Meclis’te bütçe görüşmelerini izliyoruz; adı “bütçe” olan bir oturumda, AKP sıralarından bütçeye dair tek bir cümle duymakta zorlanıyoruz.
Sanki bu kürsü, milletin parasının nasıl harcandığının konuşulduğu yer değil de, sorumluluktan kaçışın güvenli koridoru.
Çünkü bugünü konuşmak, bütçeyi konuşmak demek; yoksulluğu, hayat pahalılığını, emeklinin maaşını, işçinin ücretini, öğrencinin yurdunu, çiftçinin mazotunu, esnafın vergisini konuşmak demek.
Bu bütçe; memura “sabret”, emekliye “idare et”, asgari ücretliye “şükret” diyen, ama bir avuç ayrıcalıklı çevreye kapıları sonuna kadar açan bir bütçe.
Sanki bir yerlerden “bütçeyi savunacak argüman bulamıyorsanız, en iyisi CHP’ye vurun; tartışmayı bütçeden uzaklaştırın” denmiş gibi davranıyorlar.
İktidarın dilinden düşmeyen bu saldırganlık, bir güç gösterisi değil; bir acziyet itirafıdır.
CHP iktidarında ne yapacağız?
🔴Yargıyı siyasetten arındırıp HSK’yı bağımsızlaştıracağız.
🔴Türkiye’yi yeniden hukuk devleti yapıp AB tam üyeliğini hedefleyeceğiz.
🔴İşsizlik Fonunu teşviklere değil, işsiz kalan yurttaşa harcayacağız.
🔴Eğitim ve sağlık harcamalarını vergiden düşülebilir hale getireceğiz.
🔴Dar gelirliler için devlet destekli bir tatil fonu kuracağız.
🔴Her mahallede ücretsiz, nitelikli devlet kreşi açacağız.
🔴Temel vatandaşlık geliriyle kimseyi açlık sınırının altında bırakmayacağız.
🔴Kapatılan kamu ve askeri hastaneleri yeniden açacağız.
🔴Gıda kontrollerinin sonuçlarını kamuoyuna açık açıklayacağız.
🔴Her öğrenciye okulda ücretsiz en az bir öğün yemek ve temiz su vereceğiz.
🔴Tüm okullarda kadrolu temizlik, güvenlik ve sağlık personeli olacak.
🔴Okulları tam güne çevirip ailelerin bakım yükünü hafifleteceğiz.
🔴Köy okullarını yeniden açıp taşımalı eğitimi istisnaya indireceğiz.
🔴Devlet okullarında kayıt parası ve bağış baskısını bitireceğiz.
🔴Öğretmen atamalarında mülakatı kaldırıp liyakat esaslı sınav getireceğiz.
🔴YÖK’ü kaldırıp üniversite özerkliğini ve seçilmiş rektörleri geri getireceğiz.
🔴İhtiyaç duyan her öğrenciye devlet yurdu sağlayacağız.
🔴Polislere sendika hakkı tanıyacağız.
🔴Ev alana pasaport/vatandaşlık dağıtan sistemi bitireceğiz.
🔴Kuvvet komutanlıklarını yeniden Genelkurmay’a bağlayacağız.
🔴Harp okulları ve askeri liseleri yeniden açacağız.
🔴Ordunun afet ve acil durum görevini güçlü bir altyapıyla yeniden kuracağız.
🔴Yerli savunma sanayini şeffaf ve denetlenebilir biçimde destekleyeceğiz.
🔴Kamu ihalelerini kural olarak açık ve rekabetçi yapacağız.
🔴Kamu alımlarında yerli üretimi, kadın ve genç girişimcileri önceleyeceğiz.
🔴Çiftçinin kullandığı mazottan ÖTV ve KDV’yi kaldıracağız.
🔴Ormanları amaç dışı tahsislere ve ranta kapatacağız.
🔴Sahilleri şirketlere değil, halka açacağız.
🔴Geçiş garantili, hazineyi yıllarca borçlandıran projelere son vereceğiz.
🔴Stratejik madenleri milli çıkar ve kamu yararı esaslı bir modelle işleteceğiz.
🔴Kalıcı yaz saati uygulamasını kaldırıp bilimsel verilere uygun saat düzenine geçeceğiz.
Sosyal devleti güçlendirip, adaleti bağımsızlaştırıp, kaynakları saraydan halka çevireceğiz.
Millî güvenlik, işçinin sesini kısmakla değil, alın terini korumakla sağlanır.
Grev kararı alan kamu işçileri ve maden işçileri; bu ülkenin yer altını çıkaran değil, onurunu ayakta tutan insanlardır.
Bu alın terini tehdit gibi göstermek; üretimi, emeği, hak arayışını bastırma niyetidir.
