DEVLETİMİZ UNUTMAZ! 🇹🇷
Devletimiz uyumaz, hiçbir suçluyu unutmaz. Vakti ve saati geldiğinde de suçluların tepesine biner.
Yılbaşından bu yana yürüttüğümüz “Sınır Ötesi Kapan” operasyonları kapsamında;
➡️ 332 asayiş,
➡️ 271 kaçakçılık ve organize suç,
➡️ 99 narkotik,
➡️ 12 terör suçundan aranan,
170’i organize suç elebaşı ve üyesi olmak üzere 44 ülkeden toplam 714 firari suçluyu ülkemize getirerek Türk adaletine teslim ettik.
Suç işleyip sıkışınca yurt dışına kaçarak kurtulacağını düşünenler bilsin:
Dünyanın neresine giderlerse gitsinler, hangi ülkeye kaçarlarsa kaçsınlar; İçişleri, Adalet ve Dışişleri Bakanlıklarımızın güçlü koordinasyonuyla izlerini sürecek, ülkemize iadelerini sağlayacak ve Türk adaletinin karşısına çıkaracağız.
@TC_icisleri@EmniyetGM@jandarma@sahilguvkom@Gocidaresi
İlçe Emniyet Müdürü olarak ilçemizde görevine başlayan Sayın Sevil Atasoy’a yeni görevinde başarılar diliyorum.
İlçemiz için hayırlı olmasını temenni ediyor, görevinde kolaylıklar diliyorum.
“Kendi nefsi için arzu ettiği bir şeyi, din kardeşi için de arzu etmeyen kimse gerçek mü’min olamaz.”
Hadis-i Şerif | Buhârî, Îmân, 7
Cuma gecemiz mübarek olsun.🕌
#pursaklar
Mekke-i Mükerreme mukaddesimizdir, kırmızı çizgimizdir!
Kutsal beldelerimizi hedef alan her türlü saldırıyı lanetliyorum. Kimden gelirse gelsin, mukaddesatımıza yönelen her tehdidin karşısındayız. Duruşumuz nettir, tavizimiz yoktur!
GENÇLERİMİZE UZANAN SUÇ AĞLARINI TEK TEK DAĞITIYORUZ!
Yeni Eğitim-Öğretim Yılı’nın öğrencilerimiz, öğretmenlerimiz, ailelerimiz ve eğitim camiamız için hayırlı olmasını diliyorum.
Yeni eğitim-öğretim yılında da tedbirlerimizi güçlendiriyoruz. 7 bakanlığımızın ortak protokolü, 31 bin bahçe görevlimiz, risk esaslı planlamalarımız ve artıracağımız okul çevresi ile servis denetimlerimizle evlatlarımız için sahadayız.
“Güvenli Okul” kapsamında bugün iki büyük operasyon gerçekleştirdik.
48 ilimizde bin 8 şüpheliye yönelik ilk operasyonumuzda; özellikle siber âlem üzerinden suç şebekelerine eleman devşirmeye çalışan yapıları hedef aldık.
78 noktada 2 bin 447 şüpheliye yönelik ikinci operasyonumuzda ise yeni nesil suç şebekeleri ve sokak çetelerinin üzerine gittik.
Bu operasyonlar; okullarımızın ve üniversitelerimizin güvenliğini daha da güçlendirmek, gençlerimizi suç şebekelerinin kirli ağlarından korumak için aldığımız tedbirlerin önemli bir parçasıdır.
Gençlerimizi suçun içine çekmeye çalışanlara, sokaklarımızda çeteleşmeye heveslenenlere, siber alemi eleman devşirme alanı görenlere fırsat vermeyeceğiz.
Adalet Bakanlığımız, Valiliklerimiz, Cumhuriyet Başsavcılıklarımız, Emniyet Genel Müdürlüğümüz ve Jandarma Genel Komutanlığımızın koordinasyonunda bu yapıların üzerine kararlılıkla gitmeye devam edeceğiz.
Okullarımızı da üniversitelerimizi de gençlerimizin geleceğini de suç şebekelerine bırakmayacağız.
Kahraman polislerimizi, jandarmamızı ve operasyonlarda emeği geçen tüm birimlerimizi tebrik ediyorum.
