🇹🇷 Bir milletin bağımsızlık yolundaki azim ve inancının zaferle taçlandığı Büyük Taarruz’un 104. yıl dönümünde; başta Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve kahraman silah arkadaşları olmak üzere, vatan uğruna mücadele eden tüm şehit ve gazilerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz.
30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun!
Ben Berkan Kobal, 52 yaşında evli ve bir çocuk babasıydım.Bugün sabah antrenmanımda Ankara Malazgirt bulvarında aşırı hızlı bir araç sürücüsü tarafından öldürüldüm. Ölümüm haberlere yansımadı. Sessiz kalma, bir sonraki sen olacaksın! Susma,sesini çıkart!
İşte tam da bu yüzden kadına yönelik şiddet politiktir. Kadın katillerini şiddet üreten zihniyeti koruyan ‘militer-feodal-erkek egemen akıl’ sorgulanmak zorunda. Bu aklı sorgulayan #İstanbulSözleşmesi bu yüzden fesih edildi👇🏿
Herkese merhaba,
Bildiğiniz üzere 18 Mayıs pazar günü prensesim, kızım Işıl'ımı kaybettim.
Olay; Pendik sahil yolunda, Işıl karşıdan karşıya geçmek istediği anda meydana geldi maalesef. Ertesi gün Işıl'ımı amcasının yanına sakladık ve aynı gün Işıl'a çarpan aracın şoförü olduğu iddia edilen şahsın tutuklandığı bilgisi paylaşıldı bizlerle.
Çocuğumun Nadir Hastalığı (MCT8 Eksikliği) için Gen Tedavisine Erişebilmek İstiyoruz - Kampanyaya imza ver! https://t.co/iwmS0FvieP @ChangeTR aracılığıyla
Sevgili Fenerbahçe taraftarı. Bilirsiniz ben sözümü tutarım.
Filip Kostic şerefine;
Tweet’i beğenip, takip edip, paylaşan 5 kişiye bir adet forma göndereceğim.
Gazeteci Buse Çelebi, İBB Üsküdar Kent Lokantası'ndan gözlemlerini aktardı:
"Sıradaki insanlar Çapa'daki lokanta açılırken hedeflenen öğrenci kitlesinden çok farklı. Genellikle 55 yaş üstü ve emekliler. İçeriden çıkanlara yemekleri soruyorlar, herkes birbirini çok önceden tanıyormuş gibi davranıyor ama aslında tanışmadıklarını sohbetlerinden anlıyorum.
Sırada emekli Fuat Bey'le tanışıyorum. Fuat Bey ilk defa geliyor, iki çocuk büyütmüş, iki de ev almış onlara zamanında. O bunları anlatırken önümüzdeki emekli Kenan Bey sohbete dahil oluyor, 'Ben ikinci kez geliyorum, yemekleri hem güzel hem de ucuz. Bu yemeği dışarıda yesem her gün 300-400 TL öderim. Nasıl ödeyeyim?'
Arkamızdaki koyu Fenerbahçeli olduğunu yeleğinden anladığımız Ali Bey 'Buranın esas sırrı hijyende. Tertemiz içerisi ve yemek yedikten sonra midem ağrımıyor. Kullandıkları yağlar kaliteli demek ki' diyerek sohbete dahil oluyor. Ali Bey İstanbullu, ailesi 95 yıldır Kasımpaşa'da yaşıyormuş.
Sıranın sonundan lokantanın kapısına gelmek 45 dakika sürüyor. Kapıdan girdik, görünen 3 kadın çalışan var. Biri fiş veriyor, diğer ikisi büfede yemek dağıtıyor. Güler yüzlüler ve o yoğunluğa rağmen çalışmakta istekliler.
Herkes oturduğu masada birbiriyle tanışıyor ama muhabbetin karşısındakini sıkıp sıkmadığına dikkat ederek konuşuyor.
Karşıma yaşlı bir kadın geliyor. Torunu 'arkadaşlarım gelecek' deyince dışarı çıkmış, buraya gelmiş. 'Ben nasıl dışarıda yemek yiyebilirim ki, fiyatlar ortada ama AKP istemedi burayı' diyor.
