Bursa Büyükşehir Belediyesi, Uludağ Gazetesi işbirliğiyle “TÜBİTAK-4007 Afet Bölgesi Bilim Her Yerde Özel Destek Çağrısı – Kahraman Çocuklar Bilimle Güçleniyor” projesine destek verdi.
Haberi oku--> https://t.co/VuAdape1DK
Bugün 24 Temmuz...
Basında sansürün kaldırılışının 118. yılı...
Dile kolay bir asrı geçkin "Hürriyetlerin sağlanması" adına atılan "hayati bir adım"...
Geriye giidp bir düşünün; Sansür kalkıyor..Bu miyaddan sonra gazeteler ilk kez sansürsüz ve özgür düşünce ile okurlarına ulaşmaya başladı.
Yıl 1908...Basın özgürlüğünün hemen akabinde hatta bir buçuk ay içinde müthiş bir ivmelenme yaşandı. Ülkemizde 200'den fazla yeni gazete ve dergi yayımlanmaya başladı.
Farklı siyasi görüşler, eleştiriler ve ideolojiler ilk kez açıkça gazetelerde ve kamuoyunda tartışılabildi.
Halk, devlet yönetimindeki aksaklıkları ve siyasi gelişmeleri sansürsüz okuyarak kamuoyu oluşturma gücü kazandı.
Daha da önemlisi; Gazeteciler ilk kez ceza alma veya sürgüne gönderilme korkusu olmadan yazı yazabildi.
Halk Gerçekleri öğrendi. Ülke içindeki yoksulluk, yolsuzluk ve toprak kayıpları gibi halktan gizlenen gerçek gündemler ilk kez sansürsüz basıldı.
Gazete sahipleri ortak karar alarak sansür memurlarını içeri almadı ve gazeteleri denetimsiz bastı.
Basından nortopu gibi bir Modern Gazetecilik Doğdu.
Sadece saray övgüleri içeren basından, dünyadaki gelişmeleri aktaran gerçek bir haberciliğe geçildi.
Ve gelelim bugüne. Tarihimile sürekli övğnen bir Milletiz.
Ancak konu Basın ve Düşğnce Özgürlüğü olduğıunda aslında ıskaladığımız şeyin sadece bu iki başlık oldupunu düşğnürüz.Oysa öyle değil. Bugün Adalet dediğimiz kavram yaşamımızn tam içinde her anında, her bireyde var olan, kurtulmanın mümkün olmadığı, ömrümüzün sonuna kadar ihtiyacımız olan bir kavram.
Bugün "HAKSIZ YERE" hapishanelerde bulunan meslektaşlarımızın da günü...
24 Temmuz sadece bir kutlama günü değil.Demokrasi adına kabul edilebilir bir durum değil.
Sürdürülebilir bir durum da değil. Sansür otosansürü tetiklerken, düşğüncenin sahipleri kalemin ucunu ya da kalvyedeki her tuşu düşünerek kontrol ediyor. Neden? Buna mecbur değiliz..Kaldı ki sadece sorun sansür ile alakalı değil. Bir çok sorunu var gazetecinin ve gazeteciliğin..Olmadık sempozyum ve konferanslar yapılırken Türkiye'nin aydın ve entellektüel kesimini oluşturan ve sürekli düşğnen beyinler için ne yazık ki kimse kılını kıpırdatmıyor...
Umarız; en kısa zamanda haksızlıklar son bulur, özgür düşüncenin kıymeti yeniden anlaşılır ve bizler yüzyıldan fazla zaman içinde bulup da kaybettiklerimize tekrar kavuşuruz..
Utanç Kuyruğu ama utanan yok..
Utanç kuyruğu ama haklılar..
Utanç kuyruğu ama ne yazık ki ülken şaklabandan, suriyeliden, afganlıdan, orta doğu ahlakından istia edilmiş..
Utanç kuyruğu ama bu insanları buraya getiren nedir?
Utanç kuyruğu ama Vatandaşımın değil, buraya getirenlerin utancı...
Utanç Kuyruğu ama o kuyruktaki insanlar arasında hepsi aynı aklı ve fikirde...
