Ahmet Özer tutuklandığında 7 aylık, Resul Emrah Şahan ve Alaattin Köseler 1 yıllık belediye başkanıydı.
🔺️2024 yerel seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) oy oranı %37,81 olarak gerçekleşmiştir.
🔺️CHP, bu sonuçla 1977 yerel seçimlerinden beri ilk kez birinci parti olmuş ve yerelde iktidar konumuna geçmiştir.
🔺️CHP, 14 büyükşehir, 21 il (toplamda 35 il), 337 ilçe ve 48 belde kazandı.
🔺️31 Mart 2024 Yerel Seçimlerinde İstanbul'da Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) oy oranı %51,14 olarak gerçekleşmiştir. CHP adayı Ekrem İmamoğlu, bu oy oranıyla 4.432.862 oy almıştır.
🔴 31 Mart 2024 yerel seçimde CHP'nin İstanbul'da kazandığı bazı ilçelerin, AK Parti'den alınma süreleri:
Üsküdar: 35 yıl sonra (son AK Parti yönetimi 1989).
Çekmeköy: 3 dönem sonra (2009'dan beri AK Parti yönetimindeydi).
Eyüpsultan: 4 dönem sonra (2019'dan beri AK Parti yönetimindeydi).
Sancaktepe: İlk kez (2008'de ilçe oldu).
Tuzla: 7 dönem sonra.
Silivri ilçesi ise MHP'den alındı.
🔴 CHP İstanbul'da büyükşehir ve 39 ilçe belediyesinin 26'sını kazandı.
🔺️İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve 14 ilçe belediyesine operasyon yapıldı. 13 belediye başkanı tutuklu.
🔺️Ekrem İmamoğlu 25 yıl devam eden AKP/Refah iktidarını devirerek İstanbul'u kazandı.
🔺️2 kez İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığını (tekrarla 3'üncü) kazanan #Ekremİmamoğlu 23 Mart 2025'te tutuklandı.
🔺️Beşiktaş Belediye Başkanı #RızaAkpolat Ocak 2025'te tutuklandı. Cezaevindeyken 9 Ocak 2026 tarihinde tekrar tutuklandı.
🔺️Şişli Belediye Başkanı #ResulEmrahŞahan Mart 2025'te tutuklandı ve belediyeye kayyum atandı. Daha sonra Eylül 2025'te cezaevindeyken ikinci kez tutuklandı.
(Şahan, tutuklandığında 1 yıllık belediye başkanıydı)
🔺️Beylikdüzü Belediye Başkanı
#MehmetMuratÇalık Mart 2025'te tutuklandı. İstanbul'da tutuklanan Çalık, İzmir'e götürüldü.
🔺️20 yıl sonra belediyeyi CHP'ye kazandıran Beykoz Belediye Başkanı #AlaattinKöseler Mart 2025'te tutuklandı.
(Eylül 2025'te) tahliye edildikten yaklaşık 30 saat sonra savcılık itirazıyla yeniden tutuklandı.
(Köseler, tutuklandığında 1 yıllık belediye başkanıydı)
🔺️Büyükçekmece Belediye Başkanı #HasanAkgün Haziran 2025 tarihinde tutuklandı.
🔺️Avcılar Belediye Başkanı #UtkuCanerÇaykara Haziran 2025'te tutuklandı.
(Çaykara, tutuklandığında 14 aylık belediye başkanıydı)
🔺️35 yıl sonra belediyeyi CHP'ye kazandıran Gaziosmanpaşa Belediye Başkanı #HakanBahçetepe Haziran 2025'te tutuklandı.
İddianamesi Mayıs 2026'da hazırlandı.
(Bahçetepe, tutuklandığında 14 aylık belediye başkanıydı)
🔺️30 yıl sonra belediyeyi CHP'ye kazandıran Şile Belediye Başkanı
#ÖzgürKabadayı Temmuz 2025'te tutuklandı.
İddianamesi hâlâ yazılmadı.
(Kabadayı, tutuklandığında 16 aylık belediye başkanıydı.)
🔺️30 yıl sonra belediyeyi CHP'ye kazandıran Beyoğlu Belediye Başkanı #İnanGüney Ağustos 2025'te tutuklandı.
(Güney, tutuklandığında 17 aylık belediye başkanıydı.)
🔺️Ataşehir Belediye Başkanı #OnursalAdıgüzel Nisan 2026'da tutuklandı.
🔺️Kurulduğundan beri hiç kazanılmayan belediyeyi 34 yıl sonra CHP'ye kazandıran Bayrampaşa Belediye Başkanı
#HasanMutlu Eylül 2025'te tutuklandı.
İddianamesi hâlâ yazılmadı.
(Mutlu, tutuklandığında 1.5 yıllık belediye başkanıydı)
🔺️Silivri Belediye Başkanı
#BoraBalcıoğlu 16 Haziran 2026'da tutuklandı.