Cumhurbaşkanı, yalnızca maden işçilerinin grev kararını 60 gün ertelemekle kalmamış,
aynı zamanda diğer tüm kamu işçilerine de ‘sıradaki sizsiniz’ mesajı vermiştir.
Millî güvenlik bahanesiyle anayasal haklar üzerindeki bu baskıcı yaklaşım, bir örnek karar üzerinden bütün işçilerin iradesine gözdağı verme çabasıdır.
Oysa gerçek millî güvenlik tehdidi, ülkenin demografik yapısını altüst eden kontrolsüz göç ile toplumsal huzuru bozan yanlış politikalardır.
Alın teriyle geçinmeye çalışan işçi değil; sınırları delik deşik hale getiren yanlış politikalar gerçek tehdidi oluşturur.
Hak arayanı susturmak, güvenliği değil; toplumsal barışı bozar.
Bu grev meşrudur. Bu mücadele, yalnızca maden işçisinin değil; sabrı taşmış, emeği değersizleştirilmiş tüm kamu işçilerinin ortak sesidir.
Alın terine saygı göstermek bir lütuf değil, siyasi sorumluluktur.
Ve biz, bu sorumluluğun takipçisi olmaya devam edeceğiz.
@zaferpartisi #Kamuİşçileri #Grev
Ümit Özdağ: "Birileri, 30 tane Keleş yakıp karşılığında ülkenin tapusunu, üstelik tarihini değiştirerek istiyorlar.
Türk Milleti'nin devredeceği tapusu ve değiştireceği bir tarihi yok."
Kamu İşçileri 6 aydır hayal kırıklığı değil sözleşme bekliyor
♦️Vergide Adalet
♦️Refah payı
♦️Eşel Mobil
♦️Tayin Hakkı
♦️Meslek kodları
♦️Yıl-kıdem farkı
♦️Kıdem tazminatı
♦️Sendika Aidat indirimi
♦️Delegasyon sistemi
♦️Statü,unvan değişikliği
💝 YaGrev Yaİstifa şart
Kamu işçilerinin ücreti vergilerin altında kalmıştır; kamu işçilerine acilen vergide adaletin sağlanmasını talep ediyoruz.
@isikhanvedat@turkiskonf@hakiskonf
Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli bugün yaptığı açıklamada terörist başı Öcalan'ın Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde konuşup DEM grubuna seslenmesi gerektiğini söylemiştir. Devlet Bahçeli'nin bu çağrısı Recep Tayyip Erdoğan ve Özgür Özel tarafından da desteklenmiştir.
Bu çağrıya çözülme ortakları DEM, CHP, AKP'nin açık desteğinin olduğunu görüyoruz. Artık Türkiye'de Cumhur İttifakı ve CHP'den oluşan yeni adıyla Cumhur Halk Partisi vardır. Cumhur Halk Partisi, DEM'le koalisyon içerisindedir. Artık Erdoğan, Özel, Bahçeli ve Öcalan'ın el ele yürüdüklerini görüyoruz.
Devlet Bahçeli'nin ‘terörist başı Öcalan TBMM'de DEM grubuna konuşsun’ ifadesi tam bir siyasal cinnettir. Devlet Bahçeli belli ki terör örgütünü hiç tanımamış.
Terör örgütünün sözde başkanlık konseyi yapmış olduğu edepsiz açıklamada, ‘Savaşa biz karar veririz’ mealinde açıklamalar yaptı. Terör örgütünde terörist başı Öcalan'ın artık fiili bir otoritesi yok. Ancak kurucu olmasından kaynaklanan simgesel bir otoritesi var.
Öcalan'ın ne demesini bekliyorsunuz?
‘Hadi silahlarınızı gömün, barış yapalım.’ Böyle mi demesini istiyorsunuz?
Siz önce Türk milletine itiraf edin. Öcalan'a bu konuşmayı yapması için ne verdiniz?
Özgür Özel, ‘El yükseltiyorum. Devlet Bey, Kürtlere bir devlet teklif ediyorum. Tam olarak kendilerine ait hissetmeyen bütün Kürtlere Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin sahibi olmayı teklif ediyorum’ diyor. Erdoğan'a, Bahçeli'ye, Özel'e soruyorum; Öcalan'a Türk Milletine ait olan neyi teklif ediyorsunuz? Neyi vermeye karar verdiniz?
Türkiye'nin bir bölgesinin Kürdistan olmasına mı karar verdiniz?
Devletin resmi dilini değiştirmeye mi karar verdiniz?
Federal bir Türkiye kurmaya mı karar verdiniz?
Güneydoğu'da, Doğu Anadolu'da özel bir Kürdistan kurmaya mı karar verdiniz?
Öcalan size ne karşılığında ne veriyor?
