'Erdoğan’s push for a new constitution is driven by the shifting trajectory of Turkey’s political regime and its corresponding state form'. Ulaş Karadağ on the political economy of constitutional change in Turkey. https://t.co/WmWYz3V8nL
Seren Selvin Kokrmaz: "Türkiye için aslında dönüm noktasının olduğu bir süreç yaşıyoruz."
"Seçimli otoriterlikten, hegemonik otoriterliğe geçişi yaşıyoruz."
"Muhalefetin sadık bir muhalefet olduğu, adeta bir figüran rolünde olduğu bir sisteme geçiş."
"Artık Türkiye'de Erdoğanizm'in ikinci aşaması... İkinci dönemin yeni bir kurucu anlatısı inşa ediliyor."
"Zamanla devlet ve parti iç içe geçti."
@buraktatari@selvinkorkmaz
Hukuk fakültelerinde yurttaşlık dersleri şu soruyla başlar: Yurttaş kim, hakları nelerdir? Oysa asıl soru şu olmalı: Yurttaşlık hangi tarihsel koşullarda, hangi üretim ilişkileri içinde şekillendi? Bu eser 2. soruyu soran, Türkiye literatüründe nadir rastlanan bir kitap.
Yeni Üniversite başlıyor! Yeni Üniversite, Gamze Yücesan Özdemir’in koordinatörlüğünde gerçekleşecek olan “Cumhuriyet ve Yurttaşlık” eğitimi ile başlıyor.
Eğitimler çevrimiçi olacak olup kayıtlar aşağıdaki link üzerinden gerçekleşecektir: https://t.co/QSUxJ9AyeM
Tom Barrack'ın Ortadoğu için "müşfik monarşi" (benevolent monarchy) modelini önermesi, Kılıçdaroğlu'nun danışmanlarından birinin mutlak butlan tartışmasını "ulusal güvenlik" gerekçesiyle savunması ve Rahmi Koç'un "Türkiye'nin kaygan zeminde iş yapma kabiliyeti var. Önümüzdeki yıllarda tüm gücümüzü kullanmamız lazım" sözleriyle yeni küresel düzene ve Türkiye'nin bu düzende üstleneceği role işaret etmesi, birbirinden bağımsız gelişmeler değil.
Türkiye kapitalizmi, dünya sistemi içinde jeo-ekonomik ve askeri bir güç olarak yeniden örgütlenirken, buna uygun bir devlet formunun inşası da gündeme geliyor. Devletin idari ve hukuksal yapısındaki dönüşüm, yalnızca mevcut ihtiyaçların değil, Erdoğan döneminde şekillenen çok katmanlı çıkar ilişkilerinin post-Erdoğan döneminde de sürekliliğinin sağlanması açısından önem taşıyor.
Bu nedenle iç politikanın, iktidar çevrelerinin ifadesiyle "iç cephenin", konsolidasyonunda sıradaki temel uğrak yeni anayasa tartışması olacak. Çünkü 2017 anayasa referandumuyla parlamenter sistemden başkanlık sistemine geçilmiş olsa da, rejimin hukuksal kuruluşu tamamlanmış değil.
Nitekim mevcut anayasa, 2017 referandumuna kadar 19 kez, referandumla birlikte ise 20 kez değiştirildi. Ancak bugün tartışılan mesele yeni bir “değişiklik” değil; doğrudan doğruya yeni bir anayasal çerçevenin oluşturulması.
Türkiye egemen sınıflarının ihtiyacı da yalnızca bazı maddelerin revize edilmesi değil; uluslararasılaşmış Türk burjuvazisinin farklı kesimlerine hem iç hem de dış politikada daha geniş bir hareket alanı sağlayacak yeni bir anayasal düzenin kurulmasıdır. Bu hedef, sıklıkla "devlet aklı" kavramı üzerinden meşrulaştırılmaya çalışılıyor.
Oysa “devlet aklı” (raison d’état) kavramı, devlet aygıtını tarihsel ve sınıfsal bağlamından kopararak onu soyut, değişmez ve mistik bir varlık gibi sunma eğilimi taşır. Bu nedenle analitik açıdan sorunlu bir kavramdır.
Bununla birlikte, bugün gerek Barrack'ın önerilerinde gerekse Kılıçdaroğlu çevresinden gelen açıklamalarda öne çıkan "devlet aklı" vurgusu, gerçekte devletin ve sermayenin uluslararasılaşması sürecinin ideolojik ifadesidir. Türkiye'nin Kuzey Suriye, Kuzey ve Doğu Afrika, Kıbrıs ve daha geniş MENA coğrafyasındaki askeri, diplomatik ve sivil faaliyetleri ile; savunma sanayii, enerji, madencilik, ulaştırma ve sağlık gibi sektörlerde faaliyet gösteren Türk sermayesinin küresel ölçekte genişleme eğilimi, bu sürecin somut görünümleridir.