@TC_icisleri@EmniyetGM@jandarma
Kıymetli öğrenciler, çok sevgili evlatlarım…
Dünya sürekli değişiyor olsa da başarının formülü asırlardır değişmedi.
Hep söylediğim gibi: Okuyun, düşünün, uygulayın, neticelendirin; kendinize inanın, milletinize ve devletinize güvenin.
Hayatta başarılı olma umudunuzu hiçbir zaman yitirmeyin.
İman ve inanç olduğu sürece imkânın da olacağını aklınızdan çıkarmayın.
Sizi gözü gibi koruyan, sizin için tüm gücünü kullanan büyük bir devletiniz olduğunu unutmayın.
Biz hangi görüşe, kökene, gelir grubuna ait olursa olsun hiçbir evladımızı sokakta bulmadık, sokakların insafına da terk etmeyiz.
Sizler bizim göz bebeğimizsiniz, has bahçemizin güllerisiniz.
Sizlerden kendinize güvenmenizi, ülkenize güvenmenizi, özellikle sosyal medyada köpürtülen sahte ve sanal hikâyelere bakıp da ümitsizliğe asla kapılmamanızı istiyorum.
İnanıyorsanız mutlaka başaracaksınız, kendinize güveniyorsanız hayallerinizi inşallah gerçekleştireceksiniz.
Siz evlatlarımdan ufkunuzu geniş, zihninizi açık, merakınızı her zaman canlı tutmanızı bekliyorum.
Gözlerinizdeki ışıltıda Türkiye’nin yarınlarını görüyor, heyecanlanıyorum.
Ben sizlere inanıyor, sizlere sonsuz derecede güveniyorum.
Öğrencilerimize, öğretmenlerimize, velilerimize, eğitim öğretim camiamızın tüm paydaşlarına başarılarla dolu bir yıl diliyorum.
Bir insanın kendi iradesini, bedenini ve bilincini tamamen kaybetmesi... Ekranlarda gördüğümüz bu acı tablo, kimyasal uyuşturucuların (fentanil ve türevleri) insanı nasıl bir "yaşayan ölüye" dönüştürdüğünün en somut kanıtı. Bağımlılık, bir insanın geleceğini ve insanlığını çalan en sessiz düşmandır. Hayatınıza ve sevdiklerinize sahip çıkın. #bağımlılık #farkındalık #sağlıklıyasam #uyuşturucununzararları #toplumsalfarkındalık
ÇIPLAKLIK, ÇÖZÜLME VE ÇÜRÜME
Her gün yeni bir skandal görüyoruz:
Uyuşturucu, kumar, yolsuzluk, gösteriş, teşhir…
Ve giderek daha fazla dikkat çekme, beğeni toplama ve böylece bedenin para kazanma aracına dönüşmesi.
Çünkü dijital dünyada en çok tıklanan, en çok izlenen ve en çok tartışılan içerik daha görünür oluyor.
Böylece emek, karakter ve beceri geri planda kalırken; görünürlük başarı, beğeni de değer ölçüsü hâline geliyor.
Ahlak ilkelerini hatırlayanların sayısı da her geçen gün azalıyor.
Bir insanın giyim tercihi tek başına ahlaksızlık göstergesi olmasa da mahremiyetin sürekli pazarlanması, özellikle gençlere yanlış mesaj veriyor:
Görünürsen değerlisin. Beğenilirsen başarılısın. Ne kadar açarsan, o kadar ilgi görürsün. Ne kadar teşhir edersen, o kadar konuşulursun.
İşte çağımızın yeni ölçüsü!
Aynı durum gösterişte, hızlı zenginleşme arzusunda ve kumar kültüründe de görülüyor.
İnsanlar uzun vadeli emek yerine kısa yoldan kazanmayı, üretmek yerine sergilemeyi, karakter yerine imajı önemsemeye başlıyor.
Elbette bunun sorumluluğunu yalnızca bireylere yükleyemeyiz:
Gelir eşitsizliği, işsizlik, gelecek kaygısı, medya düzeni ve denetimsiz sosyal platformlar da bu tabloyu büyütüyor.
Dürüstlük kaybettiriyor, liyakat karşılıksız kalıyor, yolsuzluk cezasız görünüyor gibi bir algı oluşmuşsa ahlak söylemi de inandırıcılığını yitirir.