Bunu Türk Milletine açıklamak zorundasınız.
Bu iş öyle Meclis’te yapılacak konuşmalarla halledilecek bir iş değil. Öcalan'a hangi tavizleri verdiniz? Öcalan, Suriye PKK'sı PYD'nin 140 bin kişiden oluşan yapısını dağıtacak mı?
Yoksa Öcalan'a sadece Türkiye'de değil Suriye'de de mi devlet kurma izni veriyorsunuz?
Öcalan'ın terör örgütünü lağvetme gücü yoktur. İlginç olan çözüm süreci faciasını bu ülkeye yaşatan AKP'nin DEM ve ardılı partilerin ve terör örgütünün aklına bile gelmeyen terörist başını Meclis’te konuşturması teklifi Türk Milliyetçiliğini temsil iddiasındaki Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli'den gelmiştir. Terörist başı Öcalan'a olmayan payeler sunmak Devlet Bahçeli'ye düşmez.
Devlet Bahçeli'nin bu ifadelerinden dolayı ortaya haklı bir infial çıkmıştır. Vatanseverler, Türk Milliyetçileri derin bir hayal kırıklığı içerisindedirler.
Şehitlerimiz, Gazilerimiz kendilerine hakarete uğramış hissetmektedirler. Devlet acziyet içine sokulmuştur.
Türk Devleti'nin terörü durdurmak için terörist başının desteğine ihtiyacı yoktur. Bahçeli'nin bu ifadeleri, Erdoğan'ın destek açıklamaları, Özgür Özel'in destek açıklamaları terör örgütü ile can siperane mücadele eden kahraman ordumuzu, kahraman jandarmamızı ve kahraman polisimizi demoralize etmektedir.
‘Biz ne uğruna şehit oluyoruz’ sorusunu sormalarına neden olmaktadır. Türk ordusunun ve polisinin en seçkin evlatlarından 793 tanesi, jandarma ve polis özel harekat mensupları Hendek Çatışmalarında şehit düşmüşlerdi. Binlerce yaralımız vardı. Sizin siyasette yaptığınız hataların bedelini onlar aziz kanlarıyla düzeltmeye çalıştılar.
Ülkemiz terörle mücadele bulunduğu konumdan daha geriye düşürülmeye çalışılmaktadır. Bahçeli böyle bir sürece alet olmaktadır. Bahçeli'nin terörist başını Meclis’te konuşturma fikri kendisine mi aittir? Yoksa yerli ve milliliği elden bırakmayan AKP tarafından mı kendisine söyletilmiştir?
Bahçeli bir süre önce ‘Çok şey değişecek. İnşallah Türkiye değişmez’ demişti. Sayın Bahçeli Türkiye'yi değiştirmeye karar vermişsiniz anlaşılan. Nereye kadar değiştireceksiniz?
Öcalan'a neler vereceksiniz?
Türk halkına, Türk Milletine ait olan neleri Öcalan’a devretmeye karar verdiniz?
Bahçeli bunu kimin söylettiğini Türk Milletine açıklamak zorundadır. Kendi fikri midir yoksa Erdoğan böyle söylediği için mi söylemiştir?
Biz, Zafer Partisi olarak bu çağrıya verilen desteklere hiç şaşırmadık. Çünkü bu çağrının sahibi Bahçeli, zamanında ortağı olduğu koalisyon hükümetini bozdu ve erken seçimle AKP'yi iktidara taşıdı.
Abdullah Gül'ün Cumhurbaşkanı olabilmesi için Meclis oturumuna katıldı, ön ayak oldu. Parlamenter sistemden tek adam rejimine geçişin ve sonrasındaki çöküşün mimarlarından birisi oldu.
Ne zaman sıkışsa AKP'nin stepnesi olduğu, koltuk değneği olduğu, destek olduğu ayakta kalmasını sağladı. Şimdi de görüyoruz ki Bahçeli, Öcalan'a koltuk değneği olmaya karar vermiş.
Terörist başını Meclis’e çağırmak sadece kahraman gazilerimiz ve aziz şehitlerimize değil, büyük Türk Milletine Gazi Meclisimize ve Cumhuriyetimize hakarettir. Bu hakareti yapan kişi Devlet Bahçeli'dir.
Şimdi tekrar soruyorum; Bahçeli, Erdoğan, Özel, terörist Öcalan Meclis’te konuşursa terörün bitmeyeceğini, sona ermeyeceğini bilmez mi?
Bahçeli, Erdoğan, Özel, terörün arkasında Batılı emperyalist güçler olduğunu ve onların Türkiye Sevr koşullarına gelmedikçe, terörü vekil güç olarak kullanmaya devam edeceğini kestiremez mi?
Bahçeli, Erdoğan ve Özel, PKK'yı Öcalan'ın yönettiğini mi zannediyorlar?
