15 Temmuz’un 10. yıl dönümünde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yıllar önce yaptığı açıklama yeniden gündeme geldi:
“Ezanı susturacaklarmış… Ben öyle bir yiğit daha görmedim. Öyle bir yiğit çıkamaz; mümkün değil.”
Erdoğan: “Kılıç kınından çıkarsa, kelama gerek kalmaz”
Hakan Fidan: “Diplomasinin sonuna geldik, artık söz bitti”
Devlet Bahçeli: “vakit geldi, bedel ödetilmeli”
Yaşar Güler: “Türk Ordusu Hazır”
⏳
Bizim halkımız karikatür tipleri sever.
Milletimiz, CHP Genel Başkanı sıfatıyla mecburen maruz kaldığı bu şahsın garip hallerini çekirdek çitleyip çay içerek seyrediyor, gülüyor, eğleniyor, sonra da işine gücüne bakıyor.
Bir nevi bedava komedi…
Fakat Türkiye açısından trajikomik bir durumla karşı karşıyayız.
Çünkü bu pespayeliğin gerisinde utanç verici bambaşka bir tablo var.
Yargı, Cumhuriyet tarihinin en büyük hırsızlık çetesine, gelmiş geçmiş en pervasız organize suç örgütüne yönelik bir soruşturma açtı.
Şikâyet edenlerin, şikâyet edilenlerin, rüşvet alanların, şehirleri âdeta haraca bağlayanların, insanları zor duruma düşürüp soyanların hepsi CHP’li…
İstanbul’dan başlayan bu hırsızlık, haraç, rüşvet düzeni dalga dalga pek çok ile, ilçeye uzandı.
Yani ahtapotun farklı il ve ilçelerdeki kolları birer birer deşifre olmaya başladı.
Diğer şehirlerde de manzara aynı. Orada da şikâyet edenlerin ve edilenlerin cemi cümlesi CHP’li...
Biz AK Parti olarak CHP ile 2002 Kasım ayından beri geneliyle, yereliyle, halk oylamasıyla tam 18 defa sandıkta kozlarımızı paylaştık.
Bilaistisna bu seçimlerin tamamında, kendi arkadaşlarının ifadesiyle AK Parti ve Cumhur İttifakı CHP’yi “yendi de yendi, yendi de yendi”.
Hatta geçen cumhurbaşkanlığı seçiminde “6’lı masa” diyerek güya tüm muhalefeti bir araya getirdiler, yine yenildiler.
Sadece “%60’la kesin geliyor” dedikleri Bay Kemal’i değil, yanında yöresinde kim varsa hepsini birden sandığa gömdük.
Daha seçim kazanmadan “emredersiniz sayın cumhurbaşkanım” diyerek Bay Kemal’e şirinlik yapan sağlı sollu kapı kullarını da hezimete uğrattık.
Milletten sandıkta öyle bir şamar yediler ki bir daha kendilerini toparlayamadılar. Güya anketlere göre tarih yazacaklardı ama tarih oldular.
“Türkiye’nin umudu” diyerek pazarladıkları Bay Kemal’e bugün layık gördükleri muameleyi hepimiz ibretle takip ediyoruz.
Son tartışmalar ışığında daha iyi anlıyoruz ki Cumhur İttifakı olarak ülkemize her biri altın kıymetinde 5 yıl kazandırmakla kalmamış, aynı zamanda milletimizin istikbalini de kurtarmışız.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump arasındaki görüşmeden ilk fotoğrafın vücut dili analizi.
Vallahi biz Recep Tayyip Erdoğan’dan razıyız.
Dikkat ederseniz CHP’siyle, medyasıyla, diğer yapılarıyla muhalefet tarafı, gerek diploma gerekse yolsuzluk-hırsızlık meselesinde yargının ortaya koyduğu iddialara asla cevap veremiyor.
Bunun yerine konuyu siyasi sloganlara hapsederek milleti aldatma kolaycılığına kaçıyorlar.
Muhalefetin kendi iç kavgalarını veya hukukla olan sıkıntılarını ülkenin en önemli meselesi gibi gösterme gayreti, riyakârlığın dik âlâsıdır.
Hırsları ve ihtirasları âdeta akıllarını esir almış durumda.
Polisimize saldıracak; hâkime, savcıya, mahkemelere tehditler savuracak kadar muvazeneyi yitirmiş vaziyetteler.
Deseler ki “kardeşim, bu diploma alın teriyle, usulüne uygun şekilde alınmış bir belgedir”, bunu ilgili arkadaşlarımız vasıtasıyla ve hukuki argümanlarla konuşup tartışmak mümkün.
Aynı şekilde deseler ki “kardeşim, belediyede hiçbir hırsızlık, yolsuzluk, usulsüzlük, haksızlık, karanlık ve karmaşık ilişki yok”, bunu da yine işin erbabı vasıtasıyla ve hukuki deliller ışığında konuşup tartışmak mümkün.
Ama bunları yapmıyorlar, yapamıyorlar çünkü hepsinin ve çok daha fazlasının doğru olduğunu, gerçek olduğunu en iyi kendileri biliyor.
Hatta bu bilgi ve belgelerin çoğunun bizzat kendi partilileri tarafından yargıya aktarıldığının da farkındalar.
Kamuoyu önünde timsah gözyaşları döken CHP yöneticilerinin çoğunun, parti içi çekişmede rakip eledikleri için kapalı kapılar ardında sevinçten yerlerinde duramadıkları da ortadadır.
Bir kez daha söylüyorum: CHP’nin meseleleri ülkenin ve milletin değil, kendi genel merkezlerindeki bir avuç muhterisin konusudur.
Bizim ne şahsen ne parti ne de ittifak olarak muhalefetin müsamerelerine ayıracak vaktimiz yok.
Bizim havanda su döverek boşa harcayacak zamanımız, pervasızca etrafa saçacak kirli ve karanlık para kulelerimiz de yok.
AK Parti olarak biz ülkenin gerçek gündemiyle meşgulüz.
Biz sadece işimize bakıyoruz, hedeflerimize odaklanıyoruz.
Hamdolsun 23 yılımızın her günü, her anı bu şekilde ülkemize sayısız eser ve hizmet kazandırarak geçti.
81 vilayetimizin her karışına yatırımlarımızla mührümüzü vurduk.
Türkiye Yüzyılı’nın inşasına giden yoldaki engelleri sabırla ve kararlılıkla tek tek ortadan kaldırdık.
Bu şekilde de yola devam ediyoruz.