Utanç kuyruğu ama ne yazık ki kendi ülkende görmediğin insanca saygıyı, verdiğin paranın karşılığını ve tatil denen olgunun kendisini yaşıyorsun..
Utanç kuyruğu ama...aynı bu kuyruk gibi uzaarrr giderrr yazılacaklar
GokhanBarutcu00
@Akparti@AvOzlemZengin #VergiSGKYapılandırma
Yüzyılın vergi affı ve borç yapılandırma düzenlemesi olarak adlandırılan 7440 sayılı Kanun kapsamına yaklaşık 33 milyon 500 bin borçlu girmişti. 7 milyon 692 bin kişinin 2 bin TL’nin altındaki borçları silinmişti. KYK Faizleri silinmiş ve daha bir çok olanaktan vatandaş yararlanmıştı. En yüksek faizin %15 olark uygulandığı bu dönemden sadece 3 yıl sonrası aslında Maliye'nin koyduğu tabloyu görmemiz açısından yeterli.Bugün %39 faiz ile ortaya atılan, sonrasında pazardan gelen talep ve itirazlar sonrasında %29'a çekilen faiz oranı ile bile olsa hala bu ülke insanının ticaret hayatını çok büyük ölçüde etkileyecek bir orandan bahsediyoruz.Talepte bulunmak isteyenlerin zihninde iki alternatif var; 1- Bu şartlarda yapılanmayı kabul etmek, mevcut borcun en az iki katının ödenmesi demek ki bu da aylık olarak ödenecek rakamların kazançların çok üstünde olduğunu gösteriyor. Aylık giderini kafa kafa sağlayan işletmeler için cazip olmaktan öte. Bari ne yapılandırma yapayım ne de borcum durup dururken iki katına çıkmasın, mal varlığımın üzerine konulan değerler satılırsa satılsın borcumdan düşülsün mantığında.Çünkü artık insanların değil para kazanmak işyerini açacak takatleri yok. 2- Ödeyebilecek kesim, zaten düşğk rakamlarda borcu olan işletmeler. Aylık kazançları ile absorbe edebilceklerini düşünerek dayatılan %29 faizi ödemeyi göze alanlar. Buradaki handikapta, bu tercihi yapacakların Orta ölçekli ve çok borcu olmayan işletmeler. Sonuç her halikarda amaca hizmet etmeyecek. Toplanan paranın miktarı orta ölçekli işletmelerin gücü kadar olacağından atılan taş ürküttüğün kurbağaya değmeyecek. Çözüm, zor olmamakla beraber hala vakit varken bu ülke insanını rahatlatın. 7440 sayılı kanun benzeri bir düzenlemeye evrilebilirse hem katılım hem de ödeme isteği üst safhaya gelecektir.Bu ülke insanı borcuna sadık olmamaktan değil, Devletin uyguladığı aşırı faizlerden çok rahatsız. Neden sonuç ilşkisi, yurt dışından pahalı kredi alıyoruz, dolayısı ile siz de bunun ödemesine katlanmak zorundasınız olmamalı. Amaç bağcıyı dövmek değil, üzüm yiyor olmaktır. Devlet, vatandaşına olan kaybettiği güvenini elinde böyle büyük bir fırsat verken kaçırmamalı, vatandaşın arkasında değil yanında olduğunu hissettirmelidir. TÜRK İNSANI BUNU ZİYADESİYLE HAK EDİYOR.
