Herkes “Deniz Göktaş tutuklandı” yazdı geçti. Ama kimse ifadede Deniz’e neler sorulduğunu, Deniz’in ne cevaplar verdiğini söylemedi. İşin trajikomik tarafı tam da burada!
📍Özellikle ifadede olan çok komik 2 soruyu sizler için özetledim:
1– “S*ktiğimin dalgıçları” diyerek haşema giyen kadınları mı aşağıladın?
Cevap: Söylemin tamamını incelerseniz, haşema ile denize giren insanlara karşı ön yargılı olan insanları eleştiriyorum!
'S*ktiğimin dalgıçları' diyerek seyirciyi ters köşeye düşürüyorum, söylemin başında seyirci benim haşema giyerek denize giren insanlar ile ilgili konuşacağımı sanıyor.
Ben konuyu dalgıçlara getirerek seyirciyi kendi ön yargısı ile yüzleştirerek eleştirel bir gösteri sergiliyorum!
2– “Canlı bombalardan korkuyorum ama en çok da oruç tutanlarından” söylemi ile ne kastettiniz?
Cevap: Canlı bombalar arasında oruç tutup tutmamak şeklinde ayrım olmasının sebebi; kelime oyunu amaçlıdır.
Ben oruç tutan insanlar uzun süre aç ve susuz kaldıkları için daha gergin olacaklarını düşünerek böyle bir şaka yaptım.”
— Düşünebiliyor musunuz bir komedyen, “neden şaka yaptın” diye suçlanarak şaka yaptığı için tutuklanarak cezaevine gönderildi!
Şaka yahu şaka!
🔴 Gençler gerçekten iş beğenmiyor mu?
Prof. Dr. Behçet Yalın Özkara, hazırladığı iki farklı özgeçmişle 3 ay boyunca yüzlerce iş ilanına başvurdu.
📌 1. Aday: Marmara Üniversitesi Makine Mühendisliği mezunu, iki yaz stajı, B1 seviyesinde İngilizce, bilgisayar programları sertifikaları.
📌 2. Aday: Ankara Üniversitesi İşletme mezunu, iki yaz stajı, B1 seviyesinde İngilizce, bilgisayar programları sertifikaları.
Araştırma kapsamında;
• 1. aday için 162,
• 2. aday için ise 147 farklı iş ilanına başvuru yapıldı.
Toplam 309 başvurunun hiçbirine geri dönüş yapılmadı. Geri dönüş sayısı: 0 (sıfır).
#TurkeyWatch🇹🇷: Today, Turkish comedian Deniz Göktaş was arrested for insulting President Erdoğan. He was immediately marched into court.
ERDOĞAN'S TURKEY = NO FREEDOM OF SPEECH = NO PROBLEM.
Gencecik bir komedyen Deniz Göktaş…
Kimseyi öldürmedi, saldırmadı, hırsızlık yapmadı, milletin hakkını yemedi.
Ak Parti’nin kara düzeninde bir gösteri yaptı diye hakkında soruşturma açıldı. Ama kaçmayıp ülkesine dönen Deniz, bugün “kaçma şüphesiyle” tutuklandı.
Karşımızda, kendinden olmayana nefretle muamele eden bir rejim var. Halkın rızasından vazgeçmişler, dünyadaki tüm otoriterlerin yaptığı gibi zorbalıkla milleti sindirmeye çalışıyorlar.
Millette huzur da refah da bırakmadılar.
Deniz, bu kara düzenin mağdurlarından sadece biridir.
Ama artık bir dönüm noktasındayız.
Ya bu kara düzene kul olacağız ya da hep beraber Atatürk’ten miras Cumhuriyetimizin kazanımlarını savunacağız.
“Neşemizi çalamayacaklar” Deniz…
Ya otokrasi ya demokrasi!
Herkes haddini bilecekmiş, dini değerlerle alay edilemezmiş...
Peki madem öyle neden bakara-makara diyen adama haddini bildirip ters kelepçe takmadınız ve üstelik büyükelçilikle ödüllendirdiniz?
When a stand-up comedian is arrested in handcuffs as if he were a national security threat, the problem is not comedy. The problem is @RTErdogan ’s fear of free citizens. Days before the NATO summit in Ankara, Turkey is exposing the reality behind the façade: critics, activists and artists are being silenced while leaders prepare for the photo-op. NATO cannot claim to defend democracy abroad while ignoring repression within its own ranks. Free speech is security too.
Deniz Göktaşın tutuklanmasının talep edilmesi bile hukuğun keyfiyete araç olduğunun kanıtıdır. Yazıklar olsun....Tutuklanması daha da acı verici olacak. İstekleri de sadece bu.
Milletin gönlünden düşen, iktidarda olsa da yalnızdır.
Milletin gönlüne giren, yolda olsa da menzile çoktan varmıştır.
Yolun sahibi millettir.
Milletle yoldayız, milletin yolundayız.
İktidara yürüyoruz!
📍İzmir
Selahattin Demirtaş'tan Deniz Göktaş'a destek mesajı:
Avukatlarım dediler ki; “Deniz Göktaş diye genç bir adam var, siyasi mizah yapmak suretiyle çaktırmadan senin koltuğuna göz dikmiş haberin olsun!”
“Dedim, şu andaki koltuğuma mı?”, “evet” dediler. “Öyle görünüyor ki bugün yarın tutuklanır.”
