Ey Türk turizmcisi, bir konuşalım mı?
Yıllarca Türk misafirine şöyle baktın:
“Ne uğraşacağım bunlarla? Bodrum zaten dolu, Marmaris taşıyor, Datça desen efsane… Yabancı turist gelsin, biz avroyu alalım!”
Sonra ne oldu?
Bir Türk ailesi beş günlük tatil yapmak istediğinde önüne 250 bin liralık hesap koydun. Bir ailenin bütün yıl kurduğu tatil hayalini:
“Otelde yer kalmadı ama beş kişi için üç gece 180 bin liraya yardımcı olabiliriz.”
diyerek yıktın.
Derken Türk turist uyandı.
Yunan adalarına geçti.
Balkanları gezmeye başladı.
Mısır’da 70 bin liraya uçak, otel ve her şey dâhil tatil yaptı.
Güzelce yedi, içti, denize girdi; üzerine bir de “Yavaş yavaş, Hasan Şaş!” diye neşeyle karşılandı.
Sen ne yaptın?
Burada bir tabak kalamara 50 avro isterken, Türk turistin Halkidiki’de aynı kalamarı 10 avroya yediğini görünce suratın düştü.
Balkanlarda 50 bin liraya hem gezip hem de krallar gibi ağırlandığını görünce içinden:
“Bu Türkler de çok nankör!”
dedin.
Ama dur ve biraz düşün…
Yıllarca Türk turiste:
“Halk plajı şurada. Su 30 lira ama dışarıdan içecek getiremezsiniz.”
diyen sen değil miydin?
“Yabancı turist başımızın tacı, Türkler zaten mecburen geliyor.”
diye diye kendi insanını küstürmedin mi?
Şimdi neden Rus turist gelmiyor, Alman turist başka ülkelere gidiyor, Hollandalı rotasını değiştiriyor diye düşünüyorsun.
Çünkü turizm yalnızca oda satmak değildir.
Turizm; biraz vicdan, biraz kaliteli hizmet, biraz makul fiyat ve her şeyden önce insanlık meselesidir.
Türk turistin kıymetini şimdi mi anladın?
Biraz geç kaldın be turizmci…
Ama olsun.
Şezlonglar boş, sinekler çok, düşünmek için vaktin bol.
İyi sezonlar!
Dr. Erkan Uzunoğlu
Siz bu görüşlere katılıyor musunuz?
Arjantin Milli Takımı, eskiden böyle çirkef ve kaba bir imaj taşımıyordu; bu dönüşüm, Stanford Hapishane Deneyi’nde olduğu gibi, küçük kötülüklere göz yumuldukça adım adım gerçekleşti. Turnuvanın başında masum görünen fauller, itişmeler ve hakemlere baskı gibi davranışlar, zaman içinde görmezden gelindikçe normalleşti ve büyüyerek bütün dünyanın nefret ettiği, sportmenlikten uzak, kaba saba bir takım kimliğine evrildi. Kötülük yapanı görmezden gelmek, onu cesaretlendirir ve daha da kötüleştirir; çünkü cezasızlık, sınırları belirsizleştirir ve ahlaki çürümeyi hızlandırır. Bu nedenle acil adalet, hem sahada hem hayatta vazgeçilmezdir: küçük ihlalleri anında cezalandırmak, büyük faciaların önünü keser, adaleti tesis eder ve toplumları ya da takımları, yavaş yavaş çürümekten korur.
2026 Dünya Kupası'nı saha içi ve saha dışı açısından genel olarak değerlendirdiğimde, benim gördüğüm en kötü Dünya Kupası'ydı. Bu seviyedeki bir organizasyonda bu kadar vasatlık ne normal karşılanabilir ne de kabul edilebilir. #FIFAWorldCup26
Taraftar transfer ister. Takımının güçlenmesini ister. Taraftara cevap, eylem ve icraatlarla verilir. Bence insanlar kendine vazife çıkarıp taraftara şekil vermeye çalışıyor. Ve gereksiz. Şimdiye kadar taraftara şöyle ol böyle yap deyip netice alan görmedim. Durup dururken insanlar birbirini hedef almasın. Zaten hava sıcak. Darlamayın
Herkesin fikrine kimse karışamaz 😬
Türk futbolunu baştan formatlamalıyız. Yeni ligi; yüksek tempolu, atletik, teknik kapasitesi güçlü oyuncular ve oyunu akıtan modern hakem anlayışı üzerine kurmalıyız. Eski futbol mantığının sonuçlarını turnuvada da gördük.
