Kehf Suresi 19. ayette yer alan وَلْيَتَلَطَّفْ kelimesi, Kur'an-ı Kerim'i tam ortadan ikiye bölen kelimedir. Kur'an-ı Kerim'deki harf sayısının tam ortasına denk gelir; Kur'an'ın ilk yarısı bu kelimeyle biter, ikinci yarısı ise bu kelimeden hemen sonra başlar.
Buradaki muazzam zarif nükte ise şudur:
Kur'an'ın tam merkezinde yer alan bu kelime, kelime anlamı olarak lütuf, nezaket ve yumuşak huyluluk manasındadır.
————————
- İmam Suyuti (rahimehullah) el-İtkan fi Ulumi'l-Kur'an eserinde, Emevi halifesi Abdülmelik b. Mervan döneminde alimlerin toplanıp Kur'an'ın harflerini tek tek saydıklarını ve tam orta noktanın Kehf Suresi'ndeki bu kelime ve özellikle kelimedeki ط harfi olduğunu tespit ettiklerini belirtmiştir
İbn Kayyım rahimehullah kitabı Ruh'da şöyle der:
Kabirlerin dışı toprak, içi ise hasret ve azaptır...
Dışları süslü taşlarla inşa edilmiştir ama içleri, kazanların kaynaması gibi hasretle kaynar. Ey dünya imarcıları! Sonu gelecek olan yurdu mamur ettiniz; .
Âlimler şu üç şeyin tecrübe ile sâbit olduğunu söylüyor:
1. Ne kadar çok sadaka verirsen rızkın o kadar artar.
2. Namazı ne kadar huşû ile kılarsan mutluluğun o kadar artar.
3. Anne-babana ne kadar iyi davranırsan işlerinde o kadar başarılı olursun.
Hz. Allah, Peygamber Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam'a, Kehf Suresi'nde "İnşallah" demesini emretmiştir.
Her sözün ağızdan çıkarken meydana getirdiği fiiliyatla beyinde meydana getirdiği bir etki, ruhta meydana getirdiği bir başka etki vardır.
Sen işin başındayken "İnşallah" demediğin için beyinde sana destek olacak hormonları çalıştırmamaktasın. Önüne çıkabilecek engelleri kendi elinle koyduruyorsun.
Kuran'ı Kerim'de Cenabı Hakk'ın beyan ettiği bir başka husus da bu vesile ile ortaya çıkıyor.
"Onlar kendi elleri ile kendilerine zulmettiler."
Nasıl yaptılar?
Ağızlarından çıkan sözle kendilerine zulmetmiş oldular.
Sözün meydana getirmiş olduğu enerjinin beyinde tetiklediği hormon sayesinde kendilerine zulmettiler.
Beyin kişiye iki türlü yardımcı olmaktadır.
Ya stres hormonu salgılar kişinin önünü keser ya da motivasyon hormonlarını salgılar ve işi başarması için kişiye destek olur.
İnşallah sözü söylendiği zaman:
Birincisi;
Allah lafzının başında Elif olması, kelimede Nun ve Şın harflerinin olması beyninin dört lobunu aynı anda tetikleyerek beyinde motivasyon hormonlarını salgılatır.
Dünyada insan motivasyonunda beyni en çok etkileyen enerjilerin en büyüğü "İnşallah” sözüdür.
Bu söz ağızdan çıktığı anda beynin dört merkezine aynı anda emir gider. Bu emirlerle beyin hiç yapamayacağı bir işi dahi yapabilir hale gelir.
İkincisi;
Madden ve mümkün olmaz gibi görülen haller insanda görülebilir.
Bunlar Evliya'da keramet olarak zuhur eder.
İnsanın, kendi hayatında kimi zaman yaşadığı harikalıklar Cenabı Hakk'ın lütuflarındandır. Onların bu yaşadıkları velilerde olduğu gibi kalıcı olmadığından kerametten sayılmaz. Kerametin varlığı kalıcılık ile birlikte gelen ikramdır.
