Bizim de üyesi olduğumuz Avrupa Konseyinin en üst organı olan Meclis, Kavala'nın suçsuz bir siyasi mahkum olduğuna ve derhal bırakılmasına karar vermiş, sorumlu hakim ve savcıları da kara listeye almış. Gerçekten yazık oluyor bu ülkeye.
AVRUPA KONSEYİ PARLAMENTERLER MECLİSİNİN KARARINA İLİŞKİN DEĞERLENDİRME
Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi, Osman Kavala’nın haksız ve keyfi şekilde hürriyetinden mahrum edilmesinden sorumlu polis hakim savcı ve cezaevi görevlileri hakkında yaptırım uygulanması tavsiyesini içeren bir karar aldı. Kararda öne çıkan en önemli yön Meclisin Türkiye ile ilişki içinde olan Avrupa Konseyi üyesi, AB Üyesi ve diğer gözlemci statüsündeki ülkeleri Türkiye’nin artık Avrupa Konseyinin üzerine kurulu olduğu değerlerin temelini baltalayan yaklaşımına karşı somut adım atma çağrısı yapmasıdır.
✅ Kararda Meclis şu hususları vurgulamıştır: Mahkemenin kararına uymak ve Osman Kavala'yı derhal serbest bırakmak için hızlı ve anlamlı adımlar atmanın en üst düzeydeki Türk yetkililerine düşen görev olduğu konusunda ısrar etmektedir. Türkiye'nin Mahkemenin bağlayıcı kararlarını uygulama yükümlülüğü vardır ve bunu yapmayı reddetmek uluslararası yükümlülükleriyle bağdaşmaz. Böyle bir ret, Türkiye'nin tüm Avrupa Konseyi üye devletleri için merkezi önem taşıyan hukukun üstünlüğüne, insan haklarına ve demokratik değerlere saygı gösterme taahhüdüne gölge düşürmektedir. Bu nedenle, mevcut istisnai koşullar ışığında Meclis, 2319 (2020) sayılı Kararında öngörülen tamamlayıcı ortak prosedürü başlatmak için adımlar atma zamanının geldiğine inanmaktadır.
✅ Tamamlayıcı ortak Prosedür özetle şudur: Avrupa Konseyi tüzüğünün Giriş ve 3. Maddesi gibi temel maddelerinin ihlal edilmesi durumunda Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi, Bakanlar Komitesi ve Avrupa Konseyi Genel Sekreterinin ortak bir yapı kurarak bu ihlali yapan ülkeyi denetim altına almalarına imkan veren köprüden önceki son çıkış olarak ifade edilebilecek bir usuldür. Bu sürecin başarısız olması durumunda tüzüğün 8. maddesinde öngörülen üyeliğin askıya alınması veya üyelikten çıkarılma yaptırımlarının uygulanması söz konusu olabilecektir.
Meclis, Osman Kavala'nın davasına bakan Türk savcı ve hakimlerin, kanunun kötüye kullanılması yoluyla onun hukuka aykırı olarak tutuklanması, kovuşturulması ve mahkûm edilmesinde oynadığı rolden üzüntü duyduğunu ifade etmiştir. Savcı ve hakimlerin kendilerine verilen yetkileri hukukun üstünlüğüne, adaletin menfaatlerine ve insan haklarına tam uygun bir şekilde kullanmalarını sağlamak Türkiye'nin görevidir.
Meclise göre gerçekten istisnai olan bu durum, bir bütün olarak Sözleşme sisteminin temelini baltalamaktadır. Osman Kavala'nın serbest bırakılması ve Türkiye'nin hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını korumasını sağlamak için hızla harekete geçilmesi zorunludur.
Bu sebeple Parlamenterler Meclisi, üye, gözlemci devletler ve AB'ye;
-Türk yetkililerle iletişime geçerek Kavala’nın derhal serbest bırakılmasını talep edilmesi,
-Türkiye’de Hukukin Üstünlüğü ve İnsan Haklarının korunmasına yönelik iyileştirmeleri desteklemek için harekete geçmeleri çağrısında bulunmuştur.
⌛-Meclis ayrıca, Polis memurları, savcılar, hakimler, cezaevi yetkilileri veya diğer yetkililer gibi Türkiye’de Osman Kavala ve diğer siyasi tutukluların hukuka aykırı ve keyfi olarak özgürlüklerinden yoksun bırakılmasına katkıda bulunan herkese yönelik hedefli yaptırımlar uygulamak için “Magnitsky yasasını” veya diğer yasal araçları uygulama çağrısı yapmıştır.
İdari yargı açısından çok önemli nir gelişme ve isabetli bir karar. Bu vesile ile TBBM'nin temyiz sistemini revize edip, direkt temyize açılmamış istinaf kararlarını da temyize açmada Danıştay'a takdir yetkisi tanıması uygun olur.
Somut norm denetimi yoluyla yaptığımız iptal başvuruna ilişkin olarak AYM tarafından İYUK'un temyize ilişkin düzenlemesi iptal edilirken, TBMM'ye yönelik olarak yeni düzenleme yapılırken iki hususun dikkate alınması gerektiğine dikkat çekilmiştir.
