Paketli gıdayı, kolayı falan çok uzun zamandır nadiren tüketiyorum ama yine de kaç zamandır zayıflayamıyordum. Sonra diyetisyene anlattım, meğer her gün koca bardakla portakal suyu içtiğim için çok şeker alıyormuşum sksmsm
Canan Karatay'ın taze sıkılmış meyve sularını (portakal suyunu) "sıvı şeker, insülin patlatan bir zehir ve karaciğeri alkol gibi yağlandıran bir madde" olarak tanımlaması, popüler diyet kültürünün en yaygın ama biyokimya açısından en hatalı ezberlerinden biridir.
Doğru ++
Leyla ve Cem’in sahnelerini izlerken kafamın içinde Afra- Adı İntikamdı yorumu çalıyor. Belki bir yarası vardı, adı intikamdı, benden çok önce. Belki unutmak içindi, çabuk geçer sandı, canımı yaktı. #kgkg
ya n'olacaktı? her gün en az bir kadının öldürüldüğü, katillerin "iyi hal" indirimleriyle ödüllendirildiği bir ülkede şiddet sadece evde mi kalacaktı? elbette okullara, hastanelere, her yere sıçrayacaktı. hiçbiri diğerinden bağımsız değil; hepsi aynı çürümenin eseri.
7 yıldır bu şehirdeyim ve şehrin insanının telaşına bir türlü ayak uyduramıyorum. Hep bir şeye yetişme telaşı, hep bi’ geç kalmışlık. Sen koltuğundan daha erken kalkınca o kıyıya daha erken varmıyoruz.
Kocan iyi bir adamsa ve en önemlisi zenginse ev hanımı olmak keyifli olabilir. Baktığınızda tüm zenginlerin karısı çalışmaz mesela, hayatlarını yaşarlar. Bu zenginlik, evde yardımcısı olanla boşandıktan sonra ayda elli bin nafaka verebilen seviyesinde bir şeyler yani gibi düşünebiliriz. Kocandan ayrılsan ölse kalsa çoluk çocuk dara düşmediğin bir hayat tasviri... Öte yandan şartlar böyle değilse ev hanımı olmak bir tercih, çalışmak bir tercih. Her tercihin riskleri var. Ev hanımı olarak avantajını yaşadığın şeylere dezavantaja düştüklerin var. Çalışarakta öyle. Sorum şu. Yıl oldu 2025, niye hala bu konuyu sürekli konuşuyoruz. Tradwife akımları, feminizm, vs vs... Sürekli kadınla ilgili konular gündem de ama bir nihayet yok. Bu gün hala kadın cinayetleri önlenemiyor, eşit maaş yok, boşanmış kadınlar alt seviye insan yerine bile konmuyor, tüm kadınlar zaten potansiyel para yiyici vs vs toplumda hala bir çok kötü etiketi var. Her akımın düşüncenin gün sonunda kadına katkı sağlamayıp kuru gürültüyle nihayetlenen bir noktası var maalesef gördüğüm kadarıyla. Kadını koruyacağız derken örseleyen feminist düşünceler, din sosuyla erkek nefsine hizmet ettiren bakış açıları.. Bu hengamede hanımlar tek diyeceğim akıllı olun. Merhametten vicdandan ahlaktan ve realiteden uzaklaşmadan kendiniz için hayat şartlarınız doğrultusunda en iyi hayat formunu yakalamaya çalışın. Başkasının konfor alanından kadın aktivizmi adına savurduğu şeylerin veya 'imanlı bir duruş' diyerek vazgeçirdikleri şeylerin sizin hayatınıza maalesef pratik olarak bir etkisi olmayabiliyor. Siz hayatınıza sahip çıkın. Duam sizinle.
Ben de sürekli sözde emniyetten aranıyorum ve tüm kimlik bilgilerimi söylüyor. Avukatım diyince küfredip suratıma kapatıyorlar. Avukat olarak bile yapabileceğimiz bir şey yok, şaka gibi.
Az önce bir hukuk bürosundan arandım; TELEFON SORGUSU YAPIYORUM da “doğru Buğra Çetinkaya ile mi görüşüyorum diye teyit etmek istedim, anne ve baba adınız Şeref ve Şerife mi?” diye soruldu.
Sayın avukatlar; yamyamlıkta sınır tanımıyorsunuz ama “bari çalışanlarınızı eğitin, yaptıklarının suç olduğunu, bilgilere eriştikleri programların yasal olmadığını” anlatın diyeceğim ama neden yapasınız değil mi? Netice de artık orman kanunları geçerli.
Mesleğini onuruyla haysiyetiyle icra eden avukatları tenzih ederim.
Evine dönerken hiç tanımadığı biri tarafından samuray kılıcı ile öldürülen Başak Cengiz başörtülüydü.
Adaletin ve güvenliğin olmadığı bir ülkede kadınlar ka@tledilirken, suçluyu aklamanın başka bir şekli de işte bu haysiyetsizlik.
Terapistime ben kimseye güvenmem ve asla her şeyimi anlatmam, size de anlatmadığım bir sürü şey var diyorum. Ne gibi mesela diyor. Anlatmayacağım işte onu diyorum ya.