Annem ben küçükken dayak yediğimde 'iki üç tane de sen vuramadın mı? Elin armut mu topluyordu' der, iki tane de annem patlatırdı.
İktidar 19 Mart'tan beri muhalefeti evire çevire dövüyor.
Tamam savunamıyorsunuz da bir iki tane siz vurun bir zahmet ya.
O olursa şu olursa diye diye komalık etti iktidar bizi...
Sabrınız taşsın diye bekliyoruz...
Millet doğrulup yola koyulalı çok oldu.
Bu saatten sonra baskıyla, operasyonla yürüyüşümüzü durduracağını sananın aklına şaşarım.
Adana’dayız.
Milletin arasındayız.
Dimdik ayaktayız.
Bu da size dert olsun!
@_samiyenhaber Ara transfere yetişir. Ya da transferin son günü bir 30m daha ateşleyip sonra da pişman olmuş numarası yaparlar. Kadro yeterli zaten tayfa aracılığıyla sakin, sakin diye taraftarı uyutmaya çalışıyorlar.
@TeacherAndCoder "Depoyu fulledim der gecer" yaklaşımı her daim 50tl'lik benzin doldurtanların lafa benzemiş. Pompadaki fiyatlardan habersiz olmanız düşük olasılık.
@emrenalbant90 Ufak tefek Nhaga'yı alıp ardından yarım sezon sonra bu iri arkadaşı almak bir strateji dehası olsa gerek.Okan Buruk ve scout ekibi biz önerdik derken muhtemelen yine yönetimin transfer hatalarının sorumluluğunu üstleniyorlar. GS taraftarı bu transfer dönemi de kanser olur,net.
“Soluk bir ay dolanıyor kentin üstünde her gece Her gece bilge bir gezgin tavrıyla adımlıyor yolunu
Güz yanığı bir durgun sessizlikle örtülü her şey ve yırtılmış bir tül gibi savrulup duruyor zaman”
Çok üzgünüz…
Duygusunu, umudunu ve direncini dizelere emanet eden, edebiyatımızın usta şairlerinden Ahmet Telli’ye Allah’tan rahmet; ailesine, sevenlerine başsağlığı diliyorum.
yüzde 50’si aç biilaç yaşayan insanların ülkesinde,
tv’lerde gece gündüz CHP ve futbol konuşan güruha sponsor yağıyor!
maşallah hepsi şen şakrak espriler kahkahalar…
20 küsur yıldır anamızı ağlatanlara tek kelime yok !
zerre utanma da yok!
iktidar zil takıp oynuyor!
Türkiye S-400 almasaydı…
• F-35 programından çıkarılmayacaktı.
• İlk F-35’ler 2019’da envantere girecekti.
• 100 adet F-35 teslim alınacaktı.
• Türk savunma sanayii, F-35 programındaki yaklaşık 9 milyar dolarlık üretim iş payını kaybetmeyecekti.
• CAATSA yaptırımları uygulanmayacaktı.
• KAAN’ın F110 motorlarının tedariki yıllarca siyasi pazarlığın konusu olmayacaktı.
• S-400 için yaklaşık 2,5 milyar dolar ödendi.
• Teslim edilmeyen F-35’ler için ABD’ye yaklaşık 1,4 milyar dolar ödendi.
Şimdi ise Trump’ın “F-35’leri vereceğiz”, “CAATSA yaptırımlarını kaldıracağız” açıklamaları başarı hikâyesi olarak sunuluyor.
Oysa bunlar, Türkiye’nin S-400 öncesinde zaten sahip olduğu haklardı.
Siyasi iktidarın hatalı dış politika tercihleri nedeniyle ortaya çıkan sonuçların giderilmeye çalışılması, ne zamandan beri bir zafer olarak sunuluyor?
@inannanigin Kaç para aldınız bu kurgu hikaye için? O güzellediginiz ihanet içindeki şahıs çekindiginden insan içine çıkamıyor. Siz burda masal anlatıyorsunuz. Aferin!
2018’de büyük vaatlerle ve mühürsüz oylarla geçilen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, Türkiye için bir sıçrama tahtası değil; tarihimizin en büyük kurumsal, ekonomik ve demokratik yıkım projesi oldu.
Merkez Bankası, TÜİK gibi devletin kolonları olan kurumların bağımsızlığı tek bir imzanın tahakkümüne girdi.
Ortak akıldan uzak, liyakatsiz ekonomi politikaları ve deneme-yanılma yöntemleriyle paramız pul edildi, halkımız derin bir yoksulluğa terk edildi.
Piyasalar öngörülebilirliğini, yatırımcı güvenini, vatandaş ise alım gücünü kaybetti.
Kuvvetler ayrılığı fiilen yok edildi; yargı, yürütmenin gölgesine hapsedildi. Türkiye, Hukukun Üstünlüğü Endeksi’nde serbest düşüşe geçerek lig küme düştü.
Yargı mensupları bir gecede siyasetçi, siyasetçiler yargı mensuplarına dönüştü. Siyasi rakiplerin yargı eliyle tasfiye edilmesi için çabalar hız kazandı.
İhalelerdeki şeffaflık, Sayıştay denetimi ve devlette hesap verebilirlik ortadan kalktı.
Bu sistemin en ağır faturası, milletin iradesinin tecelligahı olan Gazi Meclis’e kesildi. Kararnamelerle yasama yetkisi by-pass edilirken, bakanları denetleme yolu olan gensoru elimizden alındı.
Artık seçilmişlerin yerine atanmış bürokratların muktedir olduğu, hesap vermeyen bir döneme girdik.
Özellikle iktidar cephesinde seçilmiş vekiller, sadece "vitrindeki isimler" haline getirildi.
Milletten hiçbir yetki ve onay almamış atanmışlar, kapalı kapılar ardında ülkenin kaderini belirliyor, halkın oylarıyla seçilmişleri adeta figüranlaştırıyor.
Devletin, liyakatin ve millet iradesinin atanmışlara teslim edildiği bu ucube düzeni mutlaka değiştireceğiz. Meclis’in yeniden güçlü, hukukun yeniden üstün olduğu, kararların saray koridorlarında değil, milletin kürsüsünde alındığı demokratik bir Türkiye’yi hep birlikte inşa edeceğiz.