Zaman, hayranlık uyandıran en gizemli kuvvetlerden biridir.
Görünmez bir yasa koyucu gibi işler; durmaz, şaşmaz, affetmez.
Sessizliğinde bile bir otorite barındırır. Yarının üstünü kum gibi örter ve mutlak olanı gizler.
Bunca zaman gerçek olana kötü ve çirkin dediniz, onu dışladınız ve üstünü örtmek istediniz. Şimdi soruyorum size, gerçeklerin önünde maskesiz bi şekilde duran siz… Bi kendinize bakın, bir de gerçek olana. Maskeleriniz yokken kim daha çirkin?
Yalanlarınız, ikiyüzlülüğünüz, kendinizi kandırışlarınızın üstünü maskelerle kapatmak sizi iyi bi insan yapmaz. Gerçekleri başkalarının onayıyla yada kendinizi kandırışlarla örtebilirsiniz. Ama arkasına gizlendiğiniz bu kokuşmuş maskeler elbet gerçeklerin karşısında düşer
Örümcek ağında yürümek gibi hayat. Anlamsız gözüken patikalara benzese de yollar, aslında evrenin de bir dili var. Yolu bilmeden doğarız fakat yürüdükçe tekrar eden örüntüleri farketmeye başlarız. Hiç bir yol birbirine benzemez aslında fakat bazı yollar yürüdükçe tanıdık gelir.
Tanıdık bir yola girdiğimiz zaman nereye varacağımızı da biliriz. Bile bile aynı yollardan yürürüz çoğu zaman ve kader bizim için ağlarını ördü deriz. Kendi yolumuzu kendimiz seçmeye kalkarsak da yine bir döngünün içine sokmuş oluruz kendimizi.