🚨 Bilim dünyasında kanser tedavisinde şok eden gelişme:
LED ışıkları, hiçbir kemoterapi ve radyasyon olmadan, 30 dakikada kanser hücrelerinin %92’sini yok etti.
Yanındaki sağlıklı hücreler?
Tamamen sağlıklı ve zarar görmedi.
Her yıl 10 milyon insan, tek bir tümöre ulaşmak için tüm vücuda zarar verebilen kemoterapiye maruz kalıyor.
Saçlar dökülebiliyor.
Organlar zarar görebiliyor.
Bağışıklık zarar görebiliyor.
On yıllardır bu vahşi takası kabul etmek zorunda kaldık ama şu an bir şeyler değişmeye başlıyor gibi umarım çok hızlı gelişir:
Bilim insanları sonuca her gün daha da yaklaşıyor!
↳ LED ışık + kalay oksit nano-flakes
↳ 30 dakikada cilt kanseri hücrelerinin %92’si yok edildi
↳ Sağlıklı hücrelere sıfır hasar
↳ Maliyeti telefon şarj aletinden bile ucuz
En çarpıcı olan şu:
Bu yöntem milyar dolarlık lazer sistemleri gerektirmiyor.
Evdeki masa lambanızla aynı LED teknolojisi.
Kalay oksit nano-flakes minik güneş panelleri gibi davranıyor:
Işığı sadece kanser hücresinde ısıya çeviriyor.
Tümör ısınıp yok oluyor.
Vücut zarar görmüyor.
Su bazlı. Toksik çözücü yok.
Bugün ölçeklenebilir.
Bu neden oyunu değiştiriyor?
↳ Köy kliniklerinde bile kanser tedavileri
↳ Evde tedavi ihtimali
↳ Kanser ve yaşam kalitesi arasında seçim yapmak zorunda kalmamak
↳ Kuruşlarla hassas onkoloji
Çarpan Etkisi:
1 LED cihaz → acısız kurtarılan bir hayat
10 klinik → boşalan kemoterapi servisleri
100 ülke → kanser zulmünün sona ermesi
Küresel ölçek → kanseri zehirlemeden yenmek
Erken klinik bulgular, özellikle cilt, meme ve akciğer tümörlerinde inanılmaz sonuçlar gösteriyor.
Bu, onkolojide gerçek bir devrimin başlangıcı olabilir.
50 yıl boyunca hastaları iyileştirmek için onları neredeyse öldüren tedavileri mükemmelleştirdik.
Şimdi ise ışıkla iyileştirmeyi öğreniyoruz.
📄 Araştırma:
Jean Anne Incorvia et al.
“SnOx Nanoflakes as Enhanced Near-Infrared Photothermal Therapy Agents”
ACS Nano (2025)
♻️ Paylaş, insanlar yeni kanser tedavilerini öğrensin.
ŞAŞIP KALIYORUM …
🤢Arap İngiliz'le birleşmiş Türk'ü arkadan vurmuş;
🤢Ermeni Rus'la birleşmiş,
Doğu Anadolu'yu kana bulamış;
🤢Rum Yunan'la, Yunan İngiliz'le birleşmiş,
Batı Anadolu'yu ele geçirmiş.
🤢Ülkenin mahvolmadık, yıkılmadık, yanmadık,
kan dökülmedik, kül olmadık hiçbir yeri kalmamış,
🤢Elde avuçta İstanbul ile İzmir bile yok!..
🤢Anadolu'nun altı yedi milyon nüfuslu en yoksul bölümüyle, yüzde doksan beşi okuma yazma bilmez,
🤢yorgun, yoksul, bitkin, ezik bir halk..
Nasıl kurtulmuşuz?..
Şaşıp kalıyorum...🤔
☘Yunan'ı nasıl denize döküp hizaya getirmişiz,
☘İngiliz'i İstanbul'dan nasıl çıkarmışız,
☘ dünyanın süper güçleriyle masaya nasıl eşit oturmuşuz?
