Kahrolsun istibdat, yaşasın hürriyet, adalet, müsavat, meşveret. 100 yıl önce söylenmiş bu söz. Bugün de söyleniyor. 100 yıl sonra lazım olsa yine söyleyecek biri bulunur. Bu çerçeveden bu ülkeyi çıkartmayacağız.
Sevgili gençler, zaman bir kurtarıcı bekleme zamanı değildir.
Sizin hür fikriniz, hür vicdanınız sizin için en doğru rehberdir. Bu ülkenin aydınlık yarınlarını kurmak hepimizin üzerine düşen bir vazifedir.
Sonunda hem kendi geleceğinizi kurtaracak hem de sizden sonrakilere gururla anlatacağınız bir özgürlük destanınız olacak.
Eski HDP'li Altan Tan, kürt faşistlerinin iddialarının aksine Amed kelimesinin Süryanice olduğunu ve Diyarbakır şehir içindeki Amed bölgesinin kürtlerle ilgisi olmadığını söyledi!
Ayrıca söz konusu bölgede 1970'e kadar Azerbaycan Türkçesinin konuşulduğunu belirtti.
- 10+ secim kaybet
- Cumhuriyetin kurucu ilkelerinin dibine dinamit koy
- Fetoculere on ayak olup kritik yerlerde belediye baskani adayi yap
- Ulkede ekonomik buhran varken koltuk sevdasi icin ulkeyi milyarlarca dolar zarara ugrat
- Ozellikle yolsuzluklari gun yuzune cikaranlari disipline sevket
- Sanki ulkede baska insan kalmamis gibi her seferinde kendini kurtarici/duzeltici gor
Partileri ile zerre işim olmaz, ama ulkede bu kadar zor durumda olan insan varken, boyle seylere sebep olup insanlari daha da fakirlestirip, huzurunu kacirip, secme / secilme duygusunu birinci elden yok ediyorsunuz ya, sizin yatacak yeriniz yok.
Müsavat Dervişoğlu ; “23 yıldan beri bu ülkede yaşanmış ne kadar sıkıntı varsa, vatandaşın yüreğini kanatan ne kadar acı varsa bir tek sorumlusu vardır; O da
Recep Tayyip Erdoğan 'dır!”
Mutlak butlanı da iktidar icazetiyle CHP koltuğuna geçecek kişiyi de siyaseten tanımayacağız. Kararlılık büyürse karanlık dağılacak, içinizi ferah tutun. Memleketimiz için direneceğiz!
Millet iradesine karşı yapılan demokrasi dışı her türlü müdahaleye sonuna kadar karşıyız.
Bizim gözümüzde;
ALINAN BUTLAN KARARININ, KENDİSİ MUTLAK BUTLANDIR!..
Cumhuriyet Halk Partimizle ilgili mutlak butlan kararı verilmiş olması; Türkiye’de hukukun, demokrasinin ve millet iradesinin nasıl ağır bir baskı altında bırakıldığının en açık göstergelerinden biridir.
Üstelik burada en dikkat çekici ve en vahim noktalardan biri şudur… Henüz ceza davaları sonuçlanmamışken, mahkemenin fiilen “seçime hile karıştırıldığı” yönünde bir kanaat ortaya koyması; ceza mahkemesinin yerine geçerek hüküm tesis etmesi anlamına gelmektedir. Oysa hukuk devletinde hiç kimse, hiçbir kurum; kesinleşmemiş bir yargılama sürecinin yerine geçemez.
Anayasa’nın 79. maddesi açıktır. Seçimlerin yönetimi ve denetimi Yüksek Seçim Kurulu’nun yetkisindedir ve YSK kararları kesindir.
Seçim süreçlerinin yönetimi ve siyasi partilerin kongre iradesi konusunda yetkinin hangi kurumlarda olduğu anayasamızda da açıkça belirtilmiştir. İl ve ilçe seçim kurullarının görev ve yetkileri ortadayken bu sınırlar aşılamaz.
Elbette ortada bir yargı kararı vardır ve hukuk devletinde hiçbir karar yok sayılmaz. Ancak hukuki süreçler; siyasi partileri zayıflatmanın, bölmenin ya da tasfiye etmenin aracı hâline de getirilemez.
Amaç; Cumhuriyet Halk Partisi’ni kendi içinde tartışmaların içine çekmek, birlik duygusunu zedelemek ve Türkiye’nin ana muhalefetini etkisiz hâle getirmektir.