Türk futbolunda torpil ve adam kayırma sona ermediği sürece gerçek bir gelişim beklemek zor. Bunlar daha iyi günlerimiz olabilir. En alt kademeden en üst yönetime kadar liyakat yerine ilişkilerin öne çıktığı bir sistem, futbolun ilerlemesinin önündeki en büyük engellerden biridir
Okullar 10’dan önce açılmamalı.
Dersler 30, Teneffüsler 10 dakika olmalı.
Okul saatleri ilkokulda günlük 5, ortaokul ve lisede günlük 6 saati geçmemeli!
Öğrencilerin sevdiği spor, sanat ve bilim dersleri artırılmalı.
Sınıfta kalma sert şekilde geri gelmeli.
Öğretmenlere tam yetki verilip disiplin kuralları acımadan uygulanmalı!
@MuhammedTsn Hazırlık sürecinde karşılaştıkları soru yapısından önemli ölçüde farklı sorularla karşılaşan çocuklar, beklenti–gerçeklik uyumsuzluğu nedeniyle yoğun hayal kırıklığı yaşayabilir. Bu durum, sınav kaygısını artırarak özgüven ve motivasyon üzerinde olumsuz etkiler oluşturabilir.
@benugurum 100 deneme çözdü çocuk, 1 tek süre sıkıntısı yaşadığı sınav yoktu. 101. Sınav LGS sınavı daha önce çözdüklerinden çok farklıydı. Biz ne yaşadığımızı biliyoruz.
Bu #LGS saçmalığı bir an evvel son bulmalı!
Bu sınavı 13 yaşındaki çocuklarımızın yeteneklerini ortaya çıkaran bir tanı aracı olarak kullanmadığınız sürece, bu vahşi sınav endüstrisinin ürettiği baskı ve istismar sona ermeyecek...Çocuklarımız puandan ibaret olmamalı
@tcmeb
@hazaldem36 Hayatım boyunca ÖSYM’nin yaptığı 15-20 sınava girmişimdir. Emin olun, sınavlar hakkında en az sizin kadar, belki de daha fazlasını biliyorum.
Sorun şu ki; sistemi değiştirmek ya da düzeltmek yerine, yanlış sisteme uyum sağlamayı başarı sayanlar yüzünden en doğruyu bulamıyoruz.
LGS, bu ülkedeki çocukların karşılaştığı en büyük adaletsizliklerden biri hâline geldi. Henüz oyun çağında olmaları gereken milyonlarca çocuk; okul dersleri, ödevler, özel dersler ve bitmek bilmeyen deneme sınavları arasında büyüyor. +
@hazaldem36 Çünkü mağdur ediliyorlar. Not (sınav) kaygısı olmadan eğitim almaları normal ve ideal olandır. Siz bu sistemi hayatın doğal akışına uygun bulmuş olabilirsiniz, ben bulmuyorum. Çocukların geleceğinin bu kadar erken yaşta tek bir sınava bağlanmasını doğru bulmuyorum.
Ülkedeki her çocuk aynı eğitim sistemi içinde yetişmeli; zengin-fakir ya da yönetici çocuğu ayrımı olmamalıdır. Her çocuk, eşit imkânlarla kaliteli eğitime erişebilmeli ve geleceğe aynı şartlarda hazırlanabilmelidir. #LGS 2026
Eğitim; merakı, üretkenliği ve karakter gelişimini desteklemeli, çocukları erken yaşta yoğun bir yarışın içine sürüklememelidir.
Çocuklarımızın sadece yüksek puanlara değil, mutlu ve sağlıklı bir çocukluk yaşamaya da hakkı var.
Başarılı olma baskısı uğruna çocukluklarını, arkadaşlıklarını ve özgürce oyun oynayabilecekleri zamanı kaybediyorlar.Elbette emek vermek ve çalışmak önemlidir.Ancak 13-14 yaşındaki çocukların geleceğini tek bir sınava endeksleyen bir sistem, onları geliştirmekten çok yıpratıyor +