🔺️Esenyurt Belediye Başkanı
#AhmetÖzer 30 Ekim 2024 tarihinde tutuklandı ve temmuz 2025 tarihinde tahliye edildi.
Cezaevindeyken ikinci kez tutuklandı. Belediyeye Kayyum atandı.
(Özer, tutuklandığında 7 aylık belediye başkanıydı)
🔺️Adalar Belediye Başkanı
#AliErcanAkpolat 19 Haziran 2026 (bugün) gözaltına alındı.
İstanbul’da yaşayan milyonlar, iradelerini net bir şekilde ortaya koyarak 39 ilçenin 26’sını ve Büyükşehir Belediyesi’ni CHP kadrolarına emanet etti.
.......
(Görsel fotoğrafları yapay zeka dayatması oldu...anlaşamadık)
Fatoş Pınar Türker, operasyon sürecini ve Vatan Emniyet’te yaşadıklarını anlattı. Türker, Mali Şube’nin operasyonu yürütmesine rağmen evine Cinayet Şube polisleri geldiğini, çocuklarına su verilmesine bile izin verilmediğini söyledi.
Vatan Emniyet’te polis tarafından çıplak aramaya maruz bırakıldıklarını anlatan Pınar Türker, yaşadıklarını aktarırken göz yaşı döktü.
Türker şunları anlattı:
“Allah’tan avukatımı arayabilmiştim. Çünkü eve girince polisler hemen telefonumu aldılar. ‘Hiçbir şeye dokunmayın’ dediler.
Çocuklarım ağlıyor. ‘Bir su vereyim’ diyorum. ‘Hayır’ diyorlar. Küçük kızım okula gidecek. ‘Hayır, kimse kıpırdamasın. Delil karartmayın’ diyorlar sürekli.
Komiserdi herhalde. Onun gözlerindeki bakışı hiç unutmayacağım. Bir tane kadın memur vardı. En son o da kızlarımla birlikte ağlıyordu.
‘Kaşe var mı?’ dedi.
‘Ne kaşesi?’ dedim.
‘Şirket kaşesi’ dedi.
‘Yok’ dedim. ‘Ben şirketin genel müdürüyüm, kaşeyi ne yapayım?’
‘Arayın bulun’ dedi.
Neyse, evi arıyorlar falan. ‘Kimse yerinden kıpırdamasın’ diyorlar. Biz de salonun ortasında pijamalarla duruyoruz. Kızlarım da ağlıyor. Bana sarılmak istiyorlar.
‘Kimse elini kimseye dokundurmasın’ dediler.
Ben de dedim ki:
‘Siz mali suçlar için gelmediniz mi? Biz neyi delil karartacağız?’
Polis dedi ki:
‘Biz cinayet masadan geliyoruz.’
Öyle olunca benim kızlarım aval aval ağlamaya başladılar.
Ben de dedim ki:
‘Ne cinayeti?’
‘Hayır’ dedi. ‘Şu an operasyon oluyor. Polis kalmadı, biz geldik.’
Yani delil karartma meselesi… Çocuğuma bir bardak su bile veremedim gerçekten. O kadar tiyatro mu desem, kabus mu desem… Ama polisin gözlerindeki o ifadeyi hiç unutamayacağım.
Ama çok insani davranan bir polis memuru daha vardı. Hatta sonra beni sağlık kontrolüne götürdüğünde, başına bir şey gelmeyecekse annemi aradı. İki kere benim konuşmama izin verdi.
‘Kızınız iyi’ dedi.
Sonra tekrar aradı. Allah razı olsun kendisinden.
Ben o şekilde çıktım evden. Küçük kızımla son kez okuluna uğramış oldum. O, akşam döneceğimi düşündü tabii. Aradan 15 ay geçti.
Vatan’a girdik, emniyete. Hakikaten ben oradan çıkamayacağımı düşündüm.
Sonra nezarete girdim. Asistanım vardı.
‘Sen niye buradasın Canan?’ dedim.
Gene ağladılar. Pınar Hanım da ağladı.
Zaten sonra gerisi yağmur gibi yağdı. Fatoş geldi. Ceyda geldi. Tanımadığım bir sürü insan geldi.
Sonra artık orada… Muhtemelen hiç görmemişsinizdir, görmeyin de inşallah, nezarethaneyi. Ama zaman mefhumunuzu yitiriyorsunuz. Çünkü bodrum katta olduğu için hiç cam pencere yok. Müthiş bir ışık var her tarafta. Artık kaçıncı gün, hangi saatteyiz bilmiyorum.
Bir kadın memur geldi.
‘Arama yapacağız’ dedi.
Sırayla götürüyorlar bizi, sonra geri getiriyorlar.
Benimle birlikte gitti. Böyle arşiv odası gibi bir yere aldı beni.
‘Soyun’ dedi.
‘Nasıl yani?’ dedim.
Eldiven taktı eline. Arkada klasörler var. Çok küçük bir oda.
