Sesli güldüm aq
Kendimi bir an siyasetçi olarak kürsüde gördüm
Küfürlü konuşma olarak
Buna yakın bir üslup çıkar ortaya, orası kesin
Ancak
Ben Millet’ime asla laf etmem kimseye de asla laf ettirmem
Ama ben, hakeden gerçek
GV lerden de lafımı sakınmam
Basarım kalayı
Bu montaj hem komik hem de trajikomik
Çok şükür ki gerçek değil
Banu Avar:
“Gerçek bir muhalefet yerine üretilmiş ve kontrollü bir muhalefet izliyoruz.
Gerçek muhalefetin ortaya çıkmasını engelliyorlar. Sahte muhalefetler, halkın öfkesini emmek için emniyet subabı olarak kullanılıyor. Böylece sistem devam ediyor… Ama olan her zaman milletimize oluyor.
Bu kontrollü muhalefet sayesinde halka demokrasi varmış gibi bir illüzyon yaratılıyor. Hem iktidar hem muhalefet aynı sistemin iki farklı yüzü gibi çalışıyor.
Emperyalizm ise bu sistem sayesinde çok rahat ediyor.”
BLACKROCK GELDİKTEN SONRA ERDOĞAN:
"Türkiye'ye yatırım yapan İstanbul Finans Merkezi'nde faaliyet gösteren KÜRESEL ŞİRKETLERİN mal alım satıma aracılık faaliyetlerinden alde edilen kazançlarda kurumlar vergisini tamamen kaldırıyoruz."
Ya CEP TELEFONUNDAN ALINAN ÖTV NE OLACAK?
Hem kırgınım hem üzgünüm, geçtiğimiz günlerde bir çağrı yaptık dedik ki bizi neredeyse bütün basın kuruluşları sağ sol olsun hepsi duyurdular sesimize ses oldular sadece şu dört tanesi hariç dedik ve onlara da sesimizi duyurması için çağrı yaptık, Atv, Halk TV, Sözcü, ve A haber. Bu çağrıımıza ne yazık ki cevap vermesini beklediklerim değil Atv haber ve Sabah gazetesi hızlıca dönüş yaparak bizleri canlı yayınlara çıkardılar gazetelerine manşet attılar ve bugün ana haber bültenlerine dahi taşımışlar. Soruyoruz Diğer kalanların bizi ısrarla görmezden gelmesinin sebebi nedir? Siyasi ise eğer benim siyasetle işim olmasa da muhalif biri olduğumu herkes bilir hatta o kadar muhalif ki sosyal medyadaki geçmiş gönderilerimi görenler seni tutuklarlar diyecek kadar muhalifim, hatta o kadar muhalifim ki hiçbir siyasi partinin bizim kadar akıllı ve etkili muhalefet yaptığını sanmıyorum. Buna rağmen bizleri muhalefet görmezden geliyor ama iktidar gelmiyorsa ben bunun sebebini sorarım. kim ne derse desin umrumda da değil ben Ata tohumları için, dünya zehirlenmesin, hiçbir can zehirlenmesin diye kendi canımı bile hiçe saymışım kimseyi tanımam. Daha da ilginci istatistiklerime göre bizim farkındalığımızı en yüksek sayıda muhalefet seçmen destekliyor bizi görmezden gelenler kendilerine bile ters düşüyorlar. Bizim farkındalığımız siyaset üstüdür bugün tarım zehirlerinden ölenleri hayata döndüremezsiniz Allah göstermesin yarın bir hasta olduğunuzda size doğal beslenin denildiğinde anlarsınız nasıl bir yolda olduğunuzu, verimliliğini kaybettiğimiz Toprakları geri getiremezsiniz, kaybettiğimiz her Ata tohumunun neslini hiçbir laboratuvar geri getiremez. Her şeyi telafi edebilirsiniz ama doğanın tahribatını telafi edemezsiniz insanoğlunun yapamayacaklarını yıkmaya hakkı yok. Kim vicdanlı kim vicdansız, kim samimi kim riyakar babam olsa açık açık yazarım. Farkındalığımız büyüdükçe elbette ki her kesimin dikkatini çekmeli ve taleplerimiz hukuki yasal altyapı kazanmalıdır, bize bu işlere karışma diyenler olursa da bilsinler ki zaten ihtiyacımız olandan fazlasına karışmıyoruz
🍊Portakalın kilosu 40-50 TL, vatandaş bunu bile alamayacak hale geldi.
🍊Kadınlarımız Bolvadin Pazarı’nda çöpe atılmış portakalları topluyor.