“Hadi inşallah, hayırlısı.” dedim. O hapse girerse ben bu defa kesin çıkarım, nitekim hapishaneler aynı anda iki adet böyle mahpusu kaldıramaz. Az kaldı!
https://t.co/KDSf3I1h8a
AB Türkiye Gölge Raportörü Vladimir Prebilic:
• Türk hükümeti demokrasi ve hukukun üstünlüğünde tutum değiştirmediği sürece vize ve gümrük birliği alanında hiçbir gelişme olmaz.
• Hükümetiniz durumu halka 'Avrupa Birliği Türkiye’den nefret ediyor' şeklinde sunmaya çalışıyor.
• Biz Türkiye’den nefret etmiyoruz, Türkiye’ye ve Türk halkına yardım etmek istiyoruz. Ama bu hükümetin ajandasına yardım etmeyeceğiz.
• İnsan hakları ve temel özgürlüklerin ciddi ve kasıtlı ihlallerinden sorumlu Türk yetkililerin AB'deki varlıkların dondurulması da dahil olmak üzere yaptırım uygulanması çağrısı yapıyoruz.
• Burada Adalet Bakanı Akın Gürlek’in ismi bizzat metne girdi. Çünkü kendisini bu siyasi motivasyonla yürütülen yargılamaların baş aktörü olarak görüyoruz.
Ankara’dan bazı iktidar partisi milletvekilleri ile yaptığımız görüşmelerde açık açık bize 'Bu isim kararda olmasın' talebinde bulunuldu.
• ‘Akın Gürlek’in isminin metinden çıkartılması için ne yapabiliriz?' diye soruldu. Kendilerine yanıtım çok basitti. 'Yanlış soruyu soruyorsunuz çünkü bu ismin metinden çıkartılması için bizim yapabileceğimiz bir şey yok.
• Bu ismi oradan çıkartacak şey sizin Türkiye’de yapacaklarınızdır' dedim. (T24)
Tartışmalarda Türkiye’de bir yargı devleti olduğundan sıkça bahsediliyor. Bu doğru değil. Yargı devleti ya da jüristokrasi siyasetten tamamen bağımsız ve gerçek bir yargı vesayetine ilişkindir. Türkiye’de olan siyasi iktidara eklemlenmiş ve bütünüyle iktidarın güdümünde olan bir yargının varlığıdır. Ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan kısa vadede kendi hedeflerine ulaşmak için siyasi gücünü yargıya aktarmış ve muhalefetle mücadelesini neredeyse tamamen yargıya devretmiştir. Dolayısıyla tejim içinde yargı tüm diğer erklerin üzerine çıkarılmıştır. Kısaca bugüne kadar olmayan jüristokrasinin önü açılmıştır. Bu sadece muhalefet için değil, iktidar için de çok olumsuz sonuçlar üretir. Bugün muhalefeti içine alan operasyonların yakında iktidar ve bileşenlerini de kapsayacak biçimde genişlemesi kimseyi şaşırtmasın.
Binalardan çıktık, milletle yürüyoruz.
Bu hikaye birbirini çok seven Türkiye Cumhuriyeti’ndeki herkesin hikayesidir.
Milletin hikayesidir.
Başladığımız hiçbir işi yarım bırakmadık, bu yürüyüşü de yarım bırakmayacağız!
Erdoğan’ın imajı ağır darbe aldı...
Evet şu anda pek kimse farkında değil ama yıllardır seçim kaybetmeyen, girdiği her seçimi kazanan muzaffer Erdoğan imajı CHP’ye karşı yürütülen bu mutlak butlan davası ile çok ama çok ağır bir darbe aldı...
Erdoğan’ın yıllar boyunca binbir emek ile yarattığı bu imaj Kılıçdaroğlu’nun yıllardır iktidar ile işbirliği içinde olduğunun, Erdoğan’ın kazandığı seçimlerin esasında bir danışıklı dövüş ya da tabiri caizse şikeli maç olduğunun anlaşılması ile bir anda yıkıldı...
Zaten bu güne kadar geniş muhalif kesimler düzenlenen bu seçimlerde hep bir şaibe olduğunu, sandıklarda oyun düzenlenip oyların çalındığına inanır ve bunu her fırsatta iddia ederlerdi.
Son yaşanan bu olaylar ise bize düzenlenen oyunun çok daha derin ve kompleks olduğunu, Kılıçdaroğlu’nun her seçimde kazanması mümkün olmayan adayları sahaya sürerek seçimleri adeta Recep Bey’e hediye ettiğini gösteriyor.
Bu danışıklı dövüşün anlaşılması, şikeli maçların ortaya çıkması ne yazık ki çok uzun sürdü.
Evet, çok uzun sürdü çünkü iyi insanların aklı havsalası bu kadar iğrenç bir danışıklı dövüşü algılayamadı.
https://t.co/Id0ecJS2in
@lvntozrn Bunları bilmediğini veya aykırı fikirleri umursadığını niye düşünüyorsunuz? Koltuk sevdası veya hırs kelimelerini kullanmadan nedeni açıklamayı deneyince, çok kolay açıklanıyor.
Kılıçdaroğlu, Atatürkçülükle tüm bağlarını bugün açıkça kopardı. ABD Elçisi Barrack'ın ve eskiden beri İslamcıların savunduğu Osmanlıcı yayılmacı dış politikayı benimsediğini ilan etti. Kemal Bey, bu konuşmasıyla yıllardır Gladyo'nun bir elemanı olduğunu itiraf etmiş oldu
https://t.co/yTO7Z2ksXb