ya da yat-kat değil.
Hiçbir şeye minnet etmemek çok önemli bir düsturdur hayatta. İnsanı hür yapar herkese ve her şeye karşı. Fazladan ve hakettiğinden fazla verileni almamalı insan. Sadece emeğinin karşılığı olanı yani hakkettiğini almalı ki sesi gür çıksın her türlü aymazlığa karşı!
“Adilâne, sevgi dolu ve umutla yaşayan bir insan, çevresine güven ve huzur dağıtır. Çünkü bu tür bir insan, hayatın sadece alınan nefeslerden değil, kurulan hayallerden ve yapılan güzel işlerden ibaret olduğunu bilir. Böyle bir insanın gölgesi uzundur…” https://t.co/ah6jLnscQj
Her şeyin güzelleşebileceğine olan inancımız belki de gerçekleşmeyecek boş bir hayal belki de değil. Bilemeyiz ama Epiktetosvari deriz ki “İyiye yormak, iyilik getirir. Sen istedikten sonra, karga bile sana uğur getirir.”
"Şehirde İnsan Kalmak: Sabır ve Dirayet", Tayfun Gümüş:
"İnsan bu bencilliğin ortasında nasıl şehirli olur? Kendi haklarımıza ne kadar önem veriyorsak, başkalarının haklarını da aynı şekilde önemsemek zorundayız. Ancak bu da bireylerin yalnızca farkındalık geliştirmesiyle mümkün olabilir. Çünkü bencillik bir alışkanlık, empati ise bir tercih meselesidir."
@tyfngmss
https://t.co/XdY1JZuT4B
Tayfun Gümüş: "İnsan ruhu, yaradılışından itibaren ulvi bir gayeye inanmak ve bu gayeye erişmek için çabalamakla yoğrulmuştur.
Her büyük hikâyenin bir durağı, her yolculuğun bir molası vardır. Ancak bu durakların ardında hep bir sınav gizlidir. Bazen başımıza gelen sıkıntılar, insanın içindeki dayanıklılık ve azim cevherini ortaya çıkarır. Hz. Mevlana’nın söylediği gibi, “Dert, insana yol gösterir.” Kimi zaman kendimizi yalnız hisseder, acılarımızın ağırlığı altında eziliriz. Ama işte tam o anlarda şunu hatırlamak gerekir: Her sınav bir imkândır, her sıkıntı bir yol açar. Gecenin en karanlık anı, şafağın en yakın olduğu vakittir.
...Hayat, bir yolculuktur. Bu yolculukta başarılı olmanın sırrı, iç dünyamızı keşfetmek ve kendimizi fethetmektir. İbn Arabî’nin dediği gibi, “Bütün bu yolculuk, kendimden kendime imiş.” İnsan kendi içindeki derinlikle barıştığında, dış dünyada karşılaştığı engeller onu yıkamaz. Kendi içine yolculuk yapan, dış dünyanın karmaşasına rağmen sükûneti bulur." @tyfngmss
https://t.co/SpNibBM0y7