Bu yüzden “Çıplaklık arttı, ahlak yok oldu” demek eksik kalır.
Asıl sorun şudur:
İnsanın bedeninin, emeğinin ve değerinin pazarlanması.
Ahlaki erezyon bir gecede başlamaz.
Önce ölçüler değişir.
Sonra yanlışlar normalleşir.
En sonunda görünürlük, karakterin önüne geçer.
Ekranlardaki skandallar ise bu büyük dönüşümün yalnızca görünen yüzüdür vesselam…
ŞEHİT BİLE OLSA KURTULAMAZ; PEKİ NEYDEN?
Kamu malı milletindir.
Onda her bir bireyin hakkı vardır.
Yetimin payı vardır.
Gelecek nesillerin emaneti vardır.
Bakın, Hayber Savaşı sonrasıdır...
Bir sahabe, ganimetten izinsiz bir hırka alır.
Hz. Peygamber (s.a.v.) derhal uyarır:
“O hırka, kıyamet gününde sahibinin boynunda ateşten bir sargı olacaktır!”
Bunu duyan bir başkası, aldığı iki bağ ipi titreyerek geri getirir.
Efendimiz buyurur:
“İşte bunlar da ateşten iki bağdır.”
Bir hırka, iki ip...
İlk bakışta değersiz, küçük eşyalar değil mi?
Ama mesele kumaşın ya da ipin fiyatı değildir.
Mesele, emanete uzanan eldir.
Mesele, “Kim görecek?” diyerek kul hakkını küçümsemektir.
İlahi adalette haksızlığın ölçüsü miktarla değişmez.
Malın küçüklüğü onu helal yapmaz.
Gizli kalması onu masum kılmaz.
Unutmayın: Devlet bütçesinde milyonların alın teri saklıdır.
Belediyenin kaynağında o şehrin ortak hakkı vardır.
Okulun sırası, hastanenin cihazı, kurumların varlıkları.
Bunlar kişisel ganimet değildir. Ortak emanettir.
İsraf edilen her bütçede, tedavi bekleyen bir hastanın hakkı saklıdır.
Gereksiz harcanan her kuruşta, eğitimden mahrum kalan bir çocuğun payı vardır.
Yolsuzluğa giden her lira, bu milletin emeğidir.
Bu yüzden “Ne olacak canım, bir şey mi?” demek basit bir mazeret olamaz.
Açıkça vicdanın çürümesidir.
Kur’an-ı Kerim bu gerçeği tokat gibi yüzümüze vurur:
“Kim emanete hıyanet ederse, kıyamet günü hıyanet ettiği şeyle gelir.” (Âl-i İmrân, 161)
Dünyada gizlediğin haksızlık, ahirette boynuna yük olur.
Üstelik bu konuda hiç kimseye, hiçbir makama ayrıcalık yoktur.
Açık konuşalım: Şehitlik bile kamu malına el uzatmanın vebalini örtmüyorsa, vay sıradan kişilerin haline!. Evet, Şehitlik kulun mertebesini göğe çıkarır. Ama başkasının hakkını yok sayma ruhsatı vermez.
İslam’ın adaletinde makam, şöhret, kahramanlık ya da ölüm, kamu hakkını kişisel mülke dönüştüremez.
Yazının başındaki soruya dönelim: Şehit bile olsa neyden kurtulamaz?
Kamu malını yağmalamanın sorumluluğundan...
Emanete ihanetin hesabından...
Milletin hakkını çiğnemenin vebalinden kurtulamaz.
Bu durum, kamu görevlileri için çok daha ağır bir yükümlülüktür.
Yetki, şahsi menfaat kapısı değildir. Milletin hakkını koruma nöbetidir.
Hz. Ömer’i hatırlayın.
Devlet işini yaparken devletin mumunu, kendi işine geçince kendi mumunu yakardı.
İşte o mum, adalet ile ihanet arasındaki çizgidir.
Kamu imkânları şahsi ikbal için kullanılamaz. Kullandırılmamalıdır.
Çünkü o imkânın arkasında koca bir toplumun hakkı, emeği ve ahı vardır vesselam…