Bahçeli, Erdoğan ve Özel, terör örgütü alanda yenilip silah bırakmaya zorlanmadıkça kendiliğinden silah bırakmayacağını bilmez mi?
10 yıl önceki çözüm sürecinin memlekete ne ağır maliyetler ödettiğini bilmezler mi?
Dün lideri ölen FETÖ terör örgütü Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni bombalamıştı. Çok aşağılık bir eylemdi bu bombalama eylemi. Bir başka ülkenin ordusu bile bizim parlamentomuzu bombalamaz, bizim ordumuz da başka bir ülkenin parlamentosunu bombalamaz. Ama terör örgütü FETÖ, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni Gazi Meclisimizi bombalatmıştı. Şimdi Bahçeli, Öcalan’ı Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin içine sokup vicdanını, manevi şahsiyetini meclisin bombalatmaya hazırlanıyor.
Bahçeli Türkiye'de bozulma, çözülme ve çöküşlerin daimi işaret fişeği olarak kullanıldı. Bahçeli attığı siyasi adımlarla AKP'yi bu milletin başına musallat etti, tek adam sistemiyle parlamenter demokrasiyi değiştirdi ve şimdi Öcalan ve DEM'le işbirliği yaparak kalanı da yok etmek istiyor.
Bahçeli'nin yolu yıkım yoludur. Onunla olan veya destek verenler de bu yıkıma ortaktırlar.
Şimdi buradan Milliyetçi Hareket Partisi'ne gönül vermiş bütün kardeşlerime seslenmek istiyorum. Lider bildiğiniz kişinin terör seviciliği yapması sizi kızdırıyorsa, parti içindeki emeklerinizin değişik klikler tarafından keyfi menfaatlerine kurban edilmesinden bıktıysanız, sizleri Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ilkeleri ve Alparslan Türkeş’in ülküleri doğrultusunda vatan uğruna mücadele etmeye ve terörün karşısında duran, dimdik duran Zafer Partisi’ne gelmeye davet ediyorum. Gün, devletimiz, milletimiz ve bayrağımız için mücadele günüdür.
Sizlere düşen bu kutlu mücadele de bizi yalnız bırakmamanız, yanımızda olmanızdır. Bu vesileyle sevgili Cumhuriyet Halk Partililere de seslenmek istiyorum. Gerçek Atatürkçülere seslenmek istiyorum; Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu devleti Öcalan'a vermeyi teklif eden Özgür Özel'in arkasından gitmeyin. Atatürk'ün kurduğu genç Cumhuriyete ihanet eden bir başka terörist başı Şeyh Said'e vatan haini diyemeyen adamlar Atatürkçü olamazlar, Atatürk'ün partisine genel başkanlık edemezler. Onun için bütün gerçek Atatürkçü Cumhuriyet Halk Partilileri Zafer Partisi'ne davet ediyorum.
Sevgili AK Partililere de seslenmek istiyorum; sevgili vatansever, AKP'li kardeşlerim: PKK ile ilk müzakere sürecinde Dolmabahçe'de ulaşılan ve halka duyurulan mutabakat terörle mutabakat sürecini Haziran 2015 seçimlerinde siz oylarınızla sandığa gömerek durdurdunuz. Erdoğan'ı siz iktidardan düşürdünüz. ‘Allah devlete ve millete zeval vermesin’ diyorsunuz. Evet, Allah devlete ve millete zeval vermesin Cumhur İttifakı ve CHP şimdi devlete ve millete zeval vermeye hazırlanıyorlar. Buna izin vermeyelim sevgili kardeşlerim. Bütün vatansever AK Partilileri de Zafer Partisi'nin çatısının altına davet ediyorum. Devletimize ve milletimize zeval gelmesini birlikte engelleyelim diyorum.
Biz Zafer Partisi olarak, Atatürk'ün bize emanet olan Cumhuriyeti ve devletimizi, kurucu ilkeler ve değerler ışığında ve hukuk devleti esaslarına göre korumaya oluşan tehditleri milletimize anlatmaya ve bunlara kararlılıkla karşı koymaya devam edeceğiz.
Bu rezil gidişe Yunanistan'ın önünde diz çökerek Doğu Akdeniz ve Ege'de verilecek tavizlere, Kıbrıs'ta verilecek tavizlere karşı çıkıyoruz. Biz bu rezil gidişle terör örgütüne teslim olup Öcalan'a verilen tavizlere karşı çıkıyoruz. Bunun için de artık Türk milletine gitmenin zamanı geldiğini düşünüyoruz.
Hodri meydan! Siz yanınıza Öcalan’ı alın, biz Türk Milletini alalım. Erken seçimde sandığa gidelim.
Ne mutlu Türk’üm diyene!