Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi
Sağlık Bilimleri Fakültesi
Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü
Kardiyopulmoner Rehabilitasyon Ana Bilim Dalı
Prof. Dr.
Bakın değerli vatandaşlar bunu da binlerce kez söyledik. Biz yine görevimizi yapalım anlatalım. Özellikle bu dönem doğada Karaca yavrularına denk gelebilirsiniz. Tek başlarına da olabilirler. Ancak onlar zor durumda veya kayıp değil. Anneleri tarafından +
📌 Doktor Seray Sarı'nın ''Kronik poliklinik hastası başka devlet kurumlarına giderse...'' başlık videosu sosyal medyada gündem oldu.
Sarı'nın adalet ve bürokratik sistemi de hicvetmesi acınacak halimize güldürdü.
📌 Doktor Seray Sarı'nın ''Kronik poliklinik hastası başka devlet kurumlarına giderse...'' başlık videosu sosyal medyada gündem oldu.
Sarı'nın adalet ve bürokratik sistemi de hicvetmesi acınacak halimize güldürdü.
"Bir psikolog, danışma merkezi açmak istediğinde berberler odasına kayıt olmak zorunda. Bir meslek yasası yok"
Aralarında psikolog, fizyoterapist ve diyetisyenlerin olduğu 6 meslek grubu, serbest çalışma yasası için mücadele veriyor
Peki, bu neden önemli?
#DWHaber@ececelk
Değerli meslektaşlarımız,
Mesleğimizin ve ülkemizin sağlık sisteminde var olan sorunların farkındayız.
Bu sorunların çözümü için verdiğiniz destekten aldığımız güçle mücadelemize devam ediyoruz.
Seninle daha da güçlüyüz. 💪
#SerbestÇalışmaYönetmeliği#FizyoterapistlerBurada
Sevgili dostum @cem_baykal 'ı orada olup dinlemeyi çok isterdim ama Ankara'da olan dostlarıma ve öğrencilerime tavsiye ederim. Mutlaka gidin, hem öğrenin hem de bu mücadeleye destek olun.
Ankara'daysanız, vaktiniz varsa ve de HPV, HPV aşısı, Rahimağzı kanseri, bu kanserin korunma, tanı ve tedavisi konusunda bilimsel ve güncel bilgileri dinlemek isterseniz bekleriz. @barobirlik@tubakkom@oncecocukkadin
Engelli kızını öldürüp intihar eden babanın vasiyeti ortaya çıktı! Yürek yakan satırlar: 'Ölürsem ortada kalır'
Trabzon'da Yaşar Aytekin’in (80), zihinsel engelli kızı Gülgün Aytekin'i (52) tabanca ile vurup öldürdükten sonra intihar etti. Yaşar Aytekin’in olaydan önce iki sayfaya vasiyetini yazıp, varisleri arasında miras paylaşımı yaptığı ortaya çıktı. Aytekin'in mektubunda yazdığı “Ölürsem kızıma kim bakacak? Ortada kalır. Hakkınızı helal edin” satırları yürekleri sızlattı. İşte detaylar..
104 yaşında olduğumu düşündükçe şaşkına dönüyorum. Beklemiyordum. Ama artık bıktım yaşamaktan. Çok dertleniyorum. Kendimle ilgili değil ama etrafımda olup bitenler beni çok üzüyor. Çocuklarım, torunlarım için kaygılanıyorum, onlar için ödüm kopuyor.
Özel bir çabanız oldu mu bu kadar uzun yaşamak için?
Yoo! Hiç özel bir şey yapmadım. Az da yemedim, çok da yemedim. Ama çok yürüdüm. Hâlâ yatak sporlarım vardır. Şimdi biraz bacaklarım ağrıyor, zorlanıyorum ama yine de yapıyorum.
Sizce ruh yaşlanıyor mu?
Yaşlanmanın kötü yanı o ya işte kızım. Bedeniniz bazı şeylere eskisi gibi izin vermiyor ama ruh yaşlanmıyor. Duygular hiç değişmiyor. Gençlikte nelere ağlıyorsam hâlâ aynı şeylere ağlıyorum. Nelerden heyecan alıyorsam aynı şeylerden heyecan alıyorum.
Nasıl geçti hayatınız?
Dolu dolu geçti. Dalgalarda kaldım ama hiç boğulmadım. Hep su yüzünde kaldım. Çok çalıştım. O kadar işin gücün arasında iki çocuğum oldu. Annemin yardımlarıyla ve kocamın anlayışıyla büyüttüm. Kıyafetlerini kendim dikerdim. O zaman hazır giyim yoktu. Evde de dışarıda da hep çalışarak geçti hayatım.
Fahri doktoranız, 23 kitabınız ve bilimsel makaleleriniz var. Eğlenceye vakit kaldı mı hiç?
Yaratırdım! Tabii eğlence deyince benim aklıma sinema, tiyatro ve seyahat geliyor. Eşimle sık sık tiyatroya giderdik. İmkan buldukça davetlere, kokteyllere katılırdık. Ve hep gezerdim. Sadece Japonya’ya 15 kere gittim.
