Emile Zola, yaratıcılığından kuşkuya düşüp umutsuzluğa kapılan gençlik arkadaşı Cézanne’a, ressamlığının başlangıç yıllarında yazdığı bir mektupta şöyle diyordu:⬇️
Karşılaşma...
Bugün bir isteksizlik, bir sevimsizlik. Zorla yürüyorum, bari yürümüş olayım. Öyle beklenmedik bir anda karşıma çıktı ki kalbim hızlandı. Güzellik çarpar insanı. "Ay ve güneş ezelden iki İstanbulludur" derken şair belki de haklıdır.
Bir şahane nihavend:
"Mümkün mü unutmak güzelim neydi o akşam
Hülya gibi rüya gibi bir şeydi o akşam
İçtik kanarak bir ezeli meydi o akşam
Hülya gibi rüya gibi bir şeydi o akşam"
https://t.co/KVUyomcz3g
"...bir oda içinde dağınık yapraklı beş on parça kitap, bir iki testi kırmızı renkli şarap, zaman zaman kadeh tokuşturmak ve dostça görüşüp konuşmak için ayrılık yaratmayı sevmeyen uygun dostlar..."
"Tüm kararlarımı sezgilerime dayanarak veriyorum. Karanlığa bir mızrak fırlatıyorum. Bu sezgidir. Sonra mızrağı bulmak için karanlığa bir ordu göndermem gerekir. Bu akıldır.”
Ingmar Bergman
(14 Temmuz 1918 - 30 Temmuz 2007)
İstanbul’daki Marmaray Halkalı metro istasyonu girişindeki yolda, Türkiye’nin doğal taşlarından yapılmış ilginç bir çevre düzenlemesi. Kim düşündüyse tebrik etmek lazım. Ülkemizin taş kültürünü tanıtmanın anlamlı bir uygulaması olmuş.
"Atlıkarınca'nın geçmişi, 12. yüzyılda Türk ve Arap atlı askerlerin oynadıkları ve Haçlı Seferleri sırasında Avrupalıların görüp öğrendikleri bir oyuna dayanır. Türkçede iki yüzyıl öncesine kadar 'Atlıkaraca' denmiştir."
"Her şey yerli yerinde; masa, sürahi, bardak
Serpilen aydınlıkta dalların arasından
Büyülenmiş bir ceylan gibi bakıyor zaman
Sessizlik dökülüyor bir yerde yaprak yaprak."
A. H. Tanpınar
"Boğaziçi şen gönüller yatağı
Her bucağı âşıkların otağı
Yamaçları sanki cennetin bağı
Mehtâbı hoş, güneşi hoş, günü hoş
Boğaziçi herkesi eder sarhoş"
Beste ve güfte: Alâeddin Yavaşça
https://t.co/VpASl3sJGi