Türkiye'de büyük kavgalar, yiyenlerle yemeyenler arasında çıkmaz.
Yemeyenlerin kavga edecek gücü yoktur.
En kanlı, en kinli, en şirret kavgalar, çok yiyenlerle, onlar kadar çok yemeyenler arasında çıkar.
Hırsızlar, çalarken değil; paylaşırken kavga eder.
Süpürge reklamını izleyip "aa köpek annesi de olunabiliyormuş, ben en iyisi insan annesi olmayayım" diyen kimse olacağını sanmıyorum. Ama bunun bile yasaklandığını, şeytanlaştırıldığını görüp "özgürlüğün bu kadar baskı altına alındığı yerde çocuk sahibi olmayayım" diyen var.
3 Mayıs 1944, sadece Hüseyin Nihal Atsız'ın yargılandığı ve mahkûm edildiği gündür. Türkçüler Günü, o günün yıldönümüdür.
O gün yaşanan olaylar, sonraki olayları tetiklemiş ve Atsız'a yapılan zulüm, çevresine genişleyerek devam etmiştir.
Başka günlerde, başka insanlara, başka zulümler yapılmıştır. O günlerin yıldönümünde isteyen, istediğini anabilir.
Türkçüler Günü, Türkçülerin günüdür.
Altın Ordu Cemiyeti Başkanı
Caner KARA
#3MayısTürkçülerGünü
#HüseyinNihalATSIZ
#AltınOrduCemiyeti
PKK’nın elebaşı olan katili ipten alan ve statü vermek için her yolu deneyen MHP’nin ve genel başkanının, Türk milliyetçiliğine dair fikirlerinin bir önemi yoktur.
Anlatmak için anlamış olmak gerekir.
Ne anladığı ortadadır.
Yolun açık olsun hocam...
Kaos dolu ve istenmediğin bir ortama geldin.
Maça çıktın seçim öncesiydi. Kaleci topu elinden mi kaçırdı kendi mi attı ne yaptı anlamadık. Bunu da yaşadık...
Daha geldin yanına futbolcu eskisi verdiler. Adam arkandan dedikodunu yapıp, ortamlarda soyunma odasındaki konuları konuşuyordu. Bir şekilde ondan kurtardık.
Sonra seçim vardı oyuncular seçim takip etti. Eylül ayında seçim mi olur deme, burası Fenerbahçe...
Anlaştığın başkan kısa sürede gitti yenisi geldi. Kovulma riskin yüksekken, yerli hoca lobisinin baskılarına rağmen işini yaptın.
Yeni gelen başkan 2-3 ay içerisinde gözaltına alındı. Sonra fiziken vardı ama mental olarak göremedik kendisini.
Takım kaptanın hapse girdi.
Hasta oldun yok aslında kovuldu dendi.
Taktik antremanı statta yapalım dedin gazeteciye haber uçurdular yarım saate manşet oldu.
Say say bitmez... Neyse hocam yenemedin Karagümrük'ü o yüzden bunlar bahane değil. Bana da talisca pp'li ergen öyle söyledi.
- "Bu takımı sayın Tedesco kurmadı, bütün olumsuz faturanın Tedesco'ya çıkmasını doğru bulmuyorum.."
Domenico Tedesco: "Suçlu benim. Bu benim için sorun değil.."
İlber Ortalı'nın Anma töreninde portresinin yanında bulunan tablo'da yazan yazının açıklaması;
"Mütebahhir tarihçiye dua
Doğu’yu Batı’yı bilene dua
Bir kalem çıkıp söyledi tarih:
Rahmetli Ortaylı Bey'e Dua.."
Bu dizeler, klasik Türk edebiyatı geleneğinde bir şahsın vefatının ardından duyulan derin saygıyı ve onun ilmi kimliğini özetleyen bir "Tarih Manzumesi" niteliğindedir. Bu levha, İlber Ortaylı'nın vefatı için özel olarak hazırlanmış bir "tarih manzumesi"dir.
Şiirsel diliyle şu anlamı taşır:
Mütebahhir tarihçiye dua: "Mütebahhir", kelime anlamıyla "derya gibi, engin bilgili" demektir. Kişinin sadece tarih bildiğini değil, bu ilmin içinde kaybolacak kadar derinleştiğini ifade eder.
Doğu batıyı bilene dua: Bu satır, entelektüel köprüyü temsil eder. Hem Doğu medeniyetinin (Osmanlı-İslam) kaynaklarına hem de Batı dünyasının metodolojisine ve dillerine hakimiyetine vurgu yapar.
Bir kalem çıktı söyledi tarih: Klasik şiirde "tarih düşürmek" (Ebced hesabı) bir sanattır. Bu satırda yer alan sözler, "Öyle güçlü ve yetkin bir kalem (alim) bu dünyadan geçti ki, onun yazdıkları ve arkasında bıraktığı isim, artık tarihin bizzat kendisi haline geldi; kalem son sözünü söyledi ve zamanı mühürledi" manasına gelir.
Rahmetli Ortaylı Beğe dua: Son mısra, hürmet ve rahmet dileğiyle hem ailenin şerefine (Ortaylı soyadı) hem de şahsın kendisine veda eder.
Tablo Galatasaray Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Abdurrahman Muhammed Uludağ tarafından hazırlanmıştır.
İlber Hocamızın Ruhu Şâd, Mekanı Cennet Olsun.
“Bir hainin affını istemek merhamet duygusundan değil, ancak ihanette ortak olmaktan doğan aşağılık bir davranıştır.”
Hüseyin Nihal Atsız
(Vazife Sınırı - 1969)