Psikolojik olgunluk, mağdur ve fail arasında katı bir ayrım kurmaktan çok, aynı ilişkide iki öznenin de yaralanabileceğini görebilmekle gerçekleşiyor bence.
Karşımızdakinin incinmiş olması onu haklı yapmadığı gibi, bizim incinmiş olmamız da bizi otomatik olarak haklı yapmıyor. İki tarafın ruhsallığını eşzamanlı düşünebildiğimiz ölçüde o ilişkiyi gerçekten anlayabilir hâle geliyoruz. Herkes ancak kendi payının sorumluluğunu üstlenebilir. Ötekinin sorumluluğunu zorla ona öğretemeyiz, onun vicdanı, zihni veya olası dönüşümü üzerinde herhangi bir vesayet kuramayız. İlişki daima iki kişinin birlikte yazdığı bir metindir ve herkes yalnızca kendi satırlarına müdahale edebilir.
Bunu anlayamadığımız her durumda kendimiz çalıp kendimiz oynarız. Karşımızdakini içsel mahkemelerimizde ister affedelim ister asıp kesip cezalandıralım fark etmez çünkü o mahkemelerin hem hâkimi hem de sanığı biziz. Karşımızdaki ise çoğu zaman bu yargılamadan habersiz devam eder yaşamaya. Gerçek değişim - tabii o ilişki için mümkünse - ötekine hüküm vermekle değil, kendi konumumuzu değiştirebildiğimiz anda başlar.
Kendimize, hayatımıza, tutumumuza, sorumluluğumuza sahip çıkalım, sadece başrol değil, bir başkasının ötekisiyiz de, unutmayalım.
Keşke bu hırsımı tatmin etseydi
Keşke bu kalbimi tamir etseydi
Keşke bu dileği tam dileseydim
Taktir ve sevgisiz büyüyen toplumdan beklemek acizlik takdir ve sevgi
Benim için travma sebebidir, alınmış ciddi bir derstir. Ciddi şekilde bir kavga bile edip adam gibi barışamayacağınız insan sizi delirtir, duvarla konuşmak gibidir, çok uzun süre maruz kalırsanız o sessizlik sizi içten içe yer ve sonra farketmeden sizi huysuz, dırdırcı, edepsiz biri falan yapar, kendinizden dönüştüğünüzden korkarsınız. Yol yakınken kaçın. Allah kimseyi pasif agresifle karşılaştırmasın. En zor insan tipidir.
Sevgili Mauro,
Bugün ayrılıktan değil, mirastan söz ediyoruz.
Artık Galatasaray formasını giymiyor olman, kalbimizdeki yerini değiştirmeyecek. Çünkü sen, 7’den 70’e her Galatasaraylının gönlünde taht kurdun.
Attığın goller, yaşadığın gol krallıkları, kırdığın rekorlar ve kaldırdığın kupalar bir yana; Galatasaray tutkusunu yaşadın ve milyonlara yaşattın.
Sen artık yalnızca kulüp tarihine adını altın harflerle yazdıran değil, Galatasaray’ın unutulmaz efsaneleri arasında sonsuza dek yaşayacak bir değersin.
Bir nesli Galatasaraylı yapan sevgili kaptan, bugün çocuklar “Galatasaraylıyım.” demekten gurur duyuyorsa bunda senin de büyük payın var.
Tüm Galatasaraylılar biliyor…
Böyle bir aşk unutulmaz.
insan içten içe yanlış ve olmaması gerektiğini bilir fakat o kadar çok olmasını ister ki tek bir kanıt bulabilmek için orada kalır. çünkü tek bir kanıt yanlış olanın yanlış olmadığına onu ikna etmek için yeterli olacaktır. bu da aslında bile isteye kumardır…
-Birine çok değer vermek, onun gözünde değerini düşürür mü?
-Hayır, tek başına çok değer vermek değerini düşürmez.
İnsanı değersiz gösteren şey; kendini unutacak kadar vermek, sınırlarını kaybetmek, saygıyı fedakârlıkla karıştırmak ve karşılık görmediği hâlde aynı çabayı sürdürmektir.
Doğru insan, gördüğü değerin kıymetini bilir. Yanlış insan ise onu sıradanlaşt��rır. Bu yüzden asıl mesele ne kadar değer verdiğin değil, bunu kime verdiğindir.
Bence insanı en çok yoran ayrılık değildir. Belirsizliktir. Bir gün varmış gibi davranıp ertesi gün yokmuş gibi davranan insanlar, vedadan daha derin iz bırakır.
İnsan, kaybettiğine değil; gerçekleşeceğine inandırıldığı hâlde yarım bırakılan hayallere yas tutar.
"Vedalaşabilmek"