Hukuk camiasına hayırlı olsun.
1-) HSK verilerine göre;
Türkiye’de 15.321 hakim ve 7.416 savcı bulunmaktadır. (İstinaf,Yargıtay, bakanlıklarda görevlendirilenler ve merkeze çekilenler dahil.)
👉Hakim başına DERDEST 518 dosya
👉Savcı başına DERDEST 1429 dosya düşmektedir.
Dünkü maçta çok iyiydi, Milli takım için de çok iyi bir orta oyuncu alternatifi olacak, Santa kendisini izliyordur umarım, Eda artık ilk 6 oynayacak seviyeden uzaklaşıyor.
Kavala 'Case' ileride Türk Hukuk Tarihinin utanç davası olarak görülecektir, Yargı'nın siyaset güdümüne girmesinin ve siyasi kin ile suçsuz birini yıllarca hapiste tutmanın en kötü örneği olarak hatırlanacaktır.
AYM kararlarını ben de sıklıkla eleştiriyorum. Şuna dikkat çekmek gerekiyor: temel hak ve hürriyetleri korumak sadece AYM'nin vazifesi değil.
En az AYM'yi eleştirdiğimiz kadar hak ihlaline kaynaklık eden kurum ve erkleri eleştirmedikçe bu döngü fayda üretmez.
Bu karar uyarınca AİHM makul yargılama süresi ihlali konusunda artık Türk iç hukukunu etkili başvuru yolu olarak kabul etmeyebilir ve AYM devre dışı kalabilir. Sonuçlarını TBMM düşünmeli.
Belli bir konudaki kararlarının gereği ilgili makamlarca sistematik ve ısrarlı biçimde yerine getirilmeyen yüksek mahkemenin kendi itibarını korumak adına böyle bir karar alması yargının özerk ve bağımsız olmasının gereğidir ve haklıdır.
Güzel soru.
Karar anılan 36. Madde hükmüne aykırı gibi görünse bile temelde Anayasa 153/son "Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar." hükmü ile uyumlu.
@ulusoydlaw Hocam gazeteci refleksiyle her şey mümkün, hele de konu Anayasa Mahkemesiyse.
Ancak egemenlik yetkisi kullanan tüm erklerde insan hakları hassasiyeti benzer seviyede değilse böyle "çözüm"lere alışmamız gerekecek maalesef.
AYM'nin 10/10/2023 t. resmî gazetede yayımlanan makul sürede yargılanma hakkının ihlaline dair kararı tüm kararlarından farklı.
AYM artık makul süre başvurularını karara bağlamayacağını söylüyor.
Gerekçe 55000 ihlal verdik, sonuç değişmedi. Haksız olduğu söylenemez. Çözümsüz
TR tıpkı kamu hukukçuları gibi siyaset bilimciler için de tam bir canlı labaratuvar. Geçmişi bu kadar başarılı bir siyasetçinin kurduğu partinin bu kadar başarısız olması ilginç bir 'case'.
Kurucusu olduğum Deva Partisi'nden istifa etmiş bulunmaktayım. Kuruluş ilkelerinden tamamen uzaklaşmış ve “diğer partilere” benzeyen bir yapıda siyaset yapmanın "gereksiz" olduğu kanaatindeyim.
Saygılarımla.
Bugün derste “hukuken böyle ancak uygulamada şöyle oluyor” demekten helak oldum 🤦🏻♂️
Olan hukuk/olması gereken hukuku ayırımının yanına “uygulamadaki hukuku” da ekledik.
🔴 İçişleri Bakanlığı çakarlı araçlarla alakalı, cezai işlemleri ödeyip kullanmaya devam eden zengin kişiler ve suç örgütü liderlerine fırsat vermemek için, kuralları uymayan araçların trafikten men edileceği bir uygulama başlatıyor.
📌 İllallâh ettim şu çakarlı araçlardan…
Adanalı değil tam olarak şimdiki Anamur Silifke arası kıyı denizden hemen sarp dağlar başladığı için o zamanlar en önemli korsan yatağı, Kilikya kıyıları deniyor.
Jül Sezar 25 yaşındayken korsanlar tarafından kaçırılıp 38 gün esir ediliyor sonra fidyesini ödeyip herifi kurtarıyorlar falan filan kaçıranlar nereli biliyor musunuz ADANALI
İçişleri Bakanlığı, eski bakan Süleyman Soylu döneminde usulsüz dağıtılan çakarları toplatıyor.
2500 kişiye çakar verildiği tespit edildi. Yeni çakar dağıtımı durduruldu.
Doğru, sorun aslında denetimin objektif, adil ve eşit olmamasında, iktidar tarafındaki yerel yönetimler hiç denetlenmiyor, muhalefettekiler ölçüsüz denetleniyor.
Yerel yönetimlerin, özellikle büyük şehirlerin elindeki maddi imkanlar, yerel yönetim seçimlerini siyasi yarış olmanın ötesinde rant savaşına dönüştürüyor.
Yerel ve merkezi yönetimlerin kaynak kullanımına denetim ve şeffaflık getirilmeden, siyasette dürüstlük
sağlanamaz.