Murat Ağırel: “Gaziosmanpaşa Belediyesi davasında Aziz İhsan Aktaş’a, ‘Para nerede, kime verildi’ diye soruluyor.
Aktaş, ‘Ben vermedim, ortağım Gürkan Dölekli verdi.’ diyor.
SEGBİS’le Dölekli’ye bağlanılıyor. Dölekli, ‘Ben kesinlikle kimseye para vermedim’ diyor.
Hadi buyurun; bu kişinin ifadeleriyle belediye başkanları tutuklandı!”
Çankaya Belediyesi operasyonundan ve Hüseyin Can Güner’in tutuklanmasından anladığımız şey şudur.
CHP’li Belediye Başkanıysan, işleri iyi yapsan da, İhaleleri en uygun fiyatla bitirsen de, aldığın kararlar kamu yararına olsa da hatta idari inceleme ve yargılamalarda haklılığın onaylansa bile yine de tutuklanırsın.
Çankaya Belediye Başkanımız Hüseyin Can Güner’de diğer Belediye Başkanlarımız gibi hakkında tek bir delil bile olmadığı halde haksız ve hukuksuz bir şekilde tutuklandı.
Hüseyin Can Güner’in de diğer Belediye Başkanlarımızın da yanında olmaya devam edeceğiz.
@hcanguner@cankayabelediye
Kılıçdaroğlu’nu taziye için evine kabul etmeyen Ahmet Telli’nin ailesi, Özgür Özel’i kucaklayarak karşılamış.
Sokağa çıkamıyordu,
artık eve de giremiyor.
Çankaya Belediye Başkanımız Hüseyin Can Güner tutuklandı.
Oysa gözaltı kararı verildiği anda yurt dışındayken hemen Türkiye’ye dönen, çağrıldığı her an gidip ifadesini verecek, görevinin başında olan bir belediye başkanından söz ediyoruz. Evinde yapılacak aramalar için yedek anahtarını dahi teslim edecek kadar sürece açık ve şeffaf davrandı…
Soruyorum; kaçma şüphesi nerede? Delilleri karartma ihtimali nerede?
Deliller ortada. Belgeler ortada. Hiçbiri bir yere kaçmıyor.
Tutuksuz yargılama mümkünken neden kişi özgürlüğünü ortadan kaldıran en ağır tedbire başvuruluyor?
Unutulmaması gereken temel ilke şudur:
Tutukluluk bir tedbirdir ve cezaya dönmemelidir.
Yalnızca başka hiçbir tedbirin yeterli olmayacağı zorunlu hâllerde başvurulabilecek son çaredir.
Bugün ise ne yazık ki son çare olması gereken tutuklama, ilk tercih hâline getiriliyor.
Oysa tutuklulukta geçen tek bir saatin bile telafisi yoktur. Kaybedilen zamanı hiçbir mahkeme kararı geri getiremez. Ailelerin yaşadığı acıyı hiçbir gerekçe ortadan kaldıramaz.
Adalet; özgürlüğü kolayca elinden almak değil, hukuk devletinin güvencesi altında adil yargılamayı sağlamaktır.
Hüseyin Başkanın yanındayız.
🔴ÖZGÜR ÖZEL'DEN KEMAL KILIÇDAROĞLU'NA TARİHİ ÇAĞRI
📌“Madem ki partilisin, madem ki bölünmek istemezsin, madem ki ‘Bölünme olursa AK Parti’ye yarayacak’ diye konuşuyorsun; ikimiz, tüm üyelerin oyuyla genel başkanlık yarışına girelim. Kaybeden CHP’yi salsın! Kaybeden siyaseti bıraksın!”
Senin gibi Genel Başkanın Allah belasını versin Kemal Kılıçdaroğlu ‼️
Soru: Çankaya Belediye Başkanlığı’na operasyon düzenlendi. Sizden bir açıklama olmadı. Neden sessiz kaldınız?