Böyle bir sürecin Türkiye’ye hiçbir faydası yoktur. Tam tersine bu tablo; toplumsal kutuplaşmayı derinleştirir, siyasete olan güveni zayıflatır ve yalnızca iktidarın ekmeğine yağ sürer.
Bu nedenle yapılması gereken; gerilimi büyütmek değil, aklıselimle hareket ederek partinin kendi iradesiyle 1-2 ay içerisinde kongre kararı alacağını açıklaması ve süreci demokratik teamüller içerisinde işletmesidir.
Bu süreci birlik ve beraberlik içerisinde, sükûnetle atlatmak; bize umudunu bağlamış milyonlarca insana karşı en büyük sorumluluğumuzdur. Ben dahil bu sorumluluktan hiçbirimiz kaçamayız.
Bu süreçte birlik ve beraberliğimize zarar verecek tutum ve söylemlerden özellikle kaçınmak gerekmektedir. Aksi takdirde bu kararları alanlar ve bu tartışmaları büyütmek isteyenler amaçlarına ulaşmış olacaktır.
Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik ve toplumsal tablo ortadayken, iktidarın önümüzdeki dönemde baskın seçim dahil her türlü siyasi hamleyi gündeme getirme ihtimalinin de oldukça yüksek olduğu unutulmamalıdır.
Bugün ihtiyaç duyulan şey; sadece Cumhuriyet Halk Partisi’nin kendi içinde kenetlenmesi değildir. Türkiye’nin demokrasiye, hukuka ve millet iradesine inanan tüm muhalefet kesimlerinin ortak akıl ve ortak vicdanda bir araya gelmesidir.
YSK kararıyla kesinleşmiş bir kurultayın asliye hukuk veya bölge adliye mahkemesi eliyle bozulması gibi bir örnek Türkiye Cumhuriyeti tarihinde YOK. Bunlar tek ama tek bir sebeple yapılıyor: İktidar değişmesin, CHP'nin yerel seçim başarısı genel seçim başarısına dönüşmesin. Tarihimizde milli iradeye yapılan anti-demokratik müdahaleler nasıl geçiyorsa bu karar da aynı öyle geçecek.
Özgür Özel:
Ben size iktidara gül bahçesinden geçerek gitmeyi vadetmiyorum. Ben size acıya katlanmayı ama teslim olmamayı vadediyorum. Ben size onur, haysiyet, cesaret ve mücadele vadediyorum!
Antalya Serik’te 1 saat önce başlattığım 3 günlük Antalya programını iptal ederek Ankara’ya dönüyorum.
CHP’de mutlak Butlan kararı demokrasiye indirilmiş bir darbedir:
Zafer Partisi divanı bu akşam 20.00’de Prof. Dr. Ali Şehirlioğlu’nun başkanlığında toplanacak.
Yarın saat 11.00’de benim başkanlığımda 2. Toplantıyı gerçekleştireceğiz. @zaferpartisi@herkesicinCHP@eczozgurozel
İlçelerin merkezi olarak göç ettiği metropol şehirler. Her ilçenin kütük nüfusu ve nüfusun ikamet ettiği ilçeler baz alınarak yapılmıştır.
Bu haritada, ilçelerin kendi illerine iç göçler hariç, %12,5 ve üzeri merkezi göç oranı taşıyan ilçeler gösterilmektedir. Her ilçenin en fazla göç verdiği metropol bölgeye göre renk kodlaması yapılmıştır; birden fazla merkez için ikincil renkli çizgiler kullanılmış, çok merkezli veya karmaşık dağılımlı ilçeler ise siyah ton veya çizgili desenle işaretlenmiştir. Verilerin sınırda olduğu durumlarda görsel bütünlüğü korumak adına değerlendirme yapılmıştır. Amaç, Türkiye’nin ana göç eğilimlerini ve çekim merkezlerini bölgesel düzeyde görselleştirmektir. Harita; beş büyük metropol ve anlamlı çekim gücü olan beş bölgesel merkez bölgesini kapsamaktadır.
İstanbul İstanbul, Marmara kıyısı, Karadeniz ve Güneydoğu’dan, İç Anadolu’nun bazı ilçelerinden yüksek oranda göç almaktadır. Örneğin Ordu–Gölköy %30 İstanbul, %12 Kocaeli; Giresun–Doğankent %40 İstanbul, %13 Bursa. Bu ilçelerde İstanbul ana çekim merkezi olsa da Kocaeli, Bursa veya Ankara gibi ikinci merkezlerin etkisi çizgili desenlerle gösterilmiştir.
