📌İsmet Özel’in “Münacat” şiirindeki acı ve çaresizlik, Gazze’deki yıkım ve umutsuzlukla güçlü bir benzerlik taşıyor. Şiir, Gazze’nin derin ihtiyacını ve dayanılmaz acısını somut bir şekilde ifade ediyor.
Başörtüsüne kısıtlama getiren herkesin Allah belasını versin. Bu konuda Allah’ın emrini savunan herkesin Rabbim yardımcısı olsun ve onu zulümden halas eylesin
Bosna'daki soykırımdan haberimiz yoktu ondan yapabildiler zannedildi. Çünkü evet dünyanın çoğunun haberi yoktu.
Gazze Soykırım'ını dünyaya duyuralım, herkes duyarsa bir şeyler değişir zannedildi. Herkes duydu. Soykırım durmadı. Bu çaresizlik hissi katlanılamaz olduğundan insanlar artık duymak ve görmek de istemiyor.
Esasında içinde yaşadığımız kurulu dünya düzeninin tüm arazları ve marazlarının ifşasıdır Gazze Soykırımı.
Artık tüm iyilerin ve müttefiklerinin ( ve Müslümanların) güç ile olan ilişkilerini yeniden tanımlamaları gerekiyor. Güç bizatihi kötü değildir. Adaleti tesis için kullanılan güç adil bir hakimiyet ve egemenlik getirir. Ama Makyevelist manada yorumlanınca şeytani görülür.
Geriye erdemli ama zayıf iyiler- kötü ama güçlüler ikilemi kalır.
Günümüzde güce ve çıkarlarına tapan makyevelistler yüzünden güç eşittir zorbalık ve kötülük olarak algılanıyor. Çoğu halkı Müslüman ülkede de durum bu.
Çünkü buralarda şahsi çıkarlarla beslenen bir reel politiği, siyasetin geçici gerçeklerini hakikat sanan, onu "hakikatle" takas eden siyasi elitler hakim. Bunların büyük kısmı da artık Fukuyama gibi düşünüyor; "tarihin" değişeceğinden ümidi kesmiş ve teslim olmuş, şahsi ya da grup çıkarlarının peşinde koşuyorlar.
Müslümanların ve tüm iyilerin sınavı güç ile değerlerini/ ilkelerini- gerçek ile hakikati birbiriyle takas etmeden bir insicama sokmaktır.
Dünyadaki akademi, medya ve Think Tank tüm kurumlarda güç ilişkilerinin dönüşmesi gerekiyor. Bu yanlış hiyerarşinin değişmesi gerekiyor. Bigiden medyaya, toplumsan siyasete beyaz adamın kurduğu bu yanlış düzenden bir tuğla çeken, bir gedik açan Gazzeliler için hayırlı bir iş yapmış olur. Kendisini de özgürleştirir. Bu yanlış düzenden pay alarak değil ondan vazgeçerek güçlenir ve onu dönüştürebiliriz. Güçlenerek varolmaya nizamın emniyet sibobu vazifesi yapan yerlerde; beyaz adamın bakışında ve bize gülümsemesinde itibar ve şeref aramamakla başlayabiliriz.
Yedi bolluk yılı...
2013 • 2014 • 2015 • 2016 • 2017 • 2018 • 2019
Ve yedi kuraklık (kıtlık) yılı...
2020 • 2021 • 2022 • 2023 • 2024 • 2025 • 2026
Sonra da insanların yağmura (berekete) kavuşacağı bir yıl gelir...
2027 🌿
Belki de uzun süren zahmetin ardından rahmetin başlangıcıdır,
Ve belki de gelecek, geçmiş yılların taşıyamadıklarını beraberinde getirecektir.
Kudüs bir seyahat rotası değil, bir diriliş ve direniş kalesidir.
Mescid-i Aksa'nın mahzun safları, işgale karşı direnen vakur esnafı ve omuzlarında koca bir davanın yükünü taşıyan Filistinliler bizi bekliyor. Kudüs'ün taş sokaklarında ecdadın izini sürmek, hüdhüd kuşlarını dinlemek ve Mescid-i Aksa'da omuz omuza saf tutmak...
https://t.co/W4Td3JdoDh
Kandildir.
Hangi kapıya başvurulacağını biliyorsunuz.
Kime seslenilirse geri dönüleceğini biliyorsunuz.
Duanın ve gözyaşının kadrini kim bilir, biliyorsunuz.
Muhammed Mustafa Efendimizi(sav) gönderen Rabbe şükürler olsun.
En çok bildiğimiz şeyin cahiliyiz. Ne kadar da tanıdık dediğimiz aslında en yabancı olduğumuz şey.
Aşk öyle
Ölüm öyle
Allah öyle
Ne kadar tarif edersek edelim hiçbiri doğru değil.
Aşk, bilgi harici yaşanır
Ölüm, tecrübe etmeden ahkâm kestiğimiz
Allah, ancak değillerle anlatılıyor ki o da değil.
Hadi aşkı, ölümü, Allah'ı tanımak bilmek zorların zoru. Ya insanın kendini bilmemesi... Bizim insan olarak trajedimiz bu: kendini bilmemek.
Bin yıllık bir tapınak zamana direniyor.
Binlerce yıllık bir dağ, dimdik ayakta
Kısacık ömrü olan ben tapınakta tuğla, dağda çakıl bile değilim.
Ne yapalım; yanalım, dumanımız çıksın.
Emil Cioran diye bir adam vardı. Çürümenin Kitabı, fenadır. Simone: insan, ağaç gibi doğduğunda ölmeye, çürümeye başlar, der. İnançlı insan bu atıftan ve Cioran'dan haklı şekilde çekinir.
Ebu Zer Gıfari ki muhteşem bir sahabe idi. Minnet eylemek nedir insanlara ömrüyle anlatmıştır.
Aisisli Françesko başka bir güzellik.
Çürüten ve çürüyen bir dünyada şöyle bir Kaman abdal havası çalmak, bir türkü havalandırmak ne güzel olurdu; çürümenin kokusunu duymasam.
İyisi mi cami merdivenlerine oturmuş bir Mustafa Kutlu tefekkürü ya da Bülent'i defnederken Karacaahmet'te ölümü izlerken Mevlana İdris bakışı...