Büyük Beşiktaş Taraftarı'nın huzurunda, yeni transferimiz Leandro Trossard için Tüpraş Stadyumu'nda imza töreni düzenleniyor.
🔴 Canlı yayını izlemek için 👇
https://t.co/zr6l79rGIu
Leandro Trossard’ın İmza Töreni Hakkında Bilgilendirme
Yeni transferimiz Leandro Trossard için Başkanımız Serdal Adalı’nın katılımıyla yarın (16 Temmuz) saat 19.03’te Tüpraş Stadyumu’nda büyük Beşiktaş taraftarına açık bir imza töreni gerçekleştirilecektir.
İmza töreninde taraftarlarımız, ücretsiz olarak doğu alt ve doğu üst tribünlerinde yer alacaktır. Tüpraş Stadyumu’na giriş yapmak için Passo zorunluluğu bulunmamaktadır. Taraftarlarımız için kapı açılış saati 17.00’dir.
Taraftarlarımızın ve kamuoyunun bilgisine saygılarımızla sunarız.
“Müslümanlar Bosna'daki Srebrenitsa Soykırımı unutmasın. Özellikle de Türk Halkı unutmasın. Çünkü bizim çocuklarımız öldürülürken, tecavüze uğrarken Sırplar, “Türklerden öç alıyoruz!” diye bağırıyordu. Biz sizin yetimleriniziz, bizleri bırakmayın.”
İçlerinde bebek ve kadınların olduğu 12 kişiyi yakarak öldüren katili, Barış??? ın temsilcisi gibi meydanlarda konuşturanlar sözde Mamak katliamını anıyor.
İkiyüzlü riyakar katiller…
Kadir İnanır'ı severdim. Efsanesinin hala baskın olduğu dönemde onun büyük etkisiyle geçti çocukluğum. Fakat Cihangir'den tüm Türkiye'yi anladığını sanan, iyi niyetli ama tarih ve siyaset bilmeyen bir adamdı. O yüzden de hep yanlış yerde durdu. O kadar yanlış bir yerde durdu ki, hepimiz ölümünü görmezden geldik.
Sırrı gibi arkasından konuşacak kadar nefret etmedik ama o büyük efsaneye yakışacak şekilde de uğurlamadık. Çünkü akil adamlığı kabul eden, demlilerle kol kola olan, kafasında büyük barış diye bir saçmalıkla orada burada bölücüleri besleyen birine çıkıp da başsağlığı dilemeyi ülkenin çoğunun içi almadı. Ama filmlerinin bıraktığı etkiden dolayı da arkasından konuşmadık. Yazık oldu.
O filmlerin, deli kadir efsanesinin sahibi adamı en az Cüneyt Arkın kadar bağrımıza basarak uğurlamak isterdim. Ama o bu ülkeyi Cüneyt Arkın kadar anlamadı, ülkeye zarar veren kim varsa yanındaydı.
Bahsettiği büyük barış her neyse kuramadan gitti, siz de kuramayacaksınız Julide hanım. Çünkü bu ülkenin barışa ihtiyacı yok. Niyeti iyi olan birinin, bu ülkede barışı hissetmeme ihtimali yok. Barış lafını kim kullanıyorsa ya ülkenin bütünlüğünden rahatsızdır ya da bu rahatsızlara prim verecek kadar cahildir. İşte asıl ihtiyacımız bu insanları ufak bir disiplin sürecinden geçirmektir. :) Barış zaten var bu ülkede, merak etmeyin.
Sabahın 6’nda kalkıp maçı izledik!
Türk halkına bunu yaşatan kim varsa kovun!
Bahisçileri açıklayın!
Fransa’da yılın kalecisi seçilen Berke’yi takıma almayanı bulun ve iki kez kovun!
Mikrofonda kabadayılıkla futbol yönetilmez.
Türk’e bu yaşatılamaz.
Müsavat Dervişoğlu'ndan DEM Parti'ye hodri meydan:
"27-28 Haziran'da Öcalan'a özgürlük mitingi yapacaklarmış. Buyursunlar yapsınlar.
Siz 27 Haziran'da hangi meydana çıkarsanız çıkın, Ben Müsavat Dervişoğlu olarak büyük Türk milletini arkama alıp Tandoğan meydanına çıkacağım.
Sağcısı solcusu, doğulusu batılı, bayrak sevdalısı herkesi, sevdası Türkiye, kaygısı Türkiye'nin geleceği olan herkesi 27 Haziran Cumartesi günü Tandoğan Meydanı'na bekliyorum.
O gün bütün Ankara gelincik tarlası olacak."
“BENİ SEVEN ÜLKESİ SEVEN ARKAMDAN GELSİN” ÖZGÜR ÖZEL ANITKABİR’E YÜRÜYOR
CHP Genel Başkanı Özgür Özel yola çıktı, on binlerle Atatürk’ün yanına yürüyor.
