■ Lâ İlâhe İllallah.
Kalbimizi Karartma, Rızkımızı daraltma!
■ Lâ İlâhe İllallah.
Bizi imansız bırakma!
■ Lâ İlâhe İllallah.
Kabirde bizi bunaltma!
■ Lâ İlâhe İllallah.
Kendine kul, Habibine ümmet olmaktan bizi bir an bile ayırma.
Âmin, Âmin...
Hacıveyiszade Mustafa Efendi
“İnsanların en bedbahtı; kötü ahlaklı bir kadına müptela olandır. En mutluları ise; kendisine yardım eden, saliha bir kadınla rızıklandırılanlardır.”
—İmam Şâfiî r.h, Dîvânü'ş-Şâfiî, sf. 42
@FatihEygihan@MemurHaklar Bunların işi gücü algı yapmak.Çamur at izi kalsın siyaseti. Sanki bütün işçiler yoldan toplanmış devlette calismaya baslamiş. Bende kpss ile atanmış üstüne bir çok sınava girmiş devletin işcisiyim. Sizin gibi Masa başında akşama kadar internette gezmiyoruz . .Bırakın yalan dolanı
@1907medya İsmail Kartal'in oynattığı futbolun yarısını dünya yıldızı hocalar oynatamadı. Adamı yok yere gönderdiler ahını aldılar. İsmail Kartla la helalleşmeden şampiyonluk gelmez ..
Bu Hadisleri 100 Kez Görsem Yine Etkileniyorum:
— "Yalnızlık, kötü arkadaştan daha hayırlıdır;
— iyi arkadaş ise yalnızlıktan daha hayırlıdır.
— İyiliği konuşmak susmaktan daha hayırlıdır;
— susmak da kötülüğü konuşmaktan daha hayırlıdır.”
[hakim, 5466]
Suriyeli askerler, namaz sonrası hep bir ağızdan Mescid-i Aksa ezgisini söyledi:
"Seninleyiz ey Aksa,
Kılıçlarımızı çektik.
Karanlık asla uzun sürmeyecek.
Kudüs'ümüz boyun eğmeyecek.”
OSMAN NURİ TOPBAŞ HOCA EFENDİ:
Dünyanın en mesut insanları; her istediğini, dilediği anda bulabilenler değil, Rabbini her an kalbinde bulabilen salih mü'minlerdir.
"Eğer ağıza konulan lokma helâl değilse, o kimsenin ihlâslı ve huzurlu olması, mâsivâyı terk edip Hakk'a yönelmesi çok zordur."
Mahmud Sâmî Ramazanoğlu Efendi
Hakikatin yanında durmak, bedel ister.
Firavun’a karşı olmak kolaydır; Musa’nın safında kalabilmek ise imtihandır. Asıl mesele, hakikatin yükünü omuzlayabilmektir.
Fatih Sultan Mehmed Han Hazretlerinin 1476 Yılında Namaz Kılmayanlar Hakkında Verdiği Ferman:
"Rûm vilayetinde bulunan şehirlerin, kasabaların ve köylerin halkı; farzları yerine getirme ve sünnetlere uyma konusunda Kelâm-ı Kadîm'e ve Furkân-ı Mecîd’e ve Ehâdîs-i Nebeviyye'ye muhalefet etmektedir.
“Namazı kılın” (Bakara, 43) mucibî ile “Namaz dinin direğidir; onu ayakta tutan dini ayakta tutmuş olur, onu terk eden ise dini yıkmış olur” (Hadis-i Şerif) emri ile amel etmeyip, taşkınlık yoluna girerek camileri harap bırakmışlar ve günah mekanlarını imar etmeye yönelmiş ve namazı terk eden kimseler haline gelmişlerdir.
Emr-i bi’l-ma’ruf ve nehy-i ‘ani’l-münker benüm üzerime vacip ve lazım olduğu cihetten bu hükm-i şerîfi yayımladım ki:
Her kim ki namazı terk ederse, dayak ve mal cezası meşru olduğu sebebinden, Kelam-ı Rabbani ve Hadis-i Rasul-i Medeni gereğince Rûm vilayetinin her tarafında bu emir yayılıp tam bir kararlılıkla uygulanacak; namazı terk edenler haklarından mahrum bırakılacak, namaz kılmaları sağlanacak ve bî-namazlar aşağılanarak teşhir edileceklerdir.
Emr-i bi’l-ma’ruf ve nehy-i ‘ani’l-münker ile her kim olursa olsun hiçbir kişi buna engel olmaya veya karşı çıkmaya kalkışmayacaktır.
Rûm sancağı beyleri, kadıları ve subaşıları! Bu işte görevlendirilen kişilere bağlı olan diğer adamlar da bu konuda yardımcı olacaklar ve şer’î hükümlerin uygulanması ve yürütülmesinde gevşeklik ve ihmal göstermeyeceklerdir.
Ta ki mahalle mescitleri ve medreseler ma'mur olup canlansın, din-i İslâm kemâlinde revnak bulup, Müslümanlar refah içinde olup, padişahın devam-ı devleti ve izdiyâd-ı haşmeti du'âsına mülâzemet göstersinler.
Bu ‘alâmet-i şerîfe gereğince i'timad kılsınlar."
(Kaynak: Fatih Devrine Ait Münşeat Mecmuası, (nşr) Prof. Necati Lugal, Doç. Dr. Adnan Erzi, İstanbul Matbaası 1956.)