⭐Yıl 1923
Anadolu'da 10-11 milyon savaş artığı yaşıyor; aç biilaç, parasız;
⭐Yüzde 95'i elifi görse mertek sanacak kadar alfabesiz... .
.
⭐ Ne yapacaksın?..
Demokrasi yap!.. Nasıl yapacaksın?..
🤢1923'ün yanmış yıkılmış Anadolu'sunda nasıl demokrasi yapacaksın?..
🤔Kalan ne? Yıl 1923
Komşunun komşuyu boğazladığı iç savaşlardan, Anadolu'yu mezbahaya döndüren dış savaşlardan yeni çıkmışsın.
🤔Fabrikan yok,
İşçin yok,
İş adamın yok,
Mühendisin yok,
Doktorun yok,
Uzmanın yok,
Tüccarın yok,
Suyun yok,
Barajın yok,
Elektriğin yok,
🤢Kadınların çarşafta çuvala giriyor,
Erkeğin dört karı alıyor,
🤔Yurttaşlik yasası yok,
🤔Üniversiten yok,
Banka yok,
Burjuva yok,
Proletarya yok,
İhracatçı yok,
İthalatçı yok,
Sermayen yok.
🤔Kalkın bakalım...
Nasıl kalkınacaksın?...
🤢Sermayesiz ekonomik kalkınmanın yumurtasız omletten ne farkı var?
🤔🇹🇷Mustafa Kemal kuşağı ne yapmış?...
🤔🇹🇷Yöneticiler devletçiliğe neden ve nasıl sarılmış?..
🤔🇹🇷Türkler bankacılığı nasıl öğrenmiş?..
🤔🇹🇷Merkez Bankası 1930'a değin neden açılamamış?..
🤔🇹🇷Özel sektör nasıl oluşturulmuş?..
Yeni devlet nasıl kurulmuş?..
🤔🇹🇷Çağdaş öğretime nasıl geçilmiş?
🤔🇹🇷1920'de 10-11 milyon nüfusun yüzde 95'i
Alfabesizken savaş artığı bir toplumla,
Okuma yazma seferberliği nasıl açılmış?
🤔🇹🇷Kitaplıklarda kitap yokken,
Ulusal kütüphane nasıl kurulmuş?..
🤔🇹🇷Okullarda tarih kitabı bile yokken tarih nasıl yazılmış?..
🤔🇹🇷Yok olmanın kuyusundan çıkıp var olmanın doruğuna nasıl tırmanılmış?..
🤔🇹🇷Yunanlı ile dostluk nasıl kurulmuş?..
🤔🇹🇷Avrupa'da saygınlık nasıl kazanılmış?..
🤔🇹🇷Şaşıp kalıyorum...🤔
🤔🇹🇷2000'li yılları geçtiğimiz,
Yetmiş milyonluk Türkiye'nin haline bakıyorum...
🤔🇹🇷Hiçbir şeyimiz yokken neler yapmışız?.
Mustafa Kemal'e saldıranlara bakıyorum...🤢⁉️
🤢🤔Daha çok şaşıp kalıyorum...🤢🤔
İLHAN SELÇUK
Dersde böyle oturan öğrenciye ne yapabiliriz?
Hiç bir şey yapamayız. Kızarsak sözlü şiddet uygulamış oluruz psikolojisi bozulur. Dokunursak şiddet olur adliyelik oluruz.
Performansına kötü not verirsek müdür arıza çıkarır.
Alo 147 Bimer Cimer manyağı oluruz.
Sonra anne babası okulu başımıza yıkar.
İl ve ilçe MEM soruşturma açar. Medya:
-"Yine Öğretmen Şiddeti" diye bizi afişe eder.
MEM yetkilileri öğrenciyi evinde ziyaret eder hediyeler verir gönlünü alır. Öğretmenin öğrenciden özür dilemesi ile mevzu
kapanır...
Saygılar(!)
(Bir Öğretmenden alıntı)
Bugün kadınları evlenmede, boşanmada, mülkiyette, mirasta ve mahkemede tanıklıkta erkeklerle eşitleyen, istedikleri mesleği seçme hakkı veren ve çocuk yaşta evliliği yasaklayan Medeni Kanun'un yürürlüğe girişinin 99. yıldönümü.