Kılıçdaroğlu: Kuşkularım vardı…
Soru: ne gibi?
Kılıçdaroğlu: Gitsin mahkemede kendini aklasın
Deniz Zeyrek:
"Ayağıyla gelen, gözaltına direnmeyen bir çocuğa arkadan kelepçe takmak kötü muameledir
Onu videoya çekip, kamuoyuna teşhir etmek de suçtur"
Fikirlerinden ötürü bir komedyeni tutuklayıp, kuyu tipi cezaevine atmak da utanç vericidir
Bu rezilliklere bir son verin
Bu dava, Türkiye Cumhuriyeti’nde hukukun üstünlüğünün, adil yargılanma hakkının ve millet iradesine duyulan saygının sınandığı bir davadır. Çünkü adalet, belirli kişiler için değil, herkes için gereklidir. Bir ülkede adalet zedelenirse, bundan yalnızca sanıklar değil, toplumun tamamı zarar görür. Çünkü adalet, birilerine ayrıcalık değil; herkes için eşit güvence demektir.
Zonguldak’a sordum. Bu yol doğru mu?
“Doğru” dediler.
Bu yolda birlikte yürüyecek miyiz?
“Yürüyeceğiz” dediler.
Artık bu yolun geri dönüşü yok.
Bu yolun adı iktidar yoludur!
Yaparsa AKP yapar!
Ankara-İstanbul demiryolu hattında yer alan, altyapı işleri 20 yıl süren T-26 tünelindeki 262 milyon dolarlık dev vurgunu ortaya çıkardık!
Fatih Altaylı:
"Çok sıradan bir adliye haberi aslında Türk siyasetindeki son durumun da aynası.
Biliyorsunuz, Gürsel Tekin adında bir siyasetçi var.
Yıllarca AK Partili medyanın hedefindeydi.
Nasıl edinildiği belli olmayan mal varlığını dillerine dolamışlardı.
Çaycılıktan bu servete nasıl geldi diye sorar, bilmem kaç yüz daire, 11 şirket, benzin istasyonlarını gündeme getirirlerdi.
Tekin ise bu iddiaları yalanlar ve “Kıskanmayın, bir gün sizin de olur” derdi.
Gürsel Tekin’in böyle bir mal varlığı var mı bilmiyorum.
Ancak bu iddiaları ortaya atan medya şimdi Gürsel Tekinci oldu.
Şu anda da düne kadar ağır sözler ettiği Kılıçdaroğlu’nun yanında saf tutuyor.
Sıradan adliye haberi de işte bu Gürsel Tekin ile ilgili.
Gürsel Tekin, yıllar önce Bodrum’un en pahalı mahallelerinden Göltürkbükü’nde bir villa kiralamış. Yazları gitmek için.
Ve kiraladığı bu villaya 4 yıldır kira ödememiş.
1 ay anlarım, sıkışmıştır, 2 ay, 3 ay hadi 4 ay anlarım. Ama sonrasını anlamam. Baktın durumun düzelmiyor, baktın bu kirayı ödeyemeyeceksin. Özür diler çıkarsın, kira borcunu da bir şekilde anlaşıp ödemeye çalışırsın.
Bir yerde kira ödemeden 4 yıl oturmak terbiyesizliktir, dolandırıcılıktır.
Hele hele bu bir de keyfekeder kiralanmış, sadece eğlence için tutulan, ailenin barınmasından öte amaçlı bir yer ise tamamen terbiyesizliktir.
Sırf bu bile, aslında bir siyasetçi için bir işaret, bir kişilik göstergesidir.
Kimin ne olduğunu anlatan şahane bir mahkeme kararıdır."
Kıymetli Silivrili hemşerilerim,
Bugün şahsım ve belediyemizle ilgili yürütülen süreç nedeniyle sizlere doğrudan seslenmek istiyorum.
Öncelikle herkesin bilmesini isterim ki; görev yaptığım süre boyunca Silivri’nin, Silivri halkının ve bana emanet edilen kamu görevinin onurunu korumak için çalıştım.
