Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.
15 Temmuz’da, millet iradesini hedef alan darbe girişimini bir kez daha lanetliyorum.
15 Temmuz şehitlerimizi rahmetle anıyor, gazilerimize şükranlarımı sunuyorum.
Allah memleketimize bir daha bu acıları yaşatmasın.
İnsanlık vicdanında derin yaralar açan her acı bizim ortak acımız.
31 yıl önce Srebrenitsa’da yaşanan soykırımda katledilen 8 binden fazla Boşnak kardeşimizi saygı ve rahmetle anıyorum.
Unutmadık, unutturmayacağız.
33 yıldır emek verdiğim, duvarlarında 6 Ok asılı evlerde doğup büyüdüğüm; seçmen-parti ilişkisinden çok daha güçlü bağlarla bağlandığım, baraj altında olduğu günlerde dahi kapısını açıp bayrağını gururla astığım partime, 103 yıllık çınarımıza ve bu zorlu süreçte desteğiyle beni zindanda dimdik ayakta tutan Cumhuriyet Halk Partisi aileme yürekten teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız.
Savunma vermem nedeniyle hadsizce saldıran, pamuklara sarılı büyümüş ve düne kadar partinin önünden dahi geçmemiş dar bir çevreye en güzel cevabı; İnan Güney’in gençliğini, ilçe başkanlığını, 33 yıllık emeğini ve mücadelesini bilen gerçek parti emekçileri vermiştir.
Cumhuriyet Halk Partisi aileme hizmet etmek, 103 yıllık çınarımızın bayrağını daha da yukarılara taşımak, bu yangın yerinde benim için hem bir görev hem de bir vefa borcudur.
11 aylık haksız tutukluluğunun ardından özgürlüğüne kavuşan Beyoğlu’nun seçilmiş belediye başkanı İnan Güney’e hoşgeldin diyorum.
Mücadelemiz Ekrem Başkanımıza ve tüm yol arkadaşlarımıza kavuşana dek sürecek.
İyilik kazanacak.
İnan Güney'in ana babasının eviymiş. Siyasete girip de anası babası bu kadar temiz kalmış birini göreceğime inanmazdım. Ev halkın evi. Yerde yolluklar, koltuklar kirlenmesin diye örtülü. Deniz Göktaş'ın "annem airbnde vazo kırınca ağıt yaktı" esprisinin gerçek hayattaki karşılığı
Topraklarımızda yaşanan her acı bizim ortak acımız.
33 yıl önce Başbağlar Köyü’nde hain terör saldırında hayatını kaybeden 33 vatandaşımızı saygı ve rahmetle anıyorum.
Unutmadık, unutmayacağız.
Yaparsa AKP yapar!
1 Temmuz 2026 itibariyle;
Yap-İşlet-Devret modeliyle işletilen tünel ve köprülerdeki araç geçiş ücretlerine çifte zam geldi.
Bir yandan gişe ücretlerine zam yapılırken diğer yandan da tünel ve köprüleri işleten şirketlere ödenen garanti tutarlarına güncel kur ayarlaması yapıldı.
1 Temmuz 2026’dan itibaren geçerli zam ve güncel kur ayarlamasıyla birlikte;
❗️Osmangazi Köprüsü’nde;
Hazinenin şirkete garanti ettiği araç geçiş ücreti 2.697 TL’ye çıkıyor.
Bu tutarın 1.170 TL’si köprüden geçen araç sürücüsü tarafından ödenecek.
Hazinenin şirkete köprüden geçen her araç için ödeyeceği fark tutarı 1.527 TL olacak.
❗️Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nde;
Hazinenin şirkete garanti ettiği araç geçiş ücreti 279 TL’ye çıkıyor.
Bu tutarın 110 TL’si köprüden geçen araç sürücüsü tarafından ödenecek.
Hazinenin şirkete köprüden geçen her araç için ödeyeceği fark tutarı 169 TL olacak.
❗️Avrasya Tüneli’nde;
Hazinenin şirkete garanti ettiği araç geçiş ücreti 348 TL’ye çıkıyor.
Bu tutarın 330 TL’si tünelden geçen araç sürücüsü tarafından ödenecek.
Hazinenin şirkete tünelden geçen her araç için ödeyeceği fark tutarı 18 TL olacak.
❗️Çanakkale Köprüsü’nde;
Hazinenin şirkete garanti ettiği araç geçiş ücreti 1.170 TL’ye çıkıyor.
Bu tutarın 1.170 TL’si köprüden geçen araç sürücüsü tarafından ödenecek.
Hazine şirkete köprüden geçen araçlar için fark ödemesi yapmayacak.
Ayrıca bu projelerde garanti edilen günlük araç geçiş sayıları tutturulamaz ise, Hazine şirketlere tutturulamayan sayıdaki her araç için⬇️
Osmangazi Köprüsü’nde 2.697 TL
Çanakkale Köprüsü’nde için 1.170 TL
Avrasya Tüneli’nde 348 TL
YSS Köprüsü’nde 279 TL
ödemek durumda!