Ankara Ankara, İç Anadolu’nun kırsal ilçeleri için başlıca merkezdir. Çorum ve Çankırı’daki bazı ilçeler İstanbul ile Ankara arasında bölünmüş (karma desen), Sivas’ın batı ilçeleri ise çoğunlukla İstanbul’a göç verirken Ankara etkisi de görülmektedir. Erzurum ve Kars’tan da hem İstanbul’a hem Ankara’ya yönelen ilçeler vardır.
İzmir Ege’nin ana göç merkezi olan İzmir, göçünü temelde bölge illerinden alırken, Mardin ağrı muş şırnak gibi uzak illerden de göç alır . Karadeniz ve İç Anadolu’dan gelen göç yoğunlaşması İzmir özelinde çok azdır .
Bursa Bursa, ağırlıklı olarak etrafından ve kendi ilçelerinden göç alır Bilecik, Kütahya ve Balıkesir’.geri kalan marmaradansa sınırlı göç alır, Marmara kökenli nüfus %60’ı oluşturur. Diğer %40’lık bölüm Doğu Anadolu ve Karadeniz’den gelir; özellikle Artvin, Samsun (Bafra) ve Erzurum kökenliler öne çıkar. Muş’tan gelenler ise sanayi bölgesi İnegöl’de yoğunlaşmıştır.artvinden gelenlerin nedeni bursadaki çoğunluk gürçü ve karadeniz göçmeni kültürüdür
Kocaeli Sanayi merkezli göç alan Kocaeli, Sakarya, Yalova, Düzce gibi komşu illeri artı yukarı Doğu ve Karadeniz’den (Giresun–Erzurum) göç alır. Belirgin tek bir merkez yoktur;doğudaki göç alımı tamolarak muşa kadar iner gerisinden göç almaz bundan dolayı türk çoğunluklu nüfusu vardır
Adana–Mersin (Çukurova) Çukurova, Muş–Bingöl hattının güneyinden, Adıyaman ve Kayseri’den başlayarak Doğu Anadolu’nun en doğusuna kadar göç almıştır. Osmanlı sonu ve Cumhuriyet başında başlayan süreç, 1980’lerde Urfa, ardından Mardin ve diğer Doğu illerinden göçle devam etmiştir. Yerli nüfusun çoğunluğu Türk olsa da etnik çeşitlilik yüksektir.araplar ve kürtler merkezde yüzde 45 bulmaktadır .
Bölgesel Metropol Bölgeler
Gaziantep: Kilis, Urfa ve Kahramanmaraş dışındaki illerden pek göç almaz; Mardin ve Adana kökenli göçler bu iller dışı aldığı merkezi tek göçlerdir
Antalya: Akdeniz Bölgesi’nden (Tekirdağ, Konya, Isparta, Burdur, Fethiye) göç verir , doğu ve büyükşehir kaynaklı göçler de mevcuttur ama çok azdır doğulu göçler çoğunluk inşaat işlerinde çalışır
Denizli: İl içinde kalan nüfus yüksek, göç verdiğinde ise İstanbul, Ankara ve İzmir’e yönelir; gelen göç çevre illerden (Aydın, Uşak, Burdur, Afyon) kaynaklanır.
Kayseri: Çevre ilçelerden göç alırken, kendi ilçeleri Ankara ve İstanbula göç verdiği görülür;
Konya: Aksaray ve Karaman hâlâ bağlı ilçeler gibi merkez konumdadır;doğu illerden beklenen göç düşük düzeydedir.
Eskişehir: Afyon, Bilecik, Bursa, Kütahya ve Bolu’dan göç alır; sanayi ve eğitim göçü de önemlidir.
Tek Kaynaklı İlçeler
Muğla: hiç bir metropole göç vermeyen tek ildir.
Kırıkkale: Tüm ilçeleriyle Ankara’ya göç eden tek ildir.
Bartın ve Tekirdağ: tüm ilçeleri yalnızca İstanbul’a göç vermiştir.
Az önce modern köleliğin "ütopya" ambalajıyla pazarlandığı bir paralel evrene düştüm.
İş-yaşam dengesini tamamen rafa kaldırıp, haftanın yedi günü 18 saatlik mesaiyi gururla "adanmışlık" olarak sunan bir zihniyetle karşı karşıyayız. Özel hayatı, sağlığı ve aileyi unutup sadece başkasının hayali uğruna ömür çürütmek vizyonerlik değil, düpedüz plaza prangasıdır.
Emeğinizi sömürmeyi "büyük bir tutkuyla dünyayı değiştiriyoruz" masalıyla meşrulaştıran bu tarz toksik çalışma kültürlerinden arkanıza bile bakmadan koşarak uzaklaşın.