Bugüne kadar Silivri’nin yüzünü yere eğdirecek, hemşerilerimin vicdanını incitecek hiçbir kararın altına imza atmadım.
Alnım açık, başım diktir.
Başkanlık makamımızda ve belediyemizde yapılan aramalarda herhangi bir suç veya suç unsuruna rastlanmamıştır.
Sürecin hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde, adil ve şeffaf biçimde ilerleyeceğine inanmak istiyorum.
Ben bu göreve Silivri halkının tertemiz iradesiyle geldim. Bana verilen her oyun, her duanın, her güvenin sorumluluğunu omuzlarımda taşıdım. Bu sorumlulukla; çocuklarımız için, gençlerimiz için, emeklilerimiz için, kadınlarımız için, üreticilerimiz için, ihtiyaç sahibi komşularımız için çalıştık.
Biz Silivri’de vicdan belediyeciliği anlayışını büyüttük. Kimseyi ayırmadan, kimseyi ötekileştirmeden, bu kentin her mahallesine eşit ve adil hizmet götürmenin mücadelesini verdik.
Kıymetli hemşerilerim hepiniz emin olun; belediyemizin tüm birimleri görevlerinin başındadır. Silivri’de hizmetler aksamadan devam edecektir.
Bu süreçte sizlerden en büyük ricam; sağduyunuzu korumanız, provokasyonlara ve bilgi kirliliğine itibar etmemenizdir.
Gerçek neyse ortaya çıkacaktır. Benim adalete ve en çok da Silivri halkının vicdanına güvenim tamdır.
Hiç kimsenin şüphesi olmasın; en kısa zamanda yine aranızda, yine görevimin başında, yine Silivri için çalışmaya devam edeceğim.
Bugüne kadar nasıl Silivri’nin ve halkımızın yanında olduysam, bundan sonra da aynı inançla, aynı kararlılıkla, aynı temiz duygularla Silivri’ye hizmet etmeyi sürdüreceğim.
Benim yolum bellidir:
Halka hizmet, adaletle, vicdanla belediyecilik.
Tüm hemşerilerime sevgi ve saygılarımla.
Sadece Ekrem İNAMOĞLU'na çok yakın diye ihraç ediyorsunuz. Üstelik hiçbir yetkiniz olmadan. AKP adaletinden hiç bir farkınız yok. Hiçbiriniz Gökhan GÜNAYDIN'ın tırnağı bile olamazsınız...!
Gökhan Günaydın: “Ben ve Ali Mahir Başarır’ın Grup Başkan Vekilliğini siz düşüremezsiniz. Yetkili değilsiniz.
Ayrıca biz halkımız arasına çıkıp dolaşabiliyoruz. Bu ünvan bize yeter.
Saraylar sizin olsun. Saraylara uşaklık edip mevki makam sahibi olanlara da dert olsun”
1986 Gençlik Kolları
1994 Belediye Meclis Üyeliği
1995 İl Saymanlığı
1998- 2002 Malatya İl Başkanlığı
2002 Milletvekili Adaylığı
2003-2005 Yüksek Disiplin Kurulu Üyeliği
2004 Seçim Komitesi Başkanlığı
2007 Milletvekilliği Aday Adaylığı
2010-2011 Malatya İl Başkanlığı
Malatya Milletvekilliği
Gençliğimden itibaren tüm hayatımı partime ve Malatya’ya adadım. Hiçbir zaman birilerinin değil, halkın sesi oldum.
Bizim suçumuz ne?
47 yıl aradan sonra Cumhuriyet Halk Partisi’ni Türkiye’nin yeniden birinci partisi yapmak mı?
38. Olağan Kurultay’da milletin, sokağın ve değişim isteyen milyonların sesine kulak vererek “Artık değişim zamanı” demek mi?
Eğer suçumuz buysa, evet… Biz bu suçun failiyiz.