Her kerametin görünse de görünmese de bilinse de bilinmese de bilimsel bir tarafı vardır. Nasıl ki Kadiri Sadatı eline ateşi alır, eli yanmaz; burada Cenabı Hakk'ın Melaikeler'e hususi bir emri ve kerameti vardır.
Keramet insan vücudundaki bir enerjiyi değiştirmektedir.
Ateş yakmaz iken bedende yanmaz hale gelir. Bunlar karşılıklı olarak birbirlerini desteklerler.
Nasıl oluyor bu?
Beyinden gelen emirle gerçekleşiyor.
Beyinden gelen emir ruhtan geliyorsa yani söz Allah'ın sözü ise kerametlerin hasıl olması gayet tabidir. Bir insan, Kuran'ı Kerim'den bir ayet okuduğu zaman aslında söylemiş olduğu söz ağzından çıktıktan sonra Cenabı Hakk'a aittir.
Cenabı Hak kendisine ait olan bir söz söylendiğinde onun içerisine koymuş olduğu yüce mertebeli enerjiler sebebiyle kişinin beyninin kişiye yardımcı olacak sinir noktalarına destek sağlamaktadır.
Bir adam düşünün.
Bu adam normalde yüz metreyi on saniyede koşan dünyanın meşhur sporcularından biri olsun. Aynı sporcuyu "İnşallah" diyerek başlatın mutlaka daha kısa sürede koşacaktır. Bu kişinin imani gücü artıkça bu süre kısalır.
Neden?
Beyinde salgılanan hormonlar artık kişinin kendi vücudunda, vücudun özelliklerinden hariç olan ve kendinde farkında olmadığı Nefhai İlahiye'nin sırrını ortaya çıkarmaktadır.
Dildeki enerji sadece beyinden ve kandan gelmez.
Dil, ruhun enerjisinden de faydalandığı için yorulmaz.
insan vücudunda iki çeşit enerji vardır.
Biri yediği gıdalardan, içtiği sudan veya uykusundandır. Biri de ruhundan gelen enerjidir.
Ruhtaki enerji bedenin enerjisinden katbekat yüksektir. İnsan ruhanileştikçe bu enerjiyi kullanabilmektedir.
Mürşitlerin yirmi gün bazen daha uzun müddet uyumadıkları olur.
Bu adamın nasıl uykusu gelmedi?
İki şey oldu.
Birincisi;
Cenabı Hakk'ın izni ve emriyle, ağzından çıkmış olan latif sözcüklerin enerjisi bedenindeki yorgunluğu bastırabilecek hormonları salgılattı, uykuyu unutturdu.
İkincisi;
Ruhaniyeti, yüksek bir mertebede olduğu için ruhtan gelen enerji onu doyuruyor, besliyor ve uyutuyor. Vücudunda birikecek olan toksinleri de atmasına yardımcı oluyor.
Böylece meydana gelen keramet hakikatte dilin ruhtan gelen enerjisini ispat etmektedir.
~ Seyyid Muhammed Ruhi Hazretleri
📍Dil Kitabı
"Akıl tamam olunca söz azalır."
Hz. Ali (k.v.), Nehcü'l-Belâğa
Olgunluk çoğunlukla daha az kelimeyle kendini gösterir. Susmasını öğrenmemiş söz, henüz sahibinin içinde pişmemiştir.
Hâkim-i Tirmizî talebelerine şunu sordu:
"Nefis ne zaman en güçlüdür?"
Herkes cevap verdi: Açken. Yorgunken. Yalnızken.
Hâkim başını salladı:
"Hepsi doğru. Ama en tehlikeli zamanı söylemediniz: Başarılı olduğunda. Çünkü o an nefis, 'ben yaptım' der. Ve 'ben yaptım' diyen nefis Allah'ın payını çalmış demektir."
Başarı, nefsin en büyük sınavıdır. Çünkü musibet insanı Allah'a döndürür. Başarı ise çoğu zaman Allah'tan uzaklaştırır.
bazı lütufların gecikmesi gerekir. çünkü belki de erken gelseydi onları koruyamazdık.
“ve ne zaman olgunluk çağına erişti… ona verdik.”
(yûsuf sûresi, 22)