Dün yaşadığım bir olay beni düşündürdü.
Arabanın anahtarını kaybettik. Çilingir çağırdık.
Pazarlık ettik: 8.000 TL.
İşi yapan kişi 18-19 yaşlarında genç bir ustaydı.
Kapıyı 1 dakikada açtı.
Devreye bakıp aracı tanıdı.
Taşınabilir makinesiyle yeni anahtarı çıkardı.
Tabletten bağlanıp kumandayı programladı.
20-30 dakika i��inde iş bitti.
Sonra “Hadi, diğer servise geçiyoruz.” deyip çıktılar.
O an şunu düşündüm:
Belki de kamuda çalışan birçok mühendisin bir ayda kazandığını bir günde kazanıyorlar.
Diğer tarafta…
12 yıl zorunlu eğitim.
1-2 yıl YKS hazırlığı.
Ülkenin en iyi üniversitelerinden birini bitirmek.
Sonra aylarca, bazen yıllarca iş aramak…
Türkiye’de yanlış olan, gençlerin çalışmaması mı?
Yoksa yıllarca diploma peşinde koşturup beceriyi ve mesleği ikinci plana atan sistem mi?
⚪️ Bir X kullanıcısı, apartman grubunda yaşanan kedi besleme kavgasını paylaştı;
➕“Küçük kızımın hayvan tüyüne alerjisi var. Geçen hafta 3 gün hastanede yattı bu yüzden.”
➖“Girişteki kedinin sizin kızınıza nasıl bir tesiri olabilir? Gidin müstakil bir yerde oturun!”
Bu oyunculara geçmiş olsun da takım otobüsümüz kurşunlanınca tişört bastırıp direksiyona geçerek dalga geçenler ve fred sakatlanınca resmi hesaptan toreirayı paylaşıp “KÜKRE” yazanlar bi zahmet bize ahlak dersi vermesin.
Okumuşlardan öyle bir intikam alıyorlar ki, dereceyle gelenleri mülakatlarda dalga geçerek eliyorlar. Biz ders çalışırken, dört işlemi bile yapamayan o tembel, ahlaksız, kaypak sınıf arkadaşlarımızı sahte diplomalarla makam mevki sahibi yapıp ülkeye en büyük zulmü yapıyorlar.
Ben İmamoğlu haklı mıdır haksız mıdır bilemem ama şunu bilirim; bu iktidar haklı olsaydı şu geçtiğimiz 5 günde İmamoğlu’nun çarşaf çarşaf yolsuzluklarını somut delillerle bağırta bağırta tüm basında ifşalatırdı.
çocukken 40 derece sıcakta hem oruç tutup hem kuran kursuna gidip hem de çıkışında iftara kadar top oynadığımız için bu mevsimdeki ramazanlarda şeytana karşı bizim güç kuvvet
https://t.co/WjD6C65Yhw
Tişörtün önü ve eli yüzü hep kan ama arkasını döndüğünde sadece iki kurşun izi var. Bu nasıl bir hayat hikayesi bu nasıl bir anlatma biçimi.
GAZAPİZM, SAYGILAR…
İşim gereği 26 ülkeye gittim. Hemen her ülkede dikkatimi aynı şey çekti: İnsanlar birbirine bizden daha saygılıydı.
Son 10 yılda 200’den fazla yabancı ile Türkiye’ye dair röportaj yaptım. Çoğunun ülkemize dair düşüncesi, "Hep kavga ediyorsunuz" şeklindeydi.
Gittiğim ülkelerdeki insanların saygısını en çok trafikte görüyordum.
Meğer onlar da bizim saygısızlığımızı trafikte fark ediyormuş. Burkina Fasolu çocuk gülerek, "İnsanlar metrobüste durduk yere sana ne deyip birbirini dövüyorlar." demişti. Komik bulmuş tabii.
Singapur'da taksiye, hatta kendi özel aracına nasıl bineceğine dair kurallar vardı.
Afrika’nın ortasındaki Çad çöllerinde, selamlaşmanın nasıl olması gerektiğini dinlemiştik uzun uzun. Selam vermeden geçmek ya da yarım ağızla selam vermek hoş karşılanmıyordu. Standardı gelenek belirlemişti.
Gidenler bilir; Batı’da insani sınırları yasalar, Doğu’da ise gelenekler belirler.
Oysa biz, kanunlarını koyamamış ve geleneğini sevmeyen bir toplumuz. Birini yapamıyoruz, diğerini istemiyoruz.
Böylece ortaya garabet bir toplum çıkardık. Birbirine tahammül edemeyen, dinlemek istemeyen, her an kavgaya ve kandırmaya hazır milyonlarca insan var.
Üstelik bu, kutuplaşmayla ilgili de değil. Yaya yolunda birini görünce gaza basanlar, trafikte birbirinin canına kast edenler, kuyrukta diğerinin önüne geçmeye çalışanlar, 50 TL’lik ürünü 1000 TL’ye satanlar, düzenbaz patronlar…
Hiçbiri siyasi düşüncemize, dini inancımıza bakmıyor. Hepimizi aynı ölçüde kandırmaya, dolandırmaya, yeri gelirse öldürmeye çalışıyorlar.
Çünkü hakkımızı koruyan bir kanun yok, haksızı utandıracak bir gelenek yok.
Yapılan çalışmalar “birbirine en az güvenen toplum”lardan biri olduğumuzu gösteriyor.
Çünkü birbirimize nasıl davranacağımızı bilmiyoruz. Bu yüzden ya güvenmeyip uzak duruyor ya da karşı karşıya gelince agresif şekilde sınırlarımızı koruyor ve saldırıyoruz.
Özetle, üzerinde anlaşılan ortak nokta olmayınca herkes bildiği gibi yaşıyor. Tıpkı vahşi doğadaki gibi. Kim kimi yerse.