Bloomberg’in Tera’nın manipülasyonuyla ilgili nisan ayındaki ilk haberini hazırlayan muhabir Uğur Yılmaz, görüştüğü fon yöneticileri, analistler ve ekonomistlerin Tera hakkında isim vererek konuşmaktan çekindiğini söyledi:
"Türkiye’deki fonlarda yaşanan durumun saatli bir bomba gibi patlamayı beklediği fark ettiğimizden bu yana sayısını unuttuğum kadar çok fon yöneticisi, analist, ekonomist ile bu konuyu konuşmuşuzdur.
Aylarca kimse bu konuda adını vererek konuşmayı kabul etmedi, herkes Tera ile davalık olmaktan ve fonun sosyal medyada türeyen müritlerinin gazabından korkuyordu.”
https://t.co/QIY8tzkxGz
Balık ekmek böyle olur efendiler!
Hakiki Boğaziçi balığı, halis muhlis Ege Zeytinyağı ile kızartılırdı.
Günümüzdeki gibi ejderha! motifli teknelerde 2 yıl önce dondurulmuş Norveç uskumrusu satılmazdı.
#kaybolantarihinpeşinde
@serbestiyetweb İsrail’in efelenmeleri karşısında özgüvenli ve içeride tam bir birlik içinde olmak çok siyasi romantizm içeren bir ifade olmuş. PKK ile barış meselesi Türkiye için malumun ilanı bir durum. bir zaman sonra durup bir düşünmek lazım; çözüm işinden sonra bu ülkede ne değişti diye.
Sultan II. Mahmud’un yaptığı da cidden akıl alır gibi değil! Sen tut ok at, sonra da rekorumun anısı kalsın diye git o koca nişan taşını milletin balkonunun tam dibine daya!
Dün İstanbul’dan Antalya’ya araçla geldim. Bozüyük’te hız limitini 11-15km aştığım için 2.000₺ (bu arada hızım 123-124) ve Kütahya’da 15-20km aştığım için 4.000₺ ceza geldi anında. Yol boyu yüzlerce HDS uyarısı, stresli bir sürüş. Çoğu yerde yolun yapısı hızı kontrole imkan vermiyor, illa 10-15km üzerine çıkılıyor birçok noktada. Ceza yememek neredeyse imkansız.
Dolmabahçe Sarayı’ndaki yağmur suyu drenaj borularını döşeyen arkadaş acaba köyündeki evine mi yaptığını sanıyordu?
Bu nedir arkadaşlar yahu!
#kaybolantarihinpeşinde
Dikenli teli mi dersin, kuş pislikleriyle daha da çirkinleşen o plastik saçmalığı mı dersin, yetmezmiş gibi tarihi caminin alnına iliştirilen ışıklı led kayar tabela mı dersin. Boğazın incisi, en güzel yalı camilerinden olan Üryanizade Camii’nin bu hali görgüsüzlüğün resmi olmuş.
Bugünkü yazı: Trump’ın unutamadığı ama bizim çoktan unuttuğumuz…
https://t.co/OPSQjvnuEk
Trump’ın adını unutmamıza izin vermediği meşhur rahip Andrew Craig Brunson’ı bir uluslararası krize çeviren
bütün suçlamalar Dua kod adlı bir gizli tanığın ifadesi üzerine kurulmuştu.
Ama Dua’nin anlattıklarının büyük bir çoğunluğu ve verdiği belgelerin tamamı, bir zamanlar mensubu olduğu ve husumetli bir şekilde ayrıldığı anlaşılan Mormonların Türkiye’de faaliyetleri hakkındaydı.
Brunson’ın mensup olduğu kilise ise Evanjelik bir kiliseydi ve onların Mormonlarla arası pek iyi değildi, hatta bazıları onları Hristiyan olarak bile görmüyordu.
Ama savcı, adliyede bir İzmir Konsili kurarak iki kiliseyi birleştirivermişti.
Bu önyargı, cehalet Türkiye’ye çok pahalıya patladı.
Davası altı yıldır Yargıtay’da bekleyen Brunson, ABD’nin uzak bir kasabasındaki kilisesinde rahipliğe devam ediyor.
Davanın savcısı kendini şiire verdi, en son “Kadın Gibi Seveceksin” adlı bir şiir kitabı çıktı.
Brunson’ın CIA’nin başına geçirileceğini iddia eden gazeteciler, ondan sonra kaç tur daha yalan dolanla nicelerinin daha canını yaktı, hala tvlerde her konuda konuşuyorlar.