AKP’nin belgeli gemi vurgunu!
Türkiye Petrolleri A.Ş.‘nin alt şirketi olan Türkiye Petrolleri Offshore A.Ş.‘nin;
Sondaj gemilerine aldığı ‘platform destek gemileri hizmetleri’ için devasa tutarlarda ödeme yaptığını tespit ettik.
TP-OTC önce hizmetlere ilişkin kiralama ve diğer giderleri TPAO’dan tahsil ediyor, ardından şirketlere aktarıyor.
Her sondaj gemisi başına ortalama 2 adet platform destek gemisi hizmeti kiralanıyor.
🔴Sondaj gemisi başına ödenen destek gemileri hizmet tutarı⬇️
Günlük: 30.000 Dolar
Aylık: 900.000 Dolar
Yıllık: 10.950.00 Dolar
🔴Kiralık olarak kullanılan 11 adet destek hizmet gemisi için TPAO’nun kasasından çıkan toplam tutar⬇️
Günlük: 165.000 Dolar
Aylık: 4.950.000 Dolar
Yıllık: 60.225.000 Dolar
İlki 2017, sonuncusu 2025 yılı olmak üzere satın alınan toplam 6 adet sondaj gemisi için;
Bugüne kadar ödenen kiralık destek gemileri hizmet tutarı toplamı:
En az 225 Milyon Dolar!
Güncel kurla 10 Milyar 500 Milyon Lira!
Oysa TPAO’nun, bu tutarla, mevcut destek gemilerini defalarca kez satın alması mümkündü!
TPAO mevcut 6 sondaj gemisini, onlarca yıllık operasyonlar için satın aldığına göre;
Bu sondaj gemilerinin kullanması zorunlu olan destek hizmet gemilerini niye satın almıyor da, astronomik rakamlarla kiralıyor?
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’a soruyorum!
Bu para kimlerin cebine giriyor, derhal açıklayın!
İşte kesilen faturanın belgesi⬇️
İstanbul’u demir ağlarla örüyoruz.
Çalışmalarına son hız devam ettiğimiz Pendik Merkez- Kaynarca Merkez- Fevzi Çakmak Metro Hattı şantiyesini ziyaret ettik.
Bu hattımız sayesinde Pendik Merkez - Sabiha Gökçen Havalimanı arası 15 dakikaya düşecek.
İstanbul için durmadan yorulmadan çalışmaya devam.
Aylardır dört duvar arasındayım. Birkaç saatlik gökyüzünün, birkaç adımlık özgürlüğün kıymetini en iyi bilenlerdenim.
Bizler, yüzyıllardır hayvanlarla bir arada yaşayan medeniyetin evlatları, “Yaradılanı severiz, Yaradandan ötürü” diyen Yunus Emre’nin torunlarıyız.
Beyoğlu’nda göreve gelir gelmez can dostlarımızın sağlığı ve sokaklarımızın güvenliği için yıllarca bakımsız bırakılan hayvan bakım evimizi baştan aşağı yeniledik. Patilen Beyoğlu Gönüllülerimiz için yer tahsis ettik. Onlar rahat etsin ki can dostlarımızı da rahat ettirsinler istedik.
Ve duydum ki Beyoğlu’nun güzel insanları barınaklardaki hayvan dostlarımızı mutlu etmek için her hafta onlarla vakit geçirip yürüyüşe çıkarıyormuş. Patilen Beyoğlu Gönüllülerimizin merhametine, emeğine ne kadar teşekkür etsem az.
Fakat hepimiz biliyoruz ki canlarımıza asıl şifa, onları o kafeslerden tamamen kurtaracak kalıcı yuvalar açmakta.
Bir çağrı da benden olsun. İmkanı olan tüm Beyoğlulu komşularım, iyiliğe ortak olalım, bir cana yuva olalım. Can dostlarımızı hayatın güzelliğinden, özgürlüğünden alıkoyan o esaret hayatından temelli kurtaralım, bir dostun şefkatini onlara çok görmeyelim.
Bakım evimizde yuva bekleyen can dostlarımızı unutmayalım. Satın almayalım, sahiplenelim.
İnan Güney
Beyoğlu Belediye Başkanı
Silivri Zindanı
BABAMA...
“14 yaşında düştüm yola, gurbete, köyde anne yok, baba yok ne yapacaktım? Köyden Zara'ya yürüdük" der, anlatırdı babam.
"Kulaksız Çöpçüler Koğuşu’nun orada 20 kişi bir evde kalırdık. Gündüzcüler kalkar, gececiler yatardı ama yataklar hiç boş kalmazdı. Araba falan nerede, koşarak giderdik işe… Sonra, Maksim'de bulaşıkçılık yaptım, taksicilik yaptım, sonra askere gittim" derdi.