Bu görüntüyü tüm troller görene kadar paylaşalım.
3000₺ yevmiye vermelerine rağmen CHP Genel Merkezi’ne topladıkları insan işte bu!
Bayramlaştığım herkes Kemal Kılıçdaroğlu’na artık “HAİN KEMAL” diye hitap ediyor.
Tarihe utanç kaynağı olarak geçtiniz! Tarih boyunca hep derin bir lanetle anılacaksınız!
CHP kurultayının iptali meselesinde ortaya çıkan tablo artık çok daha net görülüyor.
Bir taraftan
“kurultay iptal edildi, yönetim değişti”
algısı oluşturulmaya çalışılıyor.
Ama ortadaki resmi belgeler başka bir şey söylüyor.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın siyasi parti sicil kayıtlarında Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı olarak hâlâ Özgür Özel görünüyor.
YSK kayıtlarında da
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı olarak hâlâ Özgür Özel görünüyor.
Mevcut yönetimin mazbatası duruyor.
Yani seçim hukukunda en önemli belge olan mazbata geri alınmış değil.
İptal edilmiş değil.
Yerine başka bir isim adına yeni mazbata düzenlenmiş değil.
Üstelik YSK’nın resmi yazısında çok açık bir ifade var:
“Kurulumuzun Anayasa ve yasalar gereği mahkeme kararlarını uygulamak gibi bir görevi ve yetkisi bulunmamaktadır.”
Yani halkın anlayacağı şekilde konuşalım:
Ortada tartışılan bir mahkeme kararı olabilir.
Ama seçim hukukunda bir yönetimin değişmesi için resmi kayıtların değişmesi gerekir.
Mazbatanın iptal edilmesi gerekir.
Yeni mazbata düzenlenmesi gerekir.
Bunların hiçbiri yapılmadan,
“CHP yönetimi değişti” demek hukuken de siyaseten de havada kalır.
Çünkü seçim hukukunda esas olan yorum değil,
resmi kayıttır.
Yetkiyi belirleyen şey dedikodu değil,
mazbatadır.
Bugün görünen gerçek şudur:
YSK kayıtlarında değişiklik yok.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı kayıtlarında değişiklik yok.
Mazbata iptali yok.
Yeni mazbata yok.
O halde ortaya çıkan bu tartışmanın temelinde hukuki belirsizlik olduğu açıktır.
Bu mesele sadece CHP’nin iç meselesi değildir.
Bu mesele;
demokratik siyasetin nasıl işleyeceğiyle ilgilidir.
Çünkü bir siyasi partinin kurultay iradesi,
delegelerin oyuyla oluşur.
Eğer seçim kurullarının verdiği mazbatalar yok sayılarak,
mahkeme koridorlarında siyasi sonuç üretilmeye çalışılırsa,
yarın hiçbir partinin kongresi,
hiçbir seçimin sonucu,
hiçbir demokratik irade güvende olmaz.
Mesele tam da budur.
Sandıkla gelen iradenin,
hukuki tartışmalar üzerinden etkisiz hale getirilmek istenmesidir.
Ama unutulmamalıdır:
Cumhuriyet Halk Partisi’nin geleceğine;
kapalı kapılar ardında yapılan hesaplar değil,
delegeler,
partililer
ve millet karar verir.
CHP sahipsiz değildir.
Millet iradesi de sahipsiz değildir.
ŞAŞIRDIM
Diploma sorana “akıl hastası” muamelesi
Hatırlayanlar olacaktır, Erdoğan’ın diploması ile ilgili en çetin mücadeleyi verenlerin başında Oğuz Tolga isimli bir vatandaş gelir.
Oğuz Tolga neredeyse 10 yıldır Erdoğan’ın diplomasının peşinde.
Hakkında sayısız davalar açıldı, evinin önünde vahşi bir saldırıya uğradı, sosyal medya linçine tabii tutuldu ama hiç yılmadı.
Tolga’nın davaları sürüyor ama sonuçlanamıyor.
Çünkü Oğuz Tolga savunmasında, “Madem bu konuda Erdoğan’a hakaretle yargılanıyorum o halde diplomanın aslını mahkemeye getirdin” diyor.
Mahkeme usulen yazı yazıyor tabii ama hem cevap alamıyor hem de peşine düşmüyor.
Anladığım kadarıyla bu konuda mahkemeler de tam olarak ne yapacaklarını bilemiyor. Sonunda ne yapmışlar biliyor musunuz?
Oğuz Tolga’nın “akli dengesinin yerinde olup olmadığının teşhisi için” psikiyatri servisine nakletmişler.
Oğuz Tolga Burhaniye Devlet hastanesine ve Balıkesir Şehir Hastanelerine giderek “akıl sağlığı yerindedir” raporu aldı.
Can Ataklı