YENİ Parti'nin tutuklanan belediye başkanları Sinem Dedetaş ve Fatma Kaplan Hürriyet için hazırlanan dayanışma klibi yayınlandı.
Sosyal medyada hızla yayılan ve iki kadın siyasetçiye destek amacıyla yapılan video, izleyenleri duygulandırdı.
Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş’tan gelen mesajı, kız kardeşi okudu:
Benim durduğum yerde durmaktan çekinenler olabilir ama ben bir Cumhuriyet kadını olarak dim dik buradayım! Korkmuyorum!
📢 Özgür Çelik, Üsküdar Belediyesi önünden seslendi:
💬 "Masada kaybettiklerini ayak oyunlarıyla, çökme girişimleriyle geri almaya çalışıyorlar. Üsküdar buna izin vermez. İstanbul buna izin vermez. Türkiye buna izin vermez. Yarın akşam yine buradayız."
📍Rize / Pazar
İlk durağımız Rize Pazar Meydanı’nda muazzam bir enerjiyle halkımızla kucaklaştık.
Halkımız neredeyse biz oradayız; taburede, bankta ya da kamyonet arkasında… Bizim için hiç fark etmez!
Millet bizimle, biz milletimizleyiz!
"Darbe dönemlerinde bile böyle yargı düzeni görülmedi!"
CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, mahkeme başkanının duruşma salonunda Suat Özçağdaş'a yönelik sarf ettiği "soytarı" ifadesine sert tepki gösterdi:
"Bir mahkeme başkanı milletvekiline 'soytarı' diyemez! Darbe dönemlerinde bile böyle bir yargı düzeni görülmedi. Mahkeme başkanı okey masasında mı oturuyor? Soytarı diyor milletvekiline ya! Bu yapılanlar Türkiye adına utanç vericidir ve bir rezalettir." @cancoskun
#SonDakika #İmamoğlu
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdülkadir Uraloğlu’nun Yüce Divan'da yargılanmasına neden olacak belgeleri paylaşıyorum!
Başıboş bir apron, görmeyen kameralar, şüpheli İsrail jeti, düşen Libya uçağı!
Abdülkadir Uraloğlu’nun kamuoyundan gizlediği gerçeklere ait resmi belgeleri yayınlıyorum.
Düşen Libya uçağı olayının perde arkasını;
Esenboğa Havalimanındaki HALİNKOK komitesinin resmi toplantı tutanaklarıyla ortaya çıkardık.
Toplantı Tarihi: 30 Nisan 2026
Konu: Apron 5’teki Uçak Parkları
Katılanlar: DHMİ, Emniyet, Jandarma, TAV, Havayolu şirketlerinin yetkilileri
Belgeler, Esenboğa Havalimanında denetimsiz bir “tuzak alanı” yaratıldığını kanıtlar nitelikte.
Tuzağın adresi: Esenboğa Apron 5!
İki düşman ülke uçağının aynı apronda park ettirilmesi, uluslararası uçuş kurallarına aykırı olduğu halde;
Adım-1 ⬇️
22 Aralık’ta Esenboğa’ya inen Libya Genel Kurmay Başkanını taşıyan jet, garip bir şekilde;
Üst düzey yabancı yetkilileri taşıyan uçakların park ettirildiği Apron 1’e değil, havalimanının en uzak köşesindeki Apron 5’e yönlendiriliyor.
Adeta bir tuzağa doğru çekiliyor.
Adım-2 ⬇️
Ertesi gün şüpheli bir İsrail jeti Esenboğa Havalimanına iniş yapıyor. O da Apron 5’e yönlendiriliyor.
Adım-3 ⬇️
İki düşman ülke uçağı, skandal bir şekilde, 1 saat 41 dakika boyunca Apron 5’te bir arada kalıyor.
Bu süreç boyunca Libya uçağı mürettebatı oteldeyken, İsrail jeti mürettebatı ve yolcuları Apron 5’te, Libya uçağıyla baş başa kalıyor.