Bodrum sancısı bugünün sancısı değildir. Bugünkü yaşanılan acı tablo son 5 yıldır "Geliyorum aklınızı başına alın" diyordu https://t.co/EQgLaxCphM gördü? Aslında çoğu kişi gördü. Şimdi orada olun esnafları ve ahaliyi dolaşın hepsi bugünkü durumu öngörmüştür. Millet olarak ne yazık ki kısa vadeli çıkarımlarımız için uzun vadeli faydalarımızı sürekli pas geçiyoruz. Bira an evvel zengin olalım, akarken dolduralım mantığı, ihtiyaçların sonsuz olduğu bu kapitalist dünyada ancak herşeyin matematiğe dayandığı gerçeğini görmezden geliyoruz.Dünyanın hiç bir yerinde 4 aylık bir çalışma sonunda, 12 ay boyunca keyifli bir hayat sürülecek parayı kazanma şansınız yok. Ekonomimizin en kötü bir yılını geçirdiğimiz zamanlardayız. Ne devlet ne de çalışanlarımız alım gücüne katkıda bulunamazken, giderlerin sürekli artması ile birlikte zaten kıt kanaat geçinen vatandaşın çaresizliğini iyice ayyuka çıkartmış durumda. Hükğmetin madem veremiyıruz, denetimleri artırıp fiyta artışlarının önüne geçme mantığı, bazı cezai müeyyideler ile biraz dizginlendi. Demek ki yapılabiliyormuş. Peki şimdi sormazlar mı size, Turizm sezonunda başta Bodrum ve Çeşme polmak üzere buraları niye denetim altına sokmadınız? Bugün Yunanistan parsayı götürürken hiç kızmayın. Yıllardır kendi vatandaşı da dahil olmak üzere misafir gelmiş Turistine de istikrarlı fiyat ve kaliteli hizmet imkanları sunarak geldi bu duruma. Ve en önemlisi de gelen misafirlerinin özgürlük alanlarına saygı göstererek, akıl ötesi şaklabanlık ve hatta kendiş vatandaşı dışında soytarıları, çingeneleri o sahillere sokmadı. Ya bizim sahillerimiz? Malum traşlı itlerden, kadın turistlere taciz dolu davranışlarıyla insanları 30 metre öteden yürümesini sağladılar. Neden? Denetimin yok.Neden? İhaleye çıktın parayı basan orayı ele geçirdi.Sormadın sorgulamadın? Kim bunlar demedin? Senin Türk kimliğini temsil edenlerin Türk olup olmadıklarına bakmadın.Yıllardır Yurt dışına çıkışlarımızda Gümrük memurlarının pasaportundaki ay-yıldızı gördüğünde neden suratlarını ekşitip sana alçakça baktıklarını hatırlamadın. Çünkü Türklük ile alakası olmayan hırtlar, bu meleket için her kötülüğü yaptılar ama ceplerinde taşıdıkları TÜRK BAYRAKLI kimliklerini bırakamadılar. Hala elbirliği ile yıkmaya çalıştıkları bu ülkeyi, dağda, bayırda, hakkari de, tunceli de ne ise Bodrum'da, Marmaris'te, Çeşme'de aynı itler olduğunu anlayamadık.Hala yeni Anayasa çıkarıp Türklüğün varlığını ve Türk kimliğini tartışanların bunları bile biliyor ve görüyor olmasına rağmen bizler niye göremiyoruz? İşte acı olan bu...
Yani şerefsiz Piç diyor ki; Siz Türk milleti artık bir şeye yaramazsınız. Sizin dünyadaki şanınız bitti. O milliyetçiliğiniz bitti. Bizim giib size düşman odaklar sizin ayarlarınızı bozduk.Özellikle yeni nesli o kadar ele aldık ki, yeniler eskilerden bir haber. Günlerini kurtarmaya bakıyorlar. O milliyetçi söylemler Vatan,Millet duyguları alındı. Umurlarında değil.... Sana mı kaldı şerefsiz Ay-Yıldızı yargılamak. Önce cebinde seni sen yapan kafa kağıdını aynı bunun gibi bir platformda çıkar yırt at görelim nasıl yaşayabileceksin. Bak ekmek mi alabiliyorsun, karnını mı doyurabiliyorsun.Hem bu ülkenin ay yıldızlı kimliğini taşıyacaksın.Hem dalaga geçip herşeyi halletmiş gibi bir de spordan konuşacaksın. Mağarada ömrün geçmiş, bir tane hijyenik ortamla işin olmamış, altına temiz bembeyaz bir çarşaf serilmemiş, giydiğin kıyafetlerle o pislikle yatıp kalmışsın aylarca, yüüznü yıkayacak suyu bulamamışsın, bir de insan muamelesi görmek istiyorsun..Kimsenin bir kabahati yok biliyormusun? Seni böyle konuşturanlar utansın..
