Konya Şehir Hastanesi’nde görevli meslektaşımız Dr. Ekrem Karakaya’yı, görevi başında uğradığı silahlı saldırı sonucu kaybetmemizin üzerinden dört yıl geçti.
Buna rağmen sağlık ortamında yaşanan şiddeti önlemeye yönelik atılan adımlar göstermelik olmaktan öteye geçemedi; sağlık kurumları hekimler ve tüm sağlık çalışanları için güvenli alanlar haline getirilemedi.
TTB olarak bir kez daha vurguluyoruz: Sağlık sistemindeki yapısal sorunları çözmeyen, sağlık emekçilerini değersizleştiren, çalışma koşullarını iyileştirmeyen ve şiddet iklimini besleyen popülist politikalardan vazgeçilmediği sürece bu karanlık tablo değişmeyecek.
Dr. Ekrem Karakaya’yı ve şiddet nedeniyle yitirdiğimiz tüm çalışma arkadaşlarımızı saygı ve özlemle anıyoruz. Mücadelemiz; sadece hekimlerin ve sağlık çalışanlarının değil tüm toplumun sağlık hakkının güvence altına alınması mücadelesidir.
Güvenli bir çalışma ortamı lütuf değil, bir haktır. TTB olarak, hazırladığımız "Sağlıkta Şiddet Kanun Teklifi Tasarısı"nın derhal yasalaştırılması ve şiddetsiz bir sağlık ortamı için sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz.
Yaşamak ve yaşatmak istiyoruz.
Tarih 6 Temmuz 2022
“Annemi sen öldürdün” diye poliklinik odasına giriyor ve 18 el ateş ediyor 2 şarjör boşaltıyor sonra kendine sıkıyor. Yan poliklinikteki arkadaş odaya girip CPR yapa yapa #DrEkremKarakaya yı acile götürüyor sonra ameliyata alıyorlar.
Maalesef sonrasında kaybediyoruz…
Şehit Dr. Ekrem Karakaya’yı rahmet ve özlemle anıyoruz.
4 yıl önce görev başında öldürülen bir hekimi, bir insanı, bir kahramanı…
Unutmadık, unutmayacağız.
Sağlıkta şiddeti LANETLİYORUZ!!!
#ŞehitDrEkremKarakaya#UnutmadıkUnutmayacağız
Az önce beni şoka sokacak bir olay dinledim. 6 Şubat depremi sürecinde Türkiye'deydim ve deprem olduğu gibi Trabzon'a gelen depremzedelere elimizden geleni yaptık. O süreçte Adıyamanlı bir aile bizim ikinci ailemiz oldu. Birlikte yedik içtik, dertleştik.
Seher'le o zaman tanıştım. Annesini 16 yaşında kaybetmiş. Teyzeleri büyütmüş onu. Bi abisi var onu da depremde kaybedeli 10 gün olmuştu. Yaşayan ölü gibiydi.
Depremden önce sınava girmiş, ne torpil ne bişesi var, hakkıyla Adıyaman Gelir İdaresine atandığı haberini aldık. Yemin ediyorum kendim atansam o kadar sevinmem. Sarılıp ağlaşıp vedalaştık havalimanında.
Üç sene o kurumda verilen tüm işleri hakkıyla yapmış ve bir gün müdür çağırmış. "Senin belgelerin eksik biz D1 ehliyet istiyoruz sen B1 vermişsin" deyip hakkında yazı yazmış. İki saatte kızı görevden atmışlar. Dava açmışlar ama hiçbir sonuç olmamış. Belgeleri komisyon inceliyor ama fark etmiyor, komisyon da suçlu bulunmuyor.
Seher şimdi annesiz, abisiz ve işsiz. Psikolojisi tekrar çökmüş.
Ya soruyorum yetkililere sizin hiç vicdanınız yok mu? Hayata tutunmaya çalışan gencecik bir kadına bunu neden yaptınız?
Adıyaman'daki devlet erkanı bu işe el atın yazıktır günahtır, yapmayın bu kıza işini geri verin! Bu kızın tek suçu dürüst olmak ve torpili olmamak. Eminim bu tweetten sonra Seher'in sorununu hep beraber çözeceğiz. Lütfen rt edin, yetkililere ulaştıralım!
BİM'de ek kasa açtıramıyor, Migros'ta yoğunlukta pizza pişir diyemiyorsun ama BENİM HASTAMA BAKILACAK deyip DOKTORU videoya alıyorsun..
Bu halkın artık SİLKİNİP KENDİNE GELMESİ LAZIM..
Zaten derde düşen kaçırttığı doktorların vebalini acı acı ödüyor da..
Doktorsuz kalınırsa YANDINIZ.
Paylaştığınız video ve bağlantılı içerik, gerçeğe aykırı ve tek taraflı şekilde servis edilen bir habere dayanmaktadır. Görüntüdeki doktor, olay öncesinde sistematik biçimde hasta ve hasta yakınlarının baskısına maruz kalmış; kendi sırası gelmeyen kişilerin muayene odasına ısrarla girmeye çalışmaları nedeniyle hem sağlık hizmetinin sunumu aksamış hem de diğer hastaların mahremiyeti ihlal edilmiştir. Buna rağmen olayın öncesi ve gerçek bağlamı gizlenerek yalnızca tek taraflı görüntü ve anlatım dolaşıma sokulmuştur.
