Takvalı olmayı sadece kadınların tesettürlü olması zanneden, bir de kendine göre bi "tesettür" algısı dayatan, 3 kızcağızın paylaştığı videoyu topluma afişe eden, linç ettiren kişi.. Sen Allah'ın hak dinini temsil ediyorsan, önce ülkedeki haksızlıklara ses çıkarırsın...
Hani derler ya, neresini düzelteceksiniz.
Bir kez tatile yüzmeye çıkmışlar, yüzerken, kadın erkek karışık yerde mi yüzmüşler, Müslümana has kıyafet giymişlerse de kıyafetin vücuda yapışmaması lazım buna dikkat etmişler mi?
Tesettür mayo denilen tuhaf kıyafetler de vücuda yapışıyor çünkü.
Yani altını çizerek söyleyelim: TESETTÜR DEĞİLLLL!!!!
3 tane kadın o mesafeye (90 kilometreyi geçiyorsa) mahremleriyle mi gitmişler.
Zira mahremleri olmadan Müslüman bir kadın o kadar mesafeye gidemez.
Ayrıca üzerlerindeki de tesettür değil.
Çünkü tesettürün 3 şartından bir tanesi, kıyafetın, vücut hatlarını belli etmeyecek olmasıdır.
Bunların tesettür diye giydiği şey bu şarta uymuyor.
Yine bu bağlamda rengarenk, ışıl ışıl kıyafetler de bu tercihi tesettürden çıkartıyor.
Ayrıca Müslüman bir kadın video çekip kendini bu şekilde kamuoyuna yaymaz.
Öte yandan İskilipli Atıf Hocanın şapka yüzünden idam edilmesine rağmen bunlardan bir tanesi rahatlıkla şapka giyebiliyor.
Hoş şapka takıp tesettür görünümlü tuhaf giyimli kişilikler o kadar çok arttı ki İskilipli Atıf Hocanın ne için mücadele ettiğini düşünen kim?
Son olarak Hukuk fakültesinde, Tıp fakültesindelermiş.
Aman ne büyük ayrıcalık.
Sanki Hukuk fakültesinde, Tıp fakültesinde okuyan tek talebe bunlarmış gibi.
Sizlerden binlercesi var.
İlahiyat fakültesinde okumamış olmayı bir ayrıcalık sayarcasına çok güzel cevap vermiş olduklarını düşünüyorlar ve sevindirik oluyorlar
İilayet Fakültesi de olabilirdi diyorlar ancak ilahiyat fakültesinde okumadıklarını göğüsleri gere gere söylemiş oluyorlar.
Hoş, bu tiplerden ilahiyat fakültelerinde de bir sürü var da.
Şimdi İslami hassasiyet temelli birkaç şey söyledim.
Bunlar ya da bunun gibiler muhtemelen ayıplayacaklar ya da güleceklerdir.
Hoş umurumda da değil tabii ki haddi zatında bunlar da umurumda değil.
Benim derdim; bu tür tiplerin yaygınlaşıp alenileşmesi, son derece azalmış olan düzgün tesettüre dikkat eden kızlarımızın bu TİP ŞEKİLLERDEN etkilenecek olması.
Ben buna çok üzülüyorum.
Hani Necip Fazıl diyordu ya;
"Ustada kalırsa bu öksüz yapı
Onu sürdürmeyen çırak utansın"
İskilipli Atıf Hoca başta olmak üzere bir sürü ulema mücadele etmiş, cezaevlerine atılmış, işkencelerden geçirilmiş, başını vermiş, şehit olmuş ama gelen nesil böyle.
Şu tiplerin haline bakın.
Çok yazık!
İlgilenenler için:
Trump kararnamelerle kafasına göre bazı ülkelerden yapılan ithalata gümrük vergileri koydu ve tahsil etmeye başladı.
İthalatçı şirketler Trump’ı mahkemeye verdiler.
ABD yüksek mahkemesi Trump’ın böyle bir yetkisi olmadığına ve toplanan 166 milyar dolar gümrük vergisinin şirketlere geri ödenmesine hükmetti.
Şimdi ABD maliyesi 100 küsür milyar $’ı tıpış tıpış şirketlere geri ödüyor.
Ya yıllardır bunu anlatıyorum PREGABALİN'in tiilahı bizde... Peki neyin talebi bu? METHamorfoz'un tabi... Şu kadar pregabalin sahada inanılmaz sayıda meth bağımlısı olduğunu ortaya koyuyor. Hatta şu an PREGABALİN fek başına şarjör şarjör kullanılıyor. Hatta dahasını söyleyeyim size kriminal kişiliklerin %60-70'i pregabalin bağımlısıdır... Over-Cesaret çoğu zaman TOKSİK BİR SEKELDİR.