Sabah Ankara Valiliğinin aldığı bir karar ile NATO ZİRVESİ kapsamında 28 Haziran -10 Temmuz'a kadar gösteri ve mitinglerin yasaklandığı haberi geldi.Umarım günlerden beri hazırlanıp, büyük umutların yeşereceğini düşündüğümüz "BAYRAK AÇ" katılımlarının meşalesi Ankara'da başlar ve tüm yurda yayılır. Amaç başkaldırmak değildir, amaç Türk insanının huzurunu kaçırmek değildir. Kişisel bir meselenin haricinde Türk toplumuna dayatılan "AÇILIM SÜRECİ" nin bir "Kürt Meselesi" değil tamamen "Türk Meselesi" olduğunun farkına varmaktır. Umarım bu etkinlikler, Kürt meselesi ve Yeni Anayasa ile yapılmaya çalışılan, "Türkiye'nin Türklerden Arındırılması" amacını taşıyan, fakat bir türlü doğru çizgiye gelemeyen yurttaşlarımızın kalbindeki karanlığı aydınlığa çıkartır..
@ibrahim_Burkay@mbaliugur BTSO BAŞKANI İBRAHİM BURKAY "YENİ DÖNEM VİZYONU'nu YİNE KUSURSUZ BİR ORGANİZASYON İLE TANITTI...
2013 Yılında göreve gelmesinden bu yana 13 yıl geçti. Özellikle son 2022 yılında çok elştirilmesine rağmen neredeyse üyelerinin tamamına yakın bir oy ile seçildi Burkay. Dün akşamki organizasyon kelimenin tam anlamıyla neredeyse bir "Gövde Gösterisi" halini aldı. Öyle ya son 13 yılda 60 bini aşkın üyenin desteğiyle ekonomi tarihine geçen 60’tan fazla devasa eseri hayata geçirmek azımsanmayacak bir çalışma gerektirdi. Bursa’nın artık yeni nesil sanayi, teknoloji odaklı üretim, nitelikli insan kaynağı ve dijital dönüşüm için çok güçlü bir altyapıya sahip olduğunu ifade etti. Aslında dün gecenin en önemli çıkarımı, kendisin de ifade ettiği gibi Bursa'nın eksiklerinin tesbitiydi. Şöyle ifade etti; "KOBİ’lerimizin büyümeye, gıda sektörümüzün ihtisaslaşmış üretim alanlarına, inşaat sektörümüzün düzenli üretim ve depolama alanlarına ihtiyacı var. Ticaret erbabının yeni planlı ve güçlü ticaret bölgelerine gereksinim duyduğunu hepimiz biliyoruz. Sanayimizin lojistik güce, teknoloji altyapısına ve yeni nesil yatırım modellerine dünden çok daha fazla ihtiyacı var. Biz bu ihtiyaçları hiçbir zaman ayrı ayrı değerlendirmedik. Bursamızın yeni ekonomi ekosisteminin bütünsel parçaları olarak görüyoruz. Bugün Bursamızın üretimden ticarete, teknolojiden lojistiğe, ortak yatırımdan şehir hafızasına uzanan yeni bir büyüme modeline ihtiyacı var. Bu modelin temelinde ortak akıl, emek, güven ve Bursa’ya inanmak var."
Bu söylem aslında teşhisin yapıldığını ve bunun için emek sarfedildiğini, tedavi için de gerekli çalışmaların hali hazırda yapılıyor olduğunu ve en kısa zamanda Esnaf'a müjde olarak verdiği KOBİ OSB Projesinin Temmuz ayında hayata geçirilerek, KOBİ'leri önümüzdeki süreçte fiziki altyapılarla güçlendireceklerini ifade etti. Gecenin en güzel haberi ise ; "Bursa’yı sadece sanayide üretimi ile değil de, Başta Güney Marmara havzası olmak üzere ticaretin de en önemli merkezlerinden biri konumuna getireceğiz. KOBİ OSB Temmuz’da açılacak. 2028 yılında bütün fabrikaları da üretime geçecek” şeklindeki kararlılığıydı.