Uygarlık öncümüze şükranla.
"Türkleri yenemedik" dedi Churchill.
"Türkleri öldürebilirsiniz lakin onları yenemezsiniz" dedi Napolyon.
"Bizans'ı alan Türkler korkarım orada durmayacaklar" diyordu Vatikan'ın başı.
"Savaşın zevkini almak isteyen herkes Türkler ile savaşmalıdır" dedi komutan Towsend.
"Türk kadınlarının en büyük süsü. Türk oluşlarıdır" dedi Lady Mary Wortley Montagu.
"Artık Türklerle savaşmam, onlar çok cesur ve iyi insanlar" dedi Andreas Phitiades.
"Dünyada iki bilinmeyen vardır, biri kutuplar diğeri Türkler" dedi Albert Sorel.
"Türklerle dost ol ama sakın düşman olma" dedi Gianni De Michelis.
"Türkler cesurdur, anavatanlarını çok severler ve onun için gerekirse canlarını verirler" dedi.. Albert Einstein..
Herkes, yüzyıllardır bize TÜRK dedi. Şimdi ise bizim kendimize TÜRK dememiz ayıp oldu...
Merhaba ben Kirpi! Beni öldürmeyin, ben zararsızım. Neslim tükenme tehlikesi yaşıyor. Beni bahçede, yolda görürseniz korkmayın, zararsızım. Ok, diken de fırlatmam, bu şehir efsanesi. Bana kesinlikle süt vermeyin, süt benim için öldürücü nitelikte, benim midem sütü sindiremiyor. Bana mama ve su verebilirsiniz. Ben sebze ve meyvenize zarar veren bahçenizdeki böcekleri yerim. Hayatta kalmama lütfen yardım edin. Bu mesajımı herkese yayın, beni tanımıyorlar....
Haklarımıza göz dikenlere, emeğimizi yok sayanlara son sözümüz: Bu sefaleti kabul etmiyoruz! Eğitim-İş olarak, Konfederasyonumuz Birleşik Kamu-İş ve bağlı sendikalarımızla, ASİM-SEN, BASK, HÜR SEN, KESK konfederasyonları ile birleşerek iş bırakma eylem tarihimizi 13 Ocak Pazartesi günü ortaklaştırdık!
Bu düzenin yarattığı adaletsizliklere boyun eğmeyeceğiz! Haklarımızı çiğneyenlere karşı üretimden gelen gücümüzü kullanarak cevabımızı vereceğiz. Bizleri yok sayan bu sisteme karşı emeğin onurunu ve geleceğimizi savunmaktan asla vazgeçmeyeceğiz!
Tüm emekçilere çağrımızdır:
Bu mücadele yalnızca bizlerin değil, emeğiyle geçinen herkesin ortak mücadelesidir! Gelin, haklarımıza sahip çıkmak ve bu adaletsiz düzene dur demek için omuz omuza verelim sesimizi yükseltelim, emeğin ve alın terinin gücünü herkese gösterelim! @egitimis
MEB ÖNÜNDE SESİNİ DUYURMAYA ÇALIŞAN ÖĞRETMENLERE YAPILAN MÜDAHALEYİ ŞİDDETLE KINIYORUZ
Atanma hakkı elinden alınarak mağdur edilen ve Milli Eğitim Bakanlığı önünde seslerini duyurmaya çalışan öğretmenlere yapılan müdahaleyi şiddetle kınıyoruz. Bugün Bakanlık önünde toplanan meslektaşlarımız, demokratik haklarını kullanarak taleplerini dile getirmek isterken, polis müdahalesiyle karşılaşmış ve iki öğretmenimiz gözaltına alınmıştır.