Masalar yiyemediklerini birbirine ikram ediyor. En çok edilen turşu, çünkü tuzlu.
Biz yemeğimizi yerken içeri hurdacılık yapan biri giriyor, üstü kirli olduğu için yemeği alıp çıkmak istiyor ama dışarı yemek verilmiyor. Hurdacıya yanıt olumsuz olunca, o da çıkmak istiyor. Ama yemek dağıtan kadınlardan biri cevval, hemen atılıyor:
-Hayır, çıkma otur. Burada ye.
-Yok benden rahatsız olurlar.
-Niye rahatsız olsunlar, sen vatandaş değil misin?
Hurdacı üzerine bakıyor, bir şey diyemiyor, gitmek istiyor. Kadın çalışan bir kez daha atılıyor, masaya dönüyor 'Beyefendi siz rahatsız olur musunuz?', yaşlı bir beyefendi 'Rica ederim, ne demek' diye yanıt veriyor. Sonunda oturmaya ikna ediyorlar ve yemeğini çalışan kadın getiriyor masasına.
Bu tartışma karşımdaki babaanneyi üzüyor, 'Rahatsız ederim diyor ya' diyerek dertleniyor ve önündeki yemeğe bakıyor."
(10Haber)
Not: Yayınlayacağım haber, çocuğun beyanlarına dayanmaktadır. Sesli görüşmemiz kayıt altına alınmış olup, kayıt bende mevcuttur.
🔴İsmi Sıla. 2007 doğumlu.(16 yaşında) Denizli'de yaşıyor. 6 yaşından 14 yaşına kadar babasının arkadaşı tarafından önce 'oyun' denilerek, daha sonra 'tehditlerle' 8 yıl boyunca istismara uğruyor. 14 yaşında bunu rehber öğretmenine anlatınca olay ortaya çıkıyor ve polis devreye giriyor. Fakat Sıla'nın beyanlarına, muayene raporlarına rağmen sonuç alınamıyor, şahıs serbest kalıyor.
Sıla uzun süre psikolojik tedavi görüyor. Memleketi Osmaniye'den Denizli'ye dönerken şehirlerarası otobüste 35 yaşlarındaki H.A ile tanışıyor. H.A ona bir abi gibi yaklaşıyor. Büyük bir boşlukta olan Sıla, tüm yaşadıklarından sonra, derdini anlatabildiği bir abisi olduğunu düşünüyor. Uzun uzun konuşuyorlar. Önce abi kardeş şeklinde başlayan bu muhabbet çok kısa süre sonra H.A tarafından 'evleneceğiz' ısrarına dönüyor. Sıla ile zorla birlikte olmaya çalışan H.A, fotoğraflarını çekiyor ve bu fotoğraflarla ona şantaj yapıyor.
Sürekli Sıla'nın evinin, okulunun çevresinde geziyor. Evine silahla gelip babasıyla tartışıyor, tehdit ediyor. Çektiği fotoğrafları Sıla'nın akrabalarına, tüm çevresine yolluyor. Sıla korkusundan okulu da bırakıyor. Daha sonra ailenin şikayeti üzerine gözaltına alınan H.A 2 ay kadar tutuklu kaldıktan sonra tahliye ediliyor. Karar istinafta bozuluyor ve H.A beraat ediyor.
Hala okula gitmeyen ve korku dolu günler geçirdiğini söyleyen Sıla, "Benim ya da ailemden birilerinin ölmesi mi gerekiyor? Ben öldükten sonra değil, şimdi destek istiyorum. Lütfen sesimi duyun. Ben güvenle okuluma gitmek, bu beladan kurtulmak istiyorum" diyor.
Sıla'nın beyanları bu şekilde. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı başta olmak üzere yetkililerin konuyu titizlikle ele alarak sonuçlandıracağına inanıyorum.
Sıla'ya ses olur musunuz?
Şimdi gördüğüm bu açıyla konu kesin olarak kapanmıştır. Badou’nun İrfanın ayağına vurduğu net.
Bu açı ve görüntü kalitesi yayıncının elinde yok mu? Varsa dün konuşulanlar neydi ve bunu niye şimdi görüyoruz?
https://t.co/LXxbsFpnhB