🍊Bunlar olacak şeyler mi, yani bizim insanlarımız bunlara layık mıydı?
🍊İçim parçalanıyor benim!
➖Afyonkarahisar Pazarı’nda bir esnafımızın söyledikleri.
💡Işıltılı salonları bırakın da sokağa çıkın ey AKP'li siyasetçiler!
@iyiparti@_hakanolgun@MMISIRLIOGLU03@iyipartiafyon1
Banu Avar: Emperyalizmi rahat ettiren sistem bizde uygulanıyor, üretilmiş muhalefet dediğimiz zaman kızmayın çünkü kontrollü bir muhalefeti izliyorsunuz zaten..Kontrollü muhalefette bir demokrasi ilizyonu yaşatıyorlar ama olan bize halka oluyor hep!
İŞTE SİSTEM BUNU GÖSTERELİM
Levent Gültekin: “30 yaşındaki çocukların bu ülkeyle, hayatla bağını kopardı tek adam rejimi.
30 yaş altı gençlerin üçte biri ne eğitimde ne de iş hayatında. Yani sistem dışına itilmiş durumda. Ne işte ne okulda olan bu insanlar nereye düşüyor? Çetelere.”
Yer: Tunceli…
AKP’nin Türkiye Yüzyılı’nda bir vali, aynı zamanda başmüfettiş…
İddiaya göre;
Milletin parasıyla yapılmış bir Gençlik Merkezi’nde oğluna “özel bir oda” tahsis ediyor.
Uyuşturucu kullanan oğlu, uyuşturucu kullanmayı reddeden Gülistan Doku’ya bu odada tecavüz ediyor.
Daha sonra Gülistan’ı Sarı Saltuk Viyadüğü yakınlarında, Uzi marka bir silahla kafasından vurarak öldürüyor ve Pertek ilçesine bağlı bir köyde gizlice gömüyor.
Valinin koruma polisi de katile yardımcı oluyor.
Bu korkunç cinayetin izlerini yok etmek için devletin tüm imkânları devreye sokuluyor.
Vali, aileyle görüşüp Gülistan’ın SIM kartını alıyor. Bir bilişimci polise SIM kartın şifresini kırdırıp tüm mesajları sildiriyor.
Cinayet delilleri yok edilirken 10 bin dolar harcanıyor; bu da valilik bütçesinden ödeniyor.
Gülistan’ın gömüldüğü yeri bilen vali, kolluk kuvvetlerini farklı bölgelere yönlendirerek aylarca yanlış yerlerde arama yaptırıyor.
Dönemin emniyet müdürü de tüm kamera ve istihbarat verileri elinde olmasına rağmen, aramanın doğru yerde değil, ısrarla baraj gölünde yapılmasını istiyor.
Gülistan’ın tecavüze uğradığına dair hastane kayıtları, hastane başhekimi tarafından siliniyor.
Ve bu doktora Sağlık Bakanlığı “Yılın Doktoru” ödülünü veriyor.
Vali de kendisini, yaptığı “başarılı hizmetlerden dolayı” İl Sağlık Müdürü olarak atıyor.
Bu arada Türkçe Olimpiyatları’na da katılan vali, “Gülüm Benim” şarkısını söyleyen Bangladeşli kıza övgüler yağdırıyor.
Valinin oğlu ise, babasının koruma polisiyle birlikte işlediği cinayetin devlet gücüyle örtülmesinin verdiği güvenle hayatına kaldığı yerden devam ediyor.
Altında BMW 420, lüks tatiller, eğlenceler ve uyuşturucu partileri…
Tunceli’ye kayyım belediye başkanı olarak da atanan vali, bir yandan da çok sayıda ihaleye imza atmaya devam ediyor.
Bu korkunç hikâye, aslında AKP’nin Türkiye Yüzyılı’nın bir özeti.
“Dicle’nin kıyısında bir kuzuyu kurt kapsa, ondan Ömer sorumludur” diyerek samimi insanların oyunu alıp iktidara gelenlerin inşa ettiği kokuşmuş, hatta topyekûn çürümüş düzenin küçük bir resmi…
Bu korkunç cinayetin üzerinin devlet gücüyle örtüldüğü yıllarda görev yapan Adalet Bakanları, İçişleri Bakanları, savcılar ve diğer tüm yetkililer bugüne kadar tek bir kelime etmediler.
Gülistan’ın ailesinin ahı arşa ulaştı, gözyaşları pınar oldu aktı.
Siz ey sorumlular, gece başınızı yastığa nasıl koyuyorsunuz?
Bir gün hesap vermeyeceğinizi mi sanıyorsunuz?