Son 10 yılda internet, küresel iletişim ağlarından sonra yapay zekanın gelmesi herşeyi çok değiştirecek.. Bunu iyi okumak gerekiyor.. Vizyon sahibi eğitimci gerekiyor.. Genç nesili bununla yönlendirmek gerekiyor..
Öğretmen bir ailenin çocuğu olarak tıp okudum. Doktor oldum. Memnun muyum?!! Türkiye’de olmayan şey sistem ve sistemsizliğin getirdiği olmayan iş ahlakı. Sürekli kaos var. Ve biz sistem konuşmuyoruz, kişileri konuşuyoruz. Düzgün bir durum tespiti yapmadan öneriler veriyoruz.
Türkiye'de sanayi prosesesi yok. Millet buradan bağırıyor ya üretim diye ha o üretim topyekün devlet teşvikleri ve eğitimin ticarileşmesi ile olur. Yani sanayiye göre insan yetişir. Çin sosyal bilimler bölümlerini kapattı. Sanat tarihi okuduğunuz "ucuz kredili" dönemi unutun. ++
Bu arada konudan bi tık bağımsız olarak; gerçekten Suriyeli hastalar ve yakınları genel olarak tıbbi durumları çok kötü değilse ve dil engeli yoksa en rahat uyum sağlayan hasta grubu. Asla işine karışmaz; “Önce Allah’a sonra size emanet.”derler,çekilirler ve işimizi asla zorlaştırmazlar🙏🏻
Hakimin hekimi erkenden tutuklamaya sevk etmesi ağır taksirdir. Taksirle meslekten men etme işidir. Ağır tazminat gerektirir. Hekimlerden çok bahsettik. İstinaf mahkemeleri ile birinci derece mahkemeler arasındaki karar uyuşmazlığı oranı zaten herşeyi ortaya koyuyor. İnanılmaz bir durum var ortada.
Fatih Altaylı'dan vergi düzenine sert eleştiri:
Alman'ın 100 bin Euro'ya bindiği otomobile bir Türk 400 bin Euro'ya biniyor.
4 katı tamamen vergi.
Hadi o lüks araba, dön aşağıya 2,5 milyon lira değerindeki arabanın satış fiyatı 10 milyon lira.
Yuh artık, yuh artık yani.
Zaten oradan sen bana bir geçirmişsin, dönüyorsun alım satımdan da 1500 lira daha, niye canım istedi.
Ve bak tehlikeli olan şu, artık millet umursamıyor.
Eskiden kızarlardı da şimdi umursamıyor, Allah belanızı versin diyor geçiyor.
Biz kızıyoruz hâlâ niyeyse, aslında biz de kızmamamız lazım.
Ne olacak ki, niye kızalım ki?
Ama deliriyorum Emre yani bizde bunu yapıyorlar, dönüyorlar kendi lüks ve şatafatlarından zerre vazgeçmek yok.
Avrupa savunmada yeni hat kuruyor, Türkiye yine dışarıda
Fransa öncülüğünde 10 ülke ortak füze savunma mimarisi için uzlaştı. İ
ngiltere ve Norveç yapıda yer alırken, NATO zirvesine ev sahipliği yapan Türkiye dışarıda kaldı.
Bu tablo, izlenen dış politikanın Batı ile ilişkilerde yarattığı güven ve uyum sorunlarının daha ciddi biçimde sorgulanmasını gerektiriyor.
KAMUOYUNA DUYURU
Şanlıurfa’da Yaşanan Acı Kayıp ve Meslektaşımızın Tutuklanması Hakkında:
Şanlıurfa’da özel bir sağlık kuruluşunda gerçekleştirilen sezaryen doğumu sonrasında gelişen komplikasyonlar nedeniyle bir hastamızın hayatını kaybetmiş olmasının derin üzüntüsünü yaşıyoruz. Hayatını kaybeden vatandaşımızın kederli ailesine ve yakınlarına başsağlığı dileriz. Bir insanın, bir annenin hayatını kaybetmesi biz hekimler için de en büyük yıkımdır.
Ancak bu acı olayın hemen ardından, henüz tıp bilimi açısından olayın nedenleri netleşmemişken ve kesinleşmiş hiçbir bilirkişi raporu bulunmuyor iken, ameliyatı gerçekleştiren kadın hastalıkları ve doğum uzmanı meslektaşımızın tutuklanmış olması tıp camiasında derin bir endişe ve infiale yol açmıştır.
