Bozuk olduğu söylenen araç 60 kilometre gittikten sonra nasıl döndü?
SEGBİS'le bağlanan İmamoğlu:
“Bugün yaşanan tarihi bir zulümdür, işkencedir. Bu işkenceye sebep olanlar hakkında işlem yapılmasını mahkemenizden talep ediyorum. Bu konuda avukatlarımla acilen görüşmek istiyorum. Bu bilinçli bir işkencedir”
"Avukatlarım orada, benim onlarla iletişim kurma imkânım yok. Canlı canlı işkenceye tabi tutuluyorum. Ayrıca bana yalan söylendi. Araç arızası denilerek bu ülkenin askeri ve komutanları bir başsavcının talimatına alet edildi. Tarafıma gerçeğe aykırı bilgi verildi”
"Bozuk olduğu söylenen bir araç 60 kilometre gittikten sonra 60 kilometre geri dönüyorsa, o aracın çoktan parçalanmış olması gerekir. Buna rağmen bana ve kamuoyuna araç arızası gerekçe olarak sunuldu”
@alitarakcii Zaten itirafçı ve iftiracılar hep bu cenahdan geldi ve getirildi
Bu işleri yüzsüzlükle yapan bir sürü kişi bu butlancının çevresinden aslında gerçekten bunlardan arınıyoruz halk bunlardan öyle bir nefret etti ki zirve noktasındayız İBB davasına inanıyoruz hepsi suçsuz biliyoruz
Kayyum Kılı(ç)daroğlu ve Aziz İhsan Aktaş ilişkisi ile ilgili yazdığım uzun yazıyı okumayan ve okuyamayanlar için özeti...
İLGEZDİ, KERİMOĞLU VE ÇAPAR...
Kayyum genel başkanlığı kaybettikten sonra açtığı çalışma ofisinin giderlerinin eski belediye başkanları ve zenginlikleri dillere destan olan Battal İlgezdi ve Bülent Kerimoğlu tarafından karşılandığı iddia ediliyor.
Çalışma ofisi satıldıktan sonra, yeni çalışma ofisi olarak avukatının bürosuna taşınan kayyumun iddiaya göre masraflarını ödeyen yeni bir isim vardır. Avukatın bulunduğu binanın da aynı kişiye ait olduğu iddia edilmektedir.
Bu isim Yafer Çapar'dır. Bu isim ise kayyumun genel başkan olduğu dönemde ki mitingleri, etkinlikleri, kurultayları organize eden isim olması ilginçtir. Yine bu ismin aynı zamanda 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü etkinlikleri düzenlemesi tabi ki tesadüftür.
AZİZ İHSAN AKTAŞ, ERDOĞAN TOPRAK VE KAYYUM KILI(Ç)DAROĞLU İLİŞKİSİ...
Aziz İhsan Aktaş'ın CHP'li belediyelerden ihale almasını sağlayan kayyumun danışmanı Toprak'tır. Ve bunu kayyumun bilmemesi de mümkün değildir. Kayyumun seçimlerden önce altındaki zırhlı makam aracını Aziz İhsan Aktaş'tan alıp, kayyuma teslim eden de Toprak'tır.
Aziz İhsan Aktaş ilişkisini kayyumla organize eden Danışmanı, İstanbul'da birçok belediyenin patronu olan Erdoğan Toprak'tır. (Toprak'ın önce değişimci ve sonra yeniden kayyumun yanında olmasının nedeni de çok büyük ihtimalle başlatılan belediye başkanları operasyonları ile ilgili olduğunu düşünüyorum
Kayyum kahraman(!) kılı(ç)daroğlu, güzellemesi yapan
KAYYUM YANCISI BOZKURT, İKİ BÜYÜK İHALEYİ AZİZ İHSAN AKTAŞ'A VERDİ...
Yine kayyum güzellemesi yapan Esenyurt Eski Belediye Başkanı Kemal Deniz Bozkurt, Aziz İhsan Aktaş ilişkisi.
Bozkurt iki büyük ihaleyi Aziz İhsan Aktaş'ın üç şirketine verir. Bunlardan biri milyarlık proje 5 lisenin bir arada bulunduğu kampüs projesidir. Projenin ihaleyi çıkma tarihinin 2023 olması da tesadüf değildir. Çünkü o tarihlerde kayyum Aziz İhsan Aktaş'ın zırhlı aracına binmektedir.
Bozkurt, Mehterçeşme Mahallesi Cemevi İnşaatını da Aziz İhsan Aktaş'ın şirketine verir.
Arınma çağrısı yapan kayyum yalan söylemektedir. Kendisini akıllı milleti ise salak zannetmektedir.