Eski profesyonel ağ (network) mühendisi Sabrina Wallace, yıllarca iletişim altyapılarında çalıştıktan sonra sessizliğini bozdu ve şok edici gerçekleri ifşa ediyor!
İnsan vücudunun doğal biofield (enerji alanı) üzerinden Wireless Body Area Network (WBAN) ile sisteme bağlandığını, elektromanyetik frekanslarla uzaktan izlenebildiğini, hatta kontrol edilebildiğini söylüyor.
@eliffylmz76@Nergiz25Kara Böylelerini canlı yayında idam şart..hem de can çektire çektire..yok öyle hemen ipe asmak..kolay ölüm mükafat bunun gibi mahluklara..😡😡😡😡😡🤬🤬🤬🤬🤬🤬🤬🤬🤬🤬
Kardeşlerim;
İran Tebriz’de bir süpermarketten gelen görüntüyü paylaşıyorum.
Tümen cinsinden fiyatları Türk Lirası’na çevirdiğimizde yaklaşık tablo şu:
Dolma biber:
Türkiye’de 155 TL.
İran’da 33 TL.
Sivri biber:
Türkiye’de 169 TL.
İran’da 27 TL.
Kabak:
Türkiye’de 75 TL.
İran’da 25 TL.
Patlıcan:
Türkiye’de 69,9 TL.
İran’da 6,5 TL.
Portakal:
Türkiye’de 49 TL.
İran’da 26,8 TL.
Patates:
Türkiye’de 21,5 TL.
İran’da 14 TL.
Domatesin fiyatını da CNN Türk’ün İran haberlerinde izledik.
İran’da 16 TL.
Türkiye’de en az 100 TL. 200’lere kadar çıkıyor.
İran’da gıda enflasyonu %57,9 (Eylül 2025).
Türkiye’de TÜİK’in makyajlı hesabıyla bile %32,3 (Mart 2026).
İran’da 16 liralık domates %58 artınca 25 TL olur.
Türkiye’de 100 liralık domates %32 artınca 132 TL olur.
İran’da asgari ücret 120 dolar, Türkiye’de 625 dolar seviyelerinde.
Asgari ücretlinin satın alma gücüne baksak dahi, fiyatlar yaklaşık 5’te 1’i olmalı.
Asgari ücret Türkiye’de 280 kilo, İran’da 335 kilo domates alabiliyor.
İran’da 55 kilo daha fazla.
İran’da ekilebilir arazi oranı %9, Türkiye’de %26.
Üstelik İran; toprak çökmesi, su krizi, toz fırtınaları gibi sert iklim şokları yaşadı.
Bu nedenle başkentini değiştirmeyi dahi tartıştı.
Buna rağmen pek çok ürün Türkiye’de daha pahalı.
Bunun sebebi “jeopolitik kriz” mi?
Jeopolitik krizin daniskası İran’da.
Türkiye değil, İran savaşta.
Bizim soframızdaki yangın, bombalamalardan kaynaklanmıyor.
Hatırlayın, tanzim satış kuyrukları savaştan önce vardı.
Bunun tek sorumlusu AKP’nin tarım politikaları.
Türkiye değil, İran yıllardır ağır yaptırımlar altında.
İran, uluslararası finans sisteminden dışlanmış, Türkiye dünya ticaretine entegre.
Demek ki kusur, her zamanki “olağan şüpheli” dış güçlerde değil.
Kusur, içerideki yönetim tercihinde.
Kardeşlerim;
Coğrafya kaderdir ama kötü yönetim kader değildir.
Hiçbir Tarih Profesörü Yeditepe Üniv.'nin kurucusu Bilge Kral kadar güzel tarih anlatamaz.
İzzet Çapa'nın manipülatif sorularına Filozofik cevaplar vermesi taktire şayan.
İzzet Çapa, kürtleşen Türkmenleri, Gılgamış Destanını ve Fransız dil modelini öğrendi.
Fransızlar ülkelerinde, 27 etnik dil var iken, vaktiyle hepsini yasakladı.
Ve ancak son Lagendes ölence (yani bu dili konuşacak kimse kalmayıncaya kadar bekledi sonra) etnik dilleri serbest bıraktı ki;
Fransa, 1789 yılında Avrupa'da devrim yapan, Monarşiyi(Krallık) yıkan, ard arda Cumhuriyetler kuran, demokrasi ve hukukun üstünlüğü ile bilinen ve övünen bir ülkedir ve Fransızca dışında hiç bir konuşulan etnik dili serbest etmemiştir. Tek eğitim dili, resmi dili Fransızcadır.