Kamu Hekimleri Sendikası olarak bu konudaki duruşumuzu net bir şekilde kamuoyuyla paylaşıyoruz:
1. Soruşturma Doğaldır, Ancak Peşinen Cezalandırma Kabul Edilemez
Her ölüm vakasının hukuki olarak soruşturulması, varsa ihmal veya kusurların tespit edilmesi adaletin gereğidir. Bizler hukuki süreçlerin işletilmesine karşı değiliz. Ancak ceza muhakemesinde "tutuklama" bir ceza değil, istisnai bir koruma tedbiridir. Kaçma şüphesi olmayan, delilleri karartma ihtimali bulunmayan, adresi belli ve görevini icra eden bir uzman hekimin, olay netleşmeden tutuklanması bir yargılama değil, peşinen cezalandırmadır.
2. Tıbbi Komplikasyon ile "Hata" Birbirinden Ayırt Edilmelidir
Tıp biliminde her müdahalenin, her cerrahi operasyonun öngörülebilir veya öngörülemeyen komplikasyon (istenmeyen yan etki/sonuç) riskleri mevcuttur. Komplikasyon, hekimin her türlü tıbbi gerekliliği yerine getirmesine rağmen ortaya çıkabilen ve maalesef bazen ölümle sonuçlanabilen durumlardır. Ortada bir "hekim hatası" olup olmadığı, ancak ve ancak bağımsız, uzman ve bilimsel bir bilirkişi heyetinin hazırlayacağı raporla ortaya konabilir. Bilimsel raporlar ve otopsi sonuçları açıklanmadan verilen tutuklama kararı, bilimin ve hukukun temel ilkelerine aykırıdır.
3. Bu Kararlar Defansif Tıbbı Tetikler ve Sağlık Sistemine Zarar Verir
Hekimlerin, her olumsuz sonuçta bilimsel bir değerlendirme yapılmaksızın tutuklanma korkusu yaşaması, onları riskli vakalara müdahale etmekten imtina etmeye zorlar. "Defansif tıp" (çekinik tıp) olarak adlandırılan bu durum, gelecekte acil ve kritik durumdaki hastaların tedaviye ulaşmasını zorlaştıracak ve en büyük zararı yine toplum sağlığına verecektir. Hekimler, üzerlerinde tutuklanma baskısı hissetmeden, yalnızca tıp biliminin doğrularıyla kararlarını verebilmelidir.
Sonuç Olarak;
Hukukun üstünlüğüne ve adalete olan inancımızı koruyarak; Şanlıurfa'da tutuklanan meslektaşımızın adil yargılanma hakkının ihlal edilmemesini, tutukluluk kararının derhal kaldırılarak tutuksuz yargılama sürecinin başlatılmasını talep ediyoruz.
Tıp camiası olarak konunun yakından takipçisi olacağımızı, acılı aileye taziyelerimizi yinelerken, adaletin de bilimsel gerçekler ışığında tecelli etmesi için mücadelemizi sürdüreceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz.
KAMU HEKİMLERİ SENDİKASI YÖNETİM KURULU
#AdilYargılama
#DefansifTıp
#KomplikasyonSuçDeğildir
@saglikbakanligi@adalet_bakanlik
Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığı, daha adli tıp ve bilirkişi incelemesi yapılmadan, kadın doğum uzmanı meslektaşımızı “taksirle ölüme sebebiyet verme” suçundan tutuklamış.
Hayatını kaybeden annemize Allah’tan rahmet dilerim. Adli soruşturma tabi ki yapılmalı.
Ancak bir hekimin bilirkişi raporu alınmadan, illiyet bağı kurulmadan peşinen tutuklanması kabul edilemez.
Hekimlik, Demokles’in kılıcının gölgesinde yapılacak bir meslek değildir.
Bu yanlıştan en kısa zamanda geri dönülmesini umuyorum.
Abi gerçekten tuhaf bir ülkedeyiz, kimsenin mehterden ya da yeniçeriden rahatsız olduğu yok.
Aksine mehteri ikinci Mahmut kapattı Enver Paşa kurdu, bütün o güzel marşlar onların döneminde yazıldı.
İnsanlar Trump'ın "bunlar rahip Brunson'u bırakmayacaktı, ben bırak der demez bıraktılar"demesinden rahatsız. İnsanlar o kadar para ve insan hayatı harcadığımız Colani'nin Fransa ve İsrail ile yaptığı anlaşmadan, Türkiye'nin çırak çıkarılmasından rahatsız.
