Anarşizm; insan iradesinin özgürlüğü ve inancın hâkimiyeti. İnsan vücudunun somut şeylerden ayrılıp özgürlüğüne kavuşması. Zincirlere ve hükümetin baskılarına karşı özgürlük. Bireylerin özgürce bir araya gelmesinden oluşan toplumsal düzen.
Demokrasinin esas prensibi, halkın egemenliğidir. Oy toplamasını bilen herkesin, devleti idare edebileceği zannedilir. Demokrasi bir eğitim işidir. Eğitimsiz kitlerle demokrasiye geçilirse oligarşi olur devam edilirse demagoglar türer. Demagoglardan da diktatörler çıkar.
—Platon
1923’ten ölümüne dek Atatürk’ün yanında bulunan Hasan Rıza Soyak, onu anlatıyor:
- Atatürk kendisine yalnız Atam diye hitap edilmesini hoş karşılamazdı.
- Halk arasına karışıp dolaşmayı isterdi.
- Halkı sıkıntıya sokacak şekilde tedbirler alınmasına rıza göstermezdi.
- Yemek meraklısı değildi. Sabahları bir şey yemez, yalnız bir kahve ve sigara içerdi.
- Öğle yemeklerini bazen bir dilim ekmekle bir bardak ayran veya limonata teşkil ederdi.
- Sevdiği yemeklerin başında yağlı kuru fasülye ve pilav gelirdi. Mutfakta daima hazır bulundurulurdu.
- Yağ ve yumurta ile ezilmiş beyaz peynirden yapılan omleti, etli taze bamyayı ve kavunu severdi.
- Erken veya geç, uykudan uyanır uyanmaz derhal kalkar, odadaki geniş koltuğuna bağdaş kurardı.
- Bir taraftan getirilen kahve ile sigarasını içerken, bir taraftan da günlük gazeteleri gözden geçirirdi.
- Uyandıktan bir süre sonra banyoya girer, traş olur ve giyinerek gezmeye çıkar yahut kütüphanesine geçerek çalışmaya ve kitap okumaya koyulurdu.
- Yatak odasında uzun süre kalmazdı.
- Pijama kullanmazdı. Beyaz keten entari ile yatar, uyanınca bir ropdöşambır giyerdi.
- Ufak tefek hastalıklara aldırmaz, doktor tavsiyelerine kulak asmazdı. 38 derece ateşle gezmeye çıktığı çok olmuştur.
- Tütün ve kahveye çok düşkündü. Herhalde günde 10-15 fincan kahve ve 40-50 sigara içerdi.
- Kumardan hazzetmezdi. Kumarcı arkadaşlarını bu alışkanlıktan vazgeçirmeye çalışırdı.
- Bazı geceler evinde veya davetlerde poker oynardı. Fakat sonunda mutlaka herkesin parasını iade ederdi.
- Yine eğlenmek için pek nadir olarak arkadaşları ile tavla oynadığı da vâkidir.
- İçki olarak rakıyı tercih ederdi. Başka içkileri, mesela bira, şarap, viski ve şampanyayı nadiren içerdi.
- Baş mezeleri leblebi, beyaz peynir ve kavundu. İçkiden sonra genellikle yemek yerdi.
- Akşamları sofra başında sohbet etmekten büyük zevk duyardı. Gençliğinden beri adet edindiği bu sohbetler çoğu zaman sabaha kadar sürerdi. Burada her şeyden, din, dil, tarih ve diğer çeşitli bilim dallarından tutunuz da dünya meselelerine ve günlük politika olaylarına kadar her konudan söz açılır, tartışmalar yapılırdı.
- Tartışmalarda o söyler, sofradakileri de söylemeye zorlardı.
- Bazı gecelerde kendi hayatından çocukluk, okul, askerlik ve politikadaki acı tatlı hatıralarından bahseder, bunları hiçbir şey gizlemeden büyük bir samimiyetle ve çok tatlı bir dille anlatırdı.
- Bütün tahminlerin aksine sofra başında en az yer tutan şey eğlence idi.
- Sofrada saatlerce kalır ama miktar itibariyle çok içen bir adam sayılmazdı.
- Çocukluğundan beri tesiri altında kaldığı alaturka musikiyi dinlemekten zevk duyar, kendisi de saza eşlik ederdi.
- Batı musikisine de hayrandı. Memlekete bunu yaymaya büyük önem vermekte idi.