Kendi aşireti de (Şıhpıstı), kürtleşen ya da daha doğru bir ifade ile dili farklılaşan bir aşiret olmasına rağmen Kürtçe eğitimin devleti ve milleti böleceğini, iç savaşa sürükleyeceğini görüp, söylüyor filozof.
"TBMM'de anayasal düzeni yıkmak için ABD'nin talebi ile kurulan apo komisyonu üyeleri ve temsilcilerinin alacağı çok ders, öğreneceği çok şey var Bilge Kral Bedrettin Dalan'dan."
85 yaşındaki bu Bilge, 3 daldan mühendis diplomalıdır (İTÜ ve Almanya'da),
ve cesurca;
" tarikat, mezhep ve cemaat İslam dışıdır" diyor ve Kürtçe eğitime de karşıdır.
Eğitime çok önem veren Bilge kral'ın kurduğu İstek Vakfı ve Yeditepe Üniversitesi, okuttuğu öğrencilerin %57 sine burs vererek Türkiye'de hiç bir vakıf Üniversitesi'nin yapmadığı bir hizmeti yapıyor.
Vakıf kâr gayesi gütmediği için,
kamu yararına çalışan bir vakıf olduğu için gelirlerinin yüzde 80'ini eğitime, okullara harcayıp, kalan yüzde 20 sini de personel maaşına ayıran bir vakıftır.
Türkiye'nin yanında, her yıl Kıbrıs'tan, Azerbaycan'dan, İran'dan, Kırgızistan, Kazakistan gibi Türk devletlerinden binlerce öğrenciye burs veriyor ve bir çoğuna da %100 veriyor, master ve doktora yaptırıyor.
Bilge Kralın bu söyleşisinden çok şey öğrendim, kısa bir kesitini paylaştım.
Tamamını izlemenizi ve paylaşmanızı öneriyorum.
Ancak paylaşa paylaşa bu karanlıktan çıkabiliriz.
👇
https://t.co/EwThSNpATI
-Hazırlık sınıfı yabancı bir ülkeye gelen, yabancı öğrenciye verilir
-Demek ki Türk öğrenci kendi vatanında yabancı öğrenci durumuna getirilmiştir
-Bu sömürgeleşmeden ötedir
-Bu işi yapanlar, savunanlar, alet olanlar büyük bir ihanet içindedirler
#OktaySinanoğluÜniversitesi🇹🇷
Kerküklü hanım, bize diyorlar ki; "Neden sürekli Kerkük Türk'tür Türk Kalacak" diyorsunuz?
Bizde onlara diyoruz ki; Atalarımızın Irak'ta kurduğu 6 devletten dolayı Kerkük Türk'tür, Türk Kalacak diyoruz.
Akkoyunlar, Karakoyunlular, Selçuklular, Kuruçilar, Atsızlar, Atabeyler... Daha geride de 4200 yıl önceden Taş Babalarını tarihe bırakan Turukkular Devleti Musul, Kerkük merkezliydi.
Bu hanımın sesini duyuralım bunları herkes bilsin öğrensin artık.
🔻Bakır Harmonizatör
🔸Bu cihaz, trilyon dolarlık bir sektörün ortaya çıkmasına neden oldu. Söz konusu cihaz bir bakır harmonizatördür.
🔸1800’lü yıllarda suyu yapılandırmak amacıyla kullanılıyordu. İnsanlar, bakırın şifa verici frekanslar yaydığı ve bunun insanın biyoalanıyla olumlu etkileşime girebildiği biliniyordu. Bu nedenle harmonizatörler evlerin etrafına da yerleştiriliyordu.
🔸Ayrıca, bakır harmonizatörün yalnızca malzemesi değil, şeklinin de belirli bir frekansa sahip olduğu biliniyordu. Bu nedenle harmonizatör suya yerleştirildiğinde, su bu yapıyı alıyor ve içilebilecek en yapılandırılmış su türlerinden biri oluşuyordu.
🔸Bunun yanında, bu cihazların yaydığı yüksek frekans sayesinde insanların anında dengelenebildiği ve iyileşebildiği biliniyordu.
🔸Son olarak, bu cihaz suya konulduğunda sadece suyu yapılandırmakla kalmaz; aynı zamanda bakırın etkisiyle suyu arındırır ve elektriksel özelliklerini de değiştirir.
⬇️⬇️⬇️
DAL, kuru ot, çalı yiyen keçiye yasak olan dağlar ormanlar,
DAĞ TAŞ yiyen madencilerin iş makinalarına serbest!..
Ordu % 74
Giresun % 84
Rize % 82
Trabzon % 77
Gümüşhane % 93
Artvin % 71