Arınma çağrısı yapan kayyum yalan söylemektedir. Kendisini akıllı milleti ise salak zannetmektedir. Kayyum güzellemesi yapan Bozkurt'un 5 yıl görev yaptığı süre içerisinde eski milletvekiline ait olan Albayrak Temizlik Şirketi'ne, temizlik ihalesini vermesi de tesadüf değildir. Temizlik ihalesini verdiği şirkette yıllarca çalışan elamanı memur olarak belediyede işi alması, temizlik işlerinden sorumlu yapması ve denetimini o'na vermesi de tesadüftür.
Bozkurt'un mali işlerini yürüten Cemal Güneysu'nun da Aziz İhsan Aktaş'ın villasını yıllarca kendisine yol eylemesi de rastlantı değildir...
Son söz: Arınacağız diyen, Aziz İhsan Aktaş üzerinden hırsızlık hikayesi oluşturan kayyuma: anlattıklarımızla ilgili söyleyeceği var mı? Üç belediye başkanının ne kadar zengin olduğunu biliyor mu? Ve üç kişinin belediye başkanlığı yapmadan önceki servetleri ne kadar haberi var mı? Kayyum G.T senin de yanıtını bekliyorum.
MAHKEMECE CHP HAKKINDA VERİLEN TEDBİR KARARINDAKİ ÖNEMLİ VE TEKNİK AYRINTI
BAM 36 Dairesi mutlak butlan sebebinin varlığını kabul ederek CHP’nin 38. ve sonraki kurultayları ve bu kurultaylarda alınan kararların iptaline karar verdi. Bu karar kesinleştiğinde verilen mazbatalar dahil kurultayın bütün sonuçları ortadan kalkacaktır. Ancak karar kesinleşince kadar mazbatalar geçerliliğini sürdürecektir. Bu ağrı dağı kadar gerçektir.
Dernek Genel kurullarının ya da siyasi parti genel kurullarının iptali hallerinde ya medeni kanunun 75/2 maddesi uyarınca çağrı heyeti ya da aynı kanun 427/4 maddesi uyarınca yönetici yönetici kayyım ataması yapılıyor idi. Genel uygulama bu yönde idi.
Çağrı heyeti veya yönetici kayyum, derneğin ya da siyasi partinin yani atandığı tüzel kişinin en kısa zamanda genel kurulunu yapmakla görevlendiriliyordu.
Çağrı heyetinin ya da yönetici kayımın göreve başlaması için mahkeme kararının dışında başkaca Mazbata vs gibi herhangi bir belgeye ihtiyacı bulunmamaktadır.
CHP kurultay hakkında butlan sebebiyle iptal kararı veren mahkeme tedbir kararı verirken yukarıda saydığımız çağrı heyeti veya yönetici kayım atamayı tercih etmemiştir. Buna karşılık mevcut Genel başkan Özgür Özel’in ve parti organları görevlilerinin görevlerinden uzaklaştırması, 2023 tarihli kurultaydan önceki genel başkan Kılıçdaroğlu’nun ve parti organlarınım görevlerine iadesine tedbiren karar vermiştir.
Ancak bu tedbirle göreve iade edilenler bakımından çağrı heyeti ya da yönetici kayyımın aksine mazbataya ihtiyaç bulunmaktadır.
Mazbatayı verme yetkisi ise ancak ve sadece seçim kurullarına aittir.
Bu husus çok önemli ve teknik bir husustur. Bu hususu öngörebilmek için dernekler kanununun ve Türk medeni Kanunu’nun olaya uygun maddeleri ile siyasi partiler Kanunu’nun ilgili hükümlerini senkronize şekilde incelemek ve seçim hukukunu iyi bilmek gerekmektedir.
Sayın mahkeme bu değerlendirmeyi isabetle yapmış ve göreve iade ettikleri şahıslara Mazbata verilmesi, görevden aldıkları kişilerin de Mazbatalarının iptal edilmesi gerektiği, bu yetkinin de seçim kurullarında olduğu sonucuna varmıştır.
Bu sebepledir ki Sayın mahkeme mazbatalar konusunda düzenleme yapılması için tedbir kararının Yüksek Seçim Kuruluna, Ankara İl Seçim Kuruluna ve Çankaya 4. Nolu İlçe Seçim hakimliğine gönderilmesine karar vermiş ve bu kararını hüküm fıkrasına derc etmiştir. Tedbir kararının gereği için seçim kurullarına gönderilmesine karar verilmesinin başka ne sebebi olabilir ki?!
Sayın mahkemenin bu teknik ve önemli hususu tespit ve değerlendirmesi takdire şayandır.
Sayın mahkeme tedbir kararını gereği için yani eski mazbataları yenilemek, yeni mazbataları da iptal etmek için YSK’ya İl ve Çankaya İlçe seçim kurullarına göndermiştir.