İnsanlar, Türk cumhurbaşkanı ABD'ye gittiğinde hiç kimse karşılamazken, ABD devlet başkanının havaalanında karşılanmasından rahatsız.
İnsanlar, yokluk ve yoksulluk içerisinde yaşarken, Fransız tahkim yargısının kestiği 1 milyar 471 milyon dolarlık cezadan ve bunun sorumlularını bilememekten rahatsız. Çünkü o cezanın yükü de o insanların sırtına binecek
İnsanların rahatsız olduğu bir yığın şey var, ama bunların içinde Mehter ya da yeniçeri yok.
İnsanlar boş hamasetten rahatsız.
Daha önce edilen bütün o iri kıyım lafların yutulmasından rahatsız.
Avrupadaki depozito makineleri şişelerin üzerindeki barkodları okuyor. Barkodu olmayan şişeyi de başka ülkeden gelen şişeyi de kabul etmez!!
Üstelik, Avrupada depozitoyu önden ödüyorsunuz, sonra makinelerden geri alıyorsunuz. Sistem bunun üzerine kurulu..
Prof. Dr. Behçet Yalın Özkara, elindeki pet şişeleri Türkiye'deki depozito makinelerine atmak yerine Avrupa'ya gidip oradaki makinelere atmayı denedi.
🔹 Avrupa'ya gidiş-dönüş uçak bileti: 6.000 TL.
🔹 Pet şişelerinden toplam gelir: 13.400 TL.
🔹 Yurt dışı çıkış harcı: 1.250 TL.
🔹 Toplam Kâr: 6.150 TL.
🔹 Türkiye'deki depozito makinelerini kullansaydı sadece 1.000 TL kazanacaktı.
Türkiye, Irak-Türkiye ham petrol boru hattındaki usulsüzlükler nedeniyle verilen 1 milyar 471 milyon dolarlık tahkim cezasının iptali için Paris'te açılan davayı kaybetti. (ANKA)
Ya bu doktorların çoğu yatıyorsa bu 1 milyar muayeneyi kim yapıyor? Lan bu kadar yüzsüz olmayın ya 80 milyon nüfuslu ülkede her sene 1-1,5 milyar muayene yapılıyor yine de yetmiyor
Keyfi olarak geç gelmişmiş de bilmem neymiş.
Şehir Hastanesinde çalışırken defalarca idareyle konuştuk. Sabah vizit yapmamız lazım, MHRS’yi 8 buçukta başlatalım diye. Cevap her seferinde “hocam siz asistanı polikliniğe yollayın, vizitinizi yapın” oldu. Peki vizit asistan eğitiminin bir parçası değil mi?
Haftalık eğitim semineri günü illaki poliklinik 8’de başlayacak. Eğitim? Mesai saatleri dışında yapılacak. Ek mesai ücreti? Yok.
Adı “Eğitim ve Araştırma Hastanesi” ama, “Eğitim”e idarenin verdiği değer bu kadar.
Keyfiyetmiş. O keyfiyet vizit saatinde MHRS açan idareye ait.
Bu adama da etkileşim vermeyin lütfen. Sendikalar hakkında dava açmış. Çok da iyi etmişler.
Hafta sonu bir markette, büyük kurumsal bir markette, şarap şisesini kırdı bir arkadaş. Elinden düştü. Israrla parasını ödemek istemesine rağmen ödettirmediler. 1.500 TL 2.000 TL gibi bir ücreti vardı.
Ben de dün bir ucuzluk pazarında, elimden cam kavanoz düşürdüm. Daha ben kusura bakmayın, ücretini öderim demeden. Ücretini kasaya verirsiniz diye bağırdı yetkililer.
Ücretini ödedim ve alışveriş yapmadan çıktım. Parasında değilim zaten 100 tl. Ama yine 2 dükkandaki farka bakınca birinin neden kurumsal olduğunu anlıyorsunuz.
Gece Hollywood’da ünlü aktör ve yönetmen Rob Reiner ve eşi Michele evlerinde haberlere göre boğazları kesilerek öldürüldü.
ABD Başkanı Trump’ın “taziye” mesajı:
-İddialara göre ölüm nedenleri, başkalarında yarattığı öfkenin yol açtığı; “TRUMP TAKINTI SENDROMU” adı verilen, zihni felç eden, büyük, inatçı ve tedavisi olmayan bir hastalıkla olan ağır ve kontrolsüz saplantısıydı.
-Rob Reiner, Başkan Donald J. Trump’a yönelik öfke dolu takıntısıyla insanları ÇILDIRTMASIYLA tanınıyordu.