Berna Laçin gözaltına alınırken, İzmir sanki bir düşman kentiymiş gibi “İzmir’in fethi kutlu olsun” diyenlere herhalde bir şey yapılmayacaktır. İkili hukuk tam da bu.
Bir gencin 16 yıl dirsek çürütüp, yabancı dil öğrenip, kütüphanelerde sabahlayarak aldığı diplomanın; ilkokul terk bir kurnazın, parti yöneticisinin yeğeninin ya da galerici/müteahhit çocuğunun karşısında kâğıt parçasına dönüştüğü gün, ülkenin amına koydu.
TBMM yemekhanesinde pilavlı dana sac kavurma, mantar çorbası, cacık ve vişneli tayfır içeren zengin menü 126 TL.
Okul kantininde bir çocuğun sadece ince kaşarlı tost ve ayranı 130 TL! Vekilin ziyafeti, vatandaşın çocuğunun tostundan daha ucuz..
Tayfun Kahraman ile ilgili asıl konuşulması gereken, evliliği de��il; MS hastası bir insanın yıllardır cezaevinde tutulup, hastaneye bu şekilde götürülmesidir.
Hasta bir insanın üstelik hakkında tek bir somut delil yokken cezaevi şartlarında yaşamak zorunda bırakılması zulümdür!
Sermaye Müslüman olunca zart olacak zurt olacak diye diye on yıllar boyunca kafa ütüledi mumazafakarlarımız. Alın buyurun, üç harfliler, dört harfliler, ne kadar zincir market varsa Müslüman sermaye. Durum da bu.
Ayrıca komedyen Deniz Göktaş’a bu iki sanığa verilen cezadan daha fazla ceza isteniyor. Deniz Göktaş 35 kişiyi öldürmedi, şaka yaptı. Şaka yapmak 35 kişinin ölümüne neden olmaktan daha büyük bir suç mu?
876 yılla yargılanan isimlere 8 yıl ceza verilmesine diyecek söz yok!
Tolga Akış'ın tutuklanması bir hukuk skandalı. Ortada bir suç yok. Suç olduğu iddia edilen hususları Tolga Akış işlememiş. Burada bir suç olsa ve Tolga Akış bu suçu işlemiş olsa, yine de tutuklanmasını gerektirecek hiçbir şey yok.
Maalesef ülkemizde tutuklama bir gün herkesin başına gelebilecek bir doğa olayına dönüştü. Birileri sizden bir vesileyle rahatsız oluyorsa, kaşınızın üstünde gözünüz var diyerek sizi tutuklayabiliyorlar. Aynı anda PKKlı teröristler cezaevinden çıkartılmaya çalışılıyor.
Bunun adı ikili hukuk sistemi. İktidar yanlılarına ve iktidarın yanına çekmek istediklerine bir hukuk, iktidar karşıtlarına başka bir hukuk uygulanıyor. Kurallar aynı kurallar, kanunlar aynı kanunlar fakat uygulama 180 derece farklı.
İktidarın Tolga Akış'a ve esasında Manifest'e yönelik bu saldırganlığı, yarın her birimizin hayatına daha yoğun bir şekilde müdahale etmelerinin ilk adımı.
Böyle bir memlekette ancak saadet yerine sefalet, güven yerine korku hüküm sürer. Biz böyle bir ülkede yaşamak istemiyoruz. Bu yüzden bu düzeni değiştirmek arzusundayız.
dün 8 yaşındaki yeğenimin şaşılık ameliyatı vardı. ailecek hepimiz hastanedeydik. 45 dakika sürdü. ameliyattan sonra baktım doktor bey oturmuş kafede poğaça yiyor. nasıl geçti dedim. çok iyi dedi. merak ettiğim için sordum tam olarak ne yaptınız diye. iki gözünün beyazını kesip içerdeki kasları gevşettik sonra diktik dedi. kafayı yedim. o kadar rahat söyledi ki. gözü kesiyorlar, içindeki kasları gevşetiyorlar ve sonra geri dikiyorlar. bir de üzerine poğaça yiyordu. doktor bey dedim bu benim aklımın alamayacağı bir şey. bu kadar hassas bir organı böyle rahat kesip dikmeniz.. sonra hiç bir şey olmamış gibi oturup poğaça yemeniz.. önünüzde saygıyla eğiliyorum dedim. hürmetlerimi sundum. çok teşekkür ettim kendisine. inanılmaz bir şey bu doktorların yaptığı. yaptıkları işe olan saygım sonsuz cidden. bi de burdan yazayım dedim.
bu arada bilen bilir, bu tür şaşılık, göz kayması vs gibi fiziksel kusurlarda çocuklar çok acımasızdır. okula gittiğinizde arkadaşlarınız sizin bütün kendinize olan güveninizi yerle bir ederler yaptıkları şakalarla, konuşmalarla. o yüzden yeğenim sosyal yönden epey bir zorluk yaşıyordu. şimdi gözleri inşallah daha düzgün olacak ve kendine olan güveni artacak. o doktorun 45 dk'da yapıp üstüne poğaça yediği şey kendisi için belki çok küçük ve basit bir şey olabilir ama o çocuğun hayatında bir dönüm noktası.
Ortalama bir Anadolu şehrinin gençlik kolları başkanı 800 bin TL değerinde Rolex marka saat takıyor.
CHP'li/Yeni Partili belediyelere soruşturma üzerine soruşturma açılırken şunlara hiçbir soruşturmanın açılmadığı bir ortamda kimse yargının tarafsız işlediğine inanmaz.
Levent Kırca en son Kadıköy’de tiyatro yapmaya çalıştı, çok zor günler yaşadı ve kahrından öldü adam. Kızının şunun gibi zibidilerin saçmalıklarına meze olduğunu görmemiş iyi ki! Zengin laikler-yoksul müslümanlar edebiyatıyla malı hamuduyla götürdü alayı, hadi oradan ameliyatla komik seni!
Akpli zengin anne babanın çocuğu olup, özel üniversitede burssuz okuyup, milyonluk arabaya binerken geleceğe dair hayal bile kuramayan gençlere ahkam kesemezsin.
Avm'de bir anne baba, çok lüks olmayan kıyafet mağazasından ortaokul öğrencisi olduklarını düşündüğüm kızları için kıyafetlerin etiketlerine baktı baktı geri bıraktı Zeynep. Millet çocuğunu baştan aşağı giydiremez oldu Zeynep. Stüdyondan çık, promptunu bırak halka bak Zeynep.
Biz de bir öğrencinin üniversite sınavına hazırlanabilmesi için 5-6 kişi bir araya gelip maddi desteğini nasıl sağlarız, onu düşünüyoruz şu an. Bu öğrencinin hayalini kimler ayrıcalıklı olarak yaşıyor bu ülkede biraz da onu anlat Zeynep Mina.