Eğitim-İş olarak, gözaltına alınan öğretmenlerimizin yanında olduğumuzu bir kez daha vurguluyoruz. MYK üyelerimiz ve avukatımız şu anda gözaltındaki öğretmenlerimizin durumunu yakından takip etmek üzere Ankara Emniyet Müdürlüğü’ndeler. Ayrıca bir MYK üyemiz Milli Eğitim Bakanlığı önünde kalarak olay yerindeki süreci izlemeye devam etmektedir.
Öğretmenlerin atanma hakkı başta olmak üzere, tüm hak arama mücadelelerinde yanlarında olmaya devam edeceğiz. Demokratik haklarını kullanan meslektaşlarımıza yapılan bu müdahale kabul edilemez. Milli Eğitim Bakanlığı’nı, öğretmenlerin sesine kulak vermeye ve bu haksız uygulamaları bir an önce sonlandırmaya davet ediyoruz.
Eğitim-İş olarak, sürecin takipçisi olacağız.
https://t.co/PnRQfNV5Dq
#MülakatNöbetineGözaltı @dagdelen77@yeliznaz1978@BURAKSBNC #ÇözümYargıdaDeğilMEBde #AdaletİçinEkYerleştirme #MEB2200MağduruAta
1 milyona yakın atanmayan öğretmen, her yıl 100 bine yakın ücretli öğretmen, 200 bine yakın özel okullarda taban maaş hakkı ellerinden alınmış sömürülen öğretmen, mesleki ve ekonomik olarak tüketilmiş, değersizleştirilmiş öğretmenler! Geleceğin mimarları hiç olmadığı kadar değersizleştirilmiş durumda.
“Toplumun uygarlık düzeyi, öğretmene verdiği değerle ölçülür. “
M. Kemal ATATÜRK
12 yıl zorunlu eğitim üzerine en az 4 yıl üniversite, bir çok zorlu sınav ve uygulamayı geçtikten sonra önüne KPSS çıkarılan öğretmenlerin, sonrasında mülakatla emekleri, hakları, liyakatları yok sayılıyor!
AKP iktidarının geçmiş uygulamaları ve bakanın “mülakatları mülakat gibi yapacağız” itirafı göstermiştir ki mülakat siyasi iktidar ve ortakları için
• Bir torpil mekanizması olarak kullanılmaktadır
• Eğitimde gerici kadrolaşmanın, adam kayırmanın, aydın eğitim emekçisini memuriyetten ve yöneticilikten uzak tutmanın sözde hukuki bir yöntemi haline gelmiştir.
• Emeğin, liyakatın ve adaletin yok sayıldığı itaatin, sadakatin ve yandaşlığın üstün tutulduğu bir sistem oluşturulmuştur.
Mülakatla da sadakati ve yandaşlığı tam olarak ölçemediklerini düşünenler, şimdi de yetkisi olmamasına rağmen “Milli Eğitim Akademisi” adlı bir yapılanmayı getirmeye çalışıyor.
Bu, 100’e yakın Eğitim Fakültesinin işlevini sona erdirmektir!
Milli Eğitim Bakanlığı’nın böyle bir yetkinliği yoktur!
MEB, hangi akademik kadro ile hangi eğitim ortamlarında hangi yetkiyle bunu yapacaktır. Bu, gençlerin ve ailelerin emeğine, üniversitelere, orada görev yapan akademisyenlere hakarettir!
Amaç nitelikli öğretmen yetiştirmek mi yoksa atayacağı öğretmenleri, “akademi” adını verdikleri ortamlarda, tarikat ve cemaatlerle işbirliği içinde kendi düşünce yapılanmalarına göre formatlamak mı? Sadakati ve yandaşlığı ölçmek mi? Geçmiş geleceğin aynasıdır!
Tüm siyasi partileri, örgütleri ve üniversiteleri, eğitime ve geleceğine sahip çıkmak isteyen tüm yurttaşları, eğitimi en öncelikli mesele olarak görmeye, AKP’nin eğitimdeki yıkımına, öğretmenliği değersizleştirmesine dur demeye, geleceğimiz olan gençlerin haklarına, hukuklarına sahip çıkmaya, birlikte mücadele etmeye davet ediyoruz! @egitimis