At this very moment, I’m Dr Hamza, speaking to you from the Gaza Strip.
My account is heavily restricted for a while.
If you see this post, write something to me to help me fight censorship. 🤍🕊️
https://t.co/7L2MvPYVqw
İsrail Dr. Hüsam Ebu Safiye’yi rehine antlaşması kapsamında salıvermeyi ısrarla reddediyor.
İsrail masum bir doktoru takıntı haline getirdi, hiçbir somut suçlama yapamadığı halde tüm dünyanın çağrılarına rağmen bırakmıyor.
Haydut (rogue) devlet olmak tam olarak böyle bir şey.
Umuda, özgürlüğe ve vicdana yelken açan Madleen gemisi, Mısır’ın İskenderiye limanını geride bırakarak Gazze’ye doğru yol almaya devam ediyor! 🇵🇸
Gazze’deki ablukayı delmek ve bölgeye insani yardım ulaştırmak için yola çıkan Madleen, İ*rail’in gemiyi yanaştırmama tehditlerine aldırmadan insanlığın sesi oluyor!
İşgalcilerin tehditleri artarken, tüm dünya halklarından da destek çığ gibi büyüyor! Sende paylaş, çevrene duyur ve Madleen gemisine destek ol!
#AllEyesOnMadleen #AllEyesOnDeck
Üniversite son sınıfta “Klinik Psikoloji” dersinde hocamız “Tedavinin ilk şartı nedir?” diye sormuştu. Bir arkadaşımız benden önce davranıp lafı ağzımdan aldı, “Teşhisi doğru yapmak” diye cevap verdi. Ben cevabın doğru olduğunu düşünürken Hoca, “Hayır!” dedi, “Hastanın, hasta olduğunu kabul etmesi.”. Gerçekten de tedavinin ilk şartı budur. Hasta olduğunu kabul etmeyen birine hiçbir şey yapamazsınız.
Dün, gece boyunca İsrail Suriye’yi ağır bir şekilde bombaladı, bazı kaynaklar 50 civarında şehid, 200 civarında yaralı olduğunu bildiriyor. Hiçbir Arap ve İslam ülkesinden tepki gelmedi. ABD savaş uçakları aynı saatlerde onlarca kez Yemen’i bombaladı. Bu arada İsrail, Lübnan’da da belirlediği hedefleri vurmaya devam ediyor. Uluslararası sularda ise Vicdan Gemisi hedef alındı. Gazze’yi ise söylemeye gerek yok, 5-10 kişinin öldürüldüğü operasyonlar artık haber bile olmuyor. En az 100-150 kişilik katliamlar yapılırsa birkaç twit atarak tepki veriliyor. Ve Gazze’ye iki aydır, bir nohut tanesi bile girmiyor.
Özetle, ABD-İsrail; Şii-Sünni demeden, Türk-Arap demeden, Hıristiyan-Müslüman demeden herkesi ve her yeri vuruyor. Bu katliamların hepsi bizim coğrafyamızda işleniyor.
Bu katliamlar yapılırken bizim coğrafyamızda, Filistin destekçileri de dahil hatta Filistinliler de dahil, mezhep-meşrep-kavmiyet çatışmaları devam ediyor. Bizim hastalığımız bu ve hiç kimse hastalığını kabul etmiyor. Dahası hastalığıyla gurur duyuyor.
Bu 18 aylık süreçte beni çok yaralayan bir olayı anlatmak istiyorum. Bir Filistinli kardeşimizle konuşmuştum, bundan aylar önce. O sıralar Yemen Gazze için vuruyor ve vuruluyordu. Ben Yemen’in bu onurlu duruşundan söz edince bu kardeşimiz Yemen’in Müslüman olmadığını, onların Şii olduğunu söyledi. Tabii ki, bu onun görüşü. Böyle düşünmeyen Filistinli kardeşlerimizi tenzih ederim. Aynı şekilde düşünen Şiiler de var. Bir diğeri de Gazze’yi Türklerin kurtaracağını, Araplardan bir numara çıkmayacağını düşünüyor. Ötekisi ise tam tersini. Bir diğeri ise “Ben Kürtlere bakarım, kendi sorunumla ilgilenirim” diyor. İran’a husumet konusunda ise adeta fikir birliği var. Seyyid Hasan Nasrallah şehid olduğunda kutlama yapanları hatırlıyoruz. Hatta Gazze’ye bombalar yağarken, burada küçük gruplar arasında bile çeşitli ideolojik tartışmalardan dolayı, ayrılık ve gayrılıkların olduğunu gözlemledik. Filistin için aynı meydanda toplanmış ama ayrı ayrı yerlerde basın açıklaması okuyanlara da şahit olduk.