Neden sümeroloji?
Ankara’da Dil Tarih Coğrafya Fakültesi açılalı bir yıl bile olmamıştı. İki arkadaş, Fransızca bölümüne kayıt olmak istiyorduk. Ama kayıtları dolmuş. “Hititoloji profesörü yeni geldi. Yan dersler olarak da sümeroloji ve arkeoloji olacak” denildi. Gidip oraya kayıt olduk. Tabii çok cahiliz o zaman. ‘Loji’nin ‘bilim’ olduğunu bile bilmiyorduk. Tesadüfen başladı her şey.
Sonra?
Hocamız okulda kalmamı çok istedi ama ben istemedim. Babam çok kızdı; o da profesör olmamı istiyordu. Sonra İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde çalışmaya başladım. Hiç de pişman olmadım. Maalesef okulda kalanlar ne sümeroloji ne de başka alanda bir şey ortaya koyabildi. Koskoca bir sümeroloji arşivi meydana getirdik. Anlaşılan o ki, biz yapmasak başkası da yapmayacakmış.
Dil Tarih Coğrafya Fakültesi’nin ilk mezunlarındansınız…
1935’te okul kuruldu, ben de 1940’ta mezun oldum şekerim. İyi ki açtın bu konuyu… Atatürk bu okulu açarken bir şey amaçladı. Şimdi o amacı tamamen unutmuş durumdalar. İlber Ortaylı’nın kitabında bile yok. Atatürk’ü yazmış ama bu okullar neden kuruldu, niye var, söz etmemiş bile.
Amaç neydi?
Atatürk diyor ki, Türk dilini ve tarihini araştıracak uzmanlar yetiştirmek zorundayız. Bunun için bu okulu açıyor. Türkçe’nin kökeni ne? Türkler hangi coğrafyalarda, nerelere kadar uzanmış? Bunları gelecek nesillere aktarmak için… Ama bunları yapabilmek için eğitimci lazımdı. Yoktu o zaman.
Nasıl başardı peki?
Atatürk, Cumhuriyeti kurar kurmaz lisede başarılı çocuklar arasından sınavla 150 genci seçip Avrupa’ya gönderdi. Aynı dönemde Almanya’da Hitler, pek çok değerli profesörü Yahudi olduğu için işlerinden çıkardı. Atatürk, “Hemen gelsinler” dedi. O zaman yapılmış bir anlaşma var. Ben okurken ağladım. Daha 10 yıllık bir ülkenin yaptığı şeyler bunlar. Biz bugün bir şeyler yapabildiysek, o dönem atılan tohumların meyveleri sayesinde hepsi. Aynı şekilde devam edilebilseydi Türkiye şimdi Finlandiya ve Norveç seviyesinde olabilirdi.
Kindar bir nesil yetişti
Cumhuriyet’in ilk yılları nasıldı?
1933’te, Cumhuriyetin 10. yılında Eskişehir’de öğretmendim. Kadın-erkek ayrımı nedir bilmezdik. Hep birlikte sinemaya, tiyatroya gidilirdi. Çarşaflı bir tek kadın bile görmezdik. Erkekler şapkalı, kadınlar başı açık modern bir şekilde yaşıyorduk. Bugün modern Türk kadını denince aklınıza nasıl bir profil geliyorsa, o zaman öyleydi. Köyde ve şehirde büyük bir okumayazma seferberliği vardı. Bugün 60 yaşına gelip de hâlâ okuma-yazma bilmeyenleri görünce deliriyorum. Bunun bahanesi yok, 1930’ların yokluğunda bile insanların öğrenme aşkı vardı.
+
Adam arabadaki her parçayı bizi gömmek için kullandı. Kaputundan sileceğine, el freninden torpidosuna, direksiyonla bile adam bizi gömdü gömdü gömdü post attı. Gömdü gömdü post attı. Çığlıklar, yardım çığlıkları…
Bugün geldiğimiz nokta Sinpaş tüm bu usulsüzlüklere sırtını dayayarak kanalizasyonunu ve kirli atık sularını denize vermek için denizin içine boru döşemektedir. Milli parkı talan ettiği yetmezmiş gibi Marmaris denizini bir fosseptik çukuruna çevirmeye karalı.
Depremzede Engelli Öğrencilere Eğitim Bursu Veriyoruz!
Türkiye Spastik Çocuklar Vakfı'na bağlı, Özel Metin Sabancı Özel Eğitim Okullarında tam burslu olarak okutmak üzere; bedensel ve zihinsel engel tanısı olan depremzede çocuklarımızı bekliyoruz.
Başvuru için; 0546 961 38 10
Covid 19 nedeniyle hayatını kaybeden ve geride 2 çocuk bırakan Prof. Dr. Mehmet Ümit Ergenoğlu’nun çocuklarına bağlanan maaş kesilmiş. Kesilmekle kalmamış, faiziyle geri isteniyor. Çocukların yaşı 12 ve 16. Çok üzüldüm, bu durumu hemen düzeltin lütfen.
@drfahrettinkoca