Sonuç⬇️
Şüpheli İsrail jeti Esenboğa’dan kalkıp Tel-Aviv’e gidiyor. Ardından havalanan Libya jeti ise üç jeneratörünün de tuhaf bir şekilde birden bire arızalanmasıyla Ankara’da düşüyor. Kurtulan olmuyor.
Peki tuzak yeri neden Apron 5?
İşte bu sorunun yanıtı HALİNKOK belgelerinde!
Ankara Vali Yardımcısının başkanlık ettiği HALİNKOK’un resmi tutanaklarına göre;
🔴 DHMİ, Apron 5’e park yeri bilgisi giremiyor!
🔴 Apron 5’e giriş yapan uçaklar rastgele, kendi istedikleri yere park ediyor!
🔴 Havalimanı Kulesi ve Ramp Birimi Apron 5’i göremiyor!
🔴 Apron 5’te kamera problemi var!
🔴 Devasa apronda sadece 3 adet kamera var; 3’ü de sorunlu, görüntüler net değil!
Yani resmi belgelere göre;
5 No’lu Apron, Esenboğa Havalimanında operasyon yapmak için çok ideal bir kayıt dışı kör nokta durumunda.
Ulaştırma Bakanı Abdülkadir Uraloğlu, Apron 5 gerçeğini en başından beri biliyor olmasına rağmen, tedbir almayarak görevini kötüye kullanmıştır.
İsrail jetinin varlığı, Apron 5’teki kontrol dışı durum ve kamera rezaleti konusundaki açıklamalarımız için ‘tümü yalan’ diyerek, kamuoyunu yanıltmaya çalışmıştır.
Ulaştırma Bakanı, bizzat kendi sorumluluğundaki kurumun "kozmik" tutanaklarıyla yalanlanmıştır.
Türkiye’nin milli menfaatleri çerçevesinde, özellikle NATO Zirvesi öncesinde;
Ulaştırma Bakanı mutlaka görevden alınmalıdır!
Bakana şifreli not: Belgelerde adı geçenlerin kuruma olan aidiyet duygusunu rencide etmemenizi tavsiye ederim.
İmamoğlu'ndan Özel paylaşımı:
"Bizleri zindana atıp, parti binalarına kayyım atayınca milleti çaresiz bırakacağını sananlar bu fotoğrafa iyi baksın!"
https://t.co/aXrj1mmHMq
HAKSIZ, ÇIKAR KARŞILIĞI OY SAĞLAMAK, PARTİ İÇİ SEÇİMLERDE DEĞİL,
SADECE VE SADECE YEREL VE GENEL SEÇİMLERDE SUÇ.
TÜRKİYE'DE CHP KONUSUNDA OLMAYAN BİR SUÇ TARTIŞILIYOR!
İŞTE SADECE YEREL VE GENEL SEÇİMLERE İLİŞKİN OLAN 298 SY Md 152:
Haksız oy sağlamak
(Değişik birinci fıkra: 10/6/1983-2839/50 md.) Her kim kendisine veya başkasına oy veya tercih işareti verilmesi veya verilmemesi için bir veya birkaç seçmene menfaat, sair kıymetler teklif ve vadeder veya verir, yahut resmi, umumi vazifeler veya hususi hizmet ve menfaatler vait veya temin ederse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.
Verilen, vait veya temin edilen menfaatler seçmenin seyahat, yemek, içki ve nakil masrafları veya hizmetlerinin mukabili olarak gösterilse dahi hüküm aynıdır.
Yukarda yazılı para, menfaat, vait veya hizmetleri kabul eden seçmen dahi aynı ceza ile cezalandırılır.
Bu fiilleri, tehdit veya cebir veya şiddet kullanarak işleyenler hakkında ceza, bir misli artırılarak hükmedilir.
***
Siyasi parti içi seçimlerine hile karıştırmak 2820 SY md 112,
Yerel ve genel seçimlere hile karıştırmak ise 298 SY md 143, 144, 145, 148, 153, 159, 160, 161, 162, 164, 168'de düzenleniyor.