Bu çerçevede yeni anayasa tartışmaları, mutlak butlan gündemi ve Türkiye kapitalizminin yeniden yapılanması birbirinden kopuk başlıklar değil. Poulantzas'ın "devletin ikizleşmesi" dediği aşamadayız. Bunların tümü, Türkiye'de tarihsel bloğun yeniden inşasına yönelik daha geniş bir dönüşüm sürecinin parçaları.
Serinin ikinci yazısı: https://t.co/0kFRLCPjS0
Siyasal baskı ile ekonomik gidişat
aynı düzenin iki kaçınılmaz sonucu.
Bir süredir ekonomi tartışmaları enflasyon,
faiz ve kur politikalarına sıkışmış durumda.
Meseleye daha uzun vadeli ve yapısal bir perspektiften baktığımızda görünenler..
Sayı editörlüğünü M.Taha Tunç ve Güncel Oğulcan Ülgen'in gerçekleştirdiği, Foucault'nun 100.yaşı dolayısıyla hazırlanan "Michel Foucault'nun Peşinde" temalı 23.sayımız dergiparkta yayında! Sayıda araştırma makalelerinin yanı sıra, iki söyleşi ve bir de çeviri yer alıyor.
Bu yazıda çizmeye çalıştığım çerçeveye güzel eleştiriler ve katkılar geldi, teşekkür ederim. Bir gazete yazısı olduğu için verilere ve korelasyonlara sınırlı yer verebildim. Aslında Evrensel'deki köşede yaklaşık 1 yıldır sektörlerin durumunu raporlarla ve istatistiklerle inceleyen yazıları bir araya getirince siyasal rejimin değişimiyle sınırlı kalmayan, devlet-biçimini dönüştüren ve bu dönüşümden etkilenen bir süreç içinde olduğumuz daha net görülüyor. İç politikada "sonuç" gibi görünen gelişmelerin çoğu bir uğrak.
Norbert Elias'ın feodalizmi anlamakla ilgili söylediği bir şey var; "bunu kavramak için mevcut hukuk algınızı bütünüyle terk etmeniz gerekir" der. Durum bu, bunu kabul etmeden, gerçekçi hiç bir politika inşa edemezsiniz.
@VeSosyalizm@ergzkaan sonuçta, dia'da eksik olanı poulantzas yazmıştır diyebiliriz; onun eksik bıraktıkları ise kuşkusuz şimdi yazılıyor. clarke'a atıf var ama kaynakçada göremedim, Althussercilik eleştirisi çok iyidir; ama bu açılardan değil, üretim ilişkisi kavrayışı bakımından.
@VeSosyalizm@ergzkaan zaten kapitalizmin dönemselleştirilmesinin ürünü olan kavramlar, dolayısıyla kendilerinden sonraki dönemler bakımından kuşkusuz yetersizlikleri var. ama gerek dia, gerek otoriter devletçilik son 50-60 yılı anlamada hala çok önemli.
VEFAT ve TAZİYE
Fakültemiz Genel Kamu Hukuku Anabilim Dalında görev yapmış, emekli öğretim üyemiz Prof. Dr. Ayferi GÖZE vefat etmiştir.
Merhumenin cenazesi 19 Mayıs 2026 Salı günü (yarın) Zincirlikuyu Mezarlığı Camii’nde kılınacak öğle namazını müteakip Zincirlikuyu mezarlığına defnedilecektir.
Değerli hocamıza Allah'tan rahmet, ailesine ve sevenlerine başsağlığı dileriz.
İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanlığı
"Yeni Devletçilik" siyasi temsilcisini bekliyor
🔴 MÜSİAD Başkanı’nın açıklamaları, AKP ya da CHP’nin iktidarda olmasından bağımsız olarak, önümüzdeki dönemde Türkiye kapitalizminin krizine sistem içinden geliştirilen bir çözüm olarak giderek güçleniyor.
🔴 Farklı şekillerde adlandırılabilir ama kolaylık olsun diye bu yeni konsensüse “yeni devletçilik” diyebiliriz.
🔴Basitçe söylemek gerekirse, bu yeni devletçilik ile “kamuculuk” olarak tartışılan sol seçenekler değil, sermaye içi yeniden yapılanmayı, sektörel önceliklerin seçimini, tedarik zinciri hiyerarşisini ve rekabetçiliği devlet eliyle yönetme arayışları kastediliyor.
✒️ Ümit Akçay (@umitak) yazdı
https://t.co/YzTDmTrDFW