İzmir dönüşü uçakta İSKİ Genel Müdürü Şafak Başa’nın ifade metnini okudum.
İBB’ye yönelik operasyonun bir parçası olarak, bazı kişilerin “sıraya girerek ifade verdiği” söylenmişti.
Oysa gerçek bambaşkaymış.
M.E. isimli bir kişi, İSKİ’den maden ruhsatı almak için başvuruda bulunuyor.
İSKİ, usul gereği MAPEG’den yani Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü’nden görüş alıyor.
MAPEG bu başvuruya olumsuz yanıt veriyor.
Ve İSKİ bu olumsuz görüşü resmi yazıyla firmaya bildiriyor.
Ancak bu şahıs, defalarca İSKİ’ye gelerek Genel Müdür’ü rahatsız ediyor, baskı kurmaya çalışıyor.
En sonunda bu taciz tutanak altına alınıyor, İçişleri Bakanlığı’na resmi başvuru yapılıyor ve Şafak Başa’ya koruma tahsis ediliyor!
Peki sonra ne oluyor?
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’na operasyon yapılınca, aynı şahıs tekrar İSKİ’ye gelip yine baskı kurmaya çalışıyor.
Görüşme talebi reddedilince, gidip Savcılığa ifade veriyor ve “bana rüşvet için engel oldular” diyor.
Gerçekler çarpıtılıyor, kurumsal işleyiş suç gibi gösteriliyor, tertemiz sicilli bürokratlar linç ediliyor.
Oysa Şafak Başa sadece İSKİ Genel Müdürü değil;
devlet terbiyesiyle yetişmiş bir kaymakam, bir mülkiye başmüfettişi.
Kısa süre önce Mülkiye Müfettişleri tarafından denetlenmiş ve tertemiz rapor almış.
44 numara tek ayakkabı adaletin utancıdır!”
25 Nisan gecesi Ankara Yüksel Caddesi’nde yaşananlar, sadece bir protestoya müdahale değil; anayasal hakların, insan onurunun ve kamu vicdanının yerlerde sürüklendiği bir tabloyu gözler önüne sermiştir. Gözaltı işlemleri sırasında yerde bulunan tek bir spor ayakkabı, arkada bırakılmış bir iz değil, bir işkencenin, hukuksuzluğun ve orantısız polis şiddetinin kanıtıdır!
Bir insan gözaltına alınırken yerde sürükleniyor, ayakkabısı çıkıyor, sağlık ve yaşam hakkı riske atılıyor. Tanıklar, kamera kayıtları, olay yeri görüntüleri ortadayken, hâlâ kimse hesap vermiyor, sorumlular yargı önüne çıkarılmıyor!
Bu ülkede kamu görevlisi eliyle işlenen her hak ihlali, iktidarın yarattığı cezasızlık zırhıyla korunurken; anayasa, hukuk ve insanlık çiğnenmektedir.
Biz buradayız. Bu hukuksuzlukla sonuna kadar mücadele edeceğiz.
Bir ayakkabıdan başlayıp, adaleti tüm çıplaklığıyla arayacağız!
#Şişli
İstanbul’da yaşanan 6.2 şiddetindeki #deprem sonrası Şişli’nin Kanal İstanbul’u olarak adlandırılan inşaat alanına (deprem toplanma alanı olan yere) giremeyen insanlar, sokak aralarında ve inşaatın yanındaki küçücük parkta bekliyor.
İnşaat tüm hızıyla devam ediyor.
İçişleri Bakan Yardımcısı’nın düğünü için Ankara’nın yollarını kapatanlar, bugün 23 Nisan’da halkın meclisine çıkan yolları tırlarla kapatıyor!
Cumhuriyet’in kurulduğu 1. Meclis’in önüne oturma eylemi yapan yurttaşları engelleyenler, bu ülkenin temellerine kin kusuyor!
Düğün konvoylarına açık olan yollar, çocuklara, halka, Cumhuriyet’e kapatılıyor!
Bu rezaletin adı: keyfi yönetim, halk düşmanlığı, Cumhuriyet alerjisi!
Tüm Ankaralıları, yasaklara, tırlara, barikatlara rağmen, 23 Nisan saat 15:30’da Ulus Atatürk Anıtı’na ve ardından 1. Meclis’in önüne davet ediyoruz!
Meclis bizimdir! Bu ülke düğün saraylarının değil, halkın evlatlarınındır!
Egemenlik sarayın değil, milletindir!
BU İDDİA DOĞRUYSA VAHİM, ANAYASA’YA AYKIRIDIR!
ODTÜ’de akşam saat 19.00’dan sonra üniversite kampüsüne öğrenci dışarıdan girişin engellendiği, dışarı çıkan öğrencilerin tekrar üniversite kampüsüne alınmadığı iddia edilmektedir. Bu uygulama, öğrencilerin barınma hakkının, kişi özgürlüğü ve güvenliğinin, hatta eğitim hakkının açık ihlalidir.
Hiçbir idari karar, Anayasa’nın ve kanunların üzerinde değildir!
Anayasa’nın 42. maddesi eğitim ve öğrenim hakkını, 49. maddesi çalışma hakkını, 57. maddesi ise barınma hakkını güvence altına alır.
Öğrenciyi cezalandırır gibi uygulama yapanlar hakkında derhal idari ve hukuki işlem başlatılmalıdır.
Yurtlar disiplin aracı değil, öğrencinin evidir!
Konunun takipçisi olacağız.
1 HAFTA YÜRÜDÜK YETER DEMEYİN
Ekrem Imamoglu cumhurbașkanı seçilene kadar
Bütün arkadaşlarımızı geri alana kadar
yeniden hukuk devleti olana kadar
SOKAKLAR BİZİM
#odtükazandı
bugün odtü'de gerçekleşen eylem sırasında polis, öğrencilerle müzakere talep etti. yapılan görüşmeler sonucunda öğrenciler, polisin kampüs çevresindeki tomaları ve birlikleri çekeceği, ayrıca yüzüncü yılda serbest şekilde eylem yapılabileceği sözünü aldılar.