Videoda ilgili doktorun yüzü blur uygulanmaksızın yayımlanmış, kimliği ve görev yaptığı kurum belirlenebilir şekilde açık edilmiştir.
Bu içerik; kişilik haklarının ihlali yanında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.134 kapsamında özel hayatın gizliliğinin ihlali ve m.136 kapsamında kişisel verilerin hukuka aykırı şekilde yayılması/verilmesi sonucunu doğurabilecek niteliktedir. Bu nedenle, paylaşımınızın tarafınıza ulaşan işbu bildirimden itibaren derhâl silinmesini talep ediyoruz.
Aksi hâlde, tarafınız bakımından da ilgili hukuki ve cezai süreçlere başvurulacaktır.
Tüm haklarımız saklıdır. @Aydgn__
Kocaeli Şehir Hastanesi acilinde sıra beklemek istemeyen şahıslar doktorun işini yapmasını engelledi. 792. sıradaki hastaya bakmaya çalışan doktor çileden çıktı.
Anayasa Mahkemesi önemli bir karara imza attı.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu Ek 33. maddesinde yer alan;ASM ve TSM’de ayda 60 saatten, diğer sağlık kuruluşlarında ise 130 saatten fazla tutulan nöbetler için ücret ödenmemesini öngören düzenleme iptal edildi.
Karar açıktır:Tutulan nöbetin karşılığı ödenmek zorundadır.
Sağlık hizmeti fedakârlıkla yürütülür;ücretsiz çalıştırma dayatmasıyla değil.
@drmemisoglu@saglikbakanligi
📢 ANAYASA MAHKEMESİ’NDEN ÖNEMLİ KARAR: NÖBET ÜCRETİNDE 130 SAAT SINIRI İPTAL EDİLDİ
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na göre hekim ve sağlık çalışanlarına:
• Aile sağlığı merkezleri ve toplum sağlığı merkezlerinde ayda en fazla 60 saate kadar,
• Diğer sağlık kurumlarında ise 130 saate kadar
nöbet ücreti ödeniyordu. Bu sınırların üzerindeki nöbetler için hiçbir ücret ödenmiyordu.
⚖️ Anayasa Mahkemesi, 657 sayılı Kanun’un Ek 33. maddesindeki bu düzenlemeyi Anayasa’ya aykırı bularak iptal etti.
📅 Karar: 26.11.2025
🗳️ Karar: Oybirliği
✅ Bu kararla birlikte hekim ve sağlık çalışanlarının tuttuğu nöbetlerde belirli saatten sonra ücret ödenmemesi kuralı kaldırılmış oldu.
➡️ Devlet, sağlık çalışanlarına nöbet tutturuyorsa bunun karşılığını ödemek zorunda.
➡️ Ücretsiz nöbet uygulaması anayasal açıdan geçersiz sayıldı.
🔗 Kararın Resmî Gazete bağlantısı:
https://t.co/6dkxJIe1Ma
Türkiye'nin sağlık karnesi:
-80 milyonluk Türkiye'de 2024 senesinde 1,47 milyon hekime müracaat sayısı olmuş.
-Kişi başı 18 kere doktora gitmişiz.
-Buna ne bütçe dayanır ne doktor dayanır.
-Acile gidip soğuk algınlığı ilacı yazdırmak dünyada yoktur.
Polis memuru hastanede muayene olmayı beklerken hastane çalışanları tarafından dövülerek öldürüldü...Böyle bir haber olsa başta tüvtürk olmak üzere tüm kurumlar, sanat ve sosyete camiası, gazeteciler, bürokratlar kıyameti koparırdı DANDİKLER ülkesinde!
Aile hekimlerinin aylık gelirinin yaklaşık %65’i performansa dayalıdır; yalnızca %35’i sabit ve güvencelidir.
Trafik kazası geçirmiş, 1 ay heyet raporu almış ya da anne-babasını kaybetmiş bir aile hekimine ödenen maaş 66 bin liradır.
Soruyorum:
Bu insanlar hasta olmasın mı?
Yas tutmasın mı?
Doğum yapmasın mı?
Çözüm zor değil:
Performans payı %30’un altına indirilmeli, sabit ve güvenceli ücret artırılmalıdır.
Vatandaş gelmiyorsa bireysel sorumluluk mekanizması kurulmalı,
hekimin maaşına dokunulmamalıdır.
