@BertanRona Önsözünde Aragon Harika bir açılış yapıyor. Bir an evvel okumak istiyorsunuz. (Hatta buna ilave olarak Mecidi'nin Baran filmi izlenebilir.)
Derin saygı.
Bir önceki 40 günün üstünde bi 40 gün daha geçmiş. Bir sonrakinde görüşmek dileğiyle.
"Sabır ve namazla Allah’tan yardım isteyin. Doğrusu namaz çok ağır ve çetin bir iştir. Ancak o, Allah’a duyduğu derin saygıdan kalbi ürperenlere ağır gelmez." (Bakara, 45)
🧿
Vallahi, davetim neyi kaçırdığımı fark ettiğim içindir.
“5- (Rabbimiz!) Ancak sana kulluk ederiz ve yalnız senden medet umarız. 6- Bize doğru yolu göster. 7- Kendilerine lütuf ve ikramda bulunduğun kimselerin yolunu; gazaba uğramışların ve sapmışların yolunu değil! Âmin.”
Vakıanın hatırlattığı: “Rasûlüm! Sana kıyâmet gününde dağların ne halde olacağını soruyorlar. De ki: “Rabbim onları ufalayıp savuracak.”
Dağ ayetleri: https://t.co/sFtTiQv7VU
Vakıanın görselleştirilmiş hali:
18 Mayıs 1980'de Portland ile Seattle arasındaki Mount Saint Helens (aktif ama hareketsiz bir yanardağ iken) patladı. Önceki ve sonraki halleri fotoğrafta.
“Yeryüzünde yürüyen hayvanlar ve gökyüzünde iki kanadıyla uçan kuşlardan ne varsa hepsi sizin gibi topluluklardır. Biz kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadık. Nihayet (hepsi) toplanıp Rablerinin huzuruna getirileceklerdir.” (En’am,38)
“İşte Rabbiniz olan Allah budur. O, her şeyin yaratıcısıdır. O’ndan başka ilâh yoktur. Öyleyse nasıl oluyor da O’ndan yüz çevirip yanlış yollara düşüyorsunuz?”
https://t.co/0cECLwNELm
🧿
Vallahi, davetim neyi kaçırdığımı fark ettiğim içindir.
“5- (Rabbimiz!) Ancak sana kulluk ederiz ve yalnız senden medet umarız. 6- Bize doğru yolu göster. 7- Kendilerine lütuf ve ikramda bulunduğun kimselerin yolunu; gazaba uğramışların ve sapmışların yolunu değil! Âmin.”
'Şapkayı önüne koyup düşünmek' için önce şapkayı çıkartmak gerekir.
"Sabır ve namazla Allah’tan yardım isteyin. Doğrusu namaz çok ağır ve çetin bir iştir. Ancak o, Allah’a duyduğu derin saygıdan kalbi ürperenlere ağır gelmez."
'Şapkayı önüne koyup düşünmek' için önce şapkayı çıkartmak gerekir.
"Sabır ve namazla Allah’tan yardım isteyin. Doğrusu namaz çok ağır ve çetin bir iştir. Ancak o, Allah’a duyduğu derin saygıdan kalbi ürperenlere ağır gelmez."
Namaz kılmaya gelince; daha ilk günler -Bu kadar kolay mıydı?- şaşkınlığıyla geçti. Günde 5 vakte razı olan Allah'a şükürler olsun. Ömrümüzün geri kalanı ta’dîl-i erkân'a uygun, huşu içinde, vaktinde ve cemaatle namaz ile devam etsin inşallah.
Ömrüm nihayet bulmadan tövbe etmeyi nasip eden Allah'a hamdolsun. Coşkuyla ve sevinçle 'Elhamdülillah Müslümanım' diyebilmek ne güzelmiş. Vakit kısıtlı; imkân varken, kalbinden zerresini bile geçiren herkese tez vakitte nasip olur inşallah.
Çocukluğumdan beri bilmediğim bir yere gitmek ile oradan gerisin geriye dönmek hep farklı gelmiştir. Gidiş yolu bilinmezliklerle dolu olduğu için uzun, dönüş yolu ise bilinmez kalmadığı için daha kısa sürermiş gibi.
Yaşlıların; 35'li yaşlara kadar hayatın uzun sürdüğünü, sonrasının hızlıca geçip gittiğini söylemesi gibi.
Gideceğin yeri ararken uzun, nereye döneceğini bilince kısa.
Benzer vakalardan biri günlerce konuşulurken diğeri hiç ilgi görmeyebiliyor. Oysa temelde bir fark yok. Hayatımıza sağlı sollu girişen üzüntü verici olaylar arasından seçim yapmanın gösterdiği -acının da talihi varmış.-
İnsanlar toplu halde bir konuya odaklandığında ve neredeyse hep bir ağızdan aynı tepkileri vermeye başladığında Cemil Meriç'in 'Yığınlar düşünmez, maruz kalır.' sözünü hatırlıyorum. Kendini var edebilmek, birey olabilmek çok büyük meziyet. (Nighcrawler filmi, algının yönetilmesi konusunda ilk aklıma gelen filmdir.)
Hayatını gözden geçirince özgün bir hayat yaşadığını zannediyorsun, düşüncelerini özgür iradene bağlıyorsun oysa ki yaptığın sakız çiğnemekten ibaret olduğunu görüyorsun. Sana sakız ikram eden seni senden alıyor!
Tam da tutarsız gerçeği fark etmişsin aydınlanma yaşamak üzeresin ancak öfken geçip gidiyor. Sızlana sızlana düzene uymaya devam ediyorsun. Az kalsın kendi içinde çağ atlayacakken, o eşiği yakalamışken öfke yetmezliği yaşıyorsun. Keşfin yarım kalıyor.
Sonra bir bakıyorsun yaşamın dönüm noktaları bunlarmış. Tabii öfken yine kendini gösteriyor ancak bu kez faydasız. Devrim yapmaya niyetlenmişken bir de bakıyorsun, devrilmişsin.
+ Siz yapmadınız,
- Hayır siz yapmadınız.
+ Sizin yapmanız gerekirdi,
- Asıl sizin yapmanız gerekirdi.
+ Biz yapacağız
- Hayır, biz yapacağız.
+ Buyrun yapın,
- Asıl siz buyrun yapın.
Sınanma neticesinde sona eren bir ilişki aslında en baştan beri yoktur. Arkadaşlık, dostluk, sevgililik, akrabalık vs birçok ilişki aslında hiç olmadığının henüz farkında değildir. Güneşe aldanmadan, fırtınayı da hesaba katarak konumlanmak sonsuz güvenli alan oluşturmaya yetmese de bazılarını filtreler. Sınav yoksa iddia ispat edilememiş demektir.
Bölgeden döndükten sonra mesleğe bakış açım bile değişti. Fakat insanların dünyevi hırslarının değişmediğini, yaşanan her ne olursa olsun yaşandı bitti tadında unutulduğunu gördüm.