Askerlik anıları hem babam için hem Türkiye siyasi tarihi için bir tanıklıktı. Şöyle anlatırdı: “Deniz'i, Yusuf'u, Hüseyin'i idam eden mahkeme hakiminin şoförüydüm. Komutanı bırakır kapı arasından dinlerdim duruşmaları. Gelir giderken Deniz'i izlerdim. Koç yiğitti, boylu posluydu, aslan gibiydi. Annesiyle babası gelir tel örgülerin orada otururdu, izler üzülürdüm. Bir gün yanlarına gittim gizlice, ellerini öptüm, ‘Ben hakimin şoförüyüm’ dedim. Ana, 'Hakim ne diyor evladım bizim çocuklar için?' diye sordu. Ben de, ‘Bir şey der mi bana anacığım’ dedim ve boynum bükük ayrıldım yanlarından’ der, titreyen sesiyle anlatırdı o günleri.
Askerden gelip, Beyoğlu Belediyesi'nde şoför olarak işe girmiş babam. Çöp kamyonu kullanır, sokak sokak gezermiş Beyoğlu'nda. Her gün gittiği sokaklardan birinde çöpünü aldıkları evlerden birinde bir kız görmüş, sevmiş ve böyle evlenmişler annemle...
Üç kardeştik, çocuktuk, babamız evde olmazdı çoğunlukla, sabah 5'te kalkar belediye işine gider, öğleden sonra 3’te taksiye çıkar, gece 12’de eve gelir yatardı. Yatmadan teybe bir kaset koyar; ya Papur, ya Aşık Gülabi dinler, öyle yatardı. Belki de tek keyfiydi o.
Sadece Pazar günleri görürdük babamı. Öyle yoğun çalıştı yıllarca, ekmek aslanın ağzında derdi.
Ablam, abim, ben okuyalım diye her fedakarlığı yapardı, yemez yedirir, giymez giydirir derler ya, o fedakarlıkla, 'Yeter ki okusun çocuklar' derdi. Belki de yaşamadığı çocukluğunu, görmediği mevkileri, çalışarak geçen gençliğinin, yitip giden yıllarının, ezilmişliğinin bedeli olarak çocukları, bizler, güzel yerlerde olalım, okuyalım istiyordu.
Babam; artık büyüdük, evlendik, gelinlerin, damadın oldu, 7 torunun oldu.
Oğlun, o çöp kamyonunun direksiyonunda ter döktüğün, sokaklarını arşınladığın, Beyoğlu'na başkan oldu sayende. Her işçiye baktığımda sen aklıma geldin, seni gördüm gözlerinde, evlidirler, evlerinde onlar da evlat sahibidirler, belki de geleceğin başkanlarını yetiştiriyorlar diye düşünür, sana duyduğum saygıyı, sevgiyi gösterirdim tüm işçi kardeşlerime.
Senden öğrendim ben, “Emek en yüce değerdir” demeyi.
Başkan oldum, çok çalıştım baba, şimdi yolum düştü mahpusa. Cezaevine girdiğimde dimdik ayaktaydın, arabanı kullanır, Örnektepe’ye kahveye giderdin. Ama ilk açık görüşümde tekerlekli sandalyeyle getirdiler ya seni, o an dünya başıma yıkıldı. Sen bizim dağımızdın, kaç yaşında olursak olalım, mevkimiz ne olursa olsun gölgene sığındığımız çınardın.
O an sen beni mahpus, ben seni hasta görünce ağladık, sarıldık ya gitmiyor aklımdan. Erkekler ağlamaz derler, oysa bal gibi ağlarmış işte...
Bu Babalar Günü kapını çalamayacağım, elini öpüp sarılamayacağım ama biliyorum ki yol arkadaşlarım, dostlarım, eşim ve kızlarım çalacak kapını, onlarca İnan Güney öpecek elini.
Üzülme dayan babam, elbet bu günler geçecek ve ben kapını çalıp elini öpeceğim, gölgene sığınacak, sarılacağım ve mutluluk gözyaşları dökeceğiz.
O güne kadar, özgür günlerde kucaklaşana kadar kal sağlıcakla babam. Hani bir türkü dinlerdin ya hep; "Ben yanarım yavrum sana, yavrum yanar yavrusuna" derdi; biliyorum sen bana, ben yavrularıma yanarım hücrede.
Bu Babalar Günü sen evladından, ben evlatlarımdan ayrıyım baba…
Ne sana ne bana kutlu olmayacak ama kutlayacağımız, güleceğimiz, sarılacağımız daha nice Babalar Günü’ne olan inancım tam. Ellerinden öpüyorum, elbet bugünler geçer, zulüm son bulur, yeter ki sen sağlıklı ol, var ol babam.
Sağlıcakla kal… Oğlun İnan Güney Silivri Zindanı
Saatleri kurduk, bekliyoruz…
Kantinden aldığımız çalar saatimiz bu işe amade :)
Silivri Zindanı’ndan #BizimÇocuklar’a yürekten başarılar. Yolunuz açık olsun Milli Takım! 🇹🇷
Merhum Manisa Büyükşehir Belediye Başkanımız Mimar Ferdi Zeyrek’i vefatının yıl dönümünde sevgi, saygı ve büyük bir özlemle anıyorum.
Mekanı cennet, ruhu şad olsun.