Brunson krizi yüzünden sıçrayan dolar bir daha tutulamadı ve 46 TL’yi geçti.
Hukuk devleti ile dış politika, ekonomi, güvenlik arasında nasıl bir ilişki var anlaşıldı mı?
Maalesef sorunun cevabı evet değil.
Artık kimse Brunson’ın adını hatırlamak bile istemiyor.
Ama işte bunu Trump’a kim söyleyecek?
Bu fotoğraf nostalji değil, uyarı.
Sadece 15 yıl önce Vadi İstanbul'un bulunduğu yerde sulak alanlar ve mandalar vardı. Bugün o ekosistemden geriye yalnızca fotoğraflar kald��.
Bir şehrin doğal mirası kaybolduğunda, onu geri getirmek neredeyse imkânsızdır.
#kaybolantarihinpeşinde
Görsel: @mustafolgun a aittir.
@serbestiyetweb kandili de demokrasi ve insanlık temsilcisi yaptınız ya. ulusalcı, sosyalist, milliyetçi geçinen herkes fırsatını bulmuşken Koç'lara saldırıyor.
adı, hanaa ebu zeynep.
suriyeli bir üniversite öğrencisi. daha 19 yaşındaydı. konya meram’da sigortasız çalıştığı kafenin deposunda, "elleri bağlı" bir şekilde asılı bulunuyor ve "intihar" diye kayıtlara geçiriliyor. ailesi hanaa'yı; gelecek planları yapan, kardeşlerine harçlık veren, mezuniyet kıyafeti alan, araba kullanmayı hedefleyen ve ev sahibi olmak isteyen hayat dolu bir genç diye tanımlıyor. bu ölüm şüpheli bir ölümdür. hanaa'nın sesi olalım.
Bursa'nın Bursa olduğu zamanlar...
Osmanlı'nın ilk başkenti, ilk büyük şehri, değil kendisini bütün devleti besleyecek Bursa Ovası'nın üstünde insan yaşamı için dizayn edilmiş bir masal şehri idi.
#kaybolantarihinpeşinde
İĞNE-ÇUVALDIZ
Belki de Rahmi Koç, Abdullah Öcalan'ın Nasıl Yaşamalı kitabını okumuş, bu cesareti oradan almıştır. Çünkü Öcalan bu başyapıtında(!) şöyle der:
"Belki bazılarına acayip gelebilir, ama açmakta yarar vardır. Kürt kadınlarının çoğunun bedenleri ölü, kokuşmuş, soğuk ve çok kabadır. Fizikleri biraz böyledir, ruhları donuktur. Fikri düzeyi hiç yoktur. Köylü kızını al, küçük burjuva kızını veya erkeğini al, söyle söyle, hiçtir; papağan kadar bile sözcükleri tekrarlayamaz. Neyi yaşayacaksın? Sevgi duyguda, düşüncede ve yaşamı paylaşmada katılım ister. Ama bizimki buzdağı gibidir veya donuktur, bir-iki sözcükle her şeyi kestirip atar. Böyledir, yani her türlü saygısızlığı dayatır. İnsan bu yaşamdan ne anlar...." (cilt 1, s. 91)
Bu ifadeler için ayağa kalkıldı mı? Hayır. Öcalan'ı mahkemeye veren oldu mu? Hayır.
Demek ki "beyimdir ne dese yeridir, elin adamıdır ne dese dövülür" mantığı ile davranılıyor.
BAK SEN ŞU KÜRT DOSTUNA(!)
Beş yıl önce videosunu eklediğim zevzekliği yapan Savcı Sayan biraz önce şöyle bir twit attı:
"Avukatım, namusumuza dil uzatan Rahmi Koç hakkında bugün UYAP üzerinden suç duyurusunda bulunmuştur.
Ben de bu vesileyle, onuruna, namusuna ve insanlık değerlerine sahip çıkan tüm vicdanlı vatandaşlarımızı yasal haklarını kullanarak suç duyurusunda bulunmaya davet ediyorum. Rahmi Koç tutuklansın."
Altında da üç sayfalık dilekçe metni....
Merak ediyorum, acaba Koç topluluğu, 100. yıl kutlamaları kapsamında Anıtkabir'e değil de Beştepe'ye gitseydi, toplantısına CHP adına Özgür Özel'i değil Kılıçdaroğlu'nu davet etseydi iktidar cenahı bu kadar ateşli Kürt dostu olur muydu?
Bu arada anımsayamadım, bu konuşması için dava edilmiş miydi Savcı Sayan? Bırakın davayı, protesto edilmiş miydi?
https://t.co/8ICQlBoqU6