@drmemisoglu
𝗕𝗲𝘆𝗶𝗻 𝗰𝗲𝗿𝗿𝗮𝗵ı 𝗮𝗿𝗸𝗮𝗱𝗮𝘀̧ı𝗺 𝗮𝗿𝗮𝗱ı. “𝗕𝗶𝗹𝗶𝘆𝗼𝗿𝘂𝗺 𝗵𝗮𝘀𝘁𝗮𝗻ı𝗻 𝘀𝗲𝗻𝗶𝗻𝗹𝗲 𝗱𝗶𝗿𝗲𝗸𝘁 𝗯𝗶𝗿 𝗶𝗹𝗴𝗶𝘀𝗶 𝘆𝗼𝗸 𝗮𝗺𝗮 𝗴𝗼̈𝗿𝘂̈𝘀̧𝘂̈𝗻𝘂̈ 𝗮𝗹𝗺𝗮𝗸 𝗶𝘀𝘁𝗲𝗱𝗶𝗺. 𝗕𝗶𝗿 𝗵𝗮𝘀𝘁𝗮𝗺ı 𝘀𝗼𝗹𝘂𝗻𝘂𝗺 𝘀ı𝗸ı𝗻𝘁ı𝘀ı 𝗻𝗲𝗱𝗲𝗻𝗶𝘆𝗹𝗲 𝗰𝗲𝗿𝗿𝗮𝗵𝗶 𝘆𝗼𝗴̆𝘂𝗻 𝗯𝗮𝗸ı𝗺𝗮 𝗮𝗹𝗱ı𝗸. 𝗗𝗲𝗴̆𝗲𝗿𝗹𝗲𝗻𝗱𝗶𝗿𝗲𝗯𝗶𝗹𝗶𝗿 𝗺𝗶𝘀𝗶𝗻?” 𝗱𝗲𝗱𝗶. “Tabi ki” dedim.
Hastayı yoğun bakımda gördüm. Hastanın bacaklarında uyuşma ve ağrı olunca Algoloji bölümüne başvurmuşlar. Oradaki hekim de tetkiklerde bel fıtığı tespit etmiş ve beyin cerrahisine göndermiş. Beyin cerrahisi de opere etmek için servise yatırmış ama nefes darlığı gelişince yoğun bakıma almışlar. Bir süre sonra da nefes darlığı artınca entübe etmişler.
Hastayı muayene ettim, genel durumu kötüydü. Tiroid bölgesinde ele gelen sert şişlik vardı.
Hastayı kendi adıma dahili yoğun bakıma devir aldım. Tiroid usg ve biyopsi yaptırdım. Hasta inoperable tiroid ca gibi görünüyordu. Klinik ve görüntüleme o yöndeydi.
Hasta yakınına bilgilendirme saatinde bilgi verdim. Çok öfkeliydi. Elini masaya vurarak “Ben hastamı yürüterek getirdim, ölüsünü mü götüreceğim?” dedi. “Hepinizden hesap soracağım!” dedi. Ben de “Bu şekilde konuşmaya devam ederseniz size sağlıklı bilgi veremeyeceğim. Normal iletişim kurmaya karar verirseniz her zaman buradayım” deyip çıktım.
Sonraki gün hastayı kaybettik.
Aradan bir hafta geçtikten sonra bir hasta yakınının benimle görüşmek istediğini söylediler. Gittim baktım vefat eden hastanın tartıştığımız, sonradan komiser olduğunu öğrendiğim oğlu. Elinde patoloji raporu. “Hocam hakkınızı helal edin lütfen. Dediğiniz gibi annem tiroid kanseriymiş, yapacak bir şey yokmuş.” dedi. Başsağlığı diledim, süreci bir kez daha sakin bir şekilde anlattım.
Kıssadan hisse:
Hekimler yalnızdırlar. Şiddetle burun burunayken de, mahkeme salonlarındayken de hep yalnızdırlar.
𝗖̧𝗮𝗹ı𝘀̧ı𝗿𝗸𝗲𝗻 𝘀ı𝗿𝗮𝗱𝗮𝗻 𝗯𝗶𝗿 𝗺𝗲𝗺𝘂𝗿, 𝗵𝗲𝘀𝗮𝗽 𝘃𝗲𝗿𝗶𝗿𝗸𝗲𝗻 𝗵𝗲𝗿 𝘀̧𝗲𝘆𝗱𝗲𝗻 𝘀𝗼𝗿𝘂𝗺𝗹𝘂 𝘁𝘂𝘁𝘂𝗹𝗮𝗻 𝗲𝗻 𝘆𝗲𝘁𝗸𝗶𝗹𝗶 𝗸𝗶𝘀̧𝗶𝗹𝗲𝗿𝗶𝘇 𝗯𝗶𝘇!!!
📍 Adıyaman Eğitim ve Araştırma Hastanesi
Gastroenteroloji bölümünde görev yapan asistan bir hekim, görev başında yumruklanmıştır.
Bu bir “olay” değil, açık bir suçtur.
Hekime saldırı; cezasızlıkla cesaretlenen, yıllardır devlet eliyle ihmal edilen bir şiddet düzeninin ürünüdür.
Kınama mesajları, “geçmiş olsun” dilekleri ve temenniler artık kimseyi korumuyor.
Caydırıcı yasa yoksa, etkin güvenlik yoksa, gerçek ceza yoksa; bu saldırıların her biri öngörülebilir ve önlenebilirken ENGELLENMEMİŞTİR!