O memuru da nerede görsem asla unutmam. Odayı da nerede görsem asla unutmam.
‘Üstünü çıkar’ dedi.
Üstümü çıkardım.
Ama üstümü çıkarmanın… Zaten çıplağım, ne kontrolü yapacaksın?
Yine de kontrol yaptı.
‘Tamam, üstünü giyebilirsin’ dedi.
‘Peki, gidebilir miyim?’ dedim.
‘Hayır’ dedi. ‘Eşofmanını da indir.’
İndirdim.
‘Çamaşırını da.’
‘Nasıl yani?’ dedim.
‘İndireceksin’ dedi.
Dolayısıyla ikisini de ayak bileklerime kadar indirdim.
‘Şimdi yere çömel’ dedi.
Ondan sonra da:
‘Burada utanan varsa çıkabilir’ dedi.
Ben utanmıyorum. Ama insanların onurunu, gururunu kırmak için yapılıyormuş gibi geliyor. Yapan utansın. Ben utanmıyorum.
‘Cinsel organını aç’ dedi.
‘Bacaklarını aç, arkanı dön, eğil…’
Sonra:
‘Tamam’ dedi.
Halbuki biz ne olduğunu anlamıyoruz.
Bu arada ben kendi deneyimimi anlatıyorum. Diğer arkadaşlarımızda farklı polis memurları vardı, daha farklı uygulamalar olmuş olabilir. Ben kendi deneyimimi anlatıyorum.
Bir de bunun ne olduğunu anlamamıştık. Eldiven taktı ya eline… Eldiveni kullanmadığı için mutlu olduk. Çünkü ben jinekolojik muayene gibi bir şey olacak zannetmiştim. Eldiven takınca sevindik hatta nezarette.
Sonra tutuklandıktan sonra Fatoş’un çığlıklarıyla yaşananları hiç unutmuyorum.
Çünkü biz tutuklandık. Her şey film gibi.
O an bir avukatın telefonundan annemi aradım. Kızlarımla konuştum. Hepsi ağlıyorlardı.”
İBB Davası’da Fatoş Pınar Türker, savcı tarafından küçük çocuklarının velayetinin alınmasıyla tehdit edildiğini, çıplak aramaya maruz bırakıldığını gözyaşları içinde anlatıyor. Bu sırada Kılıçdaroğlu ve ekibi İBB Davası’nın savunuculuğunu CHP Genel Merkezi’nde yapıyor. İBB Davası üzerinden kendilerine koltuk devşirenlerde, bu operasyonları savunanlarda, bu insanlık suçuna ortak olanlarda hiçbir insanı değer, nebze vicdan, ahlak yok. Yazıklar olsun.
Faik Öztrak son 19 yıldır milletvekilliği yapıyor. Babası Orhan Öztrak ise 8 yıl milletvekilliği yaptı. Faik Öztrak’ın dedesinin adı da Faik’ti. Dede Faik Öztrak, 30 yıl milletvekilliği yaptı ve Cumhuriyet’in ilk dönemlerinin İçişleri Bakanlarından biri olarak görev aldı. Yani Öztrak ailesi, üç nesildir toplam 58 yıl milletvekilliği yapmış durumda. Koltuğa yapışan biri aranıyorsa, o da Öztrak ailesidir.
#İBBDavası'nda 16.gün
Sabah en erken o geliyor..
araya bile çıkmıyor..
gece karanlığına kadar sandalyesinde dua okuyup..
tesbih çekiyor.
Oğlu salona girerken ayağa kalkıyor..
hep aynı koltukta oturuyor..
oğlu da biliyor orayı gözleri birleşince bir yarım gülümseme asılı kalıyor..
Beylikdüzü Belediye Başkanı #MehmetMuratÇalık'ın annesi Gülseren Çalık eli göğsünde oğlunu bekliyor.
Over 400 women have been arrested since they overturned Roe v Wade... yet not a SINGLE man has been arrested for raping children with Epstein.
It’s never been about protecting children... wake up.
Resul Emre Şahan’nın dün yaptığı savunmaya karşı savcılık makamı tek bir soru soramadı. Sebebi ellerinde somut bir delil olmaması…
Hakim 4 soru sordu,Resul Emre Şahan her birine net cevaplar verdi,hepsini somut delile bağladı.
Ne tesadüf 1 milyonluk cezaya,10 milyon dolar rüşvet istediler deyip, hiç bir somut delil ortaya koyamayan.
Mütahhid firmalar bu dava sayesinde,Resul Emre Şahan’nın yerine gelen kayyım sonrasında 10 misli imar aldılar…
Resul Emre Şahan’nın park yapılsın dediği yere,taş yapı şuan Avm yapıyor…
Bunların hepsi tesadüf öylemi…!!!
Buna AKP’liler bile inanmıyor artık.
Hak yiyenin iki yakası bir araya gelmez, gelmeyecek…
Millet olarak bu ibretlik dersi,hep beraber yaşayarak göreceğiz.