Çıkar karşılığı oy vermek bu sayılan maddeler kapsamında kalmıyor.
***
Türkiye'de parti içi bir konuda iddianın gerçek olup olmaması ayrı bir konu, aylardır olmayan bir suç tartışılıyor!
#CHP #Kurultay #Hile
Salim Şen: Kılıçdaroğlu, Cumhuriyet Halk Partisi’nde bir arınma sağlamak amacıyla rejim tarafından görevlendirilmiştir. Onun iş birlikçisi olarak o koltuğa oturmuştur; bir işgalcidir kardeşim, bir işgalcidir.
Partiye çökmüştür. Hukuki temeli olmayan bir durum söz konusudur. Bakın, istedikleri kadar mahkeme kararlarından bahsetsinler; ben hukukçuyum, o karar yoklukla maluldür.
Devletin aklı hukuktur
Hukuktan kopan devletin her hangi bir aklından söz edilemez
Devletin hukuk dışına çıktığı alanlarda;Anayasa mahkemesi ve AİHM kararlarını uygulamama, Anamuhalefet partisinin kurultaylarını iptal gibi hukuk dışı uygulamalar"devlet aklı"diye meşrulaştırılamaz
CHP'li Gül Çiftçi'den 'butlan' yönetimine 'tüzük' ve 'PM' hatırlatması!
"Parti Meclisi toplanmadan, Parti Meclisi iradesi alınmadan ve tüzüğün öngördüğü usuller işletilmeden oluşturulan bir MYK ve yapacağı her türlü işlem ve tasarruflar yok hükmündedir."
https://t.co/cQzNyzSyc0
Murat Taylan: "Kemal Kılıçdaroğlu'na suikast girişimi sonrası Aziz İhsan Aktaş'ın aracını Kemal Kılıçdaroğlu'nun altına veren kim?
Ne güzel dünya!
Aziz İsan Aktaş'ın söyledikleriyle bugün tüm CHP'lileri hırsız namussuz ilan edeceksiniz.
Ama aynı Aziz İhsan Aktaş'ın verdiği arabaya da bindiğiniz ortaya çıkacak ve tek kelime etmeyeceksiniz."
Her CHP üyesi, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurarak,
25.7.2020 tarihinde seçilen Kemal Kılıçdaroğlu'nun "en çok üç yıl" içinde olağan kurultaya gidilmediği için,
26.7.2023 tarihinde görevinin son bulduğunu,
CHP parti sicilinin 2820 SY md 10 uyarınca hukuksal gerçekliğe uygun olarak bu şekikde düzeltilmesini isteyebilir.
CHP'yi, 4/5.11.2023 tarihinde yapılan 38'inci olağan kurultaya taşıyan ve bu tarihte "görevde olan" 37 nci olağan kurultay ekibi içinde bu durumda Kılıçdaroğlu olamayacak, (gerekirse bir tavzih kararı ile bile) tedbiren görev yapanlar kapsamı içinde de olamayacaktır.
Tarafımca başvuru yapılmıştır.
Ayrıntılar dilekçede:
#CHP #Kılıçdaroğlu
"Amerikan Sistemini Uygulamayı Hiç Düşünmedim."
Tam 95 yıl önce, 3 Ekim 1930'da, gazetelerde, Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal (Atatürk)'ün bu açıklaması çıktı.
Atatürk, başkanlık sistemine karşıydı. Kendisinin, cumhurbaşkanlığıyla başbakanlığı birleştirip “başkan” olmasını isteyenlere, 1930 yılı Ekim ayı başında yanıt vermişti. Eğer bir gün başbakan olması gerekirse bu görevi kabul edeceğini, ancak bu durumda “cumhurbaşkanlığını bırakacağını” belirterek şöyle demişti:
“Amerikan sistemini (başkanlık) memleketimizde uygulamayı hiç hatırıma getirmedim. Sistemsiz ve kanunsuz biçimde cumhurbaşkanlığıyla başbakanlığı birleştirmeyi asla düşünmedim ve düşünecek adam olmadığım bütün milletçe malumdur zannederim...”
