kime gidersen git, kimle ne yaşarsan yaşa arkana dönüp baktığında bu beni gerçekten koşulsuz şartsız her halimle sevmişti diyebileceğin bir geçmiş bırakıyorum sana bu da son güzelliğim olsun
Ne kadar seversen sev, ne kadar arzularsan arzula, bazen elin kolun bağlanır ve tek bir adım atamazsın.
Hatta karşındakinin de seni istediğini bilirsin ama yine de bir duvara çarparsın. Bu duvar bazen gurur, bazen geçmişin yaraları, bazen de mevcut şartların acı gerçekleri olur.
Değiştiremeyeceğin yaşanmışlıkların karşındakini sımsıkı tutup sürüklemene engel olur ve iddialı davranamazsın.
Kendi arzularının kayığına binip tutkularının deryasına akamazsın. Seni de alıp sürükleyecek ve tüm gerçeklik algını yok edip akıntıya kapılacağın bir dalga beklersin ama olmaz, sadece olmaz...
Kayıtsız görünürsün, oysa iştiyakını içine gömmekte zorlanırsın ve ilelebet eksik kalacağını bilirsin...
Çünkü hiçbir tutku ve heves, insandan bir şeyler koparmadan bitmez; gerçek olan hiçbir duygu, acı veren bir idrak bırakmadan kaybolmaz.
İnsan, arzu ve heveslerinin inkıtasıyla bilincine yaslanır; her bilgece aydınlanma, tükenmiş aşkların, özlemlerin ve heveslerin gömüldüğü koca bir mezarlıktır...
bana kızacaksınız ama umarım twitter'ı kapatırlar. bu milletin öfkesini soğuran yer burası. yıllar önce de yazmıştım bunu. twitter'ın engellenmesi gerekiyor ki millet post atacağına eyleme geçsin.
O kadar çok duygularımı bastırdığımı fark ettim ki artık bilgi tutamıyorum, hafızam bana ihanet ediyor, konsantre olmakta zorlanıyorum ve konuşurken kelimeleri unutuyorum.
zamanla anlayacaksın ki hayatında karşılaşacağın en büyük sınav devam edebilmektir.iyilik yapmaya devam edebilmek,sevmeye devam edebilmek
kalbini temiz tutmaya devam edebilmektir..
“tek ihtiyacım olan şey; bir deniz kıyısında sabaha kadar oturup, olan biteni gözden geçirdikten sonra kafasında her şeyi aşmış bir insan olarak kalkıp gitmek.”