Hani bir laf vardır; Bu vatanı seven herkes gibi "Memlekete bir çivi çakana can feda"...Bursa Sanayisinin eski günlerine tekrar dönmesinin elbet Dünya Ekonomisi etkisi yadsınamaz. Ama ne yala söyleyelim; O haldır haldır çalışan, gece ve gündüzü olmayan, adeta uymayan şehir kıvamındaki Sanayilerimizi özledik...Elbirliği ile uyuyan bu dev'i uyandırmak elimizde..Önce Bursa sonra Türkiye için..@Selahattin_Bdk
hocam biraz ironi iyidir. Ancak bizlerde biraz biliyoruz ki; Bu nüfusun sadece %5'i bilemediniz %6'sı zengin. Son isatistiklere göre ultra zengin sayısının en hızlı arttığı ülkeler listesinde dünyada üçüncü. Yani bir de "Ultra Zengin" klasmanımız var. Üstelik 30 milyon dolar ve üzerinde serveti olan klasmanda, kişi sayısı son 5 yılda yaklaşık iki katına çıkmış ve 2 bin 174'ten 4 bin 208'e ulaşmış. Önümüzdeki yıl Türkiye Nüfusunun %5'i..Bu rakamların Türkçesi şu; %10 çok zengin, kalan %90 orta falan değil çok fakir yaşıyor. %51'de kriter otomobil fazlalığı ve AVM'ler dolu saçmalığı. Bu duruma nasıl geldiğimizin,her gün çaktırılmadan ertesi güne daha fakir uyandığımızın, görevin sadece %10 zengini hergün biraz daha arttırmanın nasıl sağlanacağı olduğunun farkına varamııyoruz. Madem tasarruf edilemiyor, ihtiyaçlar karşılanamıyor, artık tam tersini yapıyoruz. Gülğyoruz, eğleniyoruz, tatil yapıyoruz, kendimiz için yaşıyor, kendimiz için para harcıyoruz. Bu ülkenin ahlaklı ve şimdi unutulmuş ihtiyarları bir gömlek ile bir ay geçirirken ev, iş sahibi olmuşken kendilerini hep yok saydılar. Asıl kahramanlar onlardı.Çalıştılar, ürettiler, tuttular mal mülk sahibi oldular. Şimdi çoğumuz, o birikimlerde bir gram emeği olmayan "ölüm hak miras helal" dediğimiz o haksız ve emanet zenginliğin esiri, bir kısmımız da bu ülkeyi batırmaya yemin etmiş, Türklükle zerre alakası olmayan, hak ve hukuğun kavramını asla bilmeyen, önümüze kendi ellerimizle kattığımız o yetkili azınlığın değirmenine su taşıyan zavallılarız..
Bravo....Bu toplumun bulunduğu durumdan kurtulmasının ilk adımını bu kadar güzel anlatan kelimeleri bir araya getirn deseniz daha güzel anlatılamazdı. Söylenecek bir söz yok ama eksikler var. Müslüman toplumuz, dinden soğutulmuşuz.Sabahın bereketi kavramını terketmişiz. Müslüman toplumuz, faiz iliklerimize kadar yer etmiş. Rant o kadar rahat ve büyük ki, azıcık tüylenenler çalışma kavramını rafa kaldırmış.Çünkü faizden besleniyor. Müslğman toplumuz, Adalet kaybolumuş, kısırlaştırılmış, ortada yok. Kolunu kanadını kırmış milletin, iyileşip ayağa kalkamıyor. Meslekler o müthiş kuşaktan çıkmış, yeni kuşağa geçmiş, geceleri bilgisayarda oyun oynamaktan sabah erek kalkıp dükkanını saat 10 da açıyor.Sonra bereket bekliyoruz. Körle yatan şaşı kalkmış, kimsenin bilgisi olmadan artık bir fikri var.Kötüyü örnek almaya devam edip kendimizi rahatlayarak bonus sağlıyoruz.
Mesleğin kendileri değil, mesleğin fasoncuları yaratılmış fasoncuları çalışıyor. 21. yüzyılda "komisyon ahlakı" öğretilmiş, sözümona üretmeden para kazanma devri başlatılmış. Sen zaten yıllardır başta otomobil firmaları olarak hiç üreten olmadın ki, montajcıydın üretmeden para kazanmayı nasıl öğrenebilrisin? Bu ülkenin ayarlarını bozmaya azmetmiş güruh, asırlardır denemediği yol kalmasa da aslında çözümün çok basit olduğunu anladığında biz zaten çözüldük.Bundan sonra ne toparlanır, ne de kursağımıza taş gibi oturan o memleket geri gelmez nokta.