- Atatürk, zarif endamıyla çok güzel dans ederdi. Halk oyunlarını takdir ve teşvik ederdi.
- İşlediği kusuru itiraf ederek pişmanlık gösterenleri affeder, kendilerine fırsat vermeyi tercih ederdi.
- “Medeniyet demek af ve müsamaha demektir” derdi.
- İkramcı ve kibar bir ev sahibiydi.
- Misafirleriyle ayrı ayrı meşgul olurdu.
- Gördüğü kusurları görmemezlikten gelirdi.
- Atatürk, güzel eşyaya, genellikle ev döşemesine çok meraklıydı.
- Evini büyük bir zevkle bizzat tasarlardı.
- Bazen bir salonu düzeltmek için saatlerce çalışırdı.
- Atatürk çok ince hisli ve rakik kalpli bir insan olmakla beraber şahsını aşan memleket meselelerinde yalnız mantıkla hareket ederdi.
- Ağaçları çok severdi. Ağaçların dirilişini, tutuşunu ve büyüyüşünü adım adım kollardı.
- Ta yüzbaşılığından beri görevini ihmal ettiği veya işine geç geldiği görülmüş değildir. Yanında çalışanlar kendisiyle daima her yerde görüşebilirdi.
- Yapmayı tasarladığı işlere girişmeden evvel gayet titiz ve etraflı incelemelerde bulunurdu.
- Sofrada veya toplantılarda maksadını belli etmeden sırasını getirir, düşündüğü konuları üzerinden muhabbet açar, ortaya attığı sorularda mevzuyu işleterek ileri sürülen görüşleri dinlerdi.
- Başladığı bir işi bitirmeden rahat edemezdi. Bazen hiç durmadan 30-40 saat çalıştığı olmuştur.
- Büyük Nutku hazırlarken beraber çalıştıkları arkadaşlardan baygınlık geçiren olmuştur. Fakat kendisi 20-30 saat bazen ayakta bazen oturarak yüzlerce belgeyi incelerken kendisinde yorgunluk eseri görülmemişti.
- O her manasıyla gerçekçiydi. Ne kadar acı olursa olsun, daima gerçekle temas halinde bulunmak şiarıydı.
- Onun hayatında körü körüne hareket ve maceracılık mevcut olmazdı.
- Okumayı çok severdi. Genel bilgisini sürekli artırmaya çalışırdı.
- Zengin bir kütüphanesi vardı. Elini aldığı kitabı ilgi çekici bulduysa, bitirmeden bırakmazdı.
- Atatürk, tartışmadan ve eleştiriden hoşlanırdı. Kendi hareketlerini eleştirdiği de çok olmuştur.
- Hele hükümeti ve idareyi eleştirmek konusunda gayet şiddetli davranırdı.
- Övünmesini bilmezdi. Övülmesini ve başarılarından konuşulmasını da istemezdi.
- Hele kendisinden bütün başarıların tek yapıcısı olarak bahsedilmesine hiç tahammül etmezdi.
- Yüzüne karşı övülmekten hoşlanmak şöyle dursun, herhangi bir iyiliğinden dolayı kendisine teşekkür edildiği zaman bile sıkılır, utanır, hemen lafı değiştirirdi.
- Şahsı hakkında yapılan eleştiriler arasında onu üzen tek şey “diktatör” telakki edilmesiydi. Bundan aşırı derecede üzüntü duyardı.
- Atatürk çocukları çok severdi. Onun dilinde çocuk, sevgi demekti.
Buraya kadar okuyan herkese çok teşekkür ederim.
Kaynak: Hasan Rıza Soyak - Atatürk’ten Hatıralar
Bu kitabı okumanızı öneririm.
“İşte modern çağın en çok göze çarpan özelliği de budur: Ardı arkası kesilmeyen bir telaş, sürekli değişim ve bizzat olayların kendisiyle birlikte sürüklendiği, durmadan artan hız gereksinimleri… Bu, çokluk içinde dağılmadır.”
Modern Dünyanın Bunalımı | René Guénon
3 yıl önce bugün Cristiano Ronaldo 2. Manchester United döneminin ilk maçına çıktı. Ronaldo'nun evine dönmesi, spiker Peter Drury'nin mükemmel tanıtımı ve Ronaldo'nun ilk maçında iki gol atması.. dünyanın en güzel günü falandı.