bazı diziler biter, “güzeldi” dersin geçersin. zeytin ağacı öyle olmadı. bitti ama içimde bir yerlere dokunup kaldı sanırım. kendimden bu kadar parça bulmayı beklemiyordum. insan, yıllardır taşıdığı yükün kendisine ait olmadığını öğrenince biraz eksiliyormuş, hafifliyormuş.
ne güzel… daha yurt dışına çıkmadan, vize için şehir şehir dolaşıp seyahat deneyimi kazandırıyorlar. inceliklerinin sonu yok. schengelme vizesi hayırlı olsun.
üç gece rüyasında sevdiği kadını görünce, utancından diğer gün pijama değil de takım elbiseyle uyuyan oğuz atay; o gece rüyasında sevdiği kadının nikah şahidi olmuştur. “ince düşünen incinir misali.”
sanırım bazı insanlar sevdiklerini kaybetmeden önce bile üzülür. olmamış şeylerin kırgınlığını taşırlar içinde. kimse bilmez ama en çok onlar yorulur; bir cümleyi yanlış kurmamak için defalarca düşünenler, karşısındaki üzülmesin diye kendi içine atanlar.
ve bazen insan, tam sarılacakken geri çekilir. ayıp olur diye, yanlış anlaşılır diye, yük olurum diye. sonra içinde söylenmemiş bir sürü şey büyür. kimsenin duymadığı cümleler, kimseye anlatılmayan sevgiler kalır.
galiba bazı insanların kaderi de bu;
çok hissedip az konuşmak.
milyonlarca insan çalışıyor çünkü hayat bunu mecbur kılıyor. kimse sabah “bugün bir holding sahibine daha zenginlik katayım” heyecanıyla uyanmıyor. insanların emeğini, patronlara yapılmış bir lütuf gibi anlatmak başlı başına fıkranın kendisi.
camilerin ilginç bir enerjisi var. kapısından içeri girince dünyanın gürültüsü biraz dışarıda kalıyor sanki. kimse sana güçlü görünmek zorundasın demiyor, kimse senden bir şey beklemiyor. sadece oturup susabiliyorsun. bazen bir dua, bazen bir sessizlik, bazen de sadece o huzurlu atmosfer insanın içindeki yükleri hafifletmeye yetiyor. kubbeye yükselen sesler, eski halılara sinmiş yılların izleri ve aynı kıbleye dönen insanların varlığı; insana yalnız olmadığını hatırlatıyor. belki de bu yüzden camiler, kalbin yorulduğu zamanlarda en çok dinlendiği yerlerden biri oluyor. en önemlisi de ne yaparsan yap allah seni huzuruna kabul ediyor.
bugün yüzünü hatırladığım tüm arkadaşlarım için dua ettim. aynı masayı paylaştıklarım, aynı yolu yürüdüklerim, bir zamanlar her gün konuşup şimdi sadece hatıralarda kalanlar… her biri için sağlık, huzur ve güzel bir ömür diledim. hayatın yükü omuzlarına ağır geliyorsa hafiflesin, bekledikleri güzel haberler tez zamanda gelsin. yollarımız ayrı düşmüş olsa da isimleri ve hatıraları kalbimde güzel bir yerde duruyor.
bazı kulüpler müzelerinde kupa sergiler, bazıları ise aynı hataları. uefa’dan şike cezası alıp yıllar sonra yine şikeyle anılan isimleri başa getirmek gerçekten istikrar örneği. tebrikler, geleneklerinize sahip çıkıyorsunuz. #azizyıldırım
ölülerin toprağına çiçek ekip, yaşayanların bahçesini talan ediyoruz ve sonra utanmadan, güzellik diye alkışlıyoruz kendi çöküşümüzü. kök salması gerekeni söküp atıp, gölge veren her şeyi buduyoruz. bir yanımız mezar taşlarını süslerken, diğer yanımız insanları eksiltiyor. biz buyuz, bu kadarız.
bir gün farkedeceksiniz ki size kötülük yapmış insanlar bile aslında size hizmet etmiş ve olgunluk seviyesine erişebilmeniz için basamak olmuş. allah öyle sevmiş ki sizi düşmanlık eden insanları bile size hizmet ettirmiş.
Tarih edebiyat cart curt okuyan erkekler asssla çekici ve evlenilebilir gelmiyor ya. Erkeksin sen git sanayide kaportacı ol, Shakespeare okumak senin neyine ya ne iş yapacaksın onu bitirip?