Eğer seçim kurulları, Kılıçdaroğlu’nun ve diğer eski görevlilerin mazbatalarını yenilenmesine, Özgür Özel’in ve parti organındaki yeni görevlilerin mazbatalarının iptaline karar verseydi bu karalarla birlikte tedbir kararı taraflara tebliğ edildiğinde tedbir kararı uygulanmış olacaktı ve hukuken hiç bir tartışma olmayacaktı.
Ancak böyle olmadı YSK ve seçim kurulları mahkemece gönderilen kararı işleme koymaksızın iade ettiler. Bu iadeyi yapmakla seçim kurulları bir anlamda mahkemeye “sizin verdiğiniz tedbir kararının uygulanması için bize verilen bir görev ve yetki yoktur, biz görevden aldıklarınızın mazbatalarını iptal etmiyoruz, bu mazbatalar geçerliliğini koruyor, göreve iade ettiklerinizin mazbatalarını da yenilemiyoruz” demiş oldular.
Böylece de tedbir kararı uygulanmadan askıda kalmış oldu. Seçim kurullarının belirttiği şekilde mazbata düzenlemesi yapılmadan bu tedbir kararının uygulanması mümkün değildir.
Ancak mahkeme tedbir kararını değiştirirse, örneğin TMK 75/2 göre çağrı heyeti atama veya 427/4 göre yönetici kayyım atama tedbirine çevirirse bu tedbir kararı mazbata gerektirmeden doğrudan uygulanabilir. ++
Hiç eğip bükmeye gerek yok.
CHP'ye yönelik mutlak butlan kararı Türkiye'de siyasetin yol ayrımıdır ve:
Bu kararı kabullenip siyaset yapmaya devam edecek, bunu sindirebilecek her siyasi parti artık fiilen Cumhur İttifakı bileşenidir.
Namaz yok mu? 😱 'Kur'an'ın tek bir satırında bile bildiğiniz o namaz ritüeli yok!' diyen bu adam, ezberleri değil direkt zihinleri darmadağın ediyor. 💥
Allah peygamberle pazarlık mı yaptı?
Salat aslında ne demek?
Kıble bir taş yığını mı?
Geleneksel din anlayışına atom bombası bırakan bu konuşmayı sonuna kadar dinlemeye cesaretin var mı? Akletmez misin? 🧠🛑
"Öldürdük ve öldürdük. Yere düşenlerin bile kafalarını patlattık. Sanki akan kan ızdırabımızı dindirebilirmiş gibi."
Arabistanlı Lawrence. Kendi hatıratı. Seven Pillars of Wisdom, 1926.
Hicaz Demiryolu'nda tren baskını. Mayın patlatılıyor, lokomotif havaya uçuyor. İçinde asker var sivil var kadın var. Tren devrilince bedeviler hücum ediyor.
Lawrence yazıyor:
"Araplar akıllarını kaybetmişlerdi. Dost düşman ayırt edemiyorlardı. Üç kez bana saldırdılar, beni tanımaz gibi yapıp eşyalarımı kapmaya çalıştılar."
İngiliz çavuşu Lewis öldürdüğü 30 Türk askerinin sırt çantalarında altın arıyor. Araplar ganimetle o kadar meşgul ki Lawrence silahları toplamayı bile unutuyor.
Ve yine Lawrence'ın kendi cümlesi:
"Zafer her zaman bir Arap kuvvetini çözerdi. Artık bir baskın birliği değildik. Bir Arap kabilesini yıllarca zengin edecek kadar ev eşyasıyla yüklü sendeleyerek ilerleyen bir yük kervanıydık."
Ertesi gün herkesin üstünde öldürdükleri Türk askerlerinin üniformaları var. Lawrence bunu da yazmış: "Bir Arap için zafer sevincinin vazgeçilmez parçası düşmanın giysilerini giymekti."
Ama asıl vahşet Eylül 1918'de geldi.
Tafas. Dera-Şam çekilmesi. Lawrence komut veriyor: "Esir almayacaksınız."
Yolda yatan bitkin Türk askerleri var. "Su... su..." diyorlar. Başlarına ateş ediyorlar. Yol boyunca gücü tükenmiş her Türk askerini tek tek öldürüyorlar.
250 Alman ve Avusturyalı esir alınıyor. Sonra aralarından birinin iki süngüyle yere çakıldığını görüyorlar. Makineli tüfekle 250 esiri topluca infaz ediyorlar.
Lawrence bunu da gizlememiş. "By my orders we took no prisoners." Benim emrimle esir almadık.
Ve bu kitap bugün İngiltere'de edebiyat klasiği. Üniversitelerde okutuluyor. Yazarı kahraman.
Var mı bizim müfredatımızda?