(Mustafa Kemal-Atatürk- Vakit, 4 Ekim 1930)
https://t.co/40Qk3tBxG2
https://t.co/EMb4Sto7te
https://t.co/7T1CQCtnsH
Halkın gözyaşıyla iktidar olanlar kadar, o gözyaşına basarak kendine ikbal arayanlar da tarihte aynı kadere mahkumdur.
Gün gelecek halk, o yaşların hesabını soracak. Tarih bu halkın dayanışmasını ve vicdanını yazacak.
Unutulmasın ki; umutsuz durum yoktur, bu halk 103 yıl önce olduğu gibi bugün de umudun adıdır.
SUÇLULARIN TELAŞI ve TARİH KÜRSÜSÜ
"Biz hukuk dışı bir rejimin kurulmakta olmasıyla karşı karşıyayız. Tarih kürsüsünden halinizi seyrediyorum. Suçluların telaşı içindesiniz. " (İsmet İnönü, 14 Aralık 1953)
14 Aralık 1953’te DP’lilerin oylarıyla, 6195 sayılı “CHP’nin Haksız Kazançlarının İadesi Hakkında Kanun” kabul edildi. (TBMM Tutanak Dergisi, Dönem: IX, C: 26, 17. Birleşim, 14 Aralık 1953, s. 169.)
Bu kanunla CHP’ye ait taşınabilir malların pek çoğu hemen açık artırma ile satıldı; taşınmaz malların mülkiyeti Hazine’ye geçirildi. Maliye Bakanlığı, 29 Aralık Salı günü mesai bitimine kadar CHP’nin tüm mal varlığının teslimini istedi. Kanunun yürürlüğe girdiği 16 Aralık 1953’te Ankara’daki CHP Genel Merkez binası, Ulus Gazetesi ve Matbaası ile tüm mal varlığı Maliye Bakanlığı memurlarına teslim edildi. (Çakmak, s.15-16)
CHP SEFERBERLİĞİ
Mal varlığına el konulan CHP adeta seferberlik ilan etti. CHP’liler, parti adına açılan yardım hesaplarına bağış yapmaya başladılar. İlk olarak Genel Başkan İsmet İnönü ve Genel Sekreter Kasım Gülek para yatırdı. Ülke genelinde parti binalarına el konulunca yeni binalara geçildi. İstanbul il binası boşaltılıp kapısı mühürlendikten sonra partililer tarafından bina kapısına “Atam izindeyiz; Gene Geleceğiz; Azmimizi Yıkamazsınız” biçiminde yazılar yazıldı. 19 Aralık 1953 tarihinde Ankara Yenişehir’de CHP geçici il binasının açılışı, İsmet İnönü ve partililerin katıldığı törenle yapıldı. Parti binasına gereken malzemeler partililer tarafından sağlandı. İsmet İnönü de kendi evinden bir oturma takımını partiye bağışladı. 3 Ocak 1954 tarihinde başka bir binaya geçildi. İstanbul’da yeni il binasının açılışı da 2 Ocak 1954 tarihinde yapıldı. CHP İzmir il binası ise İsmet İnönü’nün doğduğu ev oldu. CHP Kongre üyeleri ülke genelindeki parti kongrelerine gelirken evlerinden sandalyelerini de kendileri getirdiler. Bu arada CHP, elinde kalan mallarına da el konulma olasılığına karşı bazı önlemler aldı. CHP’nin ağır bir yenilgi aldığı 2 Mayıs 1954 seçimleri için DP iktidarı bir milyon liradan fazla harcarken, CHP sadece 158 bin lira harcayabilecekti.
Yazımın tamamı için bkz. 👇
https://t.co/yLxGO3WQp8