Arka arkaya okuyunca bir insanın SOYAĞACI gibi bir görünüm var. Aslında neden şaşırıyoruz ki? kısmı önemli. Yıllardır bu şekilde yönetilen ülkenin hiç bitmeyecek dertleri bunlar. Aklı başında Türk insanı eminim artık şunu söylüyor; Yahu kardeşim Türkiye'de her şey "BİTMEYEN SENFONİ" gibi. Bu ülkenin Cumhurbaşkanı Erdoğan bir liderdir, kabul ettik. Çık tüm Medya'ya ortak bir yayında de ki; Ey halkım 2028 in sonua kadar durum böyle böyle, seçimi şu tarihte yapacağız vs vs...yap tüm itiraflarını, yargılamlarını şeffaf, rüşvet, yolsuzlluk adına kim kollanıyorsa bunları açığa çıkar,ifşa et, cezalandır...Ama bunu dürüstçe yap..Bir tarih ver ama o tarihten sonra da bu ülke vatandaşını da uzun müddet refaha erdir. İnanın bu halk buna razıdır...Bu ülke, yıllardır dürüstlüğe, mertliğe, güvenmeye hasret. Arkasından dolaşıp vatandaşın cebine göz diken tüm sistemi tam tersine çevirebilir.Bunu bir imza ile yapar.Sizi duyar gibiyim..Kimde, nerede o yürek?
Sevgili Başkanım..Bursa'da ilk yapılanmanızda il başkanlığı için teklifte bulunmuştunuz.Sizi sıkı takip eden ve düşüncelerinizin ve mantığınızın hala takibinde ve hala desteğinde olan bir gazeteci kardeşinizim.Bursa'yı iyi bilirsiniz ULUDAĞ GAZETESİ'nin de imtiyaz sahibiyim. Yerli köklü Bursalıyım ve 6 yaşından beri okul tatillerinde, kandillerde mendil, diğer zamanlarda simit, kader kısmet, tipitip sakız, limon ve çantamda gazete satmış birisiyim. Ne dediğinizi anladım..Ensendeyiz demenin espirisi zaten olmak değil görünmek anlamındaydı.Daha ben de sizin gibi 24 yıllık yönetime alkış tutan birisi olmadan, iktidar olanı Pozitif ayrımcılık olarak gören ve haberlerini diğer siyasal partilerden bir fazlasıyla veren, basın ileklerine bu zorluklara rağmen uymaya çalışan halihazırda kendi yağınla kavrulan bir kardeşinizm..sevgi ve Saygıyla Değerli Başkanım..
Bursa'dan ve çevresinden firmalar bu listenin içinde. Tabii ki her geçen gün ağırlaştırılan Türk Ekonomisi, her sektörde yaşadıponı bazı sektörlerde yaşamıyor.Özellikle Gıda konusunda önü alınamayan haksız kazanç ve karlar mevcut. Çünkü alım gücü en zayıf olan vatandaşın sofrasına tek koyabildiği et Beyaz Et. Bu bugünün meselesi değil.Çok geç kalınmış bir müdahaledir. Konunun başlangıcı 2018 'e dayanır.Özellikle 2018-2023 arasında Beyaz Et fiyatlarındaki artış % 700 ila %1000 arasında olmuştur.Bu rakam anormal bir fiyat pahalılığına, denetimsiz geçen her gün, bu şirketleri anormal karlar ile ödüllendirmeye devam etmiştir. Sebebi ise, sonradan keşfedilen Kırmızı et zamları ile Paralel bir ortam oluşturulmuştur. Dolayısı ile bugünden sonra nasıl bir yaptırım olur bilinmez ama en azından, toplumun en alt kesimine dahi hitap edebilen bu ürünlerin, gerek yetişmekte olan çocuklarına gelişim sağlaması ve gerek ülkemizde üretim zorluğu yaşanmayan bir gıda olması açısından yeniden ulaşılması kolay ve fiyatlar konusunda önce üreticiye değil öncetğketiciyi koruyan bir kanun ile yeri sağlamlaştırılmalıdır...