İsrail’in eski Genelkurmay başkanı Benny Gantz’ın şu sözünü hiç unutmuyorum. 7 Ekim sonrası yaptığı ilk açıklamalarda “Barışın da bir zamanı var, savaşın da. Şimdi savaş [soykırım demek istiyor] zamanı.” demişti. "Savaş"ın gereklerini de yerine getirdiler. ABD, İngiltere, Fransa, Almanya ve AB İsrail’in arkasında durdular.
O kadar zillet altındayız ki, bunu kelimelerle tarif etmek imkansız. Bizler başına bomba yağarken bile mezhepçilik, kavmiyetçilik ve hizipçilik yapıyoruz. Soykırım devam ederken aylarca süren mezhep tartışmaları yapıldı bu ülkede. Kimi Sünniliği anlattı, kimi Şiiliği. Açık konuşmak istiyorum: Düşmanın zaten zerre acıması yok. Ama Allah da merhamet etmiyor bize. Neden merhamet etsin ki? Böyle zelil ve rezil bir topluluğa neden rahmet etsin ki? Hastalığıyla gurur duyan bir topluluğa doktor ne yapsın ki? Biz zaten belamızı bulmuşuz.
Bazıları sanıyor ki, Filistin’i şu mezhep ya da bu mezhep; şu kavim ya da bu kavim kurtaracak. Bu bize Şeytan’ın bir vesvesesi. Bu kalbimizde yer etmiş bir hastalık. Filistin’in kurtuluşunun önünde bundan büyük engel yok. Filistin’i tutsak eden biziz, ABD ve İsrail değil. Biz küçük hesaplar cehenneminde yanıyoruz. Halbuki Filistin; Hz. Peygamber’in hikmetli yöntemiyle “Hacerül Esved taşı” gibi her kesimin bir ucundan tutarak ayağa kaldırılacak bir yer.
Fakat ben en çok alimlerimize ve aydınlarımıza esef ediyorum. Onlar bu hastalığı tedavi edeceklerine daha da çok yaygınlaştırıyor. 1400 yıllık tartışmaları, husumete dönüştürüp nesilden nesile aktarıyorlar. Üstelik bunu savaş zamanı da yaptılar, yapıyorlar. Yazık değil mi bize? Şu yaşadığımız zillet ve çaresizlikte mi içinizi acıtmıyor?
Bu hastalıktan nasıl kurtulacağız bilmiyorum. Bildiğim şey, bu hastalık devam ettiği sürece bize kimse acımayacak. Allah’tan umut kesmiyoruz yine de. Belki bu hastalıklardan arınmışlarımızın hürmetine bize de merhamet eder ve kalplerimizi birbirine yakınlaştırır. Yoksa biz bu merhamete layık değiliz.
@MeclisinSesi6 Muhakkakki herbiri acil çözüme ulaşmalı ve yaşanılan mağduriyetlere en kısa sürede son verilmelidir. T.b.m.m. açıldığında Ustaöğreticilerin Öğretmenlik Meslek Kanununa eklenerek görev tanımının yapılacağından en ufak kuşkumuz yoktur...
@TBMMresmi@TBMMGenelKurulu@RTErdogan
@MeclisinSesi6 Tüm mağdurlar haklarını alsınlar ama çok daha mağdur olan usta öğreticiler ve antrenörler mesleklerini v kültürlerini kaybediyorlar en kısa zamanda hakkımızı alacağız
@RTErdogan@TBMMresmi@dbdevletbahceli
@MeclisinSesi6 Elbette hepsi acil çözüm bekleyen meseleler ama aralarında en mağdur kesim USTA ÖĞRETİCİLER...
Şu anda 100 bine yakın usta öğretici işsiz ve çok mağdur...
#SONDAKİKA