Ulus Baker 14 Temmuz 1960'ta dünyaya geldi...(ö.2007)
Ulus Baker’in yazdıkları, düşünme zevki ve şevki yaratan kalıcı bir iz bıraktı. 2015’ten beri “Ulus Baker Okumaları” adıyla onun metinlerinden biri etrafında hazırlanan sunuşlar ve yürütülen tartışmalar, bu ilham verici etkinin verimli sonuçlarından biri. Bu buluşmalar, Ulus Baker’in denemelerini, estetikten tarihe, felsefeden sosyolojiye, farklı ilgi ve bilgi alanlarıyla etkileşime açtı.
Onur Eylül Kara'nın sunuştaki söyleyişiyle, kitap, bu yetkin sunuşlardan bir seçki niteliğinde. Baker'in "derinlere daldıran, uzaklara götüren" yazılarının hakkını veren bir seçki...
@iletisimyayin@oneylka
#UlusBaker #felsefe #sosyoloji
İyi ki doğdun Ulus Baker!
12 Temmuz 2007'de aramızdan ayrılan, memleketin değerli düşünürlerinden; sosyolog, eleştirmen, akademisyen, yazar ve çevirmen Ulus Baker'in bugün doğum günü.
— Johnny: Buradan anlaşılıyor ki, kaç tane kitap okumuş olursan ol bu dünyada asla, asla, asla, asla ama asla anlayamayacağım bazı şeyler vardır.
— Ulus Baker: Her şeyi anlamak zorunda değilsiniz, anlamak yalnızca dünyayla ilişkimizin bir düzeyinden ibaret.
Direnç şöyle bir şeydir: Siz belirli bir konumdasınız ama katlanılamaz haldesiniz diyelim; bir rejim için, bir düzen için, kurulu bir düzen için sizi oymak mutlaka gerekli. Ama siz bütün masumiyetinizle sadece varsınız, olduğunuz gibi, direnç budur.” Sanat ve Arzu
"Utanç" demişti Bergman, "Dünyayı bir tek utanan insanlar kurtarabilir. Çünkü utanmak "kibir" denilen en büyük günahın panzehiridir. Yalanın, iftiranın, hırsızlığın, pişkinliğin, arsızlığın önündeki en büyük engeldir."
Ingmar Bergman "Shame" (Utanç)
Ulus Baker, Lacan’la ilgili şunu söyler:
“ Lacan diye bir psikanalizci var, psikanalizi ciddi devrimleştirmiş bir adamdır; bir anlamda Freud'un arzu ve aşk kuramını tuhaf bir yönde yenilemiştir.
Freud için aşkın varoluşu, yani sevginin varoluşu tümüyle bir libidinal düzene, bir arzu düzenine bağlanıyordu. Arzu düzeni açıkça söylemek gerekirse bende eksik olan bir şeyi başkasında aramam demektir. Bende eksik olan bir seyi... Ama o zaman acaba o sevilen kişi karşı tarafta ne durumdadır? Onun bakış açısı nedir?
Lacan'ın bu tartışmaya verdiği çok radikal bir cevap var, bir formülù var her şeyden önce.
"Birisini sevmek, kendinde olmayanı vermektir" diyor:
Donner ce qu'on n'a pas.
Yani sevmek kendinde olmayanı vermektir, ve bu sevme anının gerçekleştiği an, aşkın "yüce" anıdır - “moment sublime” diyor Lacan.
Ulus Baker #ulusbaker
Sanat ve Arzu, s94
James Cameron has written & directed 3 of the top 4 highest-grossing movies of all time (Avatar, Avatar: The Way of Water, and Titanic).
Before he made movies, Cameron was a truck driver.
He didn't go to film school.
Instead, on the weekends, he would go to the library and..
"I'd pull any thesis that [University of Southern California] graduate students had written [on] anything that related to film technology," Cameron explained.
"And for the cost of xeroxing (photocopying), I [got] all these doctoral dissertations [and] build up these big binders on how everything was done."
"So I literally gave myself a full graduate course on film technology for about $120.
I didn’t have to enroll in school because it was all there in the library. I’d set it up to go in like I was on a tactical mission, find out what I needed to know, and take it all home."
Takeaway 1:
When asked what motivated him to read those big binders full of information on filmmaking, Cameron said he was just following what excited him.
"People seek out the information and knowledge they need," he said. "It's like a divining rod."
The mythologist Joseph Campbell similarly talked about how reading is like "a divining rod," a way to find what you are uniquely attracted to and meant to do.
"You’ve got to read," Campbell said. "Find [what] excites you. And if it doesn’t excite you…It’s not yours.”
Takeaway 2:
Of course, at some point, Cameron had to put the binders down and pick up a camera.
When he eventually attempted to make his first movie, Cameron said, “It was a bit like a doctor doing his first appendectomy after having only read about it."
The bestselling author and learning expert, Scott Young, has a great article with a great title, "Do The Real Thing."
"When you examine case studies of people who have had major accomplishments," Scott writes, "you expect there to be some trick or shortcut...More often, however, the strategy used is dead simple: doing the real thing."
Takeaway 3:
Leonardo da Vinci used to sign off his letters, “Leonardo da Vinci, disscepolo della sperientia” ("disciple of experience").
He used to believe that one learns best by solely "doing the real thing."
Over time, however, he evolved out of this belief and, biographer Walter Isaacson writes, "became a disciple of both experience and received wisdom."
When you examine case studies of people who have mastered their craft, you usually find they are "disciples of both experience and received wisdom."
Like Cameron, they read the library and they do the real thing.
- - -
“Those who are in love with practice without theoretical knowledge are like the sailor who goes onto a ship without rudder or compass and who never can be certain whither he is going.” — Leonardo da